Şahin'den Diyanet'e sakal-ı şerif çağrısı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Türkiye'nin çeşitli illerindeki camilerde gösterilen Sakal-ı Şerif için Diyanet İşleri Başkanlığı'na çağrıda bulunarak, Sakal-ı Şerifin Hz. Muhammed'e (s.a.v.) ait olup olmadığının araştırılmasını istedi.
ABONE OL
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Safranbolu ilçesine bağlı Aşağı Güney köyünde iftar yemeğine katıldı. İftar sonrası açıklamalarda bulunan Şahin, dün akşam Eskipazar ilçesi Hamzalar köyünde teravih namazı sonrası Sakal-ı Şerif'in gösterildiğini, kendisinin de katıldığını anlatarak, Sakal-ı Şerif'in Peygamber Efendimize ait olup olmadığını Diyanet İşleri'nin araştırması gerektiğini söyledi. İlçe kaymakamı ve belediye başkanının kendisini teravih namazına davet ettiğini belirten Şahin, şunları söyledi:
"İlçe kaymakamımız, belediye başkanımız 'Sakal-ı Şerif ziyaret edilecek' dediler ben de ilk kez bir Sakal-ı Şerif'in ziyaret edileceği böyle bir programa katıldım. Teravihi orada kıldık daha sonra indirdiler bir yerden çok da kalabalıktı, özellikle hanımlar çok ilgi gösterdi. Orada bir değerlendirme yapmadım, daha sonra ilçemiz müftüsüyle çay içerken kısa bir değerlendirme yaptım içimdekileri ona söyleme gereği hissettim. Çünkü Türkiye'nin muhtelif yerlerinde Peygamberimize ait olduğu iddia edilen sakalın veya sakalından bazı parçaların, kılların muhafaza edildiği, Müslümanların da onu ziyaret ederek bir noktada bir kutsiyet atfedildiği şeklinde bir izlenim edindim. Biraz da büyüteç gibi bir camın içine konulmuş pek de fark edilmiyor. Ancak şunu biliyorum ki, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed; 'Ben iki şey bırakıyorum' demiştir. Biri Kur'an-ı Kerim diğeri de sünnet. Sünnet Kur'an-ı Kerim'in açıklaması anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz; 'Bunlara uyarsanız dünya ve ahiret saadetine sahip olursunuz' diyor. Başka bir şey bırakmamış. Dün akşam ilçemiz müftüsüne söyledim dedim ki, 'Hocam bu gerçekten Peygamberimize ait midir?' Bunun bir araştırılması lazım, hatta bu konuda anayasal bir kuruluş olan ve halkımızı din konusunda aydınlatmakla sorumlu olan Diyanet İşleri Başkanlığı bir araştırma yapmalı. Milletimizi bu konuda aydınlatmalıdır."
"İSLAM DİNİNDE BÖYLE SEMBOLLERE AŞIRI BİR İLGİ GÖSTERMEK, KUTSİYET ATFETMEK YOKTUR"
Şahin, sözlerine şöyle devam etti: "Sevgili Peygamberimiz vefatından asırlar sonra, kendi sakalından olduğu iddia edilen o kıllara böyle bir saygı gösterileceğini bilseydi kesinlikle yasaklardı. Hz. Ömer (r.a.) döneminde bazı Müslümanlar bir ağaca kutsiyet atfetmeye başlamışlar, çaput bağlamaya başlamışlar sebebi de şuymuş; Sevgili Peygamberimiz gazveye (askeri hareket) giderken o ağacın altında bir süre dinlenmiş. Kendi vefatından sonra bazı kişiler 'Peygamber bu ağacın altında oturmuş' diye orayı ziyaret etmeye, etrafından dönmeye başlayınca Hz. Ömer emir vermiş; 'Gidin dibinden kesin, çünkü bu insanlar bir gün ona taparlar.' O nedenle İslam dininde böyle sembollere aşırı bir ilgi göstermek, kutsiyet atfetmek yoktur. Orada kalabalıkta ben bu düşüncülerimi oradaki cemaate söylesem yadırganırdı. Şimdi siz kardeşlerimle bunu paylaşıyorum. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamıza da çağrıda bulunuyorum. 'Bu Sakal-ı Şerif konusu nedir?' Yani biz topraktan geldik toprağa gidiyoruz önemli olan İslam Peygamberinin getirmiş olduğu ilahi mesajdır, İslam'dır. Bunun dışında efendim şu parçası, bu parçası, sakalı bunun İslam ile pek bağdaşır yanı olmadığını ifade etmek istiyorum."
Çocukların Peygamberimizin hayatını doğru öğrenmeleri için seçmeli olarak Siyer-i Nebi derslerini koydurduklarını kaydeden Şahin, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Biz hükümet olarak geçtiğimiz ders yılından itibaren okullarımızda seçmeli de olsa Siyer-i Nebi dersini koyduk. Ne demek bu? Yavrularımız Peygamberimizin örnek hayatını öğrensinler ve öğrendiklerini kendi nefislerinde de uygulasınlar, örnek insan olsunlar."
-
Karacaoğlan 12 yıl önce Şikayet Etönemli olan mana. senin yaptığın harf hatası kelimenin anlamını tamamen değiştiriyor,benimkinde ise anlam hala aynı,arada çok fark var.Beğen
-
Karacaoğlan 12 yıl önce Şikayet Etmana değişmiyor. tdk de karuzat diye kelime yok maalesef.ama hiçbirşeyi bitişik yazsan da yazmasan da anlam değişmiyor.aradaki fark bu.Beğen
-
Hüseyin Kütük 12 yıl önce Şikayet EtKur'an tevhid inancını yeryüzüne mühürlemek için gelmiştir.. Kur'an'ın indirildiği şu ay içerisinde, Kur'an'ı anlayıp yaşamaya çalışanlara bir hatırlatma. tüm ibadetler BİR VE EŞİ BENZERİ OLMAYAN ALLAH'ABeğen
-
Hüseyin Kütük 12 yıl önce Şikayet Etpeygamberi sevmek imanın kuvvetindendir, ama peygamberi putlaştırmak imanı götürür. insan yanlış anlamaya görsün, her şeyi olmadık bir noktaya çekiveriyor. Peygamberi sevmemek mümkün değil, Allah'a ve Rasülüne itaat onlarca ayette geçmektedir. fakat buradaki asıl mevzu bana kalırsa şu: Peygamberi seven onun gibi yaşar, onun gibi Allah'a kul olmaya çalışır. şu bilgiyi hemen ekleyeyim: ilk puta tapan kimseler, kabe'ye hac yapmaya gelip de bu kutsal bölgeden evlerine bir taş alıp götüren kimselerdi. daha sonra hacca da gelmemeye başlayan bu kimseler (çünkü kutsal bölgenin taşları evlerinde bulunuyor) o taşlara tapmaya başladı. sonra da mekke'de ticaret yapan bazı tüccarlar bu putların bazılarını kabe'ye getirdi. yani bazı hususlar hassasiyet gerektirir. tevhid dinimizin en hassas olunması gereken konusudur.Beğen
-
Hüseyin Kütük 12 yıl önce Şikayet Etcahilliğimiz okumamaktan. sn karacaoğlan, maalesef yıllardır islami ilimler okuyorum ama nihat hatipoğlu diye bir kaynak görmedim ben :). kaynak dediğimiz şey: bir konudaki bilgilerin ilk defa yazıya geçirilmesi ile oluşan literatürdür ki, hadis kaynaklarının birçoğu hicri 3. asırdan itibaren tedvin edilmeye başlamıştır. o sebeple günümüzde birisi, bir hadisi rivayet ediyorsa, hicri 3. asırda yazılan bir hadis kitabını kaynak göstermek zorundadır. (hicri 3. asırdan önce de hadisi duyduğu kimseyi kaynak olarak zikrederlermiş ki buna da senet denir) buhari, müslim, tirmizi vs. bir de bu kitaplardan derlenen daha geç döneme ait kitaplar var onlar da kabulümdür, mişkat, riyazüs salihin gibi.Beğen