Yeşilay'dan yeni rapor! Bağımlılığın görünmeyen yüzünü ele aldılar

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç, "Bağımlılık yapıcı ürün ve hizmetlerden kaynaklanan çevresel zararların giderilme maliyetlerinde endüstrinin muhakkak sorumlu kalması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

Bizi Takip Edin
GİRİŞ 26.10.2026 17:28 GÜNCELLEME 26.10.2026 17:28 GÜNCEL
Yeşilay'dan yeni rapor! Bağımlılığın görünmeyen yüzünü ele aldılar
Yeşilay'dan yeni rapor! Bağımlılığın görünmeyen yüzünü ele aldılar

Türkiye Yeşilay Cemiyetinin öncülüğünde hazırlanan "Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu" ile "Yeşilay Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması"nın sonuçları, Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde Sepetçiler Kasrı'nda yapılan toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.

YEŞİLAY'DAN COP31 ÖNCESİ ÖNEMLİ RAPOR

Yeşilay Genel Başkanı Doç.Dr. Mehmet Dinç şunları söyledi:

Bağımlılıklarla alakalı büyük bir mücadele veriyoruz. Ülkemizde hiçbir insan bağımlı olmasın, dünyada hiçbir insan bağımlılıkla alakalı çok boyutlu zararları görmesin diye eğitim, beceri kazandırma, faaliyetler organize etme, bilimsel araştırmalar oluşturma, bilimsel bir zeminde faaliyetlerimizi güçlü bir şekilde yürütme noktasında gece gündüz çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Türkiye Yeşilay Cemiyetinin öncülüğünde hazırlanan 'Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu' ile 'Yeşilay Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması' sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı

Çünkü bağımlılıkla alakalı 106 yıllık tecrübesi olan bir kuruluş olarak bağımlılığın bir insanın başına gelebilecek en kötü şey olduğunu yakinen biliyoruz. Şunu görüyoruz: Bağımlılık sadece bir kişiyi ilgilendirmiyor. Bağımlılık sadece toplumu ilgilendirmiyor. Bağımlılık aynı zamanda uçan kuşu ilgilendiriyor, yüzen balığı ilgilendiriyor, ormandaki ağacı ilgilendiriyor, kırdaki çiçeği ilgilendiriyor. Bağımlılık sadece insana zarar vermiyor, topluma zarar vermiyor. Aynı zamanda tabiata da zarar veriyor. Aynı zamanda çevreye de zarar veriyor. Aynı zamanda dünyaya da zarar veriyor.


Bağımlılık endüstrisinin karbon ayak izinden su tüketimine, atık üretimine ilişkin düzenli olarak raporlamalar yapması gerektiğini düşünüyoruz. Bağımlılıkla mücadele içerisinde mutlaka çevrenin korunması ve iklim değişikliği perspektifinin eklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bağımlılık yapıcı ürün ve hizmetlerinden kaynaklanan çevresel zararların giderilme maliyetlerinde endüstrinin muhakkak sorumlu kalması gerektiğini düşünüyoruz.

Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç


Atık su, çevre ve sağlık verilerine dayalı bir izleme ve erken uyarı sisteminin oluşturulmasına ve ileri biyolojik arıtma tesislerinin yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyoruz. Bağımlılıkların önlenmesinin çevre ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına entegre edilmesi, eğitimlerde çevre sağlığı ve iklim değişikliğine de vurgu yapılarak bağımlılık riskinin etkilerinin kapsamlı bir şekilde ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Bağımlılık kaynaklı çevresel zararların mevzuatta tam, net ve açık bir şekilde tanımlanmasını ve bununla alakalı endüstrinin ve bunları ihlal edenlerin etkili yaptırımlara tabi tutulmasını istiyoruz. Ve son olarak da bağımlılık yapıcı ürün ve hizmetlere yönelik talebi azaltan politikalarla çevresel zararların kaynağında önlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

"DİRENÇLİ TOPLUM İLE DİRENÇLİ İKLİM ARASINDA DOĞRU İLİŞKİ VAR"

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz ise şunları söyledi:


Dirençli bir toplumla ancak iklim değişikliğiyle mücadele edebiliriz. Bağımlılıklar yalnızca birinin yaşamını etkilemiyor. Toplumun dirençliliğini de etkiliyor ve iklim kaynaklı bir afet ya da uzun süreli karşılaşacağımız bir acil durum ortaya çıkarsa mevcut riskleri ağırlaştırabilecek bir toplum demektir bağımlı toplumlar. Kişinin destek mekanizmalarına ve tedaviye erişimini etkilerse eğer iklim değişikliği, o zaman bu duyarlılık daha da artacaktır.

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz

Elbette her iklim olayı bağımlılığa yol açar diyemeyiz. Doğrudan ve tek yönlü bir ilişki kurmak da bilimsel olarak doğru değildir.

BAĞIMLILIK İLE MÜCADELEDE DOĞANIN ÖNEMİ

Bahçeşehir Ünversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Seval Palteki şunları söyledi:

 Bağımlılıkların bireysel sonuçlarından artık haberdarız. Ama tabii ki bu bağımlılıklarda birkaç mekanizma var. Bunlardan bahsetmek istiyorum. Birinci mekanizma, bağımlılığın önlenmesinde tabii ki uzun vadede bunların üretmiş olduğu atıklar var. Yani “beşikten mezara” dediğimiz bir kavram var, biliyoruz ki. Üretim aşamasında tarım arazilerinin kullanılmasından ham madde üretimine, yine üretim aşamasındayken su ve enerji kullanımına; hem tütün hem alkol hem de diğer maddelerden bahsedersek bunlardan bahsedebiliriz. Bunların yaratmış olduğu çevre etkisinden bahsedebiliriz.
Yine aynı şekilde bu talebi azaltarak, bu bağımlılığı azaltarak aslında bu atıkların, bu olumsuz enerji, yani gereksiz enerji kullanımının ve su kullanımının önüne geçmiş oluyoruz.

BAĞIMLILIK AYNI ZAMANDA SAĞLIK MASRAFLARINI DA ARTIRIYOR

Bunun dışında vurgulamam gereken ikinci mekanizma, aslında biraz daha görünmeyen, biraz daha dolaylı yüzü bağımlılıkların; o da sağlık etkileri. Sağlık etkilerinin, biliyoruz ki, sağlık hizmetleri üzerinde ciddi bir yükü var. Neler var bunların içerisinde? Sonuçta tütün bağımlılığından bahsedecek olursak belirli hastalıklar, sürekli kanserlerden bahsedecek olursak taramalara tabi tutuluyor. Yani tanı sürecinde kullanılan teknolojiler var ve bunları daha fazla kullanmak zorunda kalıyoruz. Bir şekilde tanıda bunları kullanmaya devam ediyoruz ve bu bağlamda enerji tüketimimiz artıyor.

Araştırma sonuçlarına göre bağımlılık azaltıldığı takdirde doğayı da korumuş oluyoruz

Bunun dışında bazı hastalıklar, KOAH gibi, örnek verebilirim. Bu hastalıklarda sürekli ventilasyon gibi bazı enstrümanları kullanmaları gerekiyor maalesef hastaların ve aslında bu, tütün endüstrisinin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Yine alkolün de kanserojen etkisi olduğunu biliyoruz. Sosyal içicilikte bile kanserojen etkisinden bahsedebiliyoruz. Dolayısıyla bunların her birinin sağlık hizmetleri üzerinde olumsuz etkileri var.

FARKLI İLLERDE ATIK SU TESİSLERİ İNCELENDİ

Çukurova Ünversitesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Evşen Güzel şunları söyledi:

Tesislerde örneklememizi biz eş zamanlı olarak yapmaya çalıştık. Bütün tesislere bir protokol gönderdik ve atık su arıtma tesislerinde daha önceki yaptığımız projelerdekine benzer olarak tesisler eş zamanlı olarak hem girişten hem de çıkışlarından bir hafta süreyle, yani yedi gün boyunca örnek topladılar.

Örneklemelerini atık su arıtma tesislerinden kompozit olarak aldılar. Yani aldıkları örnekler anlık örnekler değil, bir günü yansıtacak şekilde almış oldukları örneklerdi. Aldıkları örnekleri yedi gün boyunca muhafaza ettikten sonra soğuk zincirle laboratuvarlara ilettiler.

Bu çalışmada yer alan üniversitelerimiz Çukurova Üniversitesi, Cerrahpaşa Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü. Benim de birlikte çalışmakta olduğum üniversite aynı zamanda. Çukurova Üniversitesi'nde görev alıyorum zaten.

Alınan örneklerde ileri teknoloji cihazlar kullanılarak bu maddelerin ölçümleri yapıldı. Daha sonrasında yapılan ölçümler sonucunda elde edilen konsantrasyonlar, tesis verimliliklerinin tespit edilmesi açısından değerlendirildi.

Sonuçları değerlendirmemiz gerekirse biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 82 ila yüzde 100'ünün giderildiğini tespit etmiş bulunmaktayız. Fakat ön arıtma olan tesislerde bu giderim oldukça az. Hatta neredeyse yok denilebilecek seviyelerde diyebiliriz. Peki, bu ne demek oluyor? Atık su arıtılmadan çevreye verilirse nasıl bir etki yaratabilir? Sonuçta bu maddeler, mikro kirleticiler olarak da adlandırılan bu bağımlılık yapıcı kirleticiler, canlılarla temas ettiğinde, yani sucul ekosistemlere ve dolayısıyla çevreye ulaştığında birçok olumsuz toksik etkiye sebep olabiliyorlar.

KAYNAK : Haber7
Yavuz Selvi Haber7.com - Muhabir editör
Haber 7 - Yavuz Selvi

Editör Hakkında

İstanbul Medipol Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden 2022 yılında mezun oldu. Daha sonra aynı bölüm ve üniversitede yüksek lisansa başladı. 6 ay Haberler.com'da gündem editörü olarak çalıştı. Mart 2023'ten itibaren ise Haber7.com'da muhabir olarak çalışmasına devam etmektedir.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL