Emekli Orgeneral Hasan Iğsız tutuklandı
'İnternet Andıcı' davası kapsamında haklarında yakalama emri çıkartılan 14 sanıktan biri olan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hasan Iğsız tutuklandı.
ABONE OL
Eski 1. Ordu Komutanı emekli orgeneral Hasan Iğsız, ''Kamuoyunu yönlendirme amaçlı internet siteleri'' davası kapsamında ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme'' ve ''silahlı terör örgütünü yönetme'' suçlarından tutuklandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yakalama emrinin sanığın yüzüne okunması amacıyla açılan ara celsede kimlik tespiti yapılan eski 1. Ordu Komutanı emekli orgeneral Hasan Iğsız, emekli subay olduğunu ve aylık gelirinin 5 bin lira civarında olduğunu söyledi.
Duruşmada yakalama emrini okuyan mahkeme heyeti başkanı Hasan Hüseyin Özese, Iğsız'a yönelik, ''Var olduğu iddia edilen 'Ergenekon' silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda askeri müdahale ortamı oluşturmak amacıyla belirtilen internet siteleri vasıtasıyla kara propaganda ve dezenformasyon faaliyetlerini icra ve organize etmek, devlet yöneticilerini baskı altına almak, devlet otoritesini zaafa uğratmak, bu hususta gerektiğinde kamu düzenini bozup ülkede kaos ve düzensizlik ortamı oluşturmak, halkı devlet yöneticilerine karşı kışkırtmak ve anarşi ortamı oluşturmak, böylece cebir ve şiddet yöntemleriyle hükümetin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek ve ara yönetici sıfatıyla hareket faaliyetini yönetmekle suçlanıyorsunuz'' dedi.
Hasan Iğsız da ''Bu aşamada beyanda bulunmayacağım. Benim yerime huzurda bulunan avukatım beyanda bulunacaktır'' diye konuştu.
Söz alan Iğsız'ın avukatı Orhan Önder, müvekkilinin daha önceki aşamalarda beyanda bulunduğunu ve bunları tekrar ettiğini belirterek, ''Yakalama emrine itiraz etmeksizin huzurunuza geldik. Müvekkilim uzun süre karargahlarda ve yurt dışında ülkemizi temsil etmiştir. İkinci başkanlığı bir yıl sürmüştür. Bu süredeki çalışmalarını savcılıkta anlatmıştır. 50 yıl sonra terör örgütü üyesi olmasıyla ilgili suçlanması hayatın olağan akışına aykırıdır'' ifadesini kullandı.
''İNTERNET SİTELERİNİN FATURASI IĞSIZ'A ÇIKTI''
İddianameden öğrendikleri kadarıyla dava konusu sitelerin 10 yılı aşkın süredir çalıştığını ve faturasının da müvekkili Iğsız ile andıcın altında imzası olan kişilere çıkarıldığını savunan Önder, şunları söyledi:
''İddianame tutarlı değildir. Ortada yazılı bir belge olduğuna göre illegal bir durum söz konusu değildir. Çünkü yazılı bir belge ile illegal bir durumun üstünün örtülmesi mümkün değildir. Yüzbaşıdan ikinci başkana kadar bir silsile içerisinde andıç hazırlanmıştır. En üst makama da sunulmuştur. Bu silsilede yer alan subayların hepsinin terör örgütü üyesi olması hayatın olağan akışına uygun değildir. Son 10 yılda internette yer alan yayın içerikleri iddianamede tam olarak belirtilmemiştir. Hangi dönemde kim tarafından yayınlandığı belli değildir. Bu husus tamamen tespit edilebilseydi gerçek suçlular ortaya çıkacaktı. Ancak her halükarda internet andıcı açısından cebir ve şiddet unsuru yoktur. İnternet içerikleri tam olarak tespit edilebilseydi belki hükümete hakaret, görevi kötüye kullanma, siyaset yasağı gibi durumlar tam açığa kavuşabilirdi. Hatta örgüt üyeliği bile söz konusu olabilirdi. Müvekkilimin edindiği tecrübeyle yüzbaşılarla ve diğer alt rütbelilerle böyle bir faaliyet içerisine girebileceği düşünülemez.''
Dava konusu internet sitelerinin ''İrtica ile mücadele eylem planı'' ile irtibatlandırılmasının zorlama olacağını savunan Önder, müvekkilinin kaçma şüphesinin olmadığını, kendiliğinden adliyeye geldiğini ''Balyoz Planı'' davasında bazı sanıklar hakkında daha ağır suçlamalar olduğu halde onlar hakkındaki yakalama kararının kaldırıldığını, CMK'nın 100. maddesi kapsamına giren suçların otomatik tutuklamayı gerektiren suçlardan olmadığını, müvekkili Iğsız'ın şimdiye kadar hassas dönemlerde bile İstanbul'dan ayrılmadığını ve yakalama şartlarının oluşmadığını öne sürdü.
Avukat Önder, ''Şimdiye kadar toplanan soruşturma delillerine göre tutuklama kararı verilmesinin adil olmayacağı kanaatindeyiz. Adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yeterli olacağını düşünüyoruz'' dedi.
Yakalama emriyle ilgili görüşü sorulan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel ise sanığın iddianamede yüklenen suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi doğuran somut olguların bulunduğunu ve atılı suçun CMK'nın 100. maddesinde sayılı tutuklama nedenleri arasında sayılmasının dikkate alınarak Iğsız'ın tutuklanmasına karar verilmesini talep etti.
Mahkeme heyeti, suçlarının mahiyeti, dosya içeriği, sanığın isnat edilen suçları işlediğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin olması, delilleri gizleme veya değiştirme hususlarında da kuvvetli şüphenin bulunması, adli kontrolün yeterli olmaması ve suçun CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan tutuklamayı gerektirebilecek suçlardan olmasının dikkate alınarak Iğsız'ın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme'' ve ''silahlı terör örgütünü yönetme'' suçlarından tutuklanmasına hükmetti.
Iğsız, işlemlerin ardından İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Metris Cezaevine götürüldü.
Bu arada, sabah Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine gelen Iğsız'ın bir süre adliyeden ayrıldığı, daha sonra yeniden geldiği görüldü.
HAKLARINDA YAKALAMA EMRİ ÇIKARTILAN 14 SANIKTAN BİRİ OLAN TUĞAMİRAL ALAETTİN SEVİM'IN AVUKATI, KARARA İTİRAZ ETTİ
''Kamuoyunu yönlendirme amaçlı internet siteleri'' davası kapsamında haklarında yakalama emri çıkartılan 14 sanıktan biri olan Tuğamiral Alaettin Sevim'in avukatı, bu karara itiraz etti.
Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine gelen Tuğamiral Sevim'in avukatı Hüseyin Ersöz, ''Kamuoyunu yönlendirme amaçlı internet siteleri'' davası kapsamında 14 sanıkla ilgili yakalama emri çıkartan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe sundu.
Dilekçede, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 8 Ağustos 2011 tarihli kararıyla Alaettin Sevim hakkında çıkarılan yakalama kararının, Sevim'in sağlık durumunun elverişsizliği nedeniyle geri bırakılması ve dilekçenin incelenmek, karara bağlanmak üzere İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi talep edildi.
Sevim'in soruşturma, iddianamenin yazılması ve mahkemece kabul edilmesi sürecinde tutuklama şartları çerçevesinde sayılan ''kaçma'' ve ''delilleri karartma'' yönünde bir eylem içinde olmadığı savunulan dilekçede, yakalama emri verilmesi için gerekli koşulların oluşmadığı ve mahkemenin yakalama emri kararının ceza yargılama usulü ve esas yönünden hukuka aykırılık barındırdığı öne sürüldü.
Tutuklama içeren bir yakalama emri verilirken sanık ve avukatlarının savunmalarının alınmaması sebebiyle savunma hakkının çiğnendiği iddia edilen dilekçede, mahkemenin bu dosyanın sanıklarının daha önce aynı soruşturmayla ilgili tutuklanmamalarını görmezden geldiği, hukukta ''yok'' sayılacak bir kararla yakalama emri verdiği ve mahkemenin bu kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5. maddesinde düzenlenen özgürlük hakkına da aykırılık oluşturduğu dile getirildi.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) sanığın hangi hallerde kaçak durumuna düşeceğinin düzenlendiği ve bir kişinin kaçak olarak nitelendirilebilmesi için kovuşturma aşamasındaki süreçte mahkeme tarafından sanığa ulaşılamıyor olmasının gerektiği anlatılan dilekçede, tutuklamaya ilişkin şartların oluşmadığı ve CMK'nın 101/2. maddesinde sayılan hususların hiçbirisinin karar metninde ifade edilmediği vurgulandı.
''Mahkemenin kararında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağının anlaşılmış olduğu biçimindeki görüşü de havada asılı durmakta ve gerekçesiz bulunmaktadır. Bir gerekçenin neden, niçin, nasıl gibi soruları karşılaması gerekir. Verilen gerekçe salt sanığı ve sanık vekilini değil, kararını veren yargıçları da tatmin etmelidir. Yargıçlar bu koşullarda vicdanlarına karşı sorumlu olmaktan kurtulacaklardır'' ifadesi kullanılan dilekçede, Sevim'in şu an itibariyle sağlık durumunun cezaevi koşullarında bulunmaya elverişli olmadığı ve alınan 29 Temmuz 2011 tarihli İzmir Askeri Hastanesi sağlık raporuna göre Sevim'in 20 gün yatak istirahatinin zorunlu kılındığı anlatıldı.
-
Ahmet Özbir 14 yıl önce Şikayet EtVERGİLERİMİZDEN MAAŞ ALIYORSUNUZ ASKERLİK YAPASINIZ DİYE PLAN İÇİN DEĞİL!?. Yazık değil mi şimdi bu yaşta cezaevine girmek, peki baştan niye düşünmediniz, seçilmişlere plan yapılır mı, ÇAKMA SİTELER KURUP T.C. HÜKÜMETİ'Nİ KÖTÜLETMEK ASKERE YAKIŞIR MI?! Yazık çok yazık, hayatımda gördüğüm en kötü hareket bu! Askerliğin dışında seçilmişlere memurların plan yapması hem de maaşını verdiklerimiz, ayrıca Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde! Artık ASKERLİK HAYATI TEPEDEN TIRNAĞA YENİLENMELİ! AB standartlarında bir ordu istiyorum! Yeni anayasada herşey SİVİL İRADE'NİN EMRİNDE OLACAK ŞEKİLDE DÜZENLENMELİ! Yeter artık bu tür entrikalar SON BULMALIDIR!Beğen Toplam 1 beğeni
-
Ahmet Gül 14 yıl önce Şikayet EtEsas Basbug tutuklanmali. Law silahini bos bir boru parcasi, belgeleri kagit parcasi diye yutturmaya calisan bir genel kurmay baskani bu laflari sarfettigi an tutuklanmaliydi.O zaman toplar tüfeklerde boru parcasidir.darbe belgelerini'de tasin üzerine kazitmak gerekiyor herhalde. Ordumuzda temizlik yapilmadan biz kimseyle catismaya girmeyelim yoksa halimiz duman olur. Düsmana saldirmadan önce hükümeti düsürüp öyle harbe giderler zahar .Beğen Toplam 1 beğeni
-
keremcan karaca 14 yıl önce Şikayet EtDARISI. başbuğaBeğen Toplam 1 beğeni
-
mehmet bulut 14 yıl önce Şikayet Etlevent kardesm super yorum. darbelere ve darbecılere hayr...Beğen
-
levent 14 yıl önce Şikayet EtYasak. ataturk devrinde osmanlidan kalan molla dervis pasa gibi unvanlarin kullanilmasi kanunla yasaklanmisti - ama generaller baskalarinin unvanlarinin silinmesine pek hevesli iken kendi pasliklarindan vazgecmediler - bence bu gibi adamlara pasa yerine - demokrasi dusmani darbe meraklisi unvani daha cok yakisiyor - pasalik da sunnet cocuklarina daha cok yakisiyorBeğen Toplam 2 beğeni