Erdoğan'dan iş dünyasına mesaj: Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık
Son dakika: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK 39. Genel Kurulu'nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan konuşmasında, "İstikrar ve güven ortamını ağır bedeller ödeyerek sağladık" dedi.
- DEİK'in 41. yıl dönümünde, kuruluşun katkılarına teşekkür eden Erdoğan, geçmişteki DEİK üyelerini rahmetle andı ve ödül töreninin önemine vurgu yaptı.
- Erdoğan, Türkiye'nin dış politikada işbirliğine odaklandığını, yeni coğrafyalara açılımlar yaptığını belirtti ve DEİK'in uluslararası ticaret köprüleri kurma çabasını desteklediğini ifade etti.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ihracatının 2025 itibarıyla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını ve hükümetin istikrar sağlama çabalarının ülkenin marka değerini artırdığını dile getirdi.
SON DAKİKA: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde konuştu.
Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, genel kurulun ve ödül töreninin hayırlara vesile olmasını diledi.
DEİK’in Türk özel sektörünün dış dünyayla kurduğu ekonomik köprülerdeki kritik rolüne dikkati çeken Erdoğan, "El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye’yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık." dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde;
Bu sene 41. yaşını kutlayan DEİK’e 41 kere Maşallah diyorum. Bu vesileyle kuruluşundan itibaren DEİK yönetiminde, iş konseylerinde, faaliyetlerinde görev almış; bu ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş DEİK mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. Merhum Özal’ın vizyonuyla 41 sene önce başlayan bu yolculuk boyunca DEİK üyelerinden ebedi aleme göçenleri rahmetle anıyor; hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler diliyorum.
- Bugün ayrıca bir vefa geleneği haline getirdiğimiz Ustalara Saygı Ödül Töreni’mizin beşincisini icra ediyoruz. Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu milli değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce tevdi ettiğimiz ödüllerin iş dünyamızın heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını canı gönülden temenni ediyorum.
"İÇ SİYASETTE ANKARA'YA SIKIŞMADIK"
DEİK 1995'ten bu yana özel sektörün lokomotifi.
Dış politikada ön yargılarla hareket etmedik. İhtilaflar yerine müştereklere odaklandık. Tüm ülkelerle işbirliğimizi kazan kazan temelinde geliştirmenin çabasında olduk.
Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkimizde yeni açılımlara imza attık. Dünyanın birçok noktasında kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik.
Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK’e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz. Biliyorsunuz bizim dış politika felsefemizin temelinde Hazreti Mevlana’nın pergel metaforu vardır. Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz.
İç siyasette Ankara'ya sıkışmadık. Küresel alanda daha güçlü olacağız.
"DAYANIŞMA İÇERİSİNDE HAREKET ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ"
Burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum; gittiğim hemen her yerde DEİK üyelerimizin yatırımlarına tanık oldum. Çalışarak, didinerek kurduğunuz ticaret köprülerini bizzat müşahede ettim. Türkiye’yi ve Türk milletini nasıl başarıyla temsil ettiğinize şahitlik ettim. Ay-yıldızlı al bayrağımızın sadece diplomatik misyonlarımızda değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten inanın çok ama çok kıvanç duydum. El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye’yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık.

Türkiye’nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK’le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz.
23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Başarı grafiğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.
CUMHURİYET TARİHİNİN REKORU KIRILDI
Türkiye’nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da ortaya koyuyor. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55’ten yüzde 1,07’ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89’dan yüzde 1,31’e çıktı.
Bir diğer başarımız; orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payının artmasıdır. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır.
Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatı Ocak-Mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti, Allah’a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından, aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik.

"BÜYÜMEMİZİ 23 ÇEYREKTİR KESİNTİSİZ SÜRDÜRÜYORUZ"
Öte yandan, Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama yaşandı. Ancak ihracatın ithalatı karşılama oranı yükseldi. Daha da önemlisi orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir halen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz.
İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle birlikte enflasyon tarafında da inşallah umut ettiğimiz oranları yakalamayı temenni ediyoruz. Burada şu gerçeğin altını önemle çizmek istiyorum değerli dostlar; küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı, hükümetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır.
Dahası Türkiye’de iş başında deneyimli, ufuk ve vizyon sahibi, eş güdümü güçlü kadroların bulunması; tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihi bir avantaj kazandırmaktadır. Türkiye siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkanlardan faydalanırken, bakıyorsunuz dünyanın birçok ülkesinde temel sorun; görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükümetler meselesidir.
- Bizim 70'lerde, 90'larda çok sık yaşadığımız ve 2002 ile beraber çözüme kavuşturduğumuz bu problemle bugün Batılılar yüzleşmektedir.
SAHADAKİ GÜCÜNÜ MASADA DA HİSSETTİREN TÜRKİYE
Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken, biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz. Sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost düşman herkes kabul etmek zorunda kalıyor.
Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanındadır. Türkiye için üreteni, milletimize istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçılarımızı yalnız bırakmadık. Eximbank’ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son bir yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz.
"EKONOMİ YÖNETİMİNE GEREKLİ TALİMATLARI VERDİK"
Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz. İmalat sanayiinde elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa’nın en avantajlı ülkeleri arasındayız. Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için yatırım taahhütlü avans kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleriyle güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik.
Şu bir gerçek ki finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde doğru biçimde kullanılması da o derece önemlidir. Biz ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz. Ticaret hayatının birincil kuralı ürünü satacak pazar bulmaktır. İhracatın belirleyicisi ise dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız.
"Toz bulutu dağıldığında kazanan Türkiye olacaktır"
Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim: Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz.
"GÜÇLÜ TEŞVİKLER GETİRİYORUZ"
Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getiriyoruz. Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlı tutmuyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz. Üreticilerimiz için de tarihi bir adım attık. Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek.
"Operasyonlarını Türkiye’den yönet, avantajlardan yararlan"
Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık: Operasyonlarını Türkiye’den yönet, avantajlardan yararlan. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz: Türkiye’ye gelin, Türkiye’ye yerleşin, sizler de yeni ve güçlü Türkiye’nin büyüme hikayesinin bir parçası olun. Ülkemize yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız belirli şartları sağlamaları halinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyecek. Türkiye’yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez haline dönüştürmekte kararlıyız.

DEİK AİLESİNE ÇAĞRI
Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye’nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK’le el ele vererek Türkiye’yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum.
- 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi.
2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı.
Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükümetlerimiz döneminde sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır.
Türkiye terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırmaktadır.
Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörün yanındadır
-
Misafir 18 dakika önce Şikayet Etİsrail de 10 yaşındaki çocuklar imam ediliyor, dünya kadar ticaret hacmi var, bunlar diplomatik yollarla Çocuklar Türkiyeye getirilmeli.Beğen
-
Misafir 48 dakika önce Şikayet EtALLAH Cumhurbaşkanımıza Sağlık sıhhat ve uzun ömürler versin.Beğen Toplam 4 beğeni
-
Akil Adam 1 saat önce Şikayet EtYa MUZİL Ya CEBBAR Ya KAHHAR zikirlerini bolca tesbih edip dua ile gönderelim gerisini ALLAH (c.c) halleder ... !Beğen Toplam 2 beğeni
-
TÜRK 1 saat önce Şikayet Etithalatımız düşük olsa daha iyi olurduBeğen Toplam 3 beğeni
-
ankaradan 1 saat önce Şikayet EtÜlkemizde sıkıntılar yok mu var ancak devlet büyürken kimlerle büyüyecek belili kesimle olursa kaybeder,halkıyla büyürse adelet o zaa olur.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Misafir 1 saat önce Şikayet EtO dediğin hiç bir zaman olmadı bir örnek göster kapitalist düzenlerdeBeğen Toplam 1 beğeni
