Gürbüz Azak: Mahalle, roman görsün!
Ünlü yazar ve çizer Gürbüz Azak, ''Tatar" adlı eseri ile edebiyatta roman sahasına ilk adımını iddialı attı. Azak, "Tatar'ı bir romanın nasıl yazılacağını bizim mahalledekiler öğrensin diye yazdım'' dedi
ABONE OL
Bab-ı âlinin usta çizeri ve düşünce dünyamızın nezih kalemi Gürbüz Azak, ''Tatar adlı son romanımı bir romanın nasıl yazılacağını bizim mahalledekiler öğrensin diye yazdım'' diye konuştu.
ESKADER'in Timaş'ta gerçekleşen ''Bab-ı Ali Sohbetleri''nde yazarlık hatıralarını da anlatan Azak, "Fırsat bulabilirsem akıncılar üzerine de bir şeyler yazmak istiyorum" dedi.
Ressam, gazeteci ve yazar Gürbüz Azak, Edebiyat, Sanat, Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından Timaş Yayınevi'nde gerçekleşen ''Bab-ı Ali Sohbetleri''ne konuk oldu.
Yazar Mehmet Nuri Yardım'ın yönettiği etkinlikte konuşan Azak, okuma merakının 10 yaşında evinin odalarını gazete kupürleriyle dolduran ve ondan da her gün okumasını isteyen komşuları sayesinde oluştuğunu anlattı. 1957'den beri Bab-ı Ali'de hizmet verdiğini belirten Azak, ''Kupürler sayesinde 10 yaşındaki çocuk 12 yaşına kadar sanatla irtibatlandı, milli kültürle yakınlaştı. Beni Bab-ı Ali'ye sürükleyen rahmetli Nazmi Bey'in kupürleri ve Türkçe kitabını reddeden ve bizi gazete köşe yazarlarını okumaya yönlendiren Türkçe öğretmenimdir'' dedi.
Azak, Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümünü kazanıp İstanbul'a geldiğini, ancak üçüncü yılında sevmediğini anlayıp memleketi Acıpayam'a geri dönmek istediğini anlattı. Bir gazetenin grafiker ihtiyacı için Güzel Sanatlar Akademisine başvurmasıyla gazeteciliğe başladığını ifade eden Azak, şansının yaver gittiğini ve Tarık Buğra, Necip Fazıl, Ahmet Kabaklı ve Arif Nihat Asya gibi dönemin önde gelen aydınlarını tanıma fırsatı bulduğunu belirtti.
''Tatar adlı son romanımı bir romanın nasıl yazılacağını bizim mahalledekiler öğrensin diye yazdım'' diye konuşan Azak, şiirden, müzikten, Yeşilçam'dan, insan hakları beyannamesinden söz eden bir Türk kültür sözlüğü yazmaya çalışırken müracaat ettiği kitapların yazarlarının Türk olmadığını gördüğünü ve bir İngiliz büyükelçisinin hatıratında tatarlar ve akıncılara rastladığını belirterek, şunları kaydetti: ''Tatarlar sıradan insanlar değil, mert delikanlılar. Valilere ferman götürüyorlar, cevabını alıyor, İstanbul'a yetiştiriyorlar. Üsküdar'dan Bağdat'a 12, Bağdat'tan Üsküdar'a 12 günde gelmeleri şart. Zaman zaman toplanan vergileri de İstanbul'a onlar taşıyor. İstanbul-Bağdat ya da İstanbul-Belgrad gidip gelen bu delikanlılar çok özel kıyafetler giymek zorunda. Her 32 kilometrede menzilhaneler kurulmuş. Dolu dizgin fermanı götüren Tatar, menzilhanede hazırlanmış başka bir ata biniyor, üst baş değiştiriyor. Eğer menzilhaneci 5 dakika içinde Tatar'ı hazırlayamıyorsa, Tatar'ın sargısında yağlı bir urgan var, menzilhaneciyi kapının önünde asıyor. Böyle bir de yetkisi var. Karda kışta, yağmurda çamurda, rüzgarda yol alıyor. Çoğu defa atlar çatlıyor. Kadınlar ve çocuklar ürker diye sancak, kasaba, köy içlerinden geçemiyorlar. Bu Tatarlar 24. gün Üsküdar'a geldiklerinde attan inemiyorlar, düşüyorlar. Çoğu defa da ölüyorlar. Bu hikaye hoşuma gitti. Unutulmasınlar istedim. Tatar romanını yazma sebebim budur.''
Akıncılar üzerine de yazmak istediğini ifade eden Azak, ağırlıklı olarak Türk ama içlerinde Bosnalı, Arnavut, Ermeni, Arap, Rum ve Çerkezler'in olduğu akıncıların sanata yakın olabildiklerini, bunların arasından Mimar Sinan'ın ve Matrakçı Nasuh gibi Leonardo De Vinci ile kıyaslanan bir ressam, nakkaş ve mimarın çıktığını anlattı. Akıncıların devşirilen gençlerin gözü kara olanlarından seçildiğini söyleyen Azak, şöyle konuştu: ''Çok iyi at binen, iyi kılıç kullanan gençlerin sırtlarında 2,5'ar metrelik kanatları var. O kanatlar açılıyor ve atın üzerindeki yük sıfıra iniyor. Bir Türk akıncısını yakalamak çok zor. Bunlar 100'er 100'er Edirne'den çıkıyor, Polonya içlerine kadar uçarak, süratle gidiyorlar. Darmadağın edip geliyorlar. Osmanlı'ya hudutlu ülkelerin o yılki ürün durumu, yolları nedir bunları öğreniyorlar ve reis-ül küttaba rapor veriyorlar. Fırsat bulabilirsem akıncılar üzerine de bir şeyler yazmak istiyorum.''
(Milli Gazete)
-
Kitapçı Amca 15 yıl önce Şikayet Etnasıl. herkes kendini en iyisini yaptı olarak görüyor. ama yazık, roman nasıl yazılırı yeni öğreniyoruz.Beğen