TYB İstanbul'da 28 Şubat Romanı konuşuldu
Yazar Kadriye Alev’in “Kapı – 28 Şubat Romanı” üzerine 28 Şubat 2026 Cumartesi günü Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde “Kitabına Göre Konuşalım” programı kapsamında “Edebiyatın İzinde 28 Şubat” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.
ABONE OL
28 Şubat Postmodern Darbesi’nin üzerinden 29 yıl geçti. 28 Şubat’ın 29. yıldönümünde düzenlenen söyleşide, 28 Şubat sürecinde üniversite öğrencisi olan İkbal’in o günlerden bugünlere uzanan hikâyesine odaklanan bir dönem romanı olan “Kapı – 28 Şubat Romanı” konuşuldu.
BİR İNSAN HİKAYESİ
Program yöneticisi Naile Aksay Ünlü’nün açılış konuşmasıyla başlayan programa çok sayıda okur katıldı. Ünlü konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“28 Şubat, Türkiye’nin yakın tarihinde yalnızca siyasi kararlarla anılan bir süreç değildi. O dönem, kimi insanlar için bir bekleyiş, kimi için bir kayıp, kimi için ise kendi varlığını koruma mücadelesiydi. Devlet, toplum ve birey arasındaki ilişkinin yeniden tartışıldığı; kamusal alanın sınırlarının, özgürlüklerin ve kimliğin yüksek sesle konuşulduğu bir eşikti. Ve her eşik gibi, geride sadece tartışmalar değil, insan hikâyeleri bıraktı.
Tarih bize olayları anlatır; edebiyat ise o olayların kalpte bıraktığı izi… Bazı kapılar kendiliğinden kapanmaz; bir dönemin korkuları, kararları ve suskunluklarıyla kapatılır. 28 Şubat’ı sadece bir tarih olarak değil, insanların eğitiminden hayatına, kimliğinden geleceğine kadar uzanan gerçek hikâyeleriyle konuşmak için buradayız. Çünkü yasaklar sadece bir dönemi değil, bir neslin hafızasını şekillendirir.
Bugün geriye baktığımızda belki en zor soru şu: Unutmak mı huzur verir, yoksa hatırlayıp yüzleşmek mi gerçekten özgürleştirir? Edebiyat, bazen söylenemeyeni söylemenin en cesur yoludur.
ÜNİVERSİTE KAPISINDAN ÇEVRİLEN BİR HAYAT
Kadriye Alev, 28 Şubat postmodern darbesi sürecinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde 4. sınıf öğrencisiyken üniversite kapısından geri çevrildiğini, dolayısıyla öğreniminin yarım kaldığını ifade etti.
Kapanan kapıların ardından 2006 yılında hükümet tarafından çıkarılan “af” ile eğitimine devam edip mezun olduğunu söyleyen Alev, ancak herhangi bir suç işlemediği için affedilecek bir durumda olmadığını, bunu bir “hakların geri alınması” olarak gördüğünü dile getirdi. Geçen yılların bıraktığı geç kalınmışlık duygusunun ise telafisinin mümkün olmadığını vurguladı.

DUYGU HAPİSHANESİNDEN ROMANIN SAYFALARINA
Kadriye Alev, romanı yazma motivasyonunun ağır bir duygu ve düşünce birikiminden doğduğunu belirterek şöyle konuştu:
“28 Şubat postmodern darbesi öncelikli olarak insanın yaşamsal organlarının kesilmesine yönelik kolektif yaptırımlardı. Bu yaptırımlar özellikle başörtülü Müslüman kimlikli kadınların duygularında derin yaralar açtı. Yaşayanın yaşadığını anlatması, ima etmesi, inandığı gibi davrandığı için kabul görmesi, onaylanması neredeyse imkânsızdı ve bu sistematik dışlama hamlesinin bıraktığı duygular bir duygu hapishanesine kilitlenmişti.
Ayrıca 28 Şubat postmodern darbesi sonraki yıllarda bir düşünce ve edebiyat üretimi geliştirmiş miydi? Müslüman hassasiyetli entelektüel birikim nereden nereye akmıştı? Ses ve söz 28 Şubat’la birlikte hangi yollarda ilerlemişti?
Toplamda yazılmış dertli metinler var; bir elin parmaklarını geçer mi bilmem. Bunların bazıları o günlere direkt odaklanmış, bazıları ima ve çağrışımlarla anlatmaya çalışmış, bazılarında romantik bir dil hâkim. Hepsini de anlamlı buluyorum. Fakat bu zamana yayılmış birkaç metin, 28 Şubat’ın edebiyatın izinden takip edildiği anlamına da gelmiyor. Kolektif bir bilinç, düşünsel zemin ve dertle Müslüman hassasiyetli bir bakışın toplamda söylediği şey nedir? Burada alt metin okumak zor gerçekten.
Bu düşünce beni 28 Şubat’ın hikâyelerini yatay ve dikey olarak anlatmaya, ağlak bir dil ve ideolojik gözlüklerden çıkarıp gerçekten bu sürecin bir insanın hayatında nereden nereye aktığını takip eden romanların yazılmasına ve artmasına olan ihtiyacı görmemi sağladı.”
Alev, 28 Şubat’ın Müslüman bellekte bıraktığı hasarın edebiyat yoluyla yeniden ortaya çıkarılıp bir bilince dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

ROMANIN KATMANLARI
Naile Aksay Ünlü’nün soruları eşliğinde ilerleyen söyleşide Alev, romanda en çok dikkat ettiği noktanın yatay ve dikey bakış açılarını ve asli olan derdi kaybetmemek olduğunu ifade etti:
“Bu derdin çekirdeğinde bir ‘insan’, bir katman üstünde ‘Müslüman bir insan’, bir katman üstünde ‘Müslüman başörtülü bir kadın’ duruyordu. Dolayısıyla romanı okurken okur bu katmanları tek tek açabilsin, en temeldeki derde inebilsin istedim.”
Söyleşiye katılan okurlar da yorumlarıyla programa katkı sundu.
"BU ESERLER KALICIDIR"
“Kapı – 28 Şubat Romanı”nın yayıncısı Okur Yayın Grubu Genel Yayın Koordinatörü Ünsal Ünlü de kitaba dair değerlendirmelerde bulundu.
Daha önce Nuraydın Arıkan’ın “28 Şubat Sürecinde Medya - Arena Programı ve Medyanın Siyasal Sürece Etkileri” adlı tez çalışmasını ve Selvigül Kandoğmuş Şahin’in “Kar Yağarken” romanını yayımladıklarını hatırlatan Ünlü, “Kapı” dosyasının ilk anda isminden dolayı dikkatini çektiğini belirtti. Romanı okurken kendi üniversite yıllarına döndüğünü, kurgusunun kıymetini fark ettikçe heyecanının arttığını söyledi.
“Biz gerçekleri gerçek anlamıyla edebiyat eserlerinden öğreniriz ve daha kalıcı olur. Kadriye Hanım’ı kutluyorum. ‘Kapı – 28 Şubat Romanı’nın özellikle yeni nesiller tarafından okunmasını temenni ediyorum.” dedi.
"EDEBİYATA GİRMEYEN HİÇBİR ŞEY EBEDİYETE KALMAZ"
Programın sonunda söz alan Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı şu ifadeleri kullandı:
“28 Şubat yeni nesillerde unutulmaya başladı. Edebiyata girmeyen hiçbir şey ebediyete kalmaz. Edebiyata girmesi gerekiyor ki toplumsal meseleler geleceğe taşınabilsin. O yüzden 28 Şubat’a dair yazılan her eser kıymetlidir.
Bu eserleri kaleme alan, kisve-i tab’a büründüren herkes bizim için kıymetlidir. Okur Kitaplığı da misyon yayıncılığı yapıyor. Bu dönemde yayıncılık yapmak biraz delilik, biraz kahramanlık; kahramanlıkla delilik arasında bir çizgide.
Emperyalistler Osmanlı’dan bugüne darbeleri bitirmediler, bundan sonra da bitirmeyecekler. O yüzden her an diri ve uyanık, teyakkuzda olmamız gerekiyor. Bir an uyursak Anadolu’yu bizden alırlar. Bu eserleri bu yüzden çok kıymetli buluyorum. Kadriye Alev Hanım’ı tebrik ediyorum."
"ANMAK DEĞİL, ANLAMAK"
Söyleşinin sonunda Kadriye Alev, “Bugünün okuruna bütün bunların ötesinde farklı bir görme biçimi sunmaya çalıştım. Anmak değil, anlamak diye yola çıktım.” sözleriyle romanının geniş bir okur kitlesinde anlam bulmasını temenni etti.
Program yöneticisi Naile Aksay Ünlü ise kapanışta, “28 Şubat’ı biz satır aralarında değil, aynı zamanda onurun hafızasında konuştuk.” diyerek katılımcılara teşekkür etti.
Program sonrası Kadriye Alev, okurlarına kitabını imzaladı.