Çelik'in sözleri üzerine 21 yıl sonra döndü

Kültür ve Turizm Bakanı Çelik'in sosyal medya üzerinden attığı bir mesajdan duygulanarak memleketi Diyarbakır'a dönen Ermeni asıllı sanatçı Udi Yervant Bostancı, Türkiye'nin kültür elçisi olmaya hazırlanıyor.

ABONE OL
GİRİŞ 16.09.2013 11:53 GÜNCELLEME 16.09.2013 11:53 Müzik
Çelik'in sözleri üzerine 21 yıl sonra döndü
Çelik'in sözleri üzerine 21 yıl sonra döndü

Diyarbakır'da Türkler, Kürtler, Ermeniler, Yahudiler'in bir arada yaşadığı Hançepek'te doğan Yervant Bostancı, ilkokul ve ortaokulu Diyarbakır'da okuduktan sonra 1976 yılında İstanbul'a göç etti.

İstanbul'da 1992 yılına kadar Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde ud dersi verip sahneye çıkan Bostancı, 1992 yılında Amerika'ya göç etti. 21 yıldır Amerika'nın Los Angeles kentinde gazinolarda sahne alan ve uduyla Ermenice'nin yanı sıra Türkçe ve Kürtçe türküler söylediği için zaman zaman Ermeni Diasporası'nın, "neden Ermenice'den başka dilde şarkı okuyorsun" eleştirileriyle karşılaşan Bostancı, dil ayrımcılığına karşı çıkarak müziğini 3 dilde seslendirmeyi sürdürdü.

"Bakan Çelik'in mesajı beni duygulandırdı"

Yapılan çağrılar üzerine Amerika'dan kesin dönüş yapan Bostancı, memleketi Diyarbakır'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, davet üzerine memleketine dönüş yapmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Bostancı, Kültür ve Turizm Bakanı Çelik'in sosyal paylaşım sitesinden attığı mesajın kendisini duygulandırdığını ifade ederek, bu mesajın ardından Bakan Çelik ile görüştüklerini hatırlattı.

Bir ülkenin Kültür ve Turizm Bakanı ile aynı masada oturmanın önemli olduğunu vurgulayan Bostancı, şöyle dedi:

"Aynı masada dostça, kardeşçe gözlerimiz yaşararak birbirimiz dinledik. Güzel çalışmalar var. Ben bu atılımların başarılı olacağına inanıyorum. 30 yıl önce bir bekçi gördüğümüzde korkardık, bugün Kültür Bakanı ile oturup konuşabiliyorum. Artık içimizi dökebiliyoruz. Eskiden kalma horlanma ve dışlanmaları rahatlıkla konuşabiliyoruz. Bunlar gelişme değil de nedir? Şimdi başımıza yıkılan kiliseyi onarabiliyoruz. Bunlar birer gelişmedir. Bunları görmezden gelemeyiz. Her şey dört dörtlük yürümüyor ancak iyi çalışmalar var."

Bostancı kendisini gelmesi için Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in de davet ettiğini belirterek, dönmesine katkı sunanlara teşekkür etti.

"Kültür elçisi olma teklifi

Bostancı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Nihat Gür ve danışmanı İbrahim Sarıtaş ile görüştüğünde kendisine büyük ilgi gösterdiklerini belirterek, "Bana kültür elçisi olmam ve kardeşliği müzik ile kendi memleketimden dünyaya yansıtmam konusunda teklifte bulunuldu" dedi.

"Bakan Çelik, 'sen gel, biz üstümüze düşen görevi yaparız, sana kültürle ilgili görevler vereceğiz' dedi. Ben de seve seve kabul ettim" diyen Bostancı, politikacı değil, udu ve sesiyle var olan bir sanatçı olduğunu vurguladı.

Bostancı, kendisi ile ilgili eleştirilerden de söz ederek, şunları kaydetti:

"Buraya dönüşümle ilgili olumsuz değerlendirmeler oldu. 'Gitmişsin orada röportajlarınla herkesi çağırıyorsun, Ermenilere, cennet diye gösteriyorsun' diyenler oldu. Ben hiçbir röportajımda Ermenilerin gelmesi için bir kelime sarf etmedim. Burası benim doğduğum, büyüdüğüm yer. Burada mutlu olacağıma inandığım için geldim. Gelirken bakan ile görüşmemi vatan hainliği yapmışım gibi değerlendirenler oldu. Başka bir ülkenin bakanı ile mi görüşecektim? Ülkemin bakanıyla görüştüm. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir ve milletvekilleriyle görüştüm. Bundan daha doğal ne olabilir? Bu durumu bir yerlere çekmek ayıptır. Burayı gerçekten sevenler gelsin. Buranın çok geliştiğini ve daha da gelişeceğine adım gibi inanmışımdır."

"Tehdit edildim"

Bostancı, geçmiş yıllarda Diyarbakır'da çalıştığı bir gazinoda ana diliyle şarkı okuduğu için tehdit edildiğini anlatarak, "Bir daha burada şarkı okursan gelir senin kafana sıkarım" şeklinde tehditlere maruz kaldığını belirtti.

"Baba topraklarında bir Ermenice şarkı okudum diye azarlandım. Elbette içimiz yanıyordu. Ondan dolayı 1992 yılında Amerika'ya gittim. İnsanları memleketinden çıkarabilirsiniz ancak memleketi insanın içinden çıkaramazsınız. 1992 yılında deyim yerinde ise, 'terk-i diyar' olduk" diye konuştu.

Los Angelas'ta güzel günler yaşadığını, evinde kurduğu stüdyo ortamında 13 albüm çıkardığını belirten Bostancı, şöyle konuştu:

"Kaliforniya'da 7 derneğin başkanlığını yapan İbrahim Barlas ile tanışmak çok güzeldi. Diyarbakırlı bir sanatçı olarak ud çalıp şarkı söylediğimi duymuş. Görüşmek istedi. 'Türkiye'den olmayan Ermeniler bize burada bir gece düzenleme imkanı vermezler. Bir gece düzenlememize yardımcı olurmusun' dedi. 4 günlük bir festivalde müzik yapmamı teklif etti. 3 dilde şarkı okumak kaydı ile bu teklifi kabul ettim. 4 gün boyunca Türkçe, Kürtçe ve Ermenice şarkı söyleyerek kardeşliği haykırdım. Bu festival 4 yıl üst üste yapıldı. Sonrasında orada yaşayan Ermeniler bu tür etkinliklere daha yumuşak bakmaya başladı. Los Angelas'ta birçok etkinlikte kardeşlik duygusu verdik."

"Los Angelans'ta Diyarbakır'ı yaşadım"

Bostancı, stüdyosunda Ahmet Arif'in, Yılmaz Güney'in, Şeyhmus Diken'in ve Hrant Dink'in resimlerinin asılı olması nedeniyle Los Angelans'ta hep Diyarbakır'ı yaşadığını ifade etti.

Her programındaki bir türküde Diyarbakır'ı seslendirdiğini bu nedenle Diyarbakır'dan hiç ayrı kalmadığını anlatan Bostancı, "Hayatımın en güzel yıllarını Diyarbakır'da yaşadım. Bu sevgimin yüreğime verdiği güç iledünyada 'Diyarbakırlı Udi Yervant' olarak tanındım. Diyarbakır her şeyden öte bugün kardeşliğin sembolü olan bir memleket. Diyarbakır'ın taşına basmaya kıyamıyorum" dedi.

-"Dikene elimizi sürmeden bir yaşamı kalkıp ballandırarak anlatamayız"

"Dikene elimizi sürmeden bir yaşamı kalkıp ballandıra ballandıra anlatmanın haksızlık olacağını düşünüyorum" diyen Bostancı, iyi olduğu kadar Diyarbakır'da kötü anılarının da olduğunu belirtti.

Ermeni oldukları için haksızlığa ve hakarete maruz kaldıklarını paylaşarak, "Oysaki tüm dinler ve peygamberler kardeşliği, dostluğu ve birlikte yaşamayı anlatır" diye konuştu.

"Bu süreç geç bile olsa başarılı olacağına inanıyorum"

Bostancı çözüm sürecini desteklediğini, yavaş ilerlediğini düşündüğü sürecin kan dökülmeden bu aşamaya gelmesinin önemli olduğunu, bu nedenle sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

Diyarbakır'a dönüşünün çözüm sürecine denk geldiğine dikkati çeken Bostancı, şöyle konuştu:

"Silaha sarılmamak gerek. Dökülen her kan ananın babanın yüreğinin kanatılması demektir. Ayrım yapmaksızın asker de, dağdaki de, bağdaki de, yoldaki de aynıdır. Ben artık silahın gücüne inanmıyorum. Keşke silah hiç olmasaydı. Hiç kimse artık ölmesin. Bu süreç geç bile olsa başarılı olacağına inanıyorum. İnsanları dini ve diliyle ayırmamak lazım. Ermeni olduğumuz için yadırgandık, ülkemizde çok acı çektik. Ancak bizden sonrakiler çekmesin. Tüm yaraları sevgiyle saralım. Sevgiyle bir yerlere varabiliriz. Ben sevgi, müzik ve ruh adamıyım. Bunun dışında başka bir şeye inanmıyorum. Aram Tigran, 'Dünyanın hakimi ben olsam tüm tankları topları yıktırır, cümbüş yaptırır, herkese cümbüş çaldırırdım' diyor. Tüm tankları topları eriterek, cümbüş yapıp Aram Tigran'ın şarkıların okuyacağız. Bu şarkıları okuyanlardan biri de ben olacağım."

Amerika'ya gitmeden önce babasını bir trafik kazasında kaybettiğini anlatan Bostancı, babasının iş kurmak isteyen bir arkadaşına annesinin kolundaki bilezikleri verecek kadar iyi bir insan olduğunu söyledi.

Bostancı "Öyle büyük bir babanın evladı olmak onur verici bir şey. Keşke babamın tırnağı olabilsem" dedi.

KAYNAK : AA
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR