Bakan Fidan: İnşallah üzerimizde kara bulut gibi dolaşan bu mesele ortadan kalkar
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘’İnşallah bu üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar.'' ifadelerini kullandı.
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘’İnşallah bu üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar. Bu proje gerçekten siyasal şiddetin gündemden çıktığı, artık her şeyin medeni bir şekilde anlaşarak, konuşarak halledildiği bir ortama da döndüğü andan itibaren şu andaki mevcut kalkınma durumunun, ekonomik durumunu ben kat be kat üstünde bir performans sergileyebileceğimizi görüyorum. Önümüzde çok ama çok güzel günler var. Buna yürekten inanıyorum. Bunu mümkün kılan bütün kardeşlerime çok teşekkür ediyorum’’ dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çeşitli programlara katılmak üzere öğlen saatlerinde Diyarbakır’a geldi.
Ulu Camide Cuma namazını kılan Bakan Fidan daha sonra esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Bakan Fidan, daha sonra Diyarbakır Valiliğini ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ardından AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığına geçen Bakan Fidan, burada açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır'a çok büyük önem verdiğini kaydeden Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu vesileyle de burada olan biten bütün konularla ilgili de oldukça hassas durumda olduğunu söyledi.

Diyarbakır’ın antik çağlardan beri büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Fidan, ‘’Coğrafyası özel, insanları özel, iklimi özel, her şeyi özel. Tabii zaman zaman tarihte bu oluyor. Bu özel anlar nazar değiyor. Böyle bir otuz kırk sene inkıta anına giriyor. Bu tarihî büyüyüş biraz sekteye uğramış gibi oluyor. Ama sonra tekrar tarihin kendi rotası devam ediyor. Biz inanıyoruz ki özellikle, tabii AK Parti'nin son yirmi beş yıldır ortaya koyduğu icraatlarla Diyarbakır hak ettiği tarihî yolculuğuna devam edecek. Ekonomik kalkınması, bölgesel gelişmesi, sosyal gelişmesi, ticarete, teknolojiye ev sahipliği yapması ve bölgedeki diğer ekonomik ve kültürel ilişkisi giderek daha da artacak’’ diye konuştu.
''12 EYLÜL ZİHNİYETİ DENEN BİR ZİHNİYET VARDI''
12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruşun ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını geriye götürdüğünü anlatan Bakan Fidan şöyle devam etti:
‘’Yıllardır devam eden bir, mücadele bu. Burada birkaç tane önemli hususun yerine getirilmesini sağladık. Birincisi tabii yani 12 Eylül. Biliyorsunuz 12 Eylül zihniyeti denen bir zihniyet vardı. Özellikle kimlik inkarını, Kürtlerin kimliğini inkar eden, bir duruşun neredeyse sembolü haline gelmiş bir zihniyet vardı. Bu zihniyetin hem pratikte hem hukuki zeminde hem zihni zeminde son bulmasını sağlayan gerçekten AK Parti kadrolarının halk yoluyla, seçim yoluyla iktidara gelmesi oldu. Yani bu tarihî olarak altı çizilmesi gereken bir husus değerli arkadaşlar. 12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruş, ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını aklınıza ölçülebilen ne parametre geliyorsa hepsini geriye götürdü. Hiçbirini ileriye götürmedi. Tabii çok şükür AK Parti iktidarlarıyla beraber Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten, kimlik inkarının ortadan kalkması, bütün vatandaşlarımızın anayasal vatandaşlık çerçevesinde sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için kendi etnik kimliğinden, inancından bağımsız olarak eşit muamele görmesi prensibi bizim, yaptığımız en büyük siyasal devrim olmuştur değerli arkadaşlar. Anayasal vatandaşlık ve insanlara eşit muamele. Her insanın kimliğini, kültürünü, inancını, durduğu yeri kabul etmek ve bunun içerisinden bir toplumsal bütünleşme ve kaynaşma üretmek önemli. Yani burada garip olan şu, yani yüzyıllardır, bin yıldır bu topraklarda sosyoloji zaten Kürt, Türk, Müslüman, Hristiyan, Arap, Çerkez ayrımı yapmadan kendi beraber yaşam yolunu bulmuşken, toplum kat kat ilerideyken devletin kendi yazılımının bu konunun gerisinde kalması aslında krizin başlıca sebeplerinden biri olmuştur.

AK Parti'nin yaptığın önemli şey, toplumsal gerçekliği devletin yönetimine, anayasanın kodlarına, meclisten geçen kanunlara taşımak oldu. Bu olduğu zaman, yani toplumla devlet arasındaki zihin, kalp ve akıl uyuşması yaşandığı zaman zaten önümüzde değerli bir şey kalıyor, kalkınmayla ilgili, gelişmeyle ilgili, moderniteyle ilgili, kültürle ilgili, eğitimle ilgili diğer sorunların çözülmesi.’’
‘’13 YIL ÖNCE ASLINDA BU KONU ÇÖZÜLEBİLİRDİ’’
Demokratik reformlarla ilgili adımların en büyüğünün 2013 yılı itibarıyla atıldığını vurgulayan Bakan Fidan, ‘’Dil, Kürtçe eğitimle ilgili büyük bir adım atıldı. Yani kimlik inkarıyla ilgili mevzuatta olabilecek ne varsa onların hepsinin ortadan temizlendiği, aslında sosyolojiyle ve devlet mevzuatının buluştuğu bir gerçek alana döndüğümüz andan itibaren ortada aslında büyük bir siyasal dayanak olmaması gerekiyordu. Fakat tabii bizim uzun yıllardır bir de siyasal şiddetin terör formunda Türkiye'de ve Türkiye'nin ötesinde yer buluyor olması, Türkiye'de cereyan eden siyasal gerçeklikle bir türlü bir senkronizasyon kuramaması, daha çok Türkiye'de olana değil de bölgede olması muhtemel krizlere bakan bir perspektifle, olaylara bakan bir yaklaşım mevcut, sürecin tabii hayata geçişini bir 13 yıl daha ertelemiş oldu.

Ama ne diyoruz. Bizim hani güzel bir halk deyişimiz var. Geç olsun güç olmasın, güzel olsun. 13 yıl önce aslında bu konu çözülebilirdi. Ama işte Suriye'den şu çıkar, Irak'tan bu çıkar diye imkanlara bakıldı. Aslında Türkiye'deki toplum devlet bütünleşmesi, demokratik devrimin değeri, o dönem takdir edilemedi. Bütün bunların hepsi bütün sorunların çözüldüğü manasına mı geliyor değerli arkadaşlar. Tabii ki gelmiyor. Ama konu sorunun olup olmaması değil. Konu bir sorunu, bir toplumsal sorunu, bir siyasal sorunu hangi yöntemle çözmek istediğimizle alakalı. Şiddetle mi, siyasal şiddetle mi yoksa diyalog yoluyla mı.
Türkiye'de siyasal partilerin işleyişi, Meclis'in işleyişi, basının işleyişi, yani herkes kendi bulunduğu yeri ve siyasi pozisyonu siyaset yoluyla, diyalog yoluyla, topluma anlatma yoluyla ilerletmekte imkan sahibi. Bunun yerine siyasal şiddeti, terörü kullandığınız zaman bu bambaşka bir zemin açıyor. Artık burada haklar, onlar bunlar, kimlikler konuşmuyor. Burada kan var, burada başka bir dil var. Şimdi Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan bu kardeşlik sürecinde inşallah biz artık çok uzun zaman önce gerçekten nihayete ermesi gereken bir sorunun sonuna gelip bundan sonra elimizde varsa herhangi bir sorun ve tartışma alanı, bunu medeni bir şekilde bütün dünyanın yaptığı gibi meclisin çatısı altında, başka siyasal platformlarda şiddet yoluyla değil, diyalog yoluyla götürmek’’ şeklinde konuştu.

''DİYARBAKIR VE BÖLGE, HAK ETTİĞİ EKONOMİK, POZİSYONA ULAŞACAK’’
Diyarbakır’ın tarihî olarak Irak'la, Suriye'yle buradaki kültürel havzayla, ekonomik havzayla da çok yakın ilişkisi olan bir coğrafi durum olduğunu belirten Bakan Fidan, konuşmasına şöyle devam etti:
''Şimdi inşallah sadece Türkiye'de değil, hem Suriye'de hem Irak'ta siyasal istikrarın, barışın, huzurun olduğu bir noktada sadece Türkiye'de yaptığımız reformlardan ve girişimlerden hareketle değil, bu bölgesel politikalardan dolayı da oradaki işbirliklerimizden dolayı da buradaki ekonominin inanılmaz şekilde ayağa kalkacağını göreceğiz. Yani Diyarbakır ve bölge, hak ettiği ekonomik, pozisyona ulaşacak diye biz değerlendiriyoruz. İnşallah bütün hedefimiz de o yönde. Sadece Türkiye'deki sorunu değil, terörsüz bölge, perspektifi adı altında esas itibariyle Suriye'nin de istikrarına, Irak'ın da istikrarına olacak, siyasal şiddeti ortadan kaldıracak bir düzeni artık bölgemize getirmek lazım.
Bakın son 40 yıldır bu bölge sürekli Irak, Suriye, Türkiye'nin belli bir kısmı sürekli, savaşla, kanla, terörle anılır halde. Buraya ekonomi gelmesi, yatırım gelmesi, ekonomik kalkınma olması gerçekten güç. Buna rağmen AK Parti iktidara geldiği andan itibaren inanılmaz bir şekilde altyapı sorunlarını çözdü. Normalde hep uçakla gelip gidiyoruz. Şimdi geçen Ahlat'taki etkinlikten sonra dedim ki karayoluyla kendim araba sürerek arkadaşlarla beraber döneyim. Oradan Van Gölünün etrafından, Muş'a, Muş'tan Solhan'a, Solhan'dan Bingöl'e, Bingöl'den Elazığ'a, Elazığ'dan Malatya'ya kadar kendim arabayı kullanarak, her tarafa bakarak, durarak geldim. Çünkü şehirlerde bulunuyoruz ama şehirlerarası yollar nasıl. Köyler nasıl. İlçeler nasıl. Yani bunu da yerinde görmek lazım. Bakın sizler bölgenin insanısınız. Vekilimle de görüşmüştük buraya gelmeden önce. Yani gerçekten 25 sene önceki durumla şimdiki durum inanılmaz derecede farklı. Bir defa duble yollar. Artık kerpiç evler görmüyoruz. Ekonomik gelişmişliğin göstergesi olan, evlerin durumu, yolun durumu, altyapının durumu.

Diyarbakır'a havadan baktığımız zaman o şehirciliğin gelişmiş olması, yeni Diyarbakır yeni yerleşimler, aynı şekilde Muş'ta, Elazığ'da, Bingöl'de, Solhan'da, yani, Ahlat'ta bütün bunları görüyoruz. Ben sadece bölge insanının değil, hem Türkiye'nin diğer yerlerindeki yatırımcılarımızın hem de yurt dışından yatırımcılarımızın buraya çok ciddi ilgi döneceğini düşünüyorum.
Dediğim gibi inşallah sadece Türkiye değil, Irak ve Suriye denklemini de istikrar içerisinde yürüttüğümüz zaman, yani Suriye'de huzur olduğu zaman Suriye'nin tamamını kastediyorum. Irak'ın tamamında huzur olduğu zaman, artık bölgedeki bütün halklar, devletler yollarına barış, huzur ve kalkınma içerisinde devam edecekler. Bizim, buna ihtiyacımız var değerli arkadaşlar. Aynı zamanda Silvan Barajı'nın durumuyla da ilgili, gerçekten, çok umut verici bilgiler aldım. Burada barajımızın hani müştemilatıyla, çevre tünelleriyle beraber bitmesi, Dicle Barajı ve Kral Kızı barajlarının ilave tesislerinin bitmesiyle Bakanımızın söylediği yaklaşık dört milyon dönüm bir ilave alanın yani sıfırdan sulanması değil de daha iyi sulanması ve ürünün iki, iki buçuk misli artması söz konusu olacak. Rusya Ukrayna savaşına baktığınız zaman ortaya bir Karadeniz'deki deniz trafiğinin inkıta uğramasından dolayı kimsenin şu ana kadar farkına varmadığı bir şey çıktı. Ukrayna'da ve Rusya'da üretilen buğday dünya marketlerine gidemiyor. İnanılmaz bir gıda fiyatlarında yükselme var. Sadece fiyat değil, bazı yerlerde olay gıda güvenliğini tehdit eder boyuta geldi. Biz, Silvan Barajı'nın, Dicle Barajı'nın ve Kral Kızı Barajının bütün bu müştemilatlarıyla beraber, ek tesisiyle beraber, tünelleri ve sulama tesisiyle beraber bittiği zaman yani Türkiye'nin gıda güvenliğine de inanılmaz katkılar sağlayacağını ve gıda güvenliği açısından Türkiye'yi çok üst noktaya taşıyacağını değerlendiriyoruz.’’
''YAPACAKLARIMIZIN ÇOK DAHA BAŞINDAYIZ’’
Diyarbakır'la ilgili, Türkiye'yle ilgili yapacaklarının çok daha başında olduklarına değinen Bakan Fidan, ‘’Cumhurbaşkanımız inşallah başımızda olduğu sürece bu konudaki hizmetlerimiz aksamadan devam edecek. İnşallah üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar. Bu proje gerçekten siyasal şiddetin gündemden çıktığı, artık her şeyin medeni bir şekilde anlaşarak, konuşarak halledildiği bir ortama da döndüğümüz andan itibaren şu andaki mevcut kalkınma durumunun ekonomik durumunu ben yani kat be kat üstünde bir performans sergileyebileceğimizi görüyorum. Önümüzde çok ama çok güzel günler var. Buna yürekten inanıyorum. Bunu mümkün kılan bütün, kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Yani bölge halkının bu konuya sonuna kadar sahip çıkması, desteklemesi, aklı selimi ayakta tutması gerçekten önemliydi. Bu konuda ortaya koyduğunuz çaba her türlü takdirin üstünde’’ dedi.
-
koray derik 15 dakika önce Şikayet Etkomşumuz müselman ülkeler pkk/ypg terörünü yardım ve yataklık ettiler. Türk devletini ve milletini maddi-manevi büyük zarara uğrattılar. Bunu herhalde yabancıların telkiniyle ve osmanlı egemenliğinde geçen uzun yıllar nedeniyle yaptılar. Dış politikada duygusallığa yer yoktur. Menfaatler neyi gerektiriyorsa onu yapmalıyız ve yaralı parmağa menfaatimiz yoksa işememeliyiz.Beğen
-
Misafir 31 dakika önce Şikayet EtInşaAllahBeğen