Balyoz'dan 12 kişiye daha tahliye kararı
Balyoz soruşturması kapsamında aralarında, Eski MGK Genel Sekreteri Emekli Org.Şükrü Sarıışık'ın da bulunduğu 12 kişinin tahliyesi kararlaştırıldı. Önceki gün aralarında Çetin Doğan'ın da bulunduğu 14 kişi tahliye edilmişti.
ABONE OL
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimi Yılmaz Alp, soruşturma kapsamında tutuklananlar tarafından yapılan itirazları değerlendirdi.
Hakim Alp, emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık ile Mümtaz Can, Behzat Balta, Tuncay Çakan, Mehmet Kaya Varol, Emin Küçükkılıç, Halil Kalkanlı, İzzet Ocak, Recep Yıldız, Murat Özçelik, Suat Aytın ve Ali İhsan Çuhadaroğlu'nun tahliyesine karar verdi.
Bu kişiler hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.
12 KİŞİNİN, ''SORUŞTURMA AŞAMASINDAKİ DAVRANIŞLARI, SOSYAL STATÜ VE KONUMLARINA GÖRE KAÇMA OLASILIKLARININ BULUNMAMASI'' GİBİ GEREKÇELERLE TAHLİYE EDİLDİKLERİ BELİRTİLDİ
''Balyoz Planı'' iddiaları soruşturması kapsamında tutuklu olan eski Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık ve emekli tümgeneraller İzzet Ocak, Behzat Balta ve Tuncay Çakan'ın da aralarında bulunduğu 12 kişinin, ''soruşturma aşamasındaki davranışları, sosyal statü ve konumlarına göre kaçma olasılıklarının bulunmaması'' gibi gerekçelerle tahliye edildikleri belirtildi.
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi Yılmaz Alp'ın, avukatlarca yapılan tutukluluğa itiraz başvuruları üzerine tutuklu 12 kişinin tahliyesine ilişkin verdiği kararın metni avukatlara dağıtıldı.
Kararda, emekli tümgeneraller Behzat Balta, Tuncay Çakan ve İzzet Ocak'ın 8 Haziran, eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, Albay Recep Yıldız, emekli albaylar Suat Aytın ve Ali İhsan Çuhadaroğlu'nun 9 Haziran, emekli Tuğgeneral Halil Kalkanlı, Albay Murat Özçelik, emekli albaylar Emin Küçükkılıç ile Mümtaz Can'ın 11 Haziran ve emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol'un da 12 Haziran 2010'da avukatları aracılığıyla İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliğine tutukluluğa itiraz başvurusu yaptıkları belirtildi.
Söz konusu başvurular nedeniyle mütalaası alınan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tahliye taleplerinin reddi konusunda görüş bildirildiği belirtilen kararda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 100. maddesine atıf yapılarak, ''CMK'nın 100. maddesi gereğince tutuklama bir tedbirdir'' ifadesi kullanıldı.
''Şüpheliler yönünden, dosyada mevcut deliller kapsamında CMK'nın 100/2. maddesinde belirtilen tutuklama nedenleri mevcut değildir'' denilen kararda, şüphelilerin soruşturma aşamasındaki davranışları, sosyal statü ve konumlarına göre kaçma olasılıklarının bulunmadığı kaydedildi.
Kararda, delillerin toplanmış olması itibariyle delillerin yok edilmesi, gizlenmesi ve değiştirilmesi ile tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli şüphe olmadığı vurgulandı.
-MİT VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞI YAZILARI İLE TÜBİTAK RAPORU-
Kararda, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 16 Haziran 2010 tarihli TÜBİTAK bilirkişi raporu, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müşteşarlığının 2 ve 5 Nisan 2010 tarihli, Genelkurmay Başkanlığının 22 Şubat ve 14 Nisan 2010 tarihli ve Kara Kuvvetleri Komutanlığının 19 Nisan 2010 tarihli yazıları dikkate alınarak, ''Eylemin aşamasına göre şüpheliler lehine suç vasfının değişme olasılığı da mevcuttur'' ifadesi kullanıldı.
''Mevcut deliller doğrultusunda şüphelilerin katıldıkları ya da görevlendirildikleri 'Balyoz seminer planında, yapılması planlanan eylemlerin icra hareketlerinin gerçekleştirildiğine ilişkin somut olgular' bulunmamaktadır'' denilen kararda, bu durumda şüpheliler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 316. maddesinin uygulanması söz konusu olabileceği ve suç için anlaşma olarak düzenlenen suçun CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçlardan da olmadığı kaydedildi.
Anayasanın 2. maddesine de atıf yapılan kararda, hukuk devletinin, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkese hukukun eşit olarak uygulanması anlamını taşıdığı belirtilen kararda, bu hususun da Anayasa'nın 10. maddesinde kanun önünde eşitlik başlığı altında düzenlendiği vurgulandı.
Soruşturma kapsamında aynı suç isnadıyla soruşturulan bir kısım şüphelilerin tutuklandığı ve bir kısım şüphelilerin de gözaltına alınmadan sorgu talebiyle nöbetçi hakimliğe dahi sevk edilmeden serbest bırakıldığı hatırlatılan kararda, şüphelilerin ''Türkiye Cumhuriyeti yürütme organını cebren iskat ve vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs'' suçundan tutuklandıkları, emekli Albay Mümtaz Can'ın da ''silahlı örgüt üyesi olmak'' suçlamasıyla tutuklandığı hatırlatıldı.
Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni onaylamış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yargı yetkisini tanımış olduğu ve bu hususun Anayasa'nın 90. maddesi ile kabul edildiği aktarılan kararda, AİHM'in verdiği çeşitli kararlara atıfta bulunuldu.
-ADLİ KONTROL KARARI-
CMK'nın 109/1. maddesinde adli kontrole konu olabilecek yükümlülüklerin açıklandığı kaydedilen kararda, ''İşin önemi, verilmesi beklenen ceza, delil durumu, tutuklulukta geçen süre ve Anayasa'nın 13. maddesinde gösterilen ölçülülük ilkesi göz önüne alınarak şüphelilerin yurt dışı yasağı konularak adli kontrol altına alınmalarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa'nın 2, 10, 13 ve 90. maddeleri, AİHM kararları, CMK'nın 100 ve 109. maddelerinin amaç ve içeriklerine uygun olacağı kanaati''ne varıldığı anlatıldı.
Kararda, şüphelilerin tutuksuz yargılanmalarının, yargılamanın amacına ulaşmasına engel olmayacağı ve tutuklamanın bir tedbir olma niteliği ile şüphelilerin tutuklulukta geçirdiği süreler de dikkate alınarak, eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, emekli Tümgeneraller Tuncay Çakan, İzzet Ocak ve Behzat Balta, emekli Tuğgeneraller Halil Kalkanlı ve Mehmet Kaya Varol, Albaylar Recep Yıldız ve Murat Özçelik, emekli Albaylar Mümtaz Can, Emin Küçükkılıç, Ali İhsan Çuhadaroğlu ve Suat Aytın'ın tahliye edilmesine ve bu şüpheliler hakkında yurt dışı yasağı konularak adli kontrol uygulanmasına karar verildiği bilgileri yer aldı.
Soruşturma kapsamında tutuklanan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri, Tümamiral Ali Semih Çetin, Korgeneral Yurdaer Olcan, Tümgeneraller İhsan Balabanlı, Bekir Memiş ve Abdullah Dalay, emekli Tümgeneral Nuri Ali Karababa, emekli Korgeneral Engin Alan, Yarbay Ali Rıza Sözen, Albaylar Hanifi Yıldırım, Yüksel Gürcan, Mustafa Önsel ve Bülent Tunçay da İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimi Yılmaz Alp tarafından 4 gün önce tahliye edilmişti.
-
musti 15 yıl önce Şikayet EtEVET SAFSATA. Sen mı korudun bu zamana kadar sınır boylarını.AKP nın çıkar hesapları yuzunden bugun teror azdı.PKK ile savaşanları teror sucundan tutuklarken.PKK lı yandaşları haburda kahraman gibi karşılattı AKPBeğen
-
davut 15 yıl önce Şikayet EtBU DARBE MATİKLERİ TUTUKLAYAN MAHGEMELER BİRAKMADİ. bunlari CHP MHP zihniyetinin sectiği sezer ve onun atamasi yapıldığı mahgemelerce salı verildi yani başindan beri balyozcılara inanmayan CHP veMHPnin belliki atadıklarıda onlar gibi ideolojik düşünmüşki biraktılar yosa sucsuz olduklari icin deyil.zaten bunca belge ses kayıtları cd ler ortada iken bünların sucsuz olduğuna inanmak insanin zeka özürü olmasi yada onlar gibi düşüncesi olmasi lazim allah buların serrinden ülkemizi ve milletimizi korusun.aminBeğen
-
Halil Calkap 15 yıl önce Şikayet EtDARBECİLER. Hani darbe yapıcaklardı hani camileri bombalayacaklardı kardeşim sizler artık gölgenizden korkar oldunuz kimsenin bir şey yapacagı yok siz ruh hastası olmuşunuz bu insanlar suçsuz yere neden aylardır içerde bunun hesabını verin devletine milletine ömrünün 40 yılını vermiş bu insanları karanlıkta göz kırpıyordu gördüm safsatasıyla içerde tutmanın ne alemi var duydunuzmu suçlu olupta mahkum olanı YOK ortaya suçlular diye tüm mücadeleci komutanlar pkk nın canına okuyanlar içeri alindı buyrun sonuç hergün 5-10Beğen
-
Samil Bayram 15 yıl önce Şikayet EtKahramanlar öylemi. Senin kahramanların 150 kişilik terörist grubu çoban zannedip 12 evladın ölümüne neden oluyor.Sanki 150 çoban bir arada dolaşırmış gibi, peki koyunları neden göremedi.150 çobanın 15000 koyunu olması gerekirdi.Senin kahramanların ordudan arındırıldığında Türk ordusunun önünde kimse duramayacak.Beğen
-
Ahmed AHMEDOĞLU 15 yıl önce Şikayet EtSAFSATAYMIŞ!. Bazı arkadaşlar bu adamlarını aklamak için safsata ve kahraman kelimelerini bir arada kullanmış... Kullanmış ancak her iki kelimeyide ters yerde kullanmış. Safsata dediği olaylarda sözkonusu kişilerin PKK ile organik bağının olduğunu bir türlü görememiş. Kahraman dediği kişilerinde 30 yıldır çapulcu denilen kişiler tarafından nasıl alt edilip çaresiz kaldığını görememiş.Beğen