Parfümün kokulu tarihi

'Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya Parfüm' sergisi büyük uygarlıkların parfüm kültürünü tanımak için iyi bir fırsat sunuyor. Peki, Napolyon ve 2. Abdülhamit'in en gözde kokusunun ne olduğunu biliyor musunuz?

ABONE OL
GİRİŞ 08.05.2005 15:50 GÜNCELLEME 08.05.2005 15:50 KÜLTÜR
Parfümün kokulu tarihi
Parfümün kokulu tarihi

Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi hoş kokulu bir sergiye ev sahipliği yapıyor. 30 Temmuz'a kadar ziyaret edilebilecek olan 'Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya Parfüm' başlıklı sergi, antik çağdan günümüze büyük uygarlıkların parfüm kültürünü çok yönlü biçimde ele alıyor ve parfümle ilgi birçok bilinmeyeni gözler önüne seriyor. Danışmanlığı Nejat Yentürk ve Aybala Yentürk tarafından yapılan serginin orijinal eserleri Aybala - Nejat Yentürk, İsmet - Özkan Arıkantürk, Rüksan Ürgüplü, Güler Arnas, Ferid Edgü, Turgay Tuna, Işıl - Mehmet Akgül ve Cengiz Şahin koleksiyonlarından oluşuyor.

Serginin en zengin bölümünü, geleneksel Osmanlı koku kapları, Osmanlı pazarına ilk giren Avrupa parfümleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi yerli üreticilerin ürettikleri kolonya ve parfüm çeşitleri, üretim teknikleri; Ortaçağ İslam dünyasının parfümeri alanındaki katkıları; parfüm şişeleri, etiketler, afişler ve belgeler oluşturuyor. Kokunun tarihini ve ilginç koleksiyonları görmek için bu ilginç sergiyi ziyarete gelenleri, her adımda onları başka iklimlere götürecek kokular bekliyor.

Parfümlenen köpekler ve atlar, saçlara takılan koku şişeleri...

Eski Mısır, Yunan, Roma, Bizans, Orta Doğu, İslam Dünyası ve Modern Avrupa parfümcülük tarihi, Ortaçağ İslam Dünyası'nın dünya parfümcülüğüne katkıları ve özgün formülleri, İslam dünyasının güçlü ve kendine has koku kültürü, koku fizyolojisi ve hammaddesi Osmanlı döneminde üretilmiş, formülleri bugüne ulaşmış, ancak unutulmuş Osmanlı parfümleri ve buhurları, Osmanlı'da koku ticareti ve imalatı ile uğraşan esnaf, Avrupa'dan ithal edilen parfümler, yerli üreticilerin ürettikleri Avrupa tarzı kolonya ve parfümler, parfüm düşkünlüğünün inanılmaz boyutlarda olduğu ve kıyafetlerden, şaraplara, köpeklerden atlara kadar neredeyse her şeyin parfümlendiği Roma dönemi, güzel kokulara aşırı derecede düşkün olan ve yatak odasını parfüm imalathanesine çeviren Bizans İmparatoriçesi Zoe, saçlara asılan minik koku kapları, tarifi günümüze ulaşmış 500 yıllık geçmişi olan buhur suyu, Fransız Devrimi'nde giyotine gönderilmeye sebep olan kokular ve kokuyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun cevabı 'Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya Parfüm' Sergisi'nde.

Endüstri Devrimi'nden sonra üretilen 'naylon' kokular

Kokuya dair en eski bilgiye Mısır'daki antik mezarlarda rastlanmış. O günlerden 19. yüzyıla kadar hep doğal malzemelerden yararlanılarak koku üretilmiş. Kimya alanındaki gelişmeler neticesinde ise bu kokuların yerini bugün hepimizin kullandığı petrol ve kömür türevlerinden oluşan yeni kokular almış: '19. yüzyılda koku zevklerinin değişmesi ile kimya alanında yaşanan yenilikler, modern parfümcülüğün temelini oluşturan gelişmelerdi. 1830'lardan başlayarak doğal kokular üzerinde araştırma yapan kimyagerler, ilk olarak bitkilerden elde edilen uçucu yağlar içindeki maddeleri izole ettiler. Bu koku moleküllerinin sentetik olarak üretilebilmelerinin önünü açtı. Gelinen nokta kimyagerleri bu esansları, bitkiler yerine petrol ve kömür türevlerini kullanarak elde etmek konusunda gayretlendirdi.'

Napolyon ve 2. Abdülhamit'in gözde kokusu: Kolonya / Eau de Cologne

Osmanlı topraklarına II. Abdülhamit döneminde gelen ve padişahın ve kızlarının gözdesi olan 'Eau de Cologne' Napolyon'un da en çok tercih ettiği koku imiş. Her sabah Napolyon'un başına ve omuzlarına bir şişe dökülen Eau de Cologne'nin mucidi ise bugün bile bilinmiyormuş: 'Eau de Cologne yani kolonya, ilk geliştirildiği yıllarda, tıbbi amaçlı kullanılıyordu. Biberiye, portakal çiçeği, bergamot ve limondan oluşan karışım mide rahatsızlıklarında şeker üzerine damlatılarak alınıyordu. Kim tarafından icat edildiği konusunda yıllar sonra bile görüş birliğine varılamamış olan Eau de Cologne, tuvalet amacıyla kullanılmaya başlandıktan sonra bir devrim yüzyılı olan 18. yüzyılda adeta bir çığır açar. Sınıf savaşımının en keskin biçimde yaşandığı yıllarda yükselen burjuvazi karşısında, ağır ve pahalı parfümlerle özdeşleşen aristokrasi yenik düşünce, ağır kokuların da itibarı azalır. Eau de Cologne gibi hafif ve ferahlatıcı kokular, sadeliğin ve saflığın simgesi haline gelir ve burjuvazinin gözdesi olur.'

Osmanlı'nın parfümü: 550 yıllık tarihi olan billur şişeli 'buhur suyu'

Buhur suyu yaklaşık 550 yıl öncesine uzanan, terkibi ve yapılışı hakkındaki bilgileri günümüze ulaşabilmiş önemli bir Osmanlı parfümü. Sandal, aselbent, kalenbek ve öd ağacı gibi tütsü olarak yakılan maddelerin gül suyu içinde kaynatılmasının ardından misk ve çiçek suyu eklenmesi ile elde edilen Osmanlı'ya has bu güzel koku Ramazan ayında bir törenle sunuluyormuş: 'Tanzimat'tan evvel Topkapı Sarayı'nda, fetihten beri devam eden gelenekle her yıl Ramazan ayının on beşinci günü geçtikten sonra, padişaha 'buhur suyu' takdim olurunurdu. Enderun'da Seferli Odası'nda imal edilen buhur suyu padişahtan başka saray mensuplarına, vükelâya, hareme, ulemaya zarif billur şişeler içinde dağıtılırdı.' (HALE KAPLAN ÖZ- Yeni Şafak)

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR