İsrail'in Lübnan planı deşifre oldu: Golan Tepeleri'ndeki taktik Litani'de uygulanıyor
ABD ve İran geriliminde olası bir uzlaşmanın şartları konuşulurken, işgalci İsrail Lübnan konusunda tansiyonu yükselten adımlar atıyor. İşgalci İsrail neden Lübnan sahasını öne çıkarıyor, yaşanan gerilimin sürmesi halinde neler bekleniyor?
ABD ve İran hattında Hürmüz ve nükleer odaklı kriz konusunda kapsamlı ateşkes görüşmeleri sürerken sahada gerilim artıyor. İsrail, izlediği yayılmacı ve saldırgan politikalarla Lübnan'daki işgal halkasını genişletiyor. 2 Mart'ta yeniden Lübnan'a yoğun hava saldırıları başlatan ve ülkenin güneyinde pek çok beldeyi işgal eden İsrail, Lübnan'dan Körfez'e uzanan geniş bir coğrafyanın geleceğini etkileyecek adımlar atıyor. Ortadoğu'da savaş sonrasında oluşacak yeni güç dengeleri ve İsrail'in bölgedeki hareket alanı ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. İran Araştırmaları Merkezi Uzmanı Oral Toğa, dünya siyaset arenasında yakından takip edilen İsrail ve Lübnan arasındaki krize dair Haber7'ye çok özel açıklamalarda bulundu.
"KRİZİN KÖKENİ 1960'LI YILLARIN SONUNA DAYANIYOR"
İsrail'in Lübnan'daki emellerinin yeni olmadığını özellikle 2023 yılında başlamadığını belirten İRAM Uzmanı Oral Toğa, 1960'lı yılların sonuna işaret ederek, bu stratejinin savunulabilir sınırlar doktrininin bir parçası olduğunu dile getirdi. Toğa, "Savunulabilir İsrail, savunulabilir sınırlar diye kavramsallaştırdıkları bir olay var ve bunun içerisinde Lübnan'ın güneyi de yer alıyor." değerlendirmesinde bulundu.
"HEDEF TAMPON BÖLGE OLUŞTURMAK"
İsrail'in coğrafi ve nüfus bağlamında kendisini küçük bir ülke olarak gördüğünü ve stratejik derinliğe ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Toğa, "Bu noktada Golan Tepeleri'nden Hermon Dağı'na kadar savunulabilir İsrail için önemli olan bölgeler; Litani Vadisi ve Ürdün Nehri boyunca uzanan doğu sınırı İsrail için bir tampon alan oluşturuyor. Diğer taraftan bakıldığında bunun bir devlet politikası olduğunu hatırlatmak gerekiyor." ifadelerini kullandı.
"İSRAİL İÇİN TEHDİT, İRAN İÇİN BİR KOZ"
Lübnan'ın güneyindeki Şii varlığının ve Hizbullah'ın İsrail için her zaman bir tehdit, İran içinse bir koz olarak görüldüğünü ifade eden Toğa, bu ilişkilerin devrim öncesine kadar giden köklü bir yapıya sahip olduğunu aktardı. İran'ın elindeki bu kozu bırakmak istemediğini ve İsrail'in bu güvenlik tehdidinin var olmasını kabullenmeyeceğini sözlerine ekleyen Toğa, konunun on yıllara dayanan bir kriz olduğunu hatırlattı.
"FİİLİ BİR TAMPON BÖLGE OLUŞTURMA GAYRETİNDE"
İsrail'in güney Lübnan planları hakkında değerlendirmelerde bulunan Toğa, işgal stratejisinin geçmişteki örneklerle benzerlik taşıdığını kaydetti ve şöyle konuştu:
"İsrail, güney Lübnan'ı işgal etmek ve Litani'nin doğal bir hat oluşturmasıyla o hattın güneyini tamamen kontrolü altında tutmayı amaçlıyor. Tıpkı Golan Tepeleri'nde fiili olarak yaptığı gibi, şu an Hermon Dağı'nda yaptığı gibi bir yol izliyor. O hat, Hermon Dağı'yla birleşen tam bir çizgi olarak görülebilir. Haritaya baktığınızda İsrail'in aslında bir dikdörtgen çizmeye çalıştığını anlarsınız. Dikey bir dikdörtgen yaratmaya çalışıyor. O dikdörtgenin üst cephesi ise Litani Nehri'nin güney kısmıdır."
İsrail'in bu hamlelerle sınırlarında fiili bir tampon bölge oluşturma gayretinde olduğunun altını çizen Toğa, Litani Nehri'nin ve Hermon Dağı'nın bu stratejide kilit bir rol oynadığına bir kez daha vurgu yaptı.
ABD VE İRAN MÜZAKELERİ YENİDEN ÇIKMAZA MI GİRDİ?
Sürecin başından beri yapısal sorunlar barındırdığının altını çizen Toğa, Nisan 2024'teki 12 günlük savaş öncesi müzakere sürecini hatırlatarak, Amerika'nın talepleri ile İran'ın söylemleri arasındaki uyuşmazlığa işaret etti.
"DİRENÇLERİ SONSUZ DEĞİL ANCAK KOLAY TAVİZ VERMEYECEKLER"
İran'ın yaşadığı kayıplara rağmen elindeki stratejik araçları kullandığının altını çizen Toğa, konuya şu sözlerle açıklık getirdi:
"İran'ın ağır sanayi tesisleri başta olmak üzere otoyol ve demiryolu ağlarında ciddi zayiat ve altyapı yıkımı yaşamışken Hürmüz Boğazı gibi bir kaldıracı şu an harekete geçirmesi çok kolay taviz vermeyeceğinin göstergesidir. Ancak İran'ın bir noktada direncinin sonsuz olmadığını bildiklerini de söyleyebilirim."
Sürecin uzun süre daha dünya gündemini meşgul edeceğini belirten Toğa, sözlerini, "Yapısal bir durum söz konusu olduğu için bir mutabakat belki gerçekleşebilir ancak kalıcı bir şey inşa etmek bu durumda, bu şartlar altında çok zor olacaktır." diyerek tamamladı.
-
Milllet 11 dakika önce Şikayet EtMüslümanlar birleşmedikçe bunlar güçlenecek hep mazlum ezilecekBeğen