Nazif Yılmaz’dan “ana dil” eleştirilerine cevap
Eski Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz hakkında ortaya atılan iddialar ve eleştirilerle ilgili açıklama yaptı.
ABONE OL
Eski Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, son günlerde kamuoyunda tartışılan bazı iddialara ilişkin sessizliğini bozdu. Sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Yılmaz, hakkında ortaya atılan iddiaların belirli çevreler tarafından kasıtlı olarak gündeme taşındığını söyledi. Yılmaz, açıklamasında özellikle ana dili ve kimliği üzerinden yürütülen tartışmalara dikkat çekerek, kamuoyunu bilgilendirme gereği duyduğunu ifade etti.
İşte Yılmaz tarafından yayımlanan o açıklama;
KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR
Bilindiği üzere, yakın zamanda Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatındaki idarî görevlerim sona ermiştir. Bununla birlikte bir medya güruhu tarafından sistemli olarak belirli zamanlarda gündeme getirilen bir konu hakkında açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur. Şöyle ki;
Hakkımda olumsuz kanaat oluşturmak için asılsız bir iddia ortaya atılmış ve medyada sürekli köpürtülmüştür. Ana dilim, Aziz Milletimizin dili, kimliğimin ve nesillerimize kazandırılması için ömrümü vakfettiğim kültürümüzün sesi güzel Türkçemizi yasakladığıma (!) ve öldü artık (!) dediğime dair büyük bir iftira atılmıştır. Böyle bir şey ne aklen mümkün ne de mensubu olduğum Aziz Milletimiz ve Türk kimliğim açısından asla ve kat’a kabul edilemez.
Evrensel Bir Metot Olarak Aracı Dilsiz Eğitim
2011 yılında öğretmenlik uygulamalarındaki tecrübemi dile getirdiğim bilimsel bir sempozyumda, yabancı dil eğitiminde -alanım olduğu için de pek tabi olarak Arapça öğretiminde- bugün dahi yabancı dil öğretimi uzmanlarının ısrarla üzerinde durduğu ve dil öğretiminin olmazsa olmazı kabul edilen “İletişimsel Yaklaşım” (Communicative Approach) ekseninde tavsiyelerim oldu. Orada, yabancı dil öğretiminde, dilbilgisi kurallarından ziyade gerçek hayatta iletişim kurma becerisine odaklanılmasını; dilin rol yapma, grup çalışmaları ve etkileşimli etkinliklerle doğal bağlamında kullanılmasını sağlayan bir yöntem ile öğretilmesi gerektiğini ifade ettim. Yabancı dil öğretirken sadece hedef dilin kullanılmasını, ana dilin asla kullanılmamasını, öğrencilerin öğretilen dile maruz bırakılması gerektiğini belirttim. Sınıfta ve okulda yabancı dil eğitimi alırken ana dillerini unutmaları gerektiğini, mecburen artık öğrendikleri dil ile iletişim kurabileceklerini çeşitli mecazî anlatımlarla ifade ettim.
Eğer, Arapçanın dışındaki İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca gibi bir dil için de iletişimsel yaklaşımla “aracı dilsiz eğitim” yapılması gerektiği, derslerde ve etkinliklerde ana dilin asla kullanılmaması gerektiği, öğretilen dil hangisi ise öğrencilerle iletişimin tamamen hedef dil üzerinden yapılması gerektiğini söylemiş olsaydım bu iftiraları atmak şöyle dursun belki de beni kutlayacaklardı. Eğitimciler de iyi bilir ki, bugün yoğunlaştırılmış dil eğitimi sınıflarında, okullarımızdaki yabancı dil hazırlık sınıflarında ve birçok özel okulda bu metotla yabancı dil öğretilmekte ve “Native Speaker” olarak tanımlanan ve öğretilen dilin tüm kültürel detaylarına hâkim öğretmenler görevlendirilmektedir. Şu da var ki hakkımda iftiralar atıp köpürten malum medya güruhunun Kur’an’ın dili olan Arapçaya ve onun etkili öğretimine dair tepkilerinin sebebi ise erbabının malumudur.
Bir dil eğitimcisi olarak; yabancı dil hazırlık sınıflarında ve yoğunlaştırılmış yabancı dil öğretiminde yukarıda belirttiğim iletişimsel yaklaşıma ve dört temel becerinin (dinleme, anlama, konuşma, yazma) kazandırılmasına dikkat edilmesi gerektiğini her zaman ifade etmişimdir.
Sonuç olarak;
Özgeçmişimde de görüleceği gibi öğretmenliğime başladığım ilk günden bugüne kadar Ülkemizde ve Balkanlarda insanlığın ve İslam ümmetinin faydasına yönelik faaliyetlerde yer almış, Türk-İslam kültürünün yayılmasıyla ilgili birçok çalışmayı yürütmüş yahut yürütülmesine öncülük etmiş bir eğitimci olarak tarafıma atfedilen çirkin ifadelerin gerçeği yansıtmadığının ve maksatlı olduğunun bir kez daha altını çizmek isterim.
Hangi kaynaklardan fonlandığı gayet açık bazı hesapların ve bir takım sözde haber sayfalarının şahsımı hedef göstermek yoluyla yürüttüğü bu itibar suikastına ilişkin bütün hukuki haklarımın saklı olduğunu ve yargı yoluna da başvuracağımı, fâsık bir haber kaynağından gelen ve doğruluğu teyit edilmeyen ve olması da muhal olan iftira ve tezviratlara inanmanın ve yayılmasının da büyük bir vebal olduğunu hatırlatmak isterim.
Aziz Milletimizin ve eğitim camiamızın hakkımda uydurulan bu iftiralara kulak vermediğine yürekten inandığımı da içtenlikle belirtir, saygılarımı sunarım.
-
azrail 6 dakika önce Şikayet Etfedakar adamdır Nazif YILMAZBeğen