ABD-İran görüşmelerinin şifreleri çözülüyor: İsrail'in Lübnan'daki varlığı sürecek!
Lübnan'da çatışmasızlık mekanizması kurulması yönündeki uzlaşıyı yorumlayan Siyaset Bilimi Uzmanı Dr. Mehmet Cihan Toker, tarafların artık askeri zafer peşinde olmadığını ve diplomatik çözüme odaklandığını vurguladı.
ABD ile İran arasında süregelen gerilime kalıcı bir son vermeyi amaçlayan İsviçre’deki üst düzey müzakerelerin ilk turu pazartesi günü erken saatlerde sona erdi. Tüm dünyanın yakından takip ettiği görüşmelerde, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşma yönünde ilerleme sağlandı. Taraflar, Lübnan'daki çatışmaların sona erdirilmesi için bir komite ve özel bir mekanizma kurulması konusunda da uzlaşıya vardı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Lübnan'da devam eden savaşın durdurulmasına yönelik "İlk gerçek sınav: Lübnan çatışmasızlık mekanizması" ifadelerini kullandı. ABD-İran geriliminin gölgesinde Lübnan'ı önümüzdeki günlerde neler bekliyor? İsrail, Lübnan konusunda nasıl bir tutum sergileyecek? Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Cihan Toker, konuya dair Haber7’ye çok özel açıklamalarda bulundu.

"İSRAİL'İN LÜBNAN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ DEVAM EDECEK"
İsrail'in uluslararası hukuku dikkate almadığını ve kendi ulusal güvenliğini öncelediğini belirten Toker, İsrail'in toprak talebi olmaksızın Lübnan'daki varlığını sürdürebileceğine işaret etti. "Bu konuda uluslararası alanda da destek gördüğü için biraz daha rahat hareket edebiliyor." diyen Toker, sözlerini şöyle sürdürdü:
"ABD Dışişleri Bakanı'na da benzer bir soru sorulduğunda kesin bir yanıt veremiyor. Burada İsrail'in kendi güvenliği için bölgede kalmaya devam edeceğini ve toprak talebi olmadığını söylüyor. Böylece uluslararası hukuk açısından durumu bir meşruiyete döndürmeye çalışıyorlar. Önümüzdeki dönem için İsrail'in oradaki varlığının bir şekilde devam edeceğini veya en azından uluslararası kamuoyunun tansiyonunu düşürebilecek, bir kılıfa uydurabilecek çözümler üretebileceğini düşünüyorum. Bu da anlaşmanın en sancılı problemlerinden bir tanesi."

Toker, bu durumun bölgede Hizbullah'ı destekleyen İran açısından ciddi bir meşruiyet krizine yol açabileceğini ifade etti.
"TARAFLAR BİR ASKERİ ZAFER PEŞİNDE DEĞİLLER ARTIK"
İsrail'in olası hamlelerinin ABD ve İran arasındaki müzakere sürecine etkisine değinen Toker, "Burada önemli nokta, tarafların aslında ne istediği. Hem ABD hem de İran, artık bir askeri zafer peşinde değil. Bunun çok maliyetli, zor bir şey olduğunu anladıkları için bir şekilde durumu diplomatik yoldan çözüme ulaştırmak istiyorlar." şeklinde konuştu.

ABD ve İran'ın nihai bir çözümden çok mevcut krizi yönetmeye motive olduğuna dikkat çeken Toker, "Ölçülü bir şekilde yanıt vermek önemli çünkü süreç iyi yönetilemezse karşı yaptırım gelecektir. Tarafların bir denge arayacaklarını ve anlaşma sürecinin devam etmesi için ellerinden geleni yapacaklarını düşünüyorum. Zaman zaman radikal söylemler duyacağız ama icraat kısmında biraz daha ihtiyatlı olacaklarını değerlendiriyorum." diye konuştu.

"BU İŞİ ARTIK SAVAŞLA DEĞİL MÜZAKEREYLE YÜRÜTMEYE ÇALIŞIYORLAR"
ABD ve İran'ın iç dinamiklerinin sürece etkisini değerlendiren Toker, şunları kaydetti:
"ABD Başkanı Donald Trump, popülist bir lider ve söylemlerinin kendi kamuoyu açısından çok önemli olduğunu düşünüyor. Bu anlamda zaman zaman onun da tehditvari konuşmalarına denk gelebiliriz. İran açısından bakıldığında ağır kayıplara uğradığını söylemek mümkün. En başta dini liderlerini, bürokratlarını, devlet adamlarını, komutanlarını kaybettiler. Her iki taraf için de çok zor bir süreç."
-
Bnas29 56 dakika önce Şikayet EtSahada kazanamadıklarını masada kazanmaya çalışıyorlar. Türkiye ye yapılan gibi. Sonrada zafer diye millete yuttururlar.Beğen Toplam 4 beğeni