Atatürk'ü kim ilahlaştırdı?

'Nasıl ki vaktiyle peygamberler geldiyse, şimdi de asrımızın peygamberi hatta Allah'ı Mustafa Kemal'dir' diyen ünlü yazar bir çocuk beynini bakın nasıl etkiledi. Ve Gazi'nin kendisine 'Allah' denilmesine tepkisi ne oldu?

Bizi Takip Edin
GİRİŞ 23.09.2004 19:02 GÜNCELLEME 23.09.2004 19:02 MEDYA
Atatürk'ü kim ilahlaştırdı?
Atatürk'ü kim ilahlaştırdı?

Türkolog Sermet Sami Uysal'ın 1954 yılında Cumhuriyet'te yayınlanmak üzere ünlü edebiyatçıların eşleri ile yaptığı röportajları bir araya getirerek, 'Eşlerine Göre Ediplerimiz' adıyla kitaplaştırdı. Ancak ismi kitapla birlikte yeniden gündeme gelen yazarın Tempo dergisine anlattığı anılar, kitapta yer alan röportajlardan daha çok ses getirecek gibi görünüyor.



29 Ekim 1925 yılında Çorum'da doğan Sermet Sami Uysal, Paris Üniversitesi Fonetik Enstitü'sünden pekiyi derece ile mezun oldu. Galatasaray Lisesi'nde Müdür Muavnliği ve Edebiyat Öğretmenliği Bürüksel ve Paris Üniversitelerinde Türk Dili ve Edebiyatı okutmanlığı yaptı. 1970 yılında yurda dönerek İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Okulu Türkçe Bölüm Başkanlığında görev aldı ve buradan emekli oldu. Fransızca'dan Türkçe'ye kazandırdığı bir çok kitap bulunmaktadır.



Tempo dergisinin 224/39 numaralı sayısında yer alan röportajdan oldukça ilginç bir anıyı haber7.com olarak sizler için kısmen alıntılıyoruz. Dr. Uysal'ın bu anısı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönem 'kraldan çok kralcı' olanların düşünce yapısını ve ruh hallerini rahatlıkla gözler önüne seriyor. Sermet'in anısı Afet İnan'ın kendi evlerine yaptığı ziyaret ile başlıyor.



'Cumhuriyet'in ilan edildiği dönemde Atatürk'e en yakın bulunan isimlerden biri olan Afet İnan, devrimlerin ve Atatürk'ün propagandasını yapmak için ailemin yaşadığı Çorum'a geldi. Afet Hanım Çorum'da TBMM Başbakın olan büyük teyzemin oğlu İsmet Eker'in evinde misafir ediliyordu. Geliş amacına uygun olarak düzenlediği bir konferansa, salon mümkün olduğu kadar kalabalık görünsün diye annem beni de götürdü.



Annem son derece aydın bir insandı. O dönemin Türkiye'sinde Fransa'dan gelen hocalardan Fransızca dersi almış bir genç kızmış. Büyükannem de, elindeki çiftliği satıp milli müadelede kullanması için Mustafa Kemal'e gönderen bir vatansevermiş. Sanırım bunlar ailemin Mustafa Kemal devrimlerine ne kadar yakın olduğumu gösteren iyi örenkeler. Bu anlamda o toplantıya katılmamızdan doğal bir şey olamazdı'



Dr. Sermet Milli Mücadele'ye olan yakınlığını ve sempatisini bu satırlarla dile getirdikten sonra toplantıda olanları dile getiriyor. Bakın İnan toplantıya katılanlara neler anlattı? Haber7.com olarak Tempo Dergi'sinden aktarmaya devam ediyoruz: 'Büyük teyzem ev sahibesi olarak annemin yanına oturdu.



Afet Hanım konuşmasına başladı. Bir yerde de, 'Nasıl ki vaktiyle peygamberler geldiyse, şimdi de asrımızın peygamberi hatta Allah'ı Mustafa Kemal'dir' dedi. Çocuk olmama rağmen bu söylenen sözün ne kadar ağır bir laf olduğunu anlayabilmiştim. O anda annemin, sırtına bıçak saplanmış gibi ürperdiğini hissettim.



Afet Hanım o sözleri edince, annem elini kaldırarak söz aldı ve 'Afet hanım, galiba diliniz sürçtü. Son cümlenize çok şaşırdım. şehrimizin misafirisiniz, size sonsuz saygımız var, ancak söylediklerinizi geri alır mısınız?' dedi. Bunun üzerine Afet Hanım, bu sözleri bilerek sarf ettiğini belirterek aynen tekrarladı.



Annem de, 'Peygamberim'e Allah'ıma hakeret edilen bir yernde duramayacağını belirterek beni alıp dışarıya çıktı. Zavallı teyzem de annemle aynı düşüncede olmasına rağmen, ev sahibi konumunda olduğu için orada kaldı'



Sermet'in anısının Çorum'la ilgili bölümü bu şekilde. Ancak bu ilginç tarihi anektot bakın Ankara'ya nasıl yansıyor:



'Afet İnan, çorum'da yaşanan büyük bir ailenin devrime ve Atatürk'e muhalif olduğunu söylemiş. Atatürk kendisini itirazsız dinlemiş. Eniştem de olayın arkasındaki gerçekleri anlatmış Atatürk'e ve olay orada kapanmış'



Dr. Sermet böyle söyüyor ama gerçekten olay burada noktalanıyor mu?



Tabi ki hayır. Kraldan çok kralcılığın doğurduğu bu çarpık mantık bakın daha nelere yol açıyor, Haber7.com olarak Tempo Dergisi'nden aktarmaya devam ediyoruz:



'Bu yaşananalardan bir kaç yıl sonra kanser olan annemi tedavi için İstanbul'a götürmek üzere trenle seyahat ediyorduk. Tren Ankara'ya gelince, Atatürk7ün Etimesgut'a geleceğini duyduk. Treni kullananlar da dahil olmak üzere hepimiz oınu görmeye gittik. Atatürk'ü ilk gördüğüm anı unutamam. Arkadan güneş vuruyordu ve sarı saçları olağanüstü parlıyordu. Kısa kollu bir süveter giymişti. Onu görünce 'Allah Atatürk' diye haykırdım. Herhalde Afet Hanım'ın konuşmasının bilinçaltıma olan etkisiyle bunu söylemiştim'



Peki Atatürk bu sözü duyunca ne yaptı? Dinlemeye devam edelim:



'Bunu duyunca gözünü dikerek bana doğru yürümeye başladı. Önümde durdu. Beni kaldırarak kucakladı ve 'Ben Allah değilim' dedi. ben de 'Sen Allah'sın' diye ısrar ettim. Bu ısrar üzerine Atatürk çok şaşırdı ve ailemin kim olduğun sordu. Annem de kendisini tanıttı. Atatürk, 'Böşle şeyleri kim öğretiyor bu çocuklara' diye sorunca: 'Paşam, o bir çocuk aklı ermediğinden söylüyor bunları. Asıl tehlike aklı erenlerin de bunu söylemesi' dedi.



Mustafa Kemal son derece zeki bir insan tabi, hemen bağlantıyı kurdu: 'Yoksa siz o çorumlu aile misiniz?' dedi. Fazla da uzatmadı konuyu. Nereye gittiğimizi sordu. Annem de anlattı. Bunun üzerine büyükannemin elini öpmek istediğini söyleyerek bizimle trene geldi. Büyükannemin elini öptükten sonra kendisi için yapacak bir şey olup olmadığını sordu. Bunun üzerine büyükannem de ülkeyi güzel yönetmesini, bir de başucuna koymak için imzalı fotoğrafını istedi. Gerçekten de fotoğraf kısa bir süre sonra gümüş bir çerçeve içinde çorum'daki evimize geldi. O ftoğrafı Paris'teki görev yerime bile taşıdım. Ancak, malesef görevim bitip memleketime dönerken çalınan bavulumun içinde kaldı.'

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL