AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Bahçeli'nin önerisine yanıt

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar, son derece kıymetli açıklamalardır. Biz de yaptığı açıklamaları en güçlü şekilde gündemimize alıyoruz. Tabii ki yol haritamızı güncelleyerek yolumuza devam edeceğiz" dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 19.05.2026 17:35 GÜNCELLEME 19.05.2026 18:28 GÜNCEL
 AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Bahçeli'nin önerisine yanıt
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Bahçeli'nin önerisine yanıt

AK Parti Genel Merkezi'ndeki MKYK toplantısı, saat 16.30'da başladı. Toplantıda, İnsan Hakları Başkanlığı ile Mali ve İdari İşler Başkanlığı'nın sunum yapacağı belirtildi.

Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklama yaptı. 

Çelik'in açıklamalarından satır başları:

Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız, MKYK toplantımızın başlangıcında her zamanki gibi değerlendirmelerde bulundular. İç politikaya ve dış politikaya dair konuları MKYK üyeleriyle paylaştılar. Tabii dünyanın zor bir dönemden geçtiği bu zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız çok yoğun bir diplomasi yürütüyor.

Tüm bunlarla ilgili olarak MKYK’mız gündemini takip ediyor. Mali ve İdari İşler Başkanımızın bir sunumu oldu. Bütün teşkilatlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması ve partimizin önümüzdeki dönemdeki faaliyetlerinin planlanması açısından son derece önemli bir sunumdu. O değerlendirildi. İnsan Hakları Başkanlığımızın da bir sunumu oluyor. Tabii bugün artık dijital dünya doğrudan insan haklarını ilgilendiren bir boyut haline geldi. Bütün bu konular değerlendiriliyor. Grup Başkanımız ve Grup Başkanvekillerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmaları hakkında bilgi verecekler. Tabii ki temel olarak yine MKYK’mızda ve MYK’mızda Terörsüz Türkiye gündemi bütün boyutlarıyla ele alınıyor.

KÜRESEL SUMUD FİLOSU'NA SALDIRI

Önemli olarak geçen gün açıklama yapmıştık. Küresel Sumud Filosu’nun insanlık haysiyeti adına, insanlığın asaleti adına ortaya koyduğu inisiyatifi bir kere daha selamlıyoruz. İsrail’in Netanyahu şebekesinin, insanlık haysiyeti ve asaleti adına yola çıkmış olan Küresel Sumud Filosu’na yaptığı saldırıyı tabii ki lanetliyoruz. Kendi vatandaşlarımızın ve filonun diğer saygıdeğer üyelerinin durumlarını yakından takip ediyoruz.

Gazze’de barbarlık aynen devam ediyor. Soykırım şebekesi, soykırımı farklı yöntemlerle sürdürüyor. İlaç yardımı ve gıda yardımı konusunda halen verilen sözler tutulmadığı için ikinci aşamaya geçmek zor oluyor. Ama ikinci aşamaya geçilmemesinin en büyük sebebi, İsrail tarafının buradaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve hastanelerde normal insani koşullarda olması gereken her şeyin tükenmesine yol açacak bir ambargo uygulamasıdır. Dolayısıyla bu şebeke, soykırımı başka metotlarla devam ettirmektedir.

"ATEŞKESİN SÜRMESİ ÖNEMLİ"

Dünyanın buna karşı da sesini yükseltmesi her bakımdan son derece önemlidir. İsrail’in İran’a yaptığı saldırıdan sonra ortaya çıkan tablo bugün bir ateşkes halindedir. Ateşkesin sürmesinin önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Bundan sonrasında da bunun kalıcı bir barışa dönüşmesi gerektiği konusundaki desteğimizi, bunun diplomatik akılla çözülmesi gerektiği konusundaki desteğimizi yeniliyoruz.

SAHA 2026 FUARI

Tabii önemli etkinliklerden bir tanesi SAHA Fuarı’ydı. Orada Türkiye’nin savunma alanında geldiği nokta ve Türkiye’nin dünyadaki katılımcılarla birlikte nasıl bir cazibe merkezi olduğu görüldü. Ama tabii burada teknolojik kapasitemizin, savunma alanında gerçekleştirdiğimiz büyük devrimlerin görülmesi kadar bu konudaki ilkelerimizin görülmesi de bizim açımızdan önemliydi. Bununla ilgili çok güzel etkinlikler de yapıldı. Bu teknolojiyi, Gazze’de çocukları yapay zekâyla ve teknolojik gelişmelerle öldürenlere karşı insan hayatını koruyacak bir teknolojiye dönüştürmek, insan hayatını ve haysiyetini koruyacak bir teknolojik gelişmeyi savunmak, yani milli teknoloji hamlesi dediğimiz anlayışın özünü oluşturan değerleri korumak bakımından SAHA Fuarı’ndaki etkinlikler çok önemliydi.

Tabii geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz yine Avrupa Birliği’nin bir kurumu tarafından yayımlanan bir raporda, bazı AB üyesi ülkelerin İsrail’in Gazze’ye dönük barbar saldırıları ve soykırımı devam ederken bile İsrail’e silah sattığının açıklanması, aslında teknoloji ve teknolojiden elde edilen kâr ve çıkarla insani değerlerin birbirinden kopması arasında büyük bir trajediyi insanlığın önüne koymaktadır. Bu, siyasetin, yönetimin ve her türlü hükümet etme biçiminin karşı karşıya kaldığı bir sınavdır. Gazze’de soykırım devam ederken bazı AB üyesi ülkeler İsrail’e silah satmaya ve silah sistemleri vermeye devam etmişler. Üstelik İsrail’in yapay zekâ kullanarak, gelişmiş teknolojiler kullanarak çocukları ve kadınları öldürdüğü apaçık ortadayken bunlar yapılmış. O sebeple SAHA Fuarı’nda ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin savunma sanayi konusundaki yüksek gelişmişliğinin göstergesi olmanın yanı sıra bu konuda ortaya koyduğu değerlerin de ifadesi olması bakımından son derece önemlidir.

"FETÖ İLE MÜCADELE KESİNTİSİZ SÜRECEK"

Değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız, 15 Temmuz darbe girişimine karşı canlarını feda ederek ülkemizin egemenliğini koruyan ve ülkemizin haysiyetine saldıran FETÖ terör örgütüne karşı verilen mücadeleyi her zaman son derece önemli bulmakta ve bunun kesintisiz sürmesi gerektiğinin altını çizmektedir. O gece egemenliğimize musallat olan FETÖ’nün darbe girişimine karşı canlarını feda eden şehitlerimizi, onların aziz hatıralarını her zaman hürmetle, rahmetle ve dualarla anarız. Bugün de andık. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız hem şehitlerimizin hem de fedakâr gazilerimizin bu konudaki eşsiz fedakârlıklarını bir kere daha hatırlattı.

Bu sene, 15 Temmuz darbe girişimine karşı direnişin yıl dönümünde bunu daha yoğun bir şekilde idrak edeceğiz. O bakımdan Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hükümet kanadında ve tabii ki parti kanadında bu idrak süreciyle ilgili yoğun hazırlıklar yapılacak. Bunu da sizlerle paylaşıyorum. Bir kere daha şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz.

" AVRUPA BİRLİĞİ, TÜRKİYE’Yİ SADECE SAVUNMA KONULARINDA HATIRLAMAMALI"

Avrupa Birliği ile ilişkiler açısından son dönemde yaşanan gelişmelere dönük kapsamlı değerlendirmeler yaptık. Burada AB’den zaman zaman son derece yanlış açıklamalar geldiğinde tepkimizi gösteriyoruz. Daha makul açıklamalar geldiğinde ise bunların güçlenmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Avrupa Birliği, Türkiye’yi sadece savunma konularında hatırlamamalıdır. Avrupa Birliği, Türkiye ile olan ilişkisini en geniş alanda hayata geçirirse aslında bugün yaşadığı sıkıntıların çoğunu ortadan kaldırır. İlk söylediğimiz zamanlarda Türkiye’nin AB’ye katılımı ideolojik sebeplerle engellenmemiş olsaydı bugün AB, küresel bir güç olarak birtakım krizlerin önlenmesinde daha güçlü bir rol oynayabilirdi. Ama bu fırsatı birtakım dar yaklaşımlarla kaybettiler. Bundan sonrasında tabii ki savunma ve güvenlik konusu bugünkü şartlarda son derece önemlidir. Ama onun ötesine geçen geniş bir yelpaze ve geniş bir ajanda içerisinde de AB-Türkiye iş birliğinin genişletilmesi gerektiğinin bir kere daha altını çiziyoruz.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE DEVLET POLİTİKASI"

AK Parti Sözcüsü Çelik, konuşmasının ardından, basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalarda bulunuldu.

Çelik şöyle devam etti;

"Değerli arkadaşlar, Terörsüz Türkiye, Cumhur İttifakı’nın bir bütün olarak destek verdiği ve inşa ettiği bir süreçtir. Kuşkusuz daha önce de bahsetmiştim. Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısıyla ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu talimatlar vererek bir devlet politikasına dönüştürmesiyle birlikte Cumhur İttifakı’nın başlattığı bu süreç şu anda devlet politikası olarak devam etmektedir. Burada tabii çok büyük bir tecrübemiz var. Bunun Türkiye tarihi açısından değerlendirilmesi ve bugünün koşullarında ele alınması bakımından bazı doğru yorumlar olduğu gibi çok sayıda yanlış yorum da ortaya çıkabiliyor. Bunlara tek tek değinmeyeceğim. Değişik vesilelerle değiniyorum. Bundan sonrasında da değinirim. Bu açıdan baktığınızda Terörsüz Türkiye sürecinin hedeflerine ulaşması bakımından Cumhur İttifakı bir ve bütün olarak hareket etmektedir. Bu süreçlerin doğasında kendi ritmi vardır. Bu siyasetin diğer ritimleriyle mukayese edilmeyecek kadar kendine özgü bir ritmi bulunmaktadır. O açıdan baktığımızda Cumhur İttifakı açısından ve AK Parti açısından bu süreci kesintisiz bir şekilde güçlü bir iradeyle sürdürüyoruz.

Buradaki hedef, terörün ve terör örgütünün Türkiye gündeminden çıkmasıdır. Bununla ilgili olarak pek çok çalışma yapılmıştır. Siyasi boyutta Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu bu güçlü irade, Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu devlet politikası hâline dönüştüren talimatları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu sürece katılmasıyla birlikte kurulan komisyon sayesinde, diğer siyasi partilerin de bu komisyona verdikleri destekle son derece kapsamlı, geniş ve yüksek düzeyde değerlendirmeler yapılmıştır. Bu süreç güçlü bir şekilde sürdürülmektedir. Komisyon raporunda ve Yüce Meclis’in ilgili değerlendirmelerinde ifade edildiği gibi esas amaç, terör örgütünün silah bırakması ve silah bırakılmasının teyit edilmesiyle birlikte fesih sürecinin tamamlanmasıdır. Tabii yine komisyon raporunda ifade edildiği gibi bununla beraber yapılacak yasal düzenlemeler ve daha sonrasında geliştirilecek bazı politikalar da esastır ve bu çerçeve oluşturulmuştur. Buna AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı olarak imzasını koymuştur. Diğer partiler de imzalarını koydular. Dolayısıyla herkesin iradesini yansıtan bir raporun orada açık ve seçik bir şekilde görüldüğünü ifade edebiliriz. Biz bununla ilgili olarak hem hükümet kanadında hem AK Parti Genel Merkezi’nde Cumhurbaşkanımızın yetkilendirdiği arkadaşlarımızla beraber bu çalışmaları yürütüyoruz ve çalışmalar kesintisiz şekilde sürüyor.

Tabii silah bırakma sürecinin devam etmesi, tamamlanması ve teyit mekanizmasının bunu doğrulaması çok önemlidir. Bunun ötesinde yine komisyon raporunda belirtilen yasal boyutun ve diğer bazı boyutların devreye girmesi herkesin gündemindedir. Sürecin başladığı andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına verdiği talimat çerçevesinde yoğun bir koordinasyonla süreç devam ettirilmektedir. Bunlar Bakanlar Kurulu’nda ve diğer hükümet, kabine mecralarında Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilmektedir. Biz de partide bunu, Sayın Cumhurbaşkanımızın yetkilendirdiği komisyonla birlikte devam ettiriyoruz. Sayın Devlet Bahçeli’nin bu sürecin başlangıcından itibaren yaptığı bütün konuşmalar, Türkiye’nin önündeki engelleri kaldırmak ve Türkiye’yi terörden kurtarmak bakımından son derece güçlü ve değerli açıklamalardır. Biz bunların her birini son derece kıymetli buluyor, üzerinde çalışıyor ve şimdiye kadar bunlarla ilgili değerlendirmeleri en kapsamlı şekilde yaparak süreci ilerletiyoruz. Çünkü Cumhur İttifakı burada bir ve bütün olarak hareket etmektedir.

"SAYIN BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMALARINI DİKKATE ALARAK ÇALIŞMALARI TEKRAR DEĞERLENDİRECEĞİZ"

Hatta şunu da söyleyebilirim ki Sayın Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar, terörü ve terör örgütünü gündemden çıkarmaya dönük olarak dünyada şimdiye kadar geliştirilmiş literatürü daha ileriye taşıyacak, yeni açılımlar getiren son derece kıymetli açıklamalardır. Biz de yaptığı açıklamaları en güçlü şekilde gündemimize alıyor ve değerlendiriyoruz. Tabii çeşitli aşamalarda yol haritasının güncellenmesi gerekiyor. Sayın Bahçeli de bundan bahsediyor. Cumhurbaşkanımızın talimatları ve Sayın Bahçeli’nin yaptığı son açıklamaları da dikkate alarak şimdiye kadar yaptığımız çalışmaları tekrar değerlendireceğiz. Tabii ki yol haritamızı güncelleyerek yolumuza devam edeceğiz. Şundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Burada tek bir niyet vardır. Terörsüz Türkiye sürecini hedefine ulaştırmak. Baştan ilan ettiğimiz bu hedefin ne haksız eleştirilerle, ne provokasyonlarla, ne siyasi iftiralarla, ne de siyasi sabotajlarla engellenmesine müsaade etmeyeceğiz. Buradaki çeşitli zamanlardaki siyasi sabotajları görüyoruz. Siyasi haksızlıkları ve siyasi iftiraları görüyoruz. Bunlara da yeri geldiği zaman cevabımızı verdik. Siyasi provokasyonları görüyoruz. Özellikle dış kaynaklı olanları çok yakından takip ediyor ve tespit ediyoruz. Tabii yine bunun karşısında duran, bu meseleyi birtakım dar ideolojik ajandalara mahkûm etmeye çalışan yaklaşımları da net bir şekilde görüyoruz. Biz meselenin ana yolda kalması ve ana hattında devam etmesi için hem kesintisiz çalışıyoruz hem de irademizi bu konuda son derece güçlü tutuyoruz. Dolayısıyla bugün gelinen noktada, önümüzdeki günlerde daha somut sonuçlara ulaşabilmek için atılması gereken adımlarla ilgili, yol haritasıyla ilgili ve güncellenmesi gereken hususlarla ilgili çalışmalarımız sürüyor ve sürmeye devam edecek.

Millî Eğitim Bakanlığı müfredatta bazı değişikliklere gitti. Tarihi olaylar yeniden adlandırıldı. Bu konuda da bazı eleştiriler gelmişti. Nasıl değerlendirirsiniz?

Millî Eğitim Bakanımız bu yapılan değişikliklerle ilgili kapsamlı bir açıklama yaptı. Son derece doğrudur. Şöyle bir örnek verelim. Birilerinin “coğrafi keşif” dediği şeyler, Latin Amerika halkları için işgal getirmiştir, sömürü getirmiştir. Onların kendi kültürlerinin yok edilmesi, kendi zenginliklerinin ve köklerinin yok edilmesi anlamına gelmiştir. Zaten onun için dikkat ederseniz onların “coğrafi keşif” dediklerine karşı bütün Latin Amerika halkları Simon Bolivar’a atıf yaparlar. Yani o coğrafi keşiflerin getirdiği işgale ve sömürüye karşı direnişin sembol ismi olarak Simon Bolivar’a atıf yaparlar. Dolayısıyla “coğrafi keşif” işgalcilerin kullandığı bir deyimdir. Biz bunu kullanmak zorunda değiliz. Bu galat-ı meşhur olmuş. Ama doğrusu nedir? Doğrusu esasında bunun bir sömürü başlangıcı ve bir sömürü dönemi olduğudur. Onun o şekilde adlandırılması, Millî Eğitim Bakanımızın ifade ettiği şekilde son derece doğrudur. Mesela yine önemli bir konu Haçlı Seferleri meselesidir. Güncel de bir konu biliyorsunuz. Şimdi bakıyorsunuz, İsrail’in Gazze’ye saldırısından ve Gazze’de soykırıma başlamasından sonra Batı’da insan haklarından, demokrasiden, hukuktan ve anayasal vatandaşlıktan bahseden birçok siyasetçi, esasında İsrail’e verilen desteğin bir Haçlı seferi olduğundan bahsetmeye başladı. Şimdi bizim müfredatımızda “Haçlı Seferleri” ifadesinin “Haçlı saldırıları” olarak değiştirilmesinin ne kadar doğru olduğu bu yaklaşımla da görülüyor. Dolayısıyla Millî Eğitim Bakanlığımızın bu müdahalesi sadece tarihsel bir bakış açısını düzeltmekle sınırlı değildir. Bugün de aslında meselelere doğru bir yerden bakmak açısından son derece yol göstericidir. Şimdi Haçlılar ne için gelmişti? Haçlı seferleri ne için planlanmıştı? Bunun bizim coğrafyamıza ve insanlarımıza dönük sonuçları ne oldu? Bunları iyi değerlendirdiğimizde bunun arkasındaki siyasi planlamanın ne olduğu ve hedeflerinin ne olduğu görülecektir. Aslında bu, bizim coğrafyamıza ve değerlerimize karşı bir saldırıdır. “Sefer” kelimesi pozitif bir anlam içerir. Dolayısıyla siz “Haçlı Seferleri” dediğinizde otomatik olarak zihninizi pozitif bir şeye kodlamış olursunuz. Bu yanlış bir şeydir. Bu başlı başına bir operasyondur. Dolayısıyla bunun “Haçlı saldırıları” olarak düzeltilmesi son derece kıymetlidir. Yine Ege Denizi konusundaki adlandırma da aynı şekilde önemlidir. Mesela şöyle düşünün. Yine bunu sık konuşuyoruz, siz de biliyorsunuz bu gündemleri. Yakınımızdaki coğrafi bölgeye “Orta Doğu” deniyor. Niye Orta Doğu? Kime göre Orta Doğu? O meseleye Batı’dan baktığınız zaman Orta Doğu oluyor. Ama bize göre Yakın Doğu ya da dünyanın merkezinde yer alan bir bölge. Dolayısıyla burada en önemli mesele şudur. Gündelik hayatta da böyledir, sosyal hayatta da böyledir, felsefi olarak da böyledir, siyasi olarak da böyledir. Önce bir meseleye nereden baktığınız esastır. Hangi değerlerden baktığınız esastır. Eğer baktığınız yerde bir açınız yoksa, doğru bir siyasi navigasyon ve doğru bir değerler navigasyonu kullanmıyorsanız, vardığınız sonuçlar da yanlış olur. Dolayısıyla Haçlı seferleri, o işgal ve saldırı girişimini planlayanlar açısından bir seferdir. Bunun hedefi olan kesimler, halklar, topraklar ve coğrafyalar açısından ise bir saldırıdır. Bu sebeple bunun müfredatımızda o şekilde düzenlenmiş olması son derece kıymetlidir. Çünkü adlandırma, esasında nereden baktığınızı en çok belirleyen şeydir. Şimdi bu adlandırmaları işgalciler yapmıştır. “Coğrafi keşif” derken de “Haçlı Seferi” derken de bunu işgalciler, sömürgeciler ve emperyalistler yapmıştır. Ama siz buna maruz kalan yerli halklar, mazlumlar, emeklerine ve köklerine saldırılanlar, evlerine, barklarına ve topraklarına saldırılanlar açısından baktığınızda bunun bir sömürü ve saldırı olduğunu görürsünüz. O sebeple Millî Eğitim Bakanımızın yaptığı açıklama kıymetlidir. Millî Eğitim Bakanlığımızın yaptığı bu düzenleme de son derece doğrudur. Bizim de aslında hepimizin, verdiğim Orta Doğu örneğinde olduğu gibi, bu konularda daha çok düşünmemiz, daha çok tefekkür etmemiz ve bu oryantalizme karşı daha güçlü zihinsel kaleler, daha güçlü zihinsel yapılar inşa etmemiz lazım.

ÖZGÜR ÖZEL’İN 'GENÇLİK ŞÖLENİ' İDDİASI

Özgür Özel’in yaptığı bu açıklama baştan aşağı yanlıştır. Burada bir kere bu şölenler, gençlerin bir araya geldiği büyük organizasyonlar, esasında AK Parti’nin bir geleneğidir. AK Parti bunu ilk defa yapmıyor. Yıllardır sürdürdüğü geleneği devam ettiriyor. Orada on binlerce genç arkadaşımız bir araya getirildi. Onlar gelirken de buraya gelen otobüslerin üzerinde partimizin logoları vardı. İl başkanlıklarımızın önünden bu otobüsler kalktı. Yine partimizin logosunu taşıyan otobüslerle yapılan bir organizasyondu bu. Sonuç olarak orada Cumhurbaşkanımızın geleceğini, o şenlikte olacağını bütün genç arkadaşlarımız ve genç kardeşlerimiz biliyorlardı. Bunu bütün Türkiye biliyordu. Günler öncesinden zaten duyurulmuştu. Bence Türkiye’de bunu herkes duymuştur. Bundan haberi olmayan tek kişi Sayın Özgür Özel olabilir. Buna çok şaşırmam. Çünkü birçok konuda bütün Türkiye’nin, hatta bütün dünyanın duyduğu pek çok konuyu sadece Sayın Özgür Özel duymamış olabiliyor. Geçmişte de böyle durumlar oldu. Dolayısıyla gençlik şöleni, bir AK Parti geleneği olarak bir kere daha Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Görkemli bir şekilde ortaya konuldu. Bu tür yaklaşımlar haksız eleştiridir. Bunların herhangi bir şekilde iyi niyetle bağdaşması mümkün değildir. Bunlar kötü niyetli yaklaşımlardır. İyi niyetle yapılan eleştirilerin hepsinin başımızın üstünde yeri vardır. Onları değerlendiriyoruz. Biz bunu her organizasyonumuzla ilgili ve her politikamızla ilgili yapıyoruz. İyi niyetle yapılan eleştirilerin her zaman başımızın üstünde yeri olduğunu gözeterek değerlendirmeler yaparız. Daha sonrasında da gereken güncellemeleri gerçekleştiririz. Sonuçta şunu unutmamak gerekir ki AK Parti Gençlik Kolları dünyanın en büyük gençlik hareketlerinden biridir. AK Parti Gençlik Kolları, Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatının her aşamasında gençlere verdiği önemin bir neticesi olarak doğrudan Cumhurbaşkanımızın gençlik kollarımızın MKYK toplantılarına ve MYK toplantılarına katılmasıyla, burada verdiği talimatlar doğrultusunda bu politikaları gerçekleştirmiştir. Bugüne kadar da hep büyüyerek gelmiş, hep güçlenmiştir. Onun için gençlik şölenimize katılan bütün genç arkadaşlarımızın ve kardeşlerimizin de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz. Sayın Özgür Özel’in AK Parti’nin toplantılarına ve gençlik şölenine olan ilgisi takdire şayandır. Bu ilgiyi sürdürmeye ve takip etmeye devam etsin. Ama bu yanlış sonuçlar çıkarmaktan uzak durması herkes için daha doğru sonuçlar doğurur.

Avrupa Birliği Komisyonu, sosyal medya platformlarındaki içeriklerin çocukları koruma konusunda yetersiz kaldığı, özellikle algoritmaların yetersiz kaldığı noktasında bir kanaate sahip. Türkiye’nin de benzer çalışmaları ve tedbirleri var. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye’nin attığı adımların ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülüyor. Özellikle TikTok’un bağımlılık yapan özelliğinden bahsediyor Komisyon Başkanı kendi açıklamasında. Yine belli yapay zekâ programlarının çocuklara dönük birtakım istismarları engellemekte yetersiz kaldığını, hızlı kaydırmaya ve daha yoğun bakmaya dayalı bazı programların ise belli bir yaşın altındaki çocukları ve gençleri çok olumsuz etkilediğine dair bilimsel raporların ortada olduğu ifade ediliyor. O kurumlara verilen, “Siz bunları önleyin” şeklindeki talimatlar doğrultusunda, kurumların yeterince tedbir almadığı ve bu nedenle AB Komisyonu’nun harekete geçeceği belirtiliyor. Bu bütün ülkelerin yakından takip etmesi gereken bir konudur. Türkiye bununla ilgili adımlarını atıyor ve atmaya devam edecek. Avrupa Birliği ülkelerinde de devlet ve hükümet başkanları düzeyinde bu konuya yoğun bir şekilde değinilmektedir. Bununla ilgili tedbirler alınmasına dönük çağrılar yapılmaktadır. Bu çerçeveden baktığımızda bugün de bir haber vardı. Papa’nın da yapay zekâ ile ilgili bir belge yayımlayacağı ifade ediliyordu. Dolayısıyla burada esas mesele, insan hayatını kolaylaştıran veya insan hayatında bir şekilde yer alan bu uygulamaların çocuklara dönük istismar eden ve zarar veren politikalarının önüne geçilmesidir. Biz de bu tartışmaları yakından takip ediyoruz ve bu şekildeki tedbir açıklamalarının son derece doğru olduğunu ifade ediyoruz.

KAYNAK : Haber7
Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör
Haber 7 - Ayşe Çolpan Tan

Editör Hakkında

1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.
YORUMLAR 2
  • Musti 19 dakika önce Şikayet Et
    Sayın Cumhurbaskanım sizin de söylediginiz gibi ülkemizin gelecegi için genç nüfusun evlenmesi lazım çògalması lazım lakin bu yapay zeka bir çok kişiyi isinden ediyor etmeyede devam edecek bize petrol lazım dogalgaz lazım enerji lazım. Bae ve suudiler bir eli yağda bir eli balda islam alemi için hic bir şey yapmıyorlar bizim tekrardan islama baş olmamız lazım Fatih lazım Yavuz lazım.
    Cevapla
  • MUSTAFA AKDERE 1 saat önce Şikayet Et
    Emekli bayram ikramiyesi ve maaşlarında düzenleme varmı gündemde..?
    Cevapla

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR