'Üstadı 79 yaşında hasta hasta hapse koyacaklardı'
Bugün Necip Fazıl Kısakürek'in 27. ölüm yıldönümü. Ünlü şairin avukatı Muhammet Emin Özkan, Üstad'ın 79 yaşında hasta hasta cezaevine konulmaya çalışıldığını anlattı.
ABONE OL
Mahkemenin bilirkişi raporuna rağmen Necip Fazıl'ı 'Sultan Vahidüddin' adlı kitabından dolayı 1,5 yıl hapse çarptırdığını belirten Özkan, cezayı 8 ay ertelettiklerini, bu süre içinde şairin vefat ettiğini söyledi.
Ünlü şair-yazar Necip Fazıl Kısakürek'in ölümünün üzerinden 27 yıl geçti. 25 Mayıs 1983'te hayata gözlerini yuman Kısakürek'in hüzün dolu son yıllarını avukatı Muhammet Emin Özkan Zaman'a anlattı. Necip Fazıl'ın 6 yıl avukatlığını yapan Özkan, büyük şairin ömrünün mahkemelerde geçtiğini söylüyor. Hayatı boyunca birçok hastalık ve davayla mücadele eden Kısakürek, ölmeden önce oturduğu evin tahliyesi için ev sahibinin, işyeri ve Büyük Doğu Yayınları'nın tahliyesi için işyeri sahibinin açtığı davalarla uğraşmış. Ünlü şairi en çok sarsan ise İstanbul Toplu Basın Mahkemesi'nde Sultan Vahidüddin adlı kitabı sebebiyle açılan ceza davası olmuş. Bilirkişi raporu kitapta "Atatürk'e hakaret yoktur." dediği halde 1,5 yıl hapse çarptırılan Necip Fazıl, 8 aylık ceza erteleme süresinde vefat etmiş.
Özkan, Kısakürek'in, ölümüne kadar serencamı devam eden Sultan Vahidüddin kitabı sebebiyle açılan davaya büyük önem verdiğini anlatıyor. Mahkemenin bilirkişinin aleyhine karar çıkarabilmek için 25 sayfa rapor yazdığını ve bunu Yargıtay'ın onadığını belirten Özkan, 79 yaşındaki şairin bu davadan yargılandığı sıralar çok hasta olduğunu, savcının ise "Hapishanenin de reviri var, orada yatar." dediğini aktarıyor. Özkan, hastalık durumu olduğu için cezayı 8 ay ertelettiklerini, bu sürede Üstad'ın vefat ettiğini söylüyor.
Necip Fazıl'ın son dönemlerinde çevresi tarafından yalnız bırakıldığına dikkat çeken avukat, "Benim gibi 30 yaşında birine üstadın avukatlığını yapmak düşmüşse ne denebilir siz düşünün." diye konuşuyor. Ünlü şairin, çok cömert olduğu için elinde hiç para tutmadığını belirterek, kirasını bile zor ödediğinden bahsediyor. Devam eden davaları için avukat olarak gösterdiği gayretin maddeten karşılanmasını mümkün görmediği için, "Bu millete hizmetimden dolayı Allah bana eğer tırnak ucu kadar sevap yazmışsa tamamı senin olsun." dediğini aktarıyor. Karşılık beklemek olur diye Necip Fazıl'dan yan yana fotoğraf çektirmeyi bile isteyemediğine değinen Özkan, ondan maddi olarak aldığı tek şeyin el yazısıyla yazdığı savunması olduğunu vurguluyor.
Ölümü anında da Necip Fazıl'ın yanında olan avukat Özkan, o dakikaları anlatırken duygulanıyor: "O kadar zor ki bunu söylemek benim için. Üstadın hâlâ öldüğüne inanamıyorum. Ruhunu asla incitmek istemem. Doldurulamayacak bir boşluk bırakmıştır bende. Ama benim ona olan saygım sevgim o kadar sahiciymiş ki vefat ettiği gün oradaydım. Cesedine dokundum, sakalını okşadım." Özkan, o acı güne ait bir anısını şöyle aktarıyor: "Rizeli İlyas amca, Bolu'da Necip Fazıl'ın çok samimi olduğu doktor Ahmet abi, benim yanımda staj yapan genç avukat ve ben, bu 4 kişi cenazeyi evden aldık, ambulansa yerleştirdik. Bolu'daki doktor marketten alışveriş yaparken Tercüman gazetesine bakmış, Necip Fazıl'ın bir şiirini görmüş. Şiir şöyle: 'Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam/ Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam'. Cenaze kalabalıktı ama evden bu 4 kişi çıkarmıştık. Bu kendimi bir yere koymak değil. Onu taşıyan tabut neyse, o tabutu taşıyan bizler de ancak tabut kadar değerli olabiliriz."
Muhammet Emin Özkan, avukatlık hayatının en onurlu yerini Necip Fazıl'ın teşkil ettiğinin altını çiziyor. Üstadın düşüncelerinin şimdiki Müslüman entelektüeller için bile lüks olduğuna işaret ederken, onun 1930'lu yıllarda çıkardığı Ağaç Dergisi'ni örnek gösteriyor. Özkan, hâlâ tam anlamıyla Necip Fazıl'ın düşüncelerinden konuşulamadığını söylüyor: "Üstad şehirli biriydi. Halkın içinden gelmiş bizler şehirlileşemedik. Avukatlığa başladığım yıllarda bana ilk "Sokrates'in Savunması'nı okudun mu?" demişti. Vefatından sonra okudum ve yüz kere okumuşumdur. Ne demek istediğini daha sonra anladım. Okumayan bir milletiz. Gelecek nesiller yapacak bu tahlilleri."
-
Yusuf 15 yıl önce Şikayet EtBÖYLE İŞTE. Günümüzün kimi sözde sanatçılarına, yazarlarına vs... ve yaşantılarına bakıldığında, DEĞER sözcüğünü yeniden anlamlandırası geliyor insanın. Allah gani gani rahmet estin sana Necip Fâzıl KISAKÜREK.Beğen
-
Ömer DEMİRBAĞ 15 yıl önce Şikayet EtNÛR İÇİNDE YAT ÜSTADIM. "Lügat kitabını tutuşturanlar elime / Bilsinler, bilmiyorum ALLAHtan başka kelime" diyen Üstad, kendisi gibi ALLAH diyenlerle ,Bediüzzamanla, İskilipli Atıf Hocayla ve nice Hak erleriyle aynı yolu, aynı akibeti paylaştı. Son nefesine kadar onunla da uğraşıldı ve ona da zulmedildi. Çünkü ALLAH diyordu ve yarasaları ürkütüyordu. Rahmet ona ve nice Hak erlerine.Beğen
-
Mehmet Yenici 15 yıl önce Şikayet EtZamanla Anlaşılır. Büyük zatların genelde yaşadıkları dönemde kıymeti bilinmez, vefatından sonra zaman geçtikçe daha iyi anlaşılmaya başlanırlar. Necip Fazıl KISAKÜREK de böyle zatlardan birisidir. Cenab-ı Hak rahmet etsin. Ruhları için El Fatiha!Beğen
-
sanduka 15 yıl önce Şikayet Etsaygı ve dua ile. Ölüm bayram bayramda sevinmek var Oh ne güzel tahtadan ata binmek var... Gün olur da Üstadı anmamak olur mu. Rahmet ve hasret ile...Beğen
-
MEHMET 15 yıl önce Şikayet EtMahmut Ağaoğlu saçma saçma konuşma. akp ye dil uzatmaBeğen Toplam 1 beğeni