Türkiye'den GKRY, İsrail, Yunanistan ve Fransa'ya uyarı! 'Şansınız yok' mesajı!
EFES-2026 Tatbikatı, başarıyla tamamlandı. Gazetecilerle bir araya gelen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye ve dünya gündemine ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin en büyük birleşik, müşterek tatbikatlarından EFES-2026 Tatbikatı, başarıyla tamamlandı.
İzmir'in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi'nde gerçekleştirilen EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı'nın seçkin gözlemci günü gündüz safhası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun katılımıyla icra edildi.
Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Katar'dan dünyayı etkileyecek iş birliği

BAKAN GÜLER'DEN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Milli Savunma Bakanı Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, EFES-2026 Tatbikatı kapsamında gazetecilerle bir araya geldi.

Bakan Güler, aralarında Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni ve Haber 7 Yazarı Mehmet Acet'in de bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Güler'in açıklamalaı şu şekilde;
Yerli ve Millî Savunma Sanayi Savunma alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; ulaştığı seviye ve gelecek hedefleri ile tüm dünyanın dikkatini çeken yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetlerini her geçen gün daha da arttırmaktayız.
Bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz.

'GÜÇ VE BAŞARIMIZI GURURLA ORTAYA KOYDUK'
Yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle teçhiz edilen ordumuz güçlenirken, geliştirilen sistemlerimiz de tatbikatlarda aktif bir şekilde kullanılarak daha da etkin hâle getirilmektedir. 16-21 Mayıs tarihlerinde arasında Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi Seferihisar/İzmir’de açtığımız; yerli, millî ve modern teknolojiyi haiz savunma sanayisi ürünlerimizin fuar anlayışı içerisinde sergilendiği “Savunma Sanayi Sergisi” ile bu alandaki güç ve başarımızı gururla ortaya koyduk.
NATO ZİRVESİ
Bildiğiniz gibi, çok yönlü askerî faaliyetlerle birlikte ülkemizin tüm dünyada kabul gören etkin diplomasisi ve başat rolünün doğal bir sonucu olarak 2026 yılının Temmuz ayında; - Ankara’da NATO Liderler Zirvesi düzenlenecek.

Zirve programı dâhilinde Savunma Sanayii Forumu ve NATO Savunma Bakanları Toplantısı gerçekleştirilecektir. Geçtiğimiz ay (Nisan) NATO Genel Sekreteri ülkemizi ziyaret etti. Yaptığımız görüşmede, müttefiklik ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik önemli başlıkları ele aldık ve Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek “Savunma Sanayii Forumu”nun, müttefikler arasında savunma sanayii alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine sağlayacağı katkıyı teyit ettik.
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR
Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atarak bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaştı, askerî ve diplomatik hamleleriyle dünyadaki söz sahibi konumunu daha da güçlendirdi. Samimi bir yaklaşımla desteklediğimiz kardeş ve dost ülkeler, Türkiye benzeri bir silahlı kuvvetler yapısını kurmamızı istiyorlar.
Son olarak köklü tarihî ve kültürel bağlara sahip olduğumuz dost ve kardeş ülke Özbekistan ile devam eden askerî işbirliği faaliyetlerimiz kapsamında Tümgeneralimizin başkanlığındaki bir danışman heyeti Özbekistan’da tıpkı Azerbaycan’da olduğu gibi görevlendirilmiştir. Dostlarımızın bu tutumları, güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik küresel ölçekte ortaya koyduğumuz bu kutsal gayretin ne denli başarılı olduğunun en önemli göstergesidir.

LİBYA MESAJI
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından verilen eğitimler ve yürütülen müşterek faaliyetler; Libya’da “Tek Libya, Tek Ordu” anlayışının güçlendirilmesine, taraflar arasındaki koordinasyonun artırılmasına geliştirilmesine önemli katkılar sağlamaktadır. ve operasyonel uyumun Flintlock-2026 ile başlatılan süreç, bugün EFES-2026 Tatbikatı kapsamında daha ileri bir seviyeye taşınmıştır.
Türkiye’nin güçlü koordinasyon ve desteğiyle Libya’nın doğu ve batısındaki askerî unsurlar ilk kez aynı hedef doğrultusunda müşterek faaliyet icra etmektedirler. Türkiye; Libya’nın birlik, istikrar ve güvenliğine destek vermeyi kararlılıkla sürdürecektir
SURİYE AÇIKLAMASI: YAKINDAN TAKİP EDİYOEUZ
Entegrasyon Suriye’deki son gelişmeler yakından takip edilmektedir. Özellikle enerji kaynakları, petrol sahalarının kontrolü ve gümrük kapılarının yönetimine ilişkin süreçlerin, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü destekleyecek şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. SDG’nin yerel yapılar içerisinde entegrasyonuna yönelik ilerleme ve uyum sağlandığı görülüyor.
Askerî entegrasyon sürecinde ise bazı sorunlar olmakla birlikte ilerleme sağlanmış durumda. Türkiye, sahadaki gelişmeleri stratejik sabır ve çok boyutlu bir güvenlik yaklaşımıyla takip etmekte; sınır güvenliğimizin tam olarak tesis edilmesi, terör yapılanmalarının tamamen tasfiye edilmesi ve Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığını sürdürmektedir. Bu kapsamda ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde gerekli tedbirler kararlılıkla alınmaktadır.

IRAK SEÇİMLERİ
Irak’ta yeni hükümetin 14 Mayıs’ta güvenoyu alarak göreve başlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Irak’ın siyasi istikrarının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması; yalnızca bölgesel barış ve güvenlik açısından değil, ortak geleceğimiz bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Türkiye olarak; komşumuz Irak’la güvenlik başta olmak üzere siyasi, askerî ve stratejik alanlardaki iş birliğimizi karşılıklı saygı ve ortak menfaatler temelinde geliştirmeyi sürdüreceğiz. Terörle mücadele dâhil olmak üzere, bölgemizin huzur ve istikrarına katkı sağlayacak her türlü yapıcı adımı desteklemeye devam edeceğiz.
AFRİKA ÜLKELERİNDEN SOMALİ MODELİ TALEBİ
Somali’nin güvenlik ve istikrarına yönelik desteğimiz, Somali halkının egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğüne verdiğimiz önem doğrultusunda sürdürülmektedir. Eğitim, danışmanlık, kapasite geliştirme ve terörle mücadele alanlarında yürütülen iş birliği faaliyetleri bölgesel güvenliğe de katkı sağlamaktadır.
Somali Millî Ordusu tarafından icra edilen terörle mücadele operasyonlarına azami destek vermeye, sondaj faaliyetleri ve Somali’de inşa edilen “Uzay Limanı ve Test Atış Alanı”nın emniyetini sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz. Binlerce mil ötede ülkemizin gerçekleştirdiği çalışmalar gerçekten gurur verici.

Türkiye, Afrika Boynuzu’nda barış, istikrar ve deniz güvenliğinin tesisi için Somali ile yakın koordinasyon içerisinde çalışmalarını sürdürecektir. Talepler doğrultusunda Afrika ülkelerinin silahlı kuvvetlerine; eğitim ve teknik destek sağlamaya ve bu ülkelerin kapasite inşa etmelerine katkıda bulunmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, birkaç ülke daha Somali’de uyguladığımız modelin aynısını talep ediyor. Bu talepleri değerlendiriyoruz.
YUNANİSTAN AÇIKLAMASI: ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Ege’de ve Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini korumaya devam etmektedir. İcra ettiğimiz tatbikatlar bölgemizin barış ve istikrarına katkı sağlamak, dost ve müttefiklerimizin birlikte çalışabilirliğini geliştirmek amacı taşımaktadır.
Yunanistan ile aramızdaki ilişkilerin geliştirilmesinde olumlu bir dönemden geçtiğimize, çözüm odaklı bir yaklaşım ile dürüst ve yapıcı bir ilişkinin iki ülkenin de yararına olacağına inanıyoruz. Tabii, barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken millî menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi ve bu konuda kararlılığımızın tam olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Son olarak gayriaskerî statüdeki adalara Patriot yerleştirilmesi gibi anlamsız bir girişimde bulundular. Geri çekme kararı aldıklarına dair haberler var. Durumu yakından takip ediyoruz. Diğer yandan Deniz Yetki Alanları Kanunu çalışmasına gerekli katkıları veriyoruz.
KİRLİ İTTİFAKA UYARI:DİKKATLE TAKİP EDİYORUZ
ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve drone tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde aldığımız ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlamaktadır.
Yunanistan ve GKRY, dünya genelinde benimsenen yaklaşıma ters bir biçimde İsrail ile askerî ve siyasi ilişkilerini geliştirmeyi sürdürüyor. İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin faaliyetlerini, askerî iş birliği girişimlerini dikkatle takip ediyoruz.
Bahse konu girişimin askerî açıdan Türkiye’ye karşı bir tehdit oluşturması söz konusu değildir. Ama bu durum ileride GKRY halkı için güvenlik sorunu haline gelebilir. Öte yandan, Türkiye’nin bölgesel rolü ve Avrupa güvenlik mimarisi içindeki konumuna ilişkin ifadeler, müttefiklik hukuku ve dayanışma ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
TÜRKİYE'YE KARŞI BAŞARI ŞANSLARI YOK
Fransa ve Yunanistan’ın birtakım senaryolar üzerinden yaptığı açıklamalar gerilimi artırmakta, bölgesel barış ve istikrara zarar verme riski taşımaktadır. Bölgemizde oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye’ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Diğer taraftan, Kıbrıs Adası’nın güvenliği ve istikrarına ilişkin düzenlemeler uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş olup Türkiye garantör ülkelerden biridir. Fransa tarafından Güney Kıbrıs’a asker gönderileceğine yönelik açıklamalar, somut güvenlik ihtiyacına dayanmamaktadır.
GKRY, bölgede istikrarsızlığın temel sebebi olan aktörlere karşı “sadık bir müttefik” rolünü üstlenmektedir. Ülkemiz, NATO müttefikliği temelinde Ege ve Doğu Akdeniz’de yapıcı diyalogdan yanadır; ancak müttefiklik ruhuna aykırı adımların sahadaki durumu değiştiremeyeceği bilinmelidir.
Türkiye, dün olduğu gibi bugün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında ve destekçisidir. Türkiye olarak Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı Garantörlüğün bize vermiş olduğu yetkileri kullanmaktan çekinmeyiz.
ABD-İSRAİL / İRAN SAVAŞI
Orta Doğu Bölgemizde yaşanan gelişmeler, çok boyutlu güvenlik risklerini beraberinde getirmekte; özellikle ABD-İsrail/İran hattında yaşanan gerilimin bölgesel istikrar üzerindeki etkileri dikkatle takip edilmektedir. Hava ve füze tehditlerinden enerji arz güvenliğine, deniz ticaret yollarının emniyetinden düzensiz göç ve terör tehdidine kadar uzanan risk alanları, güvenlik ortamındaki kırılganlığı artırmaktadır.
Türkiye; uluslararası yükümlülükleri ve millî güvenlik öncelikleri doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri almakta, hudut güvenliğinden hava sahasının korunmasına kadar tüm alanlarda hazırlık ve caydırıcılık kapasitesini yüksek seviyede tutmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, devletimizin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içerisinde; ülkemizin güvenliğine ve bölgesel istikrara yönelik her türlü riske karşı planlama ve hazırlıklarını kararlılıkla sürdürmektedir. Uluslararası sistemde belirsizliklerin arttığı, güç rekabetinin derinleştiği ve bölgemizin çok boyutlu krizlerle karşı karşıya kaldığı mevcut güvenlik ortamında Türkiye; ilkeli, dengeli ve çok yönlü diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. ABD-İsrail/İran hattında yaşanan gelişmelere ilişkin yaklaşımımız da açıktır:
Bölgesel gerilimlerin kalıcı çözümü askerî yöntemlerde değil, diplomasi ve diyalog zeminindedir. Bu çerçevede, Türkiye gelişmeleri bölgesel barış ve istikrar perspektifiyle değerlendirmekte, tüm taraflara itidal ve uluslararası hukuka uygun hareket etme çağrısını yinelemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen girişimler, Türkiye’nin kriz dönemlerinde yapıcı, güven veren ve çözüm odaklı bir aktör olarak öne çıktığını bir kez daha ortaya koymuştur.
HÜRMÜZ BOĞAZI
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler küresel enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından dikkatle takip edilmektedir. Türkiye, uluslararası hukuka uygun şekilde seyrüsefer serbestisinin korunmasını ve gerilimin diplomatik yöntemlerle azaltılmasını desteklemektedir. Bölgesel ve küresel güvenliğe katkı verme anlayışımız doğrultusunda Hürmüz’de deniz güvenliği ve seyrüsefer serbestisinin korunmasına yönelik çok uluslu girişimlere destek verebiliriz.
Tarafların anlaşması durumunda insani amaçlı mayın temizleme faaliyetlerine katılabiliriz.
UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI
Karadeniz’de dördüncü yılına giren savaşın güvenlik ortamı üzerindeki etkilerini yakından takip ediyor; deniz yetki alanlarımızın, kritik su altı ve su üstü altyapılarımızın güvenliği için gerekli tüm millî tedbirleri kararlılıkla alıyoruz.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; deniz ve hava unsurlarıyla keşif, gözetleme ve devriye faaliyetlerini kesintisiz sürdürürken, Romanya ve Bulgaristan ile birlikte Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu (MCM BLACK SEA) kapsamındaki iş birliğine de devam ediyoruz. Karadeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak Türkiye, bölgesel sahiplik anlayışıyla hareket etmekte; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni savaşın başından bu yana titizlikle uygulayarak savaşın Karadeniz’e yayılmaması için dengeli ve sorumlu bir politika izlemektedir.
PAKİSTAN-SUUDİ ARABİSTAN / TÜRKİYE-KATAR
Bütün ülkeler ittifak ararken Türkiye aramıyor demek doğru olmaz. Türkiye; dost ve kardeş ülkeler arasında savunma ve güvenlik alanlarında geliştirilen yapıcı iş birliği girişimlerini bölgesel istikrar ve ortak güvenlik açısından da önemli görmektedir.
Son dönemde bölgemizde ve küresel ölçekte yaşanan savaşlar, çatışmalar ve çok boyutlu güvenlik riskleri; enerji arz güvenliğinden deniz ticaret yollarının emniyetine, hava ve füze tehditlerinden düzensiz göçe, terör ve siber risklere kadar geniş bir alanda ülkeler arasındaki yakın koordinasyonun ve ortak kapasite geliştirme anlayışının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu çerçevede Pakistan ile köklü askerî ilişkilerimiz, Katar ile yüksek seviyeli stratejik iş birliğimiz ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleriyle gelişen savunma ve güvenlik temelli temaslarımız; karşılıklı güvene, ortak güvenlik anlayışına ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesine dayanmaktadır.
Türkiye; Pakistan, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölgesel ağırlığı yüksek ülkeler arasında geliştirilecek yapıcı iş birliği mekanizmalarının; yalnızca bölgesel güvenlik ve istikrara değil, küresel barış ve ekonomik güvenliğe de önemli katkılar sağlayabileceğini değerlendirmektedir. Türkiye’nin yaklaşımı; herhangi bir bloklaşma anlayışına değil, diyaloğu, karşılıklı anlayışı ve ortak güvenliği güçlendiren kapsayıcı bir iş birliği vizyonuna dayanmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz; sahip olduğu askerî tecrübe, savunma sanayii kapasitesi ve diplomatik birikimle dost ve müttefik ülkelerle iş birliğini geliştirmeye, bölgemizde barış, güvenlik ve istikrara katkı sunmaya devam edecektir.
EUROFİGHTER TEDARİKİ
Türkiye’nin savaş uçağı tedarikine yönelik yaklaşımı; mevcut hava gücünün idamesi, caydırıcılığın sürdürülmesi ve uzun vadeli stratejik bağımsızlığın sağlanmasını esas alan çok boyutlu bir planlama anlayışına dayanmaktadır. Birleşik Krallık’tan tedarik edilmesi planlanan yeni üretim Eurofighter’ların envantere giriş sürecine kadar ortaya çıkabilecek ihtiyacın karşılanması amacıyla Katar ve Umman’dan belirli sayıda uçağın envantere dâhil edilmesi planlanmaktadır.
Bu çerçevede Katar’dan temin edilecek uçakların sözleşme sürecinin tamamlanmasının ardından, Umman’dan alınacak uçakların ise modernizasyon faaliyetlerini müteakip ülkemize getirilmesi öngörülmektedir. Bölgedeki son gelişmelerin bu iki ülke ile işletilen süreçlere olumsuz bir etkisi yoktur.
Sözleşme imzalanıp pilot eğitimleri belli bir aşamaya geldiğinde uçakları ülkemize getirmeyi planlıyoruz. Ülkemizin asıl ve stratejik önceliği, yerli ve millî imkânlarla geliştirilen KAAN projesidir. Hedefimiz, hava gücümüzde dışa bağımlılığı azaltarak yüksek teknolojiye dayalı, sürdürülebilir ve millî bir savunma altyapısını kalıcı hâle getirmektir.
FRANSA-BAYKAR SAVUNMA SANAYİ İŞ BİRLİĞİ / SAMP-T
Fransa ile olan ilişkilerimizi geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. İspanya ve İtalya gibi ülkelerle olan savunma sanayi iş birliği yakınlaşması sonrası Fransız şirketi ile BAYKAR anlaşma imzaladı.
BAYKAR ile anlaşma yapabilmenin başka ülke şirketleri için de önemli olduğunu düşünüyorum. Hava savunma sistemlerine bütün dünyada şu anda çok ciddi bir ihtiyaç var. Acilen karşılanması gereken bir ihtiyaç.
Biz kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak için yerli ve milli sistemleri üretmeye devam ediyoruz. Bununla birlikte başka sistemler için diğer ülkelerle de çalışmak istiyoruz. SAMP-T de bunlardan biri.
MSB AR-GE
AR-GE merkezimizde yaptığımız çalışmalarda amacımız; “Türkiye Cumhuriyeti’nin isterse her şeyi başarabileceğini” ortaya koymaktı. Yıldırımhan füzemizin laboratuvar testlerini bitirdik, şimdi saha testlerine başlayacağız. Güçhan turbofan jet motorunun da kalifikasyon testlerine bu yıl içerisinde başlayacağız.
KOMANDO TUGAYLARININ SAYISININ ARTIRILMASI
Komando tugaylarımızın sayısının artırılması çalışmalarına biz çok önceden başlamıştık.
Rusya-Ukrayna çatışması ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da bizim ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. Devam eden savaş ve çatışmalardan elde ettiğimiz tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda kuvvetlerimizin teşkilat yapısını sürekli olarak güncelliyoruz. Amfibi Kolordu Komutanlığını üç yıl önce kurduk. Bugün bunun da ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı. Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesini planlıyoruz.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli’nin inisiyatifleri ile başlatılan “Terörsüz Türkiye” sürecinin başarılı olmasını samimi olarak arzu ediyoruz. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi PKK ve iltisaklı tüm gruplar koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler.
İlgili kurumlarımızla birlikte koordineli, temkinli ve akılcı bir yaklaşımla süreci yönetmek için çalışmalarımızı devlet aklının üzerimize yüklediği sorumluluğun bilincinde olarak tam bir hassasiyetle sürdürmeye devam ediyoruz.
Sonuç olarak Türkiye; sahip olduğu güçlü devlet geleneği, etkin diplomasi anlayışı ve caydırıcı savunma kapasitesiyle yalnızca bölgesinin değil, küresel güvenlik ortamının da önemli aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin katkı sunmadığı hiçbir güvenlik ve istikrar denkleminden kalıcı sonuç alınamayacağı açıkça görülmektedir. Artık “Caydırıcılığın yeni adı: Türkiye”dir. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak; Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, millî güvenliğimizi tehdit eden her türlü riske karşı gerekli tedbirleri almaya, yerli ve millî savunma kapasitemizi daha da güçlendirmeye ve bölgemizin huzur, güvenlik ve istikrarına katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
-
Misafir 34 dakika önce Şikayet EtBizde Pakistan, Azerbaycan, Suriye,Irak,Libya,Katar,Somali ile ittifak kuralım,niye bekliyoruzBeğen