Türk düşmanlığı ile Lozan'ı bile hiçe saydı! Yunanistan azınlıklara baskıyı arttırdı
Yunanistan, Batı Trakya'daki Türk azınlıklarına yönelik uyguladığı baskıya Türk Dışişleri Bakanlığı açıklamada bulundu. Bakanlık seçim adı altında dayatılan tayinli müftü belirleme sürecine ilişkin tepki gösterdi.
ABONE OL
-
Haber7-ÖZEL
Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun hükmettiği Anadolu toprakları içerisinde yer alan, dini değerleri ve kültürlerini özgürce yaşayabilen Yunanistan şimdilerde ise Batı Trakya’da yaşayan Türk Azınlıklarına yönelik baskılarını arttırdı.
İstiklal Harbi’nin ardından imzalanan Lozan Barış Anlaşması’yla iki ülkeyi yakından ilgilendiren maddeleri hiçe saydı.
Dimetoka’da Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcileriyle ve kurumlarına danışılmadan, seçim adı altında dayatılan tayinli müftü belirleme süreci Rodos ve İskeçe’de de uygulanmaya başlanmasının ardından Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan Yunanistan'a tepki geldi.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği Müftüleri tanımayarak, Azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir.
Geçtiğimiz aylarda Dimetoka'da, Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcileriyle ve kurumlarıyla istişare edilmeden, “seçim” kisvesi altında dayatılan “tayinli Müftü” belirleme süreci, şimdi Rodos ve İskeçe illerinde de uygulanmaya çalışılmaktadır. Söz konusu uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu vesileyle, Yunanistan’ın, ülkesindeki resmi bir azınlığın seçilmiş dini liderlerini tanımadığını bir kez daha uluslararası toplumun dikkatine getiriyoruz.
Yunanistan’ın soydaşlarımıza yönelik baskıcı uygulamalarını sonlandırmasının ikili ilişkilerimizi de olumlu etkileyeceğini vurguluyor, Yunan makamlarını Batı Trakya Türk Azınlığı konusunda ısrarla yürümekte oldukları yanlış yoldan geri dönmeye çağırıyoruz.
Türkiye, ahdi yükümlülüklerini de gözeterek, Yunanistan’daki Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunmasını yakından takip etmeyi sürdürecektir” denildi.

ATİNA, 1991'DEN SONRA MÜFTÜLERİ ATAMAYA BAŞLADI
Yunan devletinin azınlığın din işlerine müdahale etmesi nedeniyle de Müslümanların müftü seçimleri, Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında 1913’te imzalanan ve 1920’de Yunanistan iç hukukuna dahil edilen Atina Antlaşması kapsamında yer alıyor.
İç hukuka dahil edilen yasayı Yunanistan 1991’de feshederek müftüleri kendisi atamaya başladı.
1985 yılından beri devam eden müftülük sorun bölge yaşayan Türkler kendi müftülerini seçemeyerek, Yunanistan’ın görevlendirdiği devlet ataması ile göreve getiriliyor. Baş müftünün atanması için de devlet otoritesi kullanılıyor. Ayrıca dini vakıfların idarecilerini de devlet atıyor.
Yunanistan vakıf gelirlerini ise iade etmeyerek kamu vakıflarına aktarıyor, Türkler yöneticilerini kendi seçemezken Atina yönetimi STK’larda “Türk” ibaresi geçen kuruluşlara izin vermeyerek Türklere yönelik Batı Trakya’daki baskısını arttırdı.
240 İMAM YASASI
Yunanistan'da Müslümanlar üzerinde baskı oluşturan bir diğer konu ise “240 imam” yasası da yer alıyor.
İmam ve dini eğitmen atanmasında Hristiyan Yunan memur ve kamu çalışanlarına söz hakkı veren kanun, Müslüman azınlığın dini özgürlüğünü sınırlıyor.
Müslüman vakıf idarecilerinin de ataması Yunan devletince yapılıyor ancak bu görevlere Lozan Antlaşması'nın 40. maddesine göre azınlık temsilcilerinin seçilerek gelmesi gerekiyor.
Bu uygulamalar vakıflarda yönetim zafiyetine sebep olurken, vakıf mallarının da kamulaştırılmasının yolunu açıyor.

EĞİTİM ÖĞRETİME ENGEL: TÜRK OKULLARI TEK TEK KAPATILIYOR
Lozan’ın 40 maddesi azınlıklara eğitim-öğretim, dini ve sosyal kurumlar kurma, yönetme, denetleme hakkı verirken Yunanistan ise Batı Trakya’daki Türk azınlıklarına ait olan okullara da kilit vuruluyor.
Yunan hükümeti 2025-2026 eğitim öğretim yılı öncesinde 3 Türk azınlık ilkokulunu kapattığını duyurmuş, Rodos, Lardere (Drimi) ve Mehrikoz (Kehros) ile Meriç’e bağlı Hasanlar köyünde bulunan okulları “öğrenci sayısındaki yetersizlik” gerekçesiyle kapattı.
Lozan’ı hiçe sayarak azınlıkların eğitim hakkını elinden alarak ihlal eden Yunanistan, 20 yıl önceki 210 okul sayısını 83’e düşmüş oldu.

60 BİN TRAKYA TÜRKÜ VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILDI
Lozan Antlaşması’nda Yunanistan’daki Müslüman azınlıklarına geniş nüfus imkânları tanınırken, Batı Trakya’da Türklere yönelik yapılan baskı sonucunda nüfus oranı giderek düşüyor. 1955-1998 yıllarında yaklaşık 60 bin Batı Trakya Türk’ü vatandaşlıktan çıkarıldı.

ADALARI SİLAHLANDIRARAK LOZAN'I BİR KEZ DAHA ÇİĞNEDİLER
Yunanistan uluslararası adımları hiçe sayarken Lozan’ın 13. Maddesi gereği Adalar Denizi’nde deniz üssü ve hiçbir istihkam kurulamıyor.
Yunanistan ise Ege’deki 23 adanın 18’ini silahlandırarak adaları cephaneliğe çevirmiş durumda. 1914 Altı Devlet Kararı, 1947 Paris Antlaşması, 1923 Lozan Antlaşması ile Ege’deki adaların silahlandırılmasını yasaklamıştı. Ancak bu yasağa uymayan Yunanistan Türkiye’nin Ege Denizi’nde temel hak ve çıkarlarını etkileyen sorunlara neden olmaya devam ediyor.

1923 Lozan Barış Anlaşması’na göre silahsızlandırılmış statüsünde ki adalar; Taşoz, Semadirek, Limni, Bobaba, Midilli, Sakız, İpsala, Sisam, Ahikerya olarak karar verilirken,
1947 Paris Anlaşmasına göre ise; 12 ada olarak bilinen, Lipsi, Batnoz, İleriye, Kelemez, İstanköy, İstanbulya, İleki, Kerpe, Herke, Çoban, Sömbeki, Rodos, Meis adası silahsızlandırılmış statüsündeki adalar olarak karar verilmişti.
Ancak 1914 yılında Altı Devlet Kararı ile Limni, Semadirek, Sakız, Midilli, Sisam, Nikaria adaları bu tarihte Yunanistan’ın işgal ettiği diğer adaları silahsızlandırmak koşulu ile Yunan hâkimiyetine bırakılmıştı.
Yunanistan ise 1960’lı yıllardan beri yürürlükte olan uluslararası anlaşmaları hiçe sayarak anlaşmalardan doğan yükümlülükleri ihlal etmeye başladı. Doğu Ege Adalarının silahsızlandırılması kararına günümüzde de uymayarak Türkiye ile gerilimi tırmandıran konumda yer alıyor.

ÇANAKKALE'NİN TAM KARŞISINA PATRİOT YERLEŞTİRİLDİ
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından korunmak için skandal bir adım daha atan Yunanistan silahsızlandırılmış statüsünde olan Semadirek adasına Çanakkale’nin tam karşısına Patriot yerleştirdi.
Her krizi fırsata çeviren Yunanistan’ı uyaran MSB; 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1974 tarihli Paris Barış Anlaşmasını hiçe sayarak gerçek amaca hizmet etmeyip bölgedeki krizi fırsata çevirdiğini vurgulamıştı.
