'Anadolu Bacıları' gücünü birleştirdi, siparişlere yetişemiyorlar

Selçuklu döneminde Polatlı’da kurulan Bacıyan-ı Rum geleneğinden etkilenen ev hanımları kurdukları kooperatifte siparişlere yetişemiyor. 'Anadolu Bacıları' ismini verdikleri kooperatifte onlarca ürün çeşitliliğine ulaşan kadınlar, sıfır atıkla çalışmayı başarırken kadın dayanışmasıyla da örnek oluyor.

ABONE OL
GİRİŞ 21.01.2020 11:30 GÜNCELLEME 22.01.2020 14:24 Kobi
'Anadolu Bacıları' gücünü birleştirdi, siparişlere yetişemiyorlar
'Anadolu Bacıları' gücünü birleştirdi, siparişlere yetişemiyorlar

Ankara’nın Polatlı ilçesinde bir araya gelen ev hanımları kurdukları kadın kooperatifinde ilklere imza atıyor. Selçuklu döneminde kurulan Bacıyan-ı Rum geleneğini yaşatmak isteyen Anadolu Bacıları Kadın Kooperatifi gerçekleştirdikleri kadın dayanışmasıyla herkese ilham oluyor. Kooperatifte el ele vererek ürettikleri ürünlerin siparişine yetişemeyen kadınlar, her geçen gün farklı bir ürünü kooperatif bünyesine kazandırıyor.

 

 

Selçuklu döneminde Polatlı’nın Bacı köyünde kurulan Bacıyan-ı Rum teşkilatı Anadolu Bacıları tekrar kuruldu. Tarımsal üretim faaliyetinde bulunmak, ekonomiye katkı sağlamak amacıyla bir araya gelen 13 kadından oluşan Anadolu Bacıları, örnek bir kadın dayanışmasına imza atıyor. Anadolu Bacıları Kooperatifi üyeleri hazırladıkları ürünlerle kendi markalarını oluşturdu. Türkiye’de önemli firmalara ürünler gönderen Kooperatif ortakları, yurt dışına açılıyor. Benzeri olmaya ürün yelpazesiyle dikkat çeken kooperatifte portakallı havuç reçeli, karpuz pekmezi, pancar pekmezi, çeşitli sirkeler, erişteler ve tarhana en çok tercih edilen ürünler arasında bulunuyor. Mesai kavramı olmadan çalışan kadınlar, aile bütçesine de katkı sağlıyor. Kooperatifte sıfır atıkla çalışılırken, meyvelerin kabukları bile atılmıyor. Kooperatife getirilen her meyve ya da sebze farklı bir ürün olarak değerlendiriliyor.



"Bir ton pancarı elimizde kıydık"

 

 

Çalışanların aile samimiyetinde olduğunu ifade eden Anadolu Bacıları Kadın Kooperatifi Başkanı İklime Yaşar, “Bizim kooperatifimiz gıda üzerine bir kooperatif. Biz bazı eğitimciler aldık. Bunların sonunda bize kurulan bir atölyede pancar pekmezi üretmeye girdik. Pancar pekmezi ne ilk atölyeye girdiğimizde deneye deneye öğrendik. Günlük bir ton pancarı elimizde kıyarak haşlamaya alıp ertesi gün prese alıp, daha sonrasında 4 gün boyunca pancar pekmezini elde ettik. Projemiz bunun üzerineydi. Polatlı’ya nasıl katkı sağlanır, neler üretilir burada diye başladık. Polatlı’nın bir markası haline geldik. Anadolu Bacıları olarak bununla kalmayıp farklı ürünler üretmeye başladık" dedi.
Her geçen gün yeni bir ürünü bünyelerine kazandırdıklarını ifade eden Yaşar, "Pekmez, erişte, reçel, sirke çeşitleri olarak çeşitlerimizi çoğalttık. Pancar pekmezi sezonu bitti, karpuz pekmezine başladık. Hangi meyve sebze vaktine göre onları yaptık. Doğal yaptık. Ürünlerimizdeki tek katkı maddesi su. Karpuz pekmezinde o bile yok. Hiçbir ürünümüzde katkı maddesi yok. Bu ürünlerden katma değer sağlayıp atıktaki şifayı ortaya çıkardık. Atığı geri dönüşüme çevirdik. Karpuz pekmezi yaptık kabuklarından reçel yaptık. Bu da çok güzel müşteriye ulaştı. Çocukların sevebileceği bir tat oluştu. Portakallı havuç reçeli yaptık. Portakal suyu ve havuç rendesinden oluşan bir reçel bu reçelimizi bir ünlü firmaya aylık bir bir buçuk ton arası satıyoruz güzel taleplere ulaştı. Ürünlerimiz ekşiyebilir, bozulabilir. Bu bizi mutlu eder. Katkı maddesi yok, glikoz yok" diye konuştu.



"Özgüvenimiz arttı burada"

Ayşe Turan ise, "Ben sirke yapıyorum, yaprak sarması ve reçel yapıyorum. Kendimize özgüvenimiz arttı burada. Ev hanımıydım önceden hiçbir yerde çalışmıyordum. Bu projeyi duyunca eğitim aldım, başladım" dedi.

"Hedefimiz fabrika kurup daha çok kadına ulaşmak"

Hedeflerinin fabrika kurarak daha çok kadına ulaşmak olduğunu belirten Nilüfer Kart, "3 yıldır buradayım. Burada neler yapmıyoruz ki. İlk işimiz pancar pekmezi oldu. Portakal suyu ve havucu birleştirdik. Daha sonra eriştelerimiz oldu. Polatlı'mızın soğanı meşhur biz soğandan kişnişli soğan turşusu yaptık. Kişniş, tane karabiber ve soğanı birleştirince inanılmaz güzel bir ürün ortaya çıktı. Hepimiz evlerde oturan bayanlardık. Ben kızımla beraber yaşıyorum. Ona örnek olduğumu düşünüyorum. Ayakları üzerinde durabilen bir kadın örneğiyim onun için. Evimin geçimini buradan sağlıyorum. Biz de başka kadınlara el uzatacağız. Buraya yazın sıcağında kışın soğuğunda geliyoruz. Mesai kavramı yok bizim için. Hedefimiz fabrika kurup daha çok kadına ulaşmak. Kadınların ayakları üstünde durduğunu görmek çok güzel. Bir ürünü paketlediğimizde bunu ben yaptım demek çok güzel. Birimizin yapmadığını diğeri yapıyor. Kadınlar evde oturmasınlar" şeklinde konuştu.



El ele verip işleri tamamlıyorlar

Kooperatif ortağı Halime Yavuz ise, "Ev hanımıydık hepimiz buraya gelince çalışmaya başladık. Buraya her sabah koşarak geliyoruz. Herkes bir işin ucundan tutuyor. Baklava yapıyoruz. Hamurunu ben yapıyorum, arkadaş açıyor diğeri tepsiye döşüyor. Ne iş varsa hepimiz beraberiz" dedi.

KAYNAK : İHA
YORUMLAR 1
  • murat 4 yıl önce Şikayet Et
    Valla kim önayak olduysa çok akıllıymış. Hepsi ortak kara ve zarara. İşçi tazminatı yok, iş kazası vs işverene kabus olan şeyler yok, mesai kavramı yok, yıllık izin, yılbaşı tatili, 1 mayıs tatili vs. resmi tatiller ister yap ister yapma, çalışırsan kazanırsın ooh ne güzel böyle bir çalışmayla herkes kar eder.
    Cevapla

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR