İsmet Özel yıllar sonra 'medya orucunu' bozdu: 'Çözüm Batı'yı taklit etmekte değil'
Tezkire'nin bu özel sayısının en dikkat çekici bölümlerinden biri de uzun zamandır hiçbir yere görüş vermeyen İsmet Özel ile yapılan söyleşiydi.
ABONE OL
Tezkire dergisi, 94. sayısında Türk düşünce ve edebiyat dünyasının en çok tartışılan isimlerinden İsmet Özel'i mercek altına aldı.
Ayşegül Sili-Kalem editörlüğünde hazırlanan "O Buradaysa Biz Neredeyiz" başlıklı özel dosya, bugüne dek genellikle şiiri, siyasi çıkışları ve sert dili üzerinden polemik konusu yapılan İsmet Özel'i, sosyal bilimlerin yerleşik ve yöntemli perspektifiyle değerlendirmeyi amaçlıyor.
Çalışma, Özel'i popülerliği veya tartışmalı kişiliği nedeniyle değil, modern Türkiye'nin zihinsel konfor alanlarını bozma kudretini hala muhafaza eden nadir isimlerden biri olması hasebiyle yeniden gündeme taşıyor.
Dosyanın temel motivasyonu, İsmet Özel'in dağınık metinler ve müdahaleler üzerinden de olsa yeni bir dil ve tarih tasavvuru üretip üretmediğini sorgulamak. Özel'in, Türkçeyi salt bir iletişim aracı değil bir medeniyet taşıyıcısı olarak gören, tarihi ise bugünü belirleyen varoluşsal bir hafıza alanı şeklinde kavrayan yaklaşımı, Türkiye'deki hakim modernleşme anlatılarından ve resmi tarih dilinden belirgin biçimde ayrılıyor.
Ayşegül Sili-Kalem'in editörlüğünde hazırlanan bu sayı, Özel'in fikirlerinin topluma sunduğu önerinin içeriğini berraklaştırmayı ve onun Türk düşüncesi içerisindeki yerini nesnel ölçütler etrafında tartışmayı hedefliyor.
ENTELEKTÜEL TAHAKKÜM VE ZİHİN İFSADINA KARŞI BİR İTİRAZ
Dosyanın editörü Ayşegül Sili-Kalem, İsmet Özel'in düşünce dünyasını ve marjinalleştirilme sürecini entelektüel tahakküm ve zihin ifsadı kavramları üzerinden son derece çarpıcı bir çerçeveye oturtuyor.
Modernleşme sürecinin yalnızca siyasal ve ekonomik bir hakimiyet kurmakla kalmayıp, neyin makul ve konuşulabilir olduğunu belirleyen sembolik bir iktidar rejimi yarattığına dikkat çeken Sili-Kalem, Türkiye'de yerli tecrübenin dışarıdan ithal edilen kavramlarla açıklanmaya çalışılmasının zihin ifsadına yol açtığını vurguluyor.
Bu bağlamda İsmet Özel, entelektüel alanın alışık olduğu uzlaşma biçimlerini reddeden, merkez fikrinin kendisini sorunlaştıran ve tanımlanma yoluyla ele geçirilmekten bilinçli biçimde kaçınan zor bir figür olarak öne çıkıyor.

Sili-Kalem'e göre Özel'in zamanla benimsediği çekilme ve susma tavrı, entelektüel tahakkümün en temel dayanaklarından biri olan konuşma zorunluluğunu boşa düşüren bir eylemdir. Şiir ise Özel için bu tahakkümün en az nüfuz edebildiği, zihin uyuşmasını bozan ve insanı rahatsız ederek uyandıran asli bir direniş alanıdır. Dolayısıyla İsmet Özel'in rahatsız edici tavırları ve ana akım entelektüel çevrelerle kurduğu mesafeli ilişkileri, bu derin zihinsel bağımsızlık mücadelesinden ayrı düşünülemez.
ŞAİRİN ISTIRABI VE DÜŞÜNÜRÜN DERDİ
İsmet Özel'in hayatı ve eserleri, birbirinden bağımsız iki alan değil, aynı yürüyüşün farklı yüzleri olarak karşımıza çıkıyor. 1960'larda Geceleyin Bir Koşu ve Evet, İsyan ile toplumsal adaletsizliğe karşı ahlaki bir öfke yükselten şair, 1970'lerde Cinayetler Kitabı ile varoluşsal bir sorgulamaya yönelmiş, 1978 sonrasında ise Üç Mesele ile İslami dünya görüşünü modern dünyaya karşı bütünlüklü bir itiraz sistemi olarak inşa etmiştir.
Özel'in Marksizm'den İslam'a, oradan da Kalın Türk gibi eserleriyle vurguladığı istiklal merkezli Türklük şuuruna uzanan yolculuğu, basit bir ideolojik savrulma değil, hakikat arayışının ve ontolojik bir yer bildiriminin aşamalarıdır. O, düşüncesini yaşam tecrübesinden besleyerek olgunlaştırmış ve entelektüel faaliyeti estetik bir üretimden ziyade bir nöbet ve şahitlik görevine dönüştürmüştür. Özel'in ıstırabı psikolojik bir melankoli değil, bireyin tarih karşısındaki konumunu fark etmesiyle ortaya çıkan ontolojik bir sarsıntıdır.
AKADEMİK PERSPEKTİFTEN FARKLI İSMET ÖZEL OKUMALARI
İki gündem yazısı, 11 araştırma makalesi, bir söyleşi ve beş inceleme yazısından oluşan dosyada, birçok akademisyen ve yazar İsmet Özel'i yüceltme veya mahkum etme kolaycılığına düşmeden eleştirel bir zeminde tartışıyor.
Yasin Aktay, Özel'in radikal sistem eleştirisini İslami düşünce ve siyaset arasındaki yapısal gerilim üzerinden okurken, Mücahit Bilici onu aktif nihilizm kavramı etrafında, varoluşunu savaşla temellendiren trajik ama güçlü bir entelektüel tip olarak resmediyor. Necdet Subaşı, Özel'in dönüşümlerini ontolojik bir yurt kurma çabası ve yer bildirimi olarak tanımlıyor. Erdoğan Erbay şiiri bir savaş alanı olarak ele alırken, Osman Nuri Tolar Türk Elifbası üzerinden Özel'in tarih ve dil anlayışını inceliyor. Aytaç Odacılar ise Özel'in siyaset anlayışını sabit ideolojik kimlikler yerine sanat ve şiir merkezli bir varlık tasavvuru üzerinden açıklıyor.
Dosyada Özel'in modernite ve Batılılaşma eleştirileri de geniş yer buluyor. Nurcan Özkaplan-Yurdakul kemoterapi metaforuyla Özel'in Batı'yı ölçü olmaktan çıkaran duruşunu, Zübeyde Çakır ise modernitenin içinden doğan Romantik itirazını inceliyor. Mehmet Uğraş din sosyolojisi perspektifiyle Özel'in dünya rağmına din ilkesini, Rıfat Atay ve Yusuf Çeliktaş ise Filistin meselesine yaklaşımındaki varoluşçu aktör bakış açısını değerlendiriyor. Vefa Can Kaya yazar-okur ilişkisindeki sen-ben temelli yoldaşlığı, Yunus Emre Tozal ise Üç Mesele'deki ikonolojik arayışı analiz ediyor.
Öte yandan dosya, eleştirel yaklaşımlara da alan açıyor. Alev Erkilet ve Hüsamettin Öztürk, Özel'in kadınlara ve başörtüsü meselesine yönelik düşüncelerini üstenci ve erkek-merkezci bularak, 28 Şubat sürecine dair söylemlerinin etik sorunlar ürettiğini savunuyor. Kitap incelemeleri bölümünde ise Fahrünnisa Kazan, Betül Süeda Sütçü, Muhammet Emin Kaptan, Ahmet Tozal ve Samet Altıntaş, Özel'in eserlerini ahlaki muhasebe, zihinsel sorumluluk ve okur portresi gibi çeşitli açılardan tahlil ediyor.
YILLAR SONRA GELEN İSMET ÖZEL SÖYLEŞİSİ
Tezkire'nin bu özel sayısının en dikkat çekici bölümlerinden biri de uzun zamandır hiçbir yere görüşme vermeyen İsmet Özel ile yapılan söyleşi. Sayı editörü Ayşegül Sili-Kalem ile hasbihal niteliğinde gerçekleşen bu görüşmede Özel, şiirine ve düşüncesine rengini veren temel kaygılarını paylaşıyor.

Türkiye'nin temel sorununun siyasetten eğitime, dilden tarihe uzanan ve İslamiyet'le karakterini bulan milli şuurun kaybı olduğunu belirten Özel, eğitim sistemini hafıza kaybının ana kaynağı olarak görüyor. Çözümü Batı'yı taklit etmekte değil, Türklerin kendi karakterine uygun bir hayat tarzını yeniden kurabilmesinde arayan usta düşünür, kesin formüller sunmaktan bilinçli biçimde kaçınarak mevcut dağınıklığın altını çiziyor. Söyleşi, toplumu tekrar konuşmaya değil, okumaya, düşünmeye ve seviye yükseltmeye çağıran güçlü bir fikri muhasebe davetiyle son buluyor.
Kapağında Türk Elifbası ile İsmet Özel'in okuyucusuna verdiği özel bir mesajın da yer aldığı Tezkire dergisinin 94. sayısı, kitapçılarda ve online satış mağazalarındaki yerini aldı.
-
Bozkurt 1 saat önce Şikayet Etİsmet özel hocaya bu ülkenin ihtiyacı var. Hocam dönün sahalara..Beğen Toplam 1 beğeni
-
Hakan 1 saat önce Şikayet Etİsmet Özel gibi kaç kişi kendini ciddiye alıp yetiştirmiştirBeğen Toplam 1 beğeni