Salih Müslim’in ölümü sonrası gözler YPG’de: Türkiye’nin güvenlik politikası ne olacak?
Salih Müslim’in ölümü sonrası gözler YPG ve PKK yapılanmasına çevrildi. Uzmanlar, gelişmenin örgüt içi dengeler, olası liderlik değişimi ve Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefi açısından neler doğurabileceğini değerlendirdi.
ABONE OL
- Salih Müslim'in 11 Mart'ta böbrek yetmezliği nedeniyle ölümü, Suriye'nin kuzeyindeki güç dengeleri, YPG ve PKK arasındaki ilişki ile Türkiye'nin güvenlik stratejileri açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
- Sorularımızı yanıtlayan üç uzman isim, Müslim'in ölümünün örgüt içindeki dengeleri nasıl etkileyeceğini, liderlik mücadelesi, güç boşluğunu ve Türkiye'nin sınır güvenliği politikaları üzerindeki olası etkilerini tartışıyor.
- Müslim'in yerine geçecek kişinin yaklaşımının, Türkiye ile ilişkiler ve "Terörsüz Türkiye" hedefi açısından kritik öneme sahip olacağı belirtiliyor. Ayrıca, Suriye'deki yeni siyasi denklem ve olası entegrasyon senaryoları da gündemde.
Haber7-ÖZEL
Uzmanların değerlendirmelerine göre, Suriye’nin kuzeyindeki dengeleri yakından ilgilendiren Salih Müslim’in 11 Mart’ta böbrek yetmezliğinde kaynaklı ölümü yalnızca bir isim değişikliği meselesi değil; aynı zamanda bölgedeki örgütsel yapıların geleceği, güç dengeleri ve Türkiye’nin güvenlik stratejileri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Özellikle YPG ve PKK arasındaki ilişki, Suriye’deki Kürt toplumu ile örgütsel yapıların bağları ve dış aktörlerin rolü tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Uzmanlar, Müslim’in örgüt içindeki gerçek etkisi ve dengeler, ölümünün liderlik mücadelesinin olası bir güç boşluğu yaratıp yaratmayacağı ve gelişmenin Türkiye’nin sınır güvenliği politikaları ve “Terörsüz Türkiye” hedefi üzerindeki etkileri de mercek altına alıyor. Bununla birlikte Suriye’deki yeni siyasi denklem, olası entegrasyon senaryoları ve askeri seçenekler de tartışılan başlıklar arasında bulunuyor.
İşte bu çerçevede uzmanlara yönelttiğimiz sorulara verilen değerlendirmeler şöyle:
Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, bu tür yapılarda isimlerden çok sistemi kuran güçlerin etkisi belirleyici oluyor. Bu nedenle Müslim’in ölümü örgütte büyük bir kırılma yaratmayabilir. Ancak yerine gelecek ismin yaklaşımı, özellikle Türkiye ile ilişkiler ve “Terörsüz Türkiye” süreci açısından sürecin yönünü belirleyebilecek kritik bir unsur olacak. Buna rağmen gelecek isim bizi istikametimizden saptıramaz.
İNSANİ DEĞER TAŞIMAYAN PROJE İSİMLER
Bu yapılarda tepedeki sözde liderler proje isimlerdir, örgütü destekleyen kuran güçler tarafından oraya getirilir. Örgüte katkıları olmaz. Fethullah Gülen nasıl sembolikse, öldüğünde örgüt dağılmadıysa, Abdullah Öcalan yakaladığında örgüt dağılmadıysa Müslim’in ölümünün örgüte etkisi olmaz. Sistem hemen birini yerleştirir ama etkisi isim açıklanınca belli olur. Müslim olayında örgüt içerisinde büyük kavgalar, bölünmeler, ayrışmalar olacağını düşünmüyorum.
TÜRKİYE OLMADAN ÇIKIŞ YOK!
Terörsüz Türkiye süreci açısından değerlendirmelerde bulunan Başbuğ, açıklanacak isim çok önemli sağlıklı düşünen biri gelirse sürece çok katkı sağlayacaktır. Belli ölçüde tanıdığın bildiğin gücünü sınadığın bir isimdi ve bildik bir isimle yola gitmek avantaj. Şu an gelecek kim bilmiyorsun, gelen gideni aratır mı? Müslim’e nazaran bu bataktan çıkış yok Türkiye ile mutlaka beraber hareket etmeliyiz diyen biri gelebilir. Şu an görünen Müslim’le benzer karakterde biri getirilecek.
GELEN GİDEN BİZİM İSTİKAMETİMİZİ DEĞİŞTİRMEZ
Şu gerçeği göz ardı etmemek lazım bölgede kıyamet gibi savaş var. Türkiye’nin yürüttüğü süreci engellemek isteyenler var. Bu süreç içerisinde gelen kişinin geldiği an gerçeği görüp korkudan Türkiye’ye biat etme olasılığı da var, küresel çetenin gazına gelip Müslim’e göre daha pervasız söylemlerde bulunabilir. İstediklerini getirsinler, istediklerini götürsünler Türkiye’nin terörle mücadelesini etkilemez. Biz mücadelede gelene gidene göre değil çizdiğimiz istikamete göre hareket ederiz, o istikamette belli.
Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Kürt halkının hakları için mücadele edilmesi gereken dönemlerde sessiz kaldıklarını, Baas rejimin açtığı yolu fırsat bilerek kendi derebeyliklerini ilan ettiklerinin altını çizdi. Kürt olarak Kürtlere zulüm ettiklerini vurgulayan Bağlı, bölgenin YPG’ye teslim edilmesinde Talabani’nin kilit oynadığını açıkladı.
TOPLUMSAL DESTEK ALAMADILAR
YPG’nin aslında Suriye’de Esed rejimi çökmesinden ve ABD’nin desteğini çekmesinden sonra esas dayanakları yok olduğunu düşünüyorum. YPG toplumdan beslenen bir yapı değil. Hatta PKK çizgisindeki örgütsel yapılanmaların toplumdan en uzak olduğu yer aslında Suriye’dir. Bizim düşündüğümüzün aksine Suriye’deki Kürtler PKK çizgisindeki bir harekete çok uzaktır. Çünkü YPG tamamen oradaki sosyolojinin üzerine çöktü. Salih Müslim’in avantajı PYD’nin diğer aktörlerine nispeten daha muhafazakâr bir aileden geliyor. Abisi ilahiyat profesörüdür. Bu yüzden bölgede biraz daha tutuldu. Oradaki örgütsel yapı aktörlerle değil ideoloji ile devam ediyor.
![]()
OĞUL ESED ELİYLE TESLİM ETTİ
PKK çizgisindeki yapılanma Suriye’de Kürtler üzerinde kelimenin tam anlamıyla derebeylik kurarak var oldu. YPG orada şu an Rojava dedikleri yerdeki hakim olan yapı tamamen Baas desteğiyle var olabildi. Oğul Esed orayı onlara teslim etti. Oraya tepeden inme bir ideolojinin aparatı olarak geldi. Türkiye, Esed rejiminin zalim olduğunu buna ortak olmaması gerektiğini konusunda çok şiddetli bir şekilde tavsiyede bulundu, yol gösterdi ama onlar oğul Esed’i dinledi.
KİMLİK SAVAŞI VERİLİRKEN NEREDEYDİ
Salih Muslim örgütün yapılanmasında ve işlerin yürütülmesinde önemli bir aktör ama bana göre oradaki Kürtlerin haklarının elde edilmesi açısından önemli bir aktör değil. Kürtlere Esed zamanında haksızlığın yapıldığından bu adamın adı duyuldu mu? Hiç birimiz duymadı. O kadar insanlara haksızlık yapıldı, bunların kimliği, tapuları yoktu, üzerlerine araba alamıyorlardı. Kürt meselesi hakkında konuşulduğunda Esed tepelerine biniyordu. Yani tamamen Beşer Esed’in orada açtığı alanda ve verdiği imkanlarla kurulan derebeyliğin içerisinde var olmuş bir aktör. Kürtlerin siyasi partileri vardı, gazete çıkarıyorlardı. Bunlar orada Kürtlerin toplumsal dinamizmi ile ortaya çıkmış bir yapı değil. Bunu yüzlerce kez söyledim. PKK ve YPG Suriye’deki Kürtlerle Türkiye’deki Kürtlerin çabalarının üzerine oturdu. Kürt olduğu halde oradaki Kürtlere zulmeden bir yapıdan bahsediyoruz.
![]()
TALABANİ: BÖLGEYİ PKK’NIN KONTROLÜNE VER
Celal Talabani ve Hafız Esed çok samimiler ve oğul "Esed Talabani’ye hitaben 'Amca sen bu coğrafyadaki babamın tek dostusun sana güvenebilirim kargaşa çıktı bu kargaşada herkesi kontrol edebilerim ama Kürtler kargaşaya katılırsa kontrol etmem zor olur ne önerirsin?' O da diyor ki bütün kontrolü PKK’ya ver, Kürtleri ve Arap aşiretlerini PKK’nın kontrolüne ver örgüt bunları idare etsin sen eve git uyu dedi. 14 yıl boyunca Esed’i zora sokacak hiç bir şey olmadı."
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE SINIR GÜVENLİĞİNE ETKİSİ
Türkiye çok kararlı adımlarla süreci yürütmeye devam ediyor. Herhangi bir aktöre bağlı olarak ortaya çıkabilecek bir sorunun Türkiye’yi yolundan vazgeçireceğini sanmıyorum. Türkiye yoluna devam edecek bu konudaki tüm denklemin önceden kurulduğunu düşünüyorum.
Doç. Dr. Kemal Olçar, Salih Müslim’in ölümü YPG içinde ciddi bir liderlik krizi yaratmayabilir ancak örgüt içi dengeleri ve Suriye’deki güvenlik denklemini yeniden tartışmaya açtı. Müslim’in örgüt içindeki etkisi sınırlıydı ve boşluğu kısa sürede PKK’nın Kandil kadroları tarafından doldurulabilir. Buna karşılık Suriye Milli Ordusu ile olası entegrasyon senaryosu ve Türkiye’nin askeri seçenekleri de yeniden gündemde. Sürecin nasıl şekilleneceği ise Suriye yönetimi ile örgüt içindeki grupların atacağı hızlı adımlara bağlı göründüğünün altını çizdi.
ÖRGÜT İÇİ DENGELER VE GÜÇ BOŞLUĞU
Salih Müslim YPG içerisinde ağırlığı olan biri değil. YPG bir miktar Kandil’in güdümünde, Kandil grubu liderlik yapan ekipten memnun değildi. Çünkü direniş göstermediler, ABD’ye aşırı bağımlı kaldılar. Dolayısıyla etkin aktör olmayan Muslim’in boşluğu güç boşluğu yaratmaz. Bana göre Muslim YPG’nin genel sekreteri gibi hareket ediyordu. YPG eğer yapacaksa eylemlerini durdurmaz. Kandil’in grubundan örgüte hemen bir atama gerçekleşir.
YENİ DOĞAN FIRSAT VE BEKLENEN İSİM
YPG yapısal olarak bitmiş durumda eylemsellik açısında bir kimliğe sahip değil. Muslim’in ölümüyle şöyle bir fırsat ortaya çıktı. Herhangi bir lider yerine atanmadan entegrasyonu hızlandırabilirler. Suriye’deki milli ordunun kontrolünde daha önceki entegrasyon planına uyarak katılabilir bunu fırsata çevirebilir Eş-Şara hükümeti. Fakat Kandil’e yakın bir ismin bu entegrasyon olmadan atanmasını bekliyorum.
GERİ DÖNÜLMEZ NOKTADAYIZ! ELİNİ ÇABUK TUTAN KAZANIR
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğinde Suriye Milli Ordusuyla TSK orada terörle mücadeleye devam ediyor. Öncelikle terörle mücadelede entegrasyon da bir metottur. Suriye ordusuna entegrasyon sağlandığı andan itibaren bizim Terörsüz Türkiye planımızın bir parçası gerçekleşmiş olacak. İkincisi askeri harekatler yine bir metottur. Askeri harekatlar düzenleme hakkı saklı duruyor. Eğer Salih Müslim’in ölmesinden sonra Kandil ekibine yakın bir lider atanırsa örgüt eylem ve faaliyetlerine başlayabilirler. O zaman Eş-Şara hükümetiyle yapılacak bir operasyon gündeme getirilebilir çünkü artık süreç geri dönülmez bir noktaya geldi. Suriye elini çabuk tutup fırsata çevirirse Türkiye için müsbet katkısı olacağını zannediyorum. Elini çabuk tutan Kandil olursa yarın ufak ufak eylemler başlayabilir. Bir yarış var Suriye hükümeti ve oradaki örgütler arasında. Bu yarışı kim kazanacak derseniz tabii ki Suriye hükümeti kazanacak. Bizim Terörsüz Türkiye kapsamından yaptığımız tüm çalışmalar yapılan operasyonlar o kadar güçlü ki orada tekrar bir PKK ya da YPG şeklinde ortaya çıkan örgütün eyleme geçmesi ya da otonom bir bölge idare etmesi şu an da mümkün gözükmüyor.
ENTEGRASYON GEÇEKLEŞMEZSE ASKERİ OPERASYON
Türkiye tek başına kalkışamaz ama Suriye ordusu bizim desteğimizle kalkışır. Bu net söylenmez, destek listesi yayınlanmaz. Havadan mı, karadan mı, mühimmat desteğimi söylenmez. Fakat şu var Türkiye Cumhuriyeti desteği olmadan Suriye Milli Ordusu’nun mevcut yetenekleriyle bölgede SDG ve YPG ile mücadele etmesi zor. O yüzden biz yapılan anlaşmalar gereği katkı sağlıyoruz. Bir kısmı dolaylı bir kısmı doğrudan. Dolaylı katkı doktrin etmek, eğitmek, donatmak ve danışmanlık şeklinde. Doğrudan katkılar da İHA ve SİHA’larımızla havadaki eksikliği kapatmaya çalışıyoruz. Ancak asıl omurga Suriye Milli Ordusunun kendisidir.
BU YILIN SONUNAN BU İŞ TAMAM OLACAK
Bana göre Suriye’de terör konusu defteri kapanmak üzere. Dolayısıyla bu defter kapandığı için PPK ve YPG güçlerini İran’a kaydırmış durumda. PJAK dediğimiz oradaki örgüt diğer dört tane Kürt silahlı gruplarıyla birleşik organizasyon kurdular KCK gibi Türkiye’de denediler Irak’ta denediler Suriye’de denediler üç lokasyonda da başarısız oldular. Şimdi güçlerini İran’a kaydırıp orada rejimi ortadan kaldırıp orada bir Kürdistan devleti kurmak için kolları sıvadılar fakat o projede erkenden rafa kalktı çünkü dış güçlerden yeterli güç toplayamadılar destek bulamadılar. Bu demektir ki PKK’nın tüm kolları tarihin derinliklerine gömülecek. Neticeyi de bu yılın sonuna alacağız gibi duruyor. Son bahar döneminde netlik kazanacak ve bu örgüt tamamen rafa kalkacak.