Karakaya ağzını bozmadan yazdı

'Peşin peşin yazayım da; hemen, 'yine ağzını bozdu' demeyin' uyarısında bulunan Hasan Karakaya'nın 'Medyadan ve Marmaris'ten 'orostopolluk' örnekleri!' başlıklı yazısı:

ABONE OL
GİRİŞ 27.05.2005 12:57 GÜNCELLEME 27.05.2005 12:57 MEDYA
Karakaya ağzını bozmadan yazdı
Karakaya ağzını bozmadan yazdı
Medyadan ve Marmaris'ten 'orostopolluk' örnekleri!

Araya 'Boğaziçi Üniversitesi' konulu dünkü yazı girince; bu yazı ister istemez bugüne kaldı... Güncelliğini biraz kaybetmiş gibi görünse de; Türkiye'nin sırtına bir 'kene' gibi yapışan ve hep orada duran bir 'zihniyeti' ortaya koyması açısından önemli bir konu olduğu için; gecikmiş de olsa sizlerle paylaşmak istedim...
Bu 'orostopolca zihniyet'tir ki; Türkiye ile, insanımız ile 'kedinin fare ile oynadığı' gibi oynamakta, ülkeyi yönetenlere de, istediği gibi 'yön' verebilmektedir!..
Peşin peşin yazayım da; hemen, 'yine ağzını bozdu' demeyin... Efendim, başlıkta kullandığım ve bundan sonra da kullanacağım 'orostopolluk' kelimesinin, 'orospu' veya 'fahişe' kelimesiyle uzak-yakın bir ilişkisi, akrabalık veya köken bağı yoktur!..
'Orospuluk' veya 'fahişelik' malûm... Son yıllarda, bu işi 'eeerkek'ler de yapıyor, ama bu türden 'bay'lara, artık 'gay' deniliyor!..
'Orostopolluk' ise, bambaşka bir kavram... D.Mehmet Doğan'ın 'Büyük Türkçe Sözlük'ünden aynen aktarıyorum:
'Orostopolluk: Kahpece hile, kurnazca iş, dalavere, dolap.'
Anlaştık mı?..
'Orospuluk' ve 'orostopolluk' arasında bir bağ bulunmadığında mutabık kaldık mı?..
O halde, kızmaca-köpürmece yok!.. Ve tabiî, 'vayy bize hakaret etti' deyip, 'dâvâ açmaca' da yok!..
Bunda mutabık kaldığımıza göre; 'orostopolluk' örneklerine geçebiliriz!..


BAYKAL'IN NAMAZI
Efendim, malûmlarınız olduğu üzre, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, tıpkı sayın Başbakan gibi, 'İsrail ve Filistin'i içine alan' bir ziyaret gerçekleştirdi ve döndü...
Gazeteler, 'gezinin o kısmını' yazmadı, ama Bay Baykal; 'gezi programı'nın aksine, İsrail Dışişleri Bakanı Şalom tarafından '1 saat' bekletildi!..
Yani, 'plânlanan' saatteki görüşme, '1 saat rötar'la gerçekleşti!..
Şalom, 'aynı orostopolluğu' sayın Erdoğan'a da yapmış ve 'randevu saati'nden 1 saat sonra görüşmüştü... 'Programdaki bu sarkma' yüzündendir ki; sayın Erdoğan'ın, Filistin Lideri Mahmud Abbas ile 'Bakanlar Kurulu Salonu'nda plânlanan görüşmesi, 'Arafat'ın kabri başında' gerçekleşmişti!..
Evet, sırf 'Şalom'un orostopolluğu' yüzünden!..
Bay Baykal, bu 'kasıtlı erteleme'yi fırsat bilip; 'Ağlama Duvarı'na gitti, kuşbakışı 'Kudüs'ü seyretti ve bu arada da, 'Haremüşşerif'te namaz' kıldı!..
Diyecek bir sözümüz yok...
'Allah kabul etsin.'
'Namaz' kılan insanları, yılın 365 günü eleştirip, 'potansiyel irticacı' veya 'din istismarcısı' olmakla itham eden bir CHP'nin genel başkanının 'Haremüşşerif'te namaz kılması', bizi ancak mutlu eder!..
Dileriz ki;
Kendisini, 'Türkiye'deki camiler'de de görebilelim!..
Dediğim gibi;
Bay Baykal'a hiçbir sözüm yok... Kıldığı namazın 'kamera'lara yakalanmış olması da, herhalde 'medyanın işgüzarlığı'dır!..
Çok severler böyle 'görüntü'leri!.. Fotoğraf çekerler, altına da 'adamına göre' haber yaparlar!..


BUNU HEP YAPIYORLAR
Bir zamanlar, 'Erbakan Hoca'yla çok uğraşmışlardı!.. Yanılmıyorsam, bir Uzakdoğu seyahatinde, 'uçakta akşam namazı' kılmaları, şöyle haber/yorum konusu olmuştu 'kartel gazeteleri'ne:
'Akşam namazı 5 rekât olduğu halde, Erbakan ve heyettekiler 3'er rekât kıldılar!'
Gülmüş ve biraz da acımıştım o zamanlar... 'Vah zavallılar' demiştim, 'Bunlar, seferîlikte kılınan namazdan da habersiz!'
Bereket ki, 'ikindi namazı'na denk gelmemişti!.. Yoksa, 'farzın 2 rekâtı'nı kılıp, selâm verselerdi, herhalde, 'Namazı 6 rekât eksik kıldılar!' diye yazarlardı!..
Eee, 'cehalet' başa dert!..
Ne diyeceksin?!?
Hatırlıyorum da;
Şimdi 'Sabah'ın magazin ilâvesi' olan Günaydın, bir zamanlar 'çok satan bir gazete' idi!..
Aklımda yanlış kalmadıysa, bu gazetenin 1981 veya 1982 yılında 'M.Mutlu' adlı bir elemanı vardı...
İşte bu eleman;
'Namazın sünneti'ni kılan bir grup vatandaşın fotoğrafını çekip, altına da şöyle yazmıştı:
'Bunlar toplu halde ibadet ediyorlar, ama aralarında uyum yok!'
Şaşkaloz adamın;
'Cemaatle kılınan namaz'daki 'uyum'dan haberi var, ama 'sünnet'lerin 'bireysel' kılındığından haberi yok!..
Yine hatırlıyorum da;
Aynı şaşkoloz, yine aynı yıllarda şöyle bir haber/yorum yazmıştı:
'Kâbe'yi niye Türkiye'ye taşımıyoruz?!? Mukaddes Emanetler'i getirdik de bir şey diyebildiler mi?!? O halde, S.Arabistan'dan da Kâbe'yi getirelim, yine bir şey diyemezler!'
Ne diyeceksin?..
'Cehalet' başa belâ!..
İnsan, cahil olmayagörsün, 'saçmalama'da sınır tanımıyor işte!..


NAMAZIN 'SAMİMİ'Sİ!
Aradan, 'çeyrek yüzyıl' geçti... Fakat ne yazık ki, 'kartel medyasının din cehaleti' aynen devam ediyor!..
En son 'cehalet örneği'ni de, 'Baykal'ın namazı' olayında sergilediler!..
Erbakan, Erdoğan veya '5 vakit namaz' kılan herhangi bir siyasiyi, 'gösteriş', 'şov' veya 'istismar' için namaz kılmakla itham eden 'kartel' gazeteleri; şu işe bakın ki, Baykal'ın kıldığı namazın 'samimi bulunduğunu' kabul ettirebilmek için, neredeyse 'canhıraş bir gayret' içine girmiş!..
1. sayfadan 'fotoğraf' basmışlar, siyasîlerden 'görüş' almışlar ve başlığı da şöyle atmışlar:
'Baykal'ın namazı samimi bulundu!'
Bu 'gayretkeşlik' niye, anlayamadım!..
Ne yani;
'Şov yaptı' diyen mi oldu?..
Hem sonra;
İslâm'da, 'ameller, niyetlere göredir' diye bir düstur var... Bay Baykal, 'halis niyetle' namaz kıldıysa, onun ecrini verecek olan Cenab-ı Allah'tır...
Peki, 'kartel'e ne oluyor ki;
Namazın 'samimi' olduğunu gözlerimize sokmaya çalışıyor?..
Bu başlığın 'mefhum-u muhalifini' düşünürseniz, şu anlam çıkar:
Baykal'ın namazı 'samimi' bulunduğuna göre, demek ki; 'diğerleri'nin kıldığı namaz 'samimiyetsiz'dir, 'gösteriş'tir, 'istismar'dır!..
İşte, benim 'orostopolluk' dediğim hadise de bu!..
Baykal'ın namazını 'samimi' gösterebilmek için canhıraş bir gayret, ama başkalarına gelince 'çamur at, izi kalsın!'


'NE NAMAZI' BU?
Tamam, 'orostopolluk' yapıyorlar da, bari ellerine-yüzlerine bulaştırmasalar!..
Başlık atmışlar:
'Hem sünneti, hem öğleni kıldı!'
Altta da 'izah' etmişler:
'Baykal, 'beş vakit dışında kılınan namaz' anlamına gelen sünnet namazını da kıldı!.. Bu sırada ezan okununca, Baykal öğle namazını da kılmış oldu!'
Hoppalaaa!..
'Bu nasıl oluyor?' diye bana sormayın!.. Çünkü, 'sünnet' için niyet edilen bir namazın, ezan okununca, birdenbire nasıl 'öğle namazı'na dönüştüğünü ben de anlayamadım!..
Aslına bakarsanız, 'Baykal'ın lehine' olarak şöyle düşündüm:
Bay Baykal, hazır gelmişken, herhalde 2 rekât 'mescidi ziyaret namazı' kıldı... O esnada 'ezan' okundu ve 'öğle namazının farzı'nı kıldı!..
Ama, 'kartelin haberi' öyle değil!.. Baykal, 'ezan okunmadan' namaza duruyor!.. Bu, olsa olsa 'mescidi ziyaret namazı' olur, ya da 'öğle namazının sünneti!'
İyi ama, Baykal 'seferî' durumda... Dolayısıyla, 'sünnet'i kılmayabilir!..
Hem, zaten, 'ezan okunmadan namaz vakti girmeyeceği' için, ne 'sünnet' kılınır, ne de 'farz!'
'Kartelin yazdığına' göre ise, Baykal 'sünnet' kılarken, 'ezan' okunmuş ve dolayısıyla 'öğle namazı'nı da kılmış olmuş-muş!..
Valla, ben içinden çıkamadım... Baykal'ın kıldığı namaz, 'hem sünnet, hem öğle namazı' nasıl oluyor, anlayamadım!..
Bir de, 'sünnet' için, 'beş vakit dışında kılınan namaz' diye bir 'fetva'(!) yumurtlamışlar ki, neresini düzelteceksin?!!
Ulan 'yalaka'lar,
Ulan 'orostopolluk' dehaları, madem 'Baykal'a bir kıyak' geçeceksiniz; 'namaz samimi bulundu' demeden önce, hiç olmazsa, şu habere 'samimi bir çaba' harcasaydınız da, biz okuyanlar, 'Baykal'ın ne namazı' kıldığını bir öğrenebilseydik!..
Ama, nerede sizde o samimiyet?..
Kafanız sadece 'orostopolluğa' çalıştığından, adamcağızın 'ne namazı kıldığını' bile hâlâ anlayamadık!..
Be 'cühela' herifler; bari şunu öğrenin: 'sünnet namazı' demezler ona, 'namazın sünneti' derler!..
Ve ayrıca;
Namazların sünnetleri de, 'beş vaktin dışında' değil, 'içinde'dir!..
Öğrenin bunları!..
Bak gördünüz, hiç olmazsa 'Baykal namaz kıldığında' lâzım oluyor bu bilgiler!..


MAYOLU İRAN GÜZELİ!
Madem 'orostopolluk'tan söz açtık, o halde bir örnek daha verelim...
Önceki günkü Vakit'te okudunuz...
Marmaris'teki güzellik yarışmasında, 'İran'ı temsil ettiği' söylenen Elnaz Pıraesh adlı kız, aslında 'plâjdan tutulup' getirilmiş!..
Yani, 'İranlı', ama 'İran'la ilgisi yok!'
Çünkü, kızın ailesi 'Şah Rıza Pehlevi'nin İran'ında' yaşarken, 'devrim' olmuş, onlar da Türkiye'ye...

 

27.05.2005 - Hasan KARAKAYA
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR