Çelik'e göre 'Asıl hedef Ak Parti'

Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezi'ndeki basın toplantısında Hrant Dink davası ve Uludere olayıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Anter Anter için de vatandaşlık sözü verdi.

Bizi Takip Edin
GİRİŞ 27.01.2012 15:07 GÜNCELLEME 27.01.2012 15:07 Partiler
Çelik'e göre 'Asıl hedef Ak Parti'
Çelik'e göre 'Asıl hedef Ak Parti'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi, Rahip Santoro cinayeti, amacı ve şekli itibariyle aralarında maddi, somut bir bağ olmasa bile, hedef, amaç ve kurgulanma itibariyle birbiriyle akraba olan, birbirine benzeyen cinayetler'' olarak değerlendirdi. Çelik, Hrant Dink cinayetiyle ilgili ''Hedef Dink'tir. Dink, yem olarak seçilmiştir ama asıl hedef AK Parti'dir'' dedi.

Hüseyin Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, anamuhalefet partisi liderinin, iddia olunan Ergenekon terör örgütüyle ilgili ''Örgüt nerededir, bana adresini verin de kaydolayım şeklinde ifadelerde bulunurken, Hrant Dink cinayetinin örgüt işi olduğunu söylediğini'' belirtti.

Çelik, ''Sayın Kılıçdaroğlu, bu örgüt hangisidir? Olayın savcısı diyor ki, bu Ergenekon örgütünün Trabzon şubesidir. Vicdanen, aklımla ve hislerimle Hrant Dink'i katleden Ogün Samast ve Yasin Hayal gibi birkaç kişiden ibaret olmadığına inanıyorum. Tetikçi ve azmettiricinin bu şahıslardan ibaret olmadığına inanıyorum. Beni ve kamuoyunu oraya götüren deliller var'' diye konuştu.

Hrant Dink olayında Türkiye'de farklı birçok kesimin vicdan muhasebesi yaptığını, mağdur olan ailesiyle empati kurduğunu ifade eden Çelik, bunu Türkiye'nin demokratik hayatı için hayırlı bir gelişme olarak değerlendirdi.

Çelik, bu konuda AK Parti iktidarını, iftiraların ve saldırıların hedefi haline getirmenin hakkaniyetle bağdaşan bir durum olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi, Rahip Santoro cinayeti, amacı ve şekli itibariyle aralarında maddi, somut bir bağ olmasa bile, hedef, amaç ve kurgulanma itibariyle birbiriyle akraba olan, birbirine benzeyen cinayetlerdir. Hedef Dink'tir. Dink, yem olarak seçilmiştir ama asıl hedef AK Parti'dir. 6-7 eylül olaylarını gerçekleştiren karanlık zihniyet neyse, Hrant Dink'e saldırı düzenleten zihniyet de aynı zihniyettir. Türkiye'de bir kaos yaratılmak istendi. Türkiye'nin siyasi istikrarına bir darbe vurulmak istendi.

Ondan önceki altyapıyı da hatırlayalım, 'Misyonerlik faaliyeti kol geziyor' denildi, 'Her yerde apartman kiliseler oluşturuluyor' denildi, 'vatan toprakları satılıyor' denildi, 300 tane Kuvayı Milliye Derneği kuruldu ve bunlar kirli propaganda yapmaya devam ettiler. Sanal ortamda, gayri müslimlere ciddi saldırılar oldu.

Hrant Dink olayı kime hizmet etti, katledilmesi kimin işine yaradı meselesine baktığımızda, bu hadiseyi tesadüfi gerçekleşmiş olarak değerlendiremezsiniz. Alparslan Aslan, güya başörtüsü gerekçesiyle Danıştay mensuplarına saldırmıştı. Böyle lanse edildi kamuoyuna. Sayın Başbakanın ve Cumhurbaşkanının ziyareti esnasında yaşananları, cumhurbaşkanlığı seçimi, e-bildiri, Cumhuriyet mitingleri bir arada değerlendirildiğinde hedefin ne olduğu çok net ortaya çıkıyor.''

Çelik, birilerinin hem Hrantçı hem Ergenekoncu olduğunu, bunu anlamakta zorlandığını söyledi.

Hükümetin, Hrant Dink olayında hassasiyet ortaya koyduğunu, failin 36 saat içinde yakalanmasının bunu gözler önüne serdiğini kaydetti.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Hrant Dink cinayeti ve sonrasında yaşanan süreçle ilgili ''Devlet mekanizması içinde bir kusur, bir eksik bir yanlış var mı? Bence var. Çokça var ama AK Parti himayeci, bunları koruyucu tavır takınmamıştır. Koruyucu tavır başka taraflardan gelmiştir. Burada AK Parti üzerine düşeni yapacaktır. Bugüne kadar mahkemeler bizden ne istediyse biz bunu verdik; vermeye devam edeceğiz. Bu konudaki hassasiyetimiz kimseden daha az değildir'' dedi.

Hüseyin Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Hrant Dink cinayetiyle ilgili İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin 4 ayrı şehirde soruşturma yaptığını anımsatan AK Parti Sözcüsü Çelik, ''Trabzon'da başta dönemin Jandarma Alay komutanı Ali Öz ve 6 personel hakkında dava açıldı şu anda temyiz aşamasındadır. Burada bir korumacılık anlayışı içine girilmesi sözkonusu değildir'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, salı günü TBMM Grup konuşmasında, ''Dönemin Trabzon Emniyet müdürü şu anda Ankara'da istihbarat daidre başkanıdır'' dediğini anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

''Sayın Kılıçdaroğlu ne yazık ki zamanın o kadar gerisinde yaşayan bir insan ki sözünü ettiği kişi sayın Ramazan Akyürek'tir. Sayın Akyürek, İstihbarat Daire Başkanlığından ayrılalı tam 2,5 yıl oldu. Sayın Akyürek, Trabzon Emniyet Müdürü olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bazı kişilerin Hrant Dink'i öldürmek için hazırlık içinde olduğuna dair raporlar yazıyor. Bu rapor İstanbul'a ulaşıyor. Dönemin İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, bu istihbarat bilgisini sıradan bir istihbarat olarak gördüğünü ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celatettin Cerrah'la paylaşmadığını ifade ediyor.

Mülkiye müfettişlerinin yaptığı soruşturma sonunda başta Ahmet İlhan Güler olmak üzere 6 emniyet mensubuna soruşturma izni verilmesi talep ediliyor. Dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler soruşturma iznini veriyor. Fakat idare mahkemesine gidiyorlar. Bölge İdare Mahkemesi soruşturma iznini reddediyor yani ortadan kaldırıyor. Sayın Kılıçdaroğlu, 'siz bu adamı terfi ettirdiniz' diyor. Ahmet İlhan Güler, görevinden alınıp Florya Polis Okulu'nda pasif göreve tayin edildi. Hakkında soruşturma yapılıp hüküm giymediği içinde terfisine kimse mani olamazdı'' diye konuştu.

-Mahkeme soruşturma izni vermedi-

Hrant Dink'in eşi Rakel Dink'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mektup yazması üzerine Başbakan Erdoğan'ın Başbakanlık Teftiş Kurulu'na talimat verdiğini anımsatan Çelik, yapılan soruşturma sonunda İlave olarak İstanbul'da 7 kamu görevlisi için soruşturma izni verilmesini talep edildiğini belirterek, ''Dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler'in soruşturma izni vermesine rağmen, Bölge idare mahkemesinin bu kararı tekrar iptal etti. Bu kişileri koruyan bir tavır sergiliyor bölge idare mahkemesi'' dedi.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın Dink cinayetinin hemen ardından, ''Bu olayda bir örgüt yok; bunlar bireysel olaydır'' yönündeki açıklamasını eleştiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, şöyle konuştu:

''Aslında bu Sayın Cerrah'ın acul bir tavırla yapmış olduğu çok erken ve gereksiz, yersiz bir değerlendirmedir. Dönemin Valisi Sayın Güler tarafından kendisi gibi olması gerektiği biçimde uyarılıyor ama burada bir kötü niyet aranmıyor. Cerrah 'örgüt yok' dediği için de eğer birileri örgütü ortaya koyacaksa bu mani bir hal teşkil etmiyor.

Ramazan Akyürek, Trabzon'daki görevi sırasında bu durumla ilgili üzerine düşeni yapan bir kamu görevlisi olduğu için de onunla ilgili bir soruşturma sözkonusu olmuyor. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, 27.06.2008'de bu kişilere soruşturma yapılmaması yönünde karar veriyor.''

İki MİT görevlisinin dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler'in makamında Hrant Dink'i tehdit ettikleri yönünde bilginin kamuoyunda dolaştığını dile getiren Çelik, bahse konu görüşmenin azınlıklardan sorumlu vali muavininin odasında 2 MİT görevlisiyle Dink arasında geçtiğini kaydetti.

MİT görevlilerinin, Ermenilere yönelik tehditler konusunda Dink'in dikkatini çektiklerini kaydeden Çelik, ''Ancak Hrant Dink, daha sonra yazılarında bunun bir tehdit içerikli olduğunu yazıyor. Sayın Başbakan bu konuyla ilgili o görevliler hakkında soruşturma izni vermiştir ama sayın savcı, zaman aşımı gerekçesiyle takipsizlik vermiştir. İtiraz üzerine Sincan Ağır Ceza Mahkemesi'nde süreç devam ediyor'' dedi.

-''30 kamu görevlisiyle ilgili soruşturma sürüyor''-

AK Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, ''Bitmemiş davalar, soruşturmalarla ilgili bitmiş gibi yorum yapmamak gerekir. Bütün bunların dışında şu anda 30 kamu görevlisiyle ilgili adli kovuşturma devam etmektedir. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı, Devlet Denetleme Kurulu'na inceletmiştir inceletiyor. AİHM'nin ailenin açtığı dava sebebiyle masraflar dahil 130 bin Avro maddi tazminata mahkum etti ve AK Parti Hükümeti bu karara itiraz etmedi'' dedi.

TİB'in telefon görüşmelerine ilişkin bilgileri göndermediği yönündeki iddialara değinen Çelik, Yargıtay içtihatları ve Adalet Bakanlığı genelgeleri çerçevesinde belli isim ve belli telefon numaraları verilmesi durumunda bölgedeki telefon görüşmelerine ilişkin kayıtların verilebileceğini, buna rağmen kayıtların mahkemeye gönderildiğini vurguladı.

Çelik, ''Türkiye'de 2007 öncesinde idari yargı, kendisini AK Parti'nin elini ayağını bağlamaya yönelik kurgulamıştır. Vicdanıyla hukuk mantığıyla karar veren mahkemeleri bundan tenzih ediyorum. Başta Danıştay olmak üzere pek çok idare mahkemesi, hükümet mensuplarının yürüdüğünü bile haber alsa, bırakın yürütmeyi, yürümeyi durdurma kararı alıyorlardı'' diye konuştu.

-''Koruyucu tavır başka taraflardan geldi''-

Çelik, Hrant Dink cinayeti öncesi ve sonrasında yaşananlarla ilgili olarak, ''Devlet mekanizması içinde bir kusur, bir eksik bir yanlış var mı? Bence var. Çokça var ama AK Parti himayeci, bunları koruyucu tavır takınmamıştır. Koruyucu tavır başka taraflardan gelmiştir. Burada AK Parti üzerine düşeni yapacaktır. Bugüne kadar mahkemeler bizden ne istediyse biz bunu verdik; vermeye devam edeceğiz. Bu konudaki hassasiyetimiz kimseden daha az değildir'' ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Sayın Başbakan, İçişleri Bakanlığı'na talimat vermiştir. Anter Anter'in müracaat etmesi halinde yeniden en seri şekilde vatandaşlığa kabulü sağlanacaktır'' dedi.

Çelik, Uludere'de hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine ödenecek olan 123'er bin TL'lik paranın BDP yetkilileri tarafından ''kan parası'' olarak nitelendirilmesine tepki göstererek, ''İstismarcılar ve bunun rantından yararlanmaya çalışanlar, gidip o insanlara 'kan parasını kabul etmeyin' demiştir. Devletimiz, şehit ailelerine ev iş sağlıyor buna kan parası mı diyeceksiniz? Kan parası, kan davalarında birisi kaste mahsus adam öldürdüğü zaman barışırken ödenen paradır'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik, Uludere'ye yaşananlara ilişkin ''Efendim 50 kişilik bir grup var. Bunlarla ilgili ne yapalım dendiğinde siz vurun demediniz mi?'' sözleriyle yüklendiğini anımsatarak, ''Sayın Başbakanımızla bizatihi görüştüm. Sayın Başbakan 'Bu ifade hem yalan hem iftiradır. Ben böyle bir şey demedim' diyor. Sayın Başbakanın böyle bir vicdansızlık içinde olması asla sözkonusu olamaz'' dedi.

Heron görüntülerinin, mahkemelere verilmediğine ilişkin iddiaları da yalanlayan Çelik, 23 Ocak günü Genelkurmay Başkanlığı tarafından bu görüntülerin özel kurye ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na verildiğini ve Ankara'da olayı soruşturan yetkililere de görüntülerin izlettirildiğini dile getirdi.

-''Kan parası değil''-

Bu meselenin tüm detaylarının ortaya çıkarılması için çalıştıklarını ifade eden Hüseyin Çelik, ''Vatandaşlarımızın yaralarını maddi ve manevi olarak sarmak üzere çalışmaya devam ettik ediyoruz. Uludere'de hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine 123'er bin TL tazminat çıkarıldı. İstismarcılar ve bunun rantından yararlanmaya çalışanlar gidip o insanlara, 'kan parasını kabul etmeyin' demiştir. Devletimiz, şehit ailelerine ev iş sağlıyor buna kan parası mı diyeceksiniz? Kan parası, kan davalarında birisi kaste mahsus adam öldürdüğü zaman barışırken ödenen paradır'' diye konuştu.

Uludere'de hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine yönelik 123'er bin TL'lik yardımın ödeme şeklinin sorulması üzerine Çelik, ''Ailelerin verdiği hesap numarasına yatırılacak. Birileri de 'almayın' diye telkinde buluyor; bulunabilir. Devlet üzerine düşeni yapar. Şefkat devletinin, hukuk devletinin yapması gereken budur. Bu para tahsis edildi ama kaç kişinin hesabına girdi bilemem. 2005 yılına kadar köyü boşaltılan terörden zarar gören insanların meramını anlatabileceği bir merci yoktu. Bizim iktidarımız kanun çıkardı. 2 milyar TL'nin üzerinde vatandaşlara tazminat ödenmiştir. Şimdi bu tazminat kan parası mıdır?'' karşılığını verdi.

-Erdoğan'dan Anter'e vatandaşlık vizesi-

Musa Anter'in oğlu Anter Anter'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın izniyle Türkiye'ye gelip babasının mezarını ve memleketini ziyaret ettiğini anımsatan Hüseyin Çelik, ''1972'de Anter Anter vatandaşlıktan çıkarıldı. Sayın Başbakan, İçişleri Bakanlığı'na talimat vermiştir. Anter Anter'in müracaat etmesi halinde yeniden en seri şekilde vatandaşlığa kabulü sağlanacaktır ve bu kara leke de gündemden çıkarılmış olacaktır'' dedi.

BDP yöneticilerinin ''öyle ama siz Musa Anter'in kitabını yasakladınız'' şeklinde suçlamalarda bulunduğunu da anımsatan AK Parti Sözcüsü Çelik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 9 kitapla ilgili başvurusunun şu an mahkeme gündeminde olduğunu, bu kitaplar arasında Anter'in iki kitabının da yer aldığını ancak kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını dile getirdi.

-''İstihbarat raporu yok''-

Konuşmasının ardından, basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Çelik, Uludere'de vatandaşlarla birlikte 6 teröristinde öldürüldüğüne ilişkin istihbarat raporları bulunduğuna ilişkin haberlerin anımsatılması üzerine, ''Bu bir istihbarat kaynağı tarafından doğrulanmamıştır. En azından bizde, istihbarat görevlileriyle yapılan görüşmeler sonucunda iktidar kanadında hükümette, böyle bir bilgi sözkonusu değildir. Bazı çevreler çeşit çeşit komplo teorileri üretiyorlar. Varsayın ki aralarında 6 tane terörist var. Bunun doğru olduğunu sayın. Bir gemide 9 cani bir masum olsa o gemiyi batıramazsınız. Teröristler kendilerine kalkan yapabilir. Hiçbir hukuk devleti bile bile kurunun yanında yaş da yansın diye ama oraya saldıramaz'' diye konuştu.

Çelik, Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Uludere köyüne gidip gitmeyeceğine ilişkin bir soru üzerine, ''Sayın Başbakanımızın eşi hanımefendi ve bir grup özellikle bayan siyasetçi arkadaşımızla ilgili olarak bu olağanüstü fevkalade bir şey değil. Oradaki insanlar bizim insanımızdır bizim vatandaşımızdır. İlk günden itibaren acıları paylaştık. Oraya gitmek gelmek bizim açımızdan problem teşkil etmiyor. Zaman zaman 'muhafazakar çevre olaya gerekli ilgiyi göstermedi' gibi yorumların yapıldığını anımsatan Çelik, '' Kürtçü olmayan, PKK’ya sempati duymayan Kürtler de bir yerde PKK bayrağı, Apo posteri gördüğü zaman ve BDP'nin orada başrolde olduğunu gördüğü zaman ‘acaba’ der. Uludere kaymakamı linç etmeye çalışan grubun herhangi bir vatandaşın oraya gitmesi durumunda olabilecekleri bir düşünün. O gün başka can kaybının olmasına yol açabilecek bir tasarrufumuz olamazdı. Bu, oraya ilgi, saygı göstermediğimiz anlamına gelmiyor'' dedi.

Uludere olayıyla ilgili olarak organize-örgütlü bir hareket olup olmadığına ilişkin bir bilgiye sahip olup olmadığının sorulması üzerine Çelik, şöyle konuştu:

''Adli, idari soruşturma devam ediyor. Soruşturmanın detayları hakkında bilgi sahibi olsam bile bunu kamuoyuyla paylaşmam doğru olmaz. Başbakanımızın hem Uludere, hem de Hrant Dink olayıyla ilgili sergilediği siyasi tavır, hepimizin benimsediği, vicdanın benimsemesi gereken bir tavırdır. Mağdur ve maktül olan insanların durumu bir tarafa bırakıldığı zaman bile Türkiye'nin böyle bir hadiseyi yaşaması uluslararası düzeyde, kendi içimizde böyle bir olayın yaşanması bir faciadır. Türkiye esasen böyle bir imajı da hak etmiyor.''

Hüseyin Çelik, ''Bizim iktidarımız dönemindeki en vahim siyasi cinayet Hrant Dink olayıdır. 2002 yılından beri bu olayların beslendiğini, nasıl bir iklim oluşturulmaya çalışıldığını, bir patlama olsun diye birilerinin nasıl adeta grizu gazı pompaladığını herkesin çok iyi bilmesi ve tahmin etmesi gerekiyor ama Türkiye o karanlık dehlizlerden buraya kadar geldi'' dedi.

-ABD Büyükelçisine basın özgürlüğü yanıtı-

AK Parti Sözücü Hüseyin Çelik, ABD Büyükelçisi Riciardione'nin, basın özgürlüğüne yönelik eleştirilerinin anımsatılması üzerine, şöyle konuştu:

''Gazetecilerin içerde olmasını ben anlamıyorum diyor. Anlamaması normal çünkü o dava dosyasının hepsine vakıf olduğu kanaatinde değilim. Ben de gazetecilerin içerde olmaması gerektiğini düşünüyorum. Gazetecilik yaptığı için bir insan içeri girdiği zaman ben sayın Riciardione'den daha sert tepki gösteririm. Düşünce özgürlüğüne sonuna kadar evet.

Matbaacılık saygın bir meslektir ama orada sahte para basarsanız polis orayı basar. O zaman kimse 'bu matbaacılardan ne istiyorsunuz' hakkına sahip olmaz. Otelcilik saygın bir iştir ama orada fuhuş yaptırılırsa polis orayı basar. Kimse, 'otelcilerden ne istiyorsunuz' diyemez. Bir taraftan basın kartı taşıyacak, basın mensubu kimliği taşıyacak ama bir taraftan da terör örgütleriyle koyun koyuna olacak. Bu dünyanın her yerinde adli idari kovuşturmaya sebep olur.

Zaman zaman Türkiye'de de insanlar düşüncesini ifade ettiği için mağdur olmuyor mu? Bununla ilgili istisnai örnekler vardır. Bununla ilgili olarak iktidar olarak biz de tepkimizi gösteriyoruz. Eğer bu, şiddeti kutsamak, terörü öngörmek, eğer bu terörü tahrik ve teşvik etmek veya birine lojistik destek sağlamak anlamındaysa bu takibi farklıdır.''

-''Sarkozy mahcup olacak''-

Hüseyin Çelik, Fransa senatosunun sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili aldığı kararı değerlendirirken, ''Biz Fransa'dan yeni Emile Zola'lar, yeni Calensio'lar, yeni Anatol Franz'ler yeni Alen'ler, Fransız aydınları, Fransa'yı bu konuda Sayın Sarkozy ve benzerlerinin maceralarına teslim etmemelidirler. İnanıyorum ki bu meselede de Sarkozy ve ekibi bir kez daha mahcup olacaktır'' dedi.

Çelik, deprem bölgesine gönderilen konteynerlere ilişkin soruyu ''Van'a gitmesi gereken konteyner 28 bin 500 olarak belirlendi. Dün itibarıyla vatandaşa 25 bini teslim edildi. Ocak içinde 3 bin 500'ün önemli bir kısmı da yerine ulaşacaktır. Türkiye'de bunun üretimini yapan çok fazla firma yok. Dün itibarıyla 100 bine yakın insanımız şu an konteynerde yaşıyor. Bu, önemli bir rakam'' şeklinde yanıtladı.

KAYNAK : AA
YORUMLAR 9 TÜMÜ
  • Mehmet Bodur 14 yıl önce Şikayet Et
    ddd: konumuz ak partinin hataları.... Suriye konusunda da çok iyi bir tutum sergilediklerini söyleyemem. Ayrıca gerek filistin gerek suriye konusunda mazlumlara sahip çıkmaları beni sevindirmiş olsa da bazen samimi oldukları konusunda kuşkuya da kapılmıyor değilim. Çünkü mazluma sahip çıkan bir karaktere sahip olan kişi her mazluma sahip çıkar. Bu kızılderili de olsa değişmez, ermeni de olsa değişmez, kürt de olsa değişmez, müslüman da olsa değişmez, hristiyan da olsa değişmez. Not: sen yaz ben yarın okurum. Şimdi çıkıyorum.
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 14 yıl önce Şikayet Et
    DDD: BEN HZ. PEYGAMBER HARİÇ KİMSEYLE HAŞROLMAK İSTEMEM.... Suriye konusunda çok yazdım. Suriyede her gün onlarca insan ölüyor. Ben insan olarak bakıyorum. Müslüman olarak değil. Suriyedeki ne kadar müslüman ise uluderedeki de o kadar müslüman. Benim ölçüm belli. Sömürgeciye kimlik sormam. Esad da yapsa zalimdir, Saddam da yapsa zalimdir, falanca da yapsa zalimdir. Suriye konusunda benim bacanakla çok tartışırım. Çünkü hem suriyeli hem de esadçıdır. Burada esadçı (genelde saadetli kardeşlerimiz olurlar kendileri) görürsem onların da ağzının payını vermek üzere yazıyorum.
    Cevapla
  • darbeleredurde 14 yıl önce Şikayet Et
    saded ya d.d.d. diyorum ki;suriyede 78 müslüman katledildi haberin oldumu ?? kişi sevdiğiyle haşrolunur buyuruluyor,hrantla haşrolmayı istermisin ?? şu 78 insanın hrant ve uluderede kaçakçılık yaparken kazara ölenler kadar değeri yokmu ?diye sorduğuma bakma değerleri olsaydı iki satır onlar içinde yorum yazardın !
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 14 yıl önce Şikayet Et
    DARBELEREDURDE: HRANTIN DERDİ BENİ NİYE GERDİ?. Haksızlık gördüğüm her konuda duyarlıyım. Bu olay niye oldu sen benden iyi bilirsin. Ama bu olayın bir de şu boyutu var. Malum maktul ermeni. Bizim milletin ermenilere bakışı da malum. Gerek ermenilere gerek kürtlere bakışına , daha doğrusu insanların birbirlerine bakış açılarına, vicdan kalitelerine. insani boyutlarına pek tahammül edemiyorum belki de ondandır. Sana bir soru: Bildiğin bir ülke var mı insanların birbirinden nefret etmediği? Kapağı oraya atayım.
    Cevapla
  • darbeleredurde 14 yıl önce Şikayet Et
    burda çiçekler açmıyor. kuşlar ötüşüp uçmuyor,yıldızlar ışık saçmıyor ne oluyor yaa EDİTÖRÜM ne oluyor :)yorumlar diyorum telgrafın tellerine takıldıysa telgrafın tellerini kurşunlamalı moduna geçelim..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR