'Gelin canlar bir olalım' dedi VİDEO
Başbakan, Ehlibeyt'in hepsinin birer yıldız olduğunu, geçmişte çok acılar çekildiğine dikkat çekerek : Bütün değerlerimiz birdir bizi bu değerler bütünleştiriyor' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bütün mesele; birbirimize kendi doğrularımızı dayatmadan, medeni bir ülkenin vatandaşları olarak birbirimizin hukukunu korumaktır. Bütün mesele; Cumhuriyetimizin şimdiye kadarki bütün kazanımlarını koruyarak, birlikte medeniyet yolunda yürümektir" dedi. Başbakan Erdoğan, Muharrem ayı iftar yemeğindeki konuşmasında, Türkiye'ye zarar vermek ve dara düşürmek isteyenlerin ilk önce vatandaşlar arasındaki sevgi bağlarını zayıflatmak istediğini dile getirdi. Vatandaşları birbirine düşürmek için, vatandaşların aralarına girip, birbirlerini duydukları muhabbeti zedelemek isteyenlerin olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"Bizim zaafa düşmemizden kendilerine güç devşirmek için bu bereket sofralarımızı, bu gönül meclislerimizi çok gördüler, ama buna muvaffak olamadılar, olamayacaklar. Yetmiş milyon insanımız adına açık ve net olarak söylüyorum ki asırlardır bir kalp gibi aynı bedeni ve aynı ruhu canlı tutan bu milletin ahengi asla bozulmayacaktır. Kalplerimizi soğutmaya, 'senlik- benlik' davasıyla gönüllerimizin ayrışmasına,hoyratı deyişten, nefesi ilahiden, mersiyeyi kasideden, horonu halaydan ayrı gayrı düşürmeye kimse muvaffak olamadı, olamayacaktır. Kaldı ki bizim bu ülkede, külfeti de nimeti de beraberce göğüslemek gibi güçlü bir irademiz var.
Bu güçlü iradeyi daha da güçlü kılmaya çalışarak aynı güzel geleceğe, inşallah aynı rüyalarla hep birlikte yürüyeceğiz. Evet tarihten gelen bazı meseleler, bazı düğüm noktaları sık sık önümüze çıkabilir, hatta bunlar içinde, yüreğimizi sızlatan, boğazımızı düğümleyenler de olabilir. Bu meselelerin müphem, belirsiz kalan taraflarının bir kısmı ilahiyat alimlerinin, bir kısmı tarih bilginlerinin, bir kısmı sanatçıların, bir kısmı sosyologların meseleleri olabilir. Şüphesiz, sadece onların meseleleri olarak gördüğüm için bunu ifade etmiyorum. Onlar, alimler, bilginler, araştırmacılar tarihi olayların aydınlatılmasında bize daha çok ışık tutabilir, uzmanlık alanlarına göre bizi daha çok bilgiyle, kitapla, sözle aydınlatabilirler diye söylüyorum."
-"HAZRETİ FATIMA ANAMIZIN CİĞERPARESİ HAZRETİ HÜSEYİN"
Bin yıldır sözle aktarılan bu konudaki bilgilerin yazıya dökülerek gelecek nesillere taşınması için bilim adamlarına çok iş düştüğünü vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Alevi kültürünün klasik eserlerini yayınlayarak önemli bir görevi ifa ettiğini ve kültürümüzü referans kaybına uğramaktan korumaya çalıştığını" söylediği Diyanet İşleri Başkanlığını kutladı.
Davetlilere "Can dostlarım" şeklinde hitap eden Başbakan Erdoğan, konuşmasında Hazreti Ali'yi 'İlmin kapısı', Hacı Bektaş-ı Veli'yi de "Hünkar" olarak niteledi. Hacı Bektaş-ı Veli'nin "Bilimin yolundan gidilmeyen her yol karanlıktır" sözlerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: "Evet, her toplum için, her millet için, 'Tarih keşke başka bir mecrada aksaydı', 'keşke şu acılar yaşanmasaydı' dediğimiz gerçekler vardır. Hatta bırakın tarihi, kendi kişisel maceralarımızda bile keşke şu yanlışı yapmasaydım dediğimiz çok olmuştur.
İşte geriye doğru bu ortak acılarımızdan biri var ki yüzyıllardır yüreğimiz yanar, yüreğimiz dağlanır. Öyle büyüklerimiz, mana öncülerimiz var ki bu topraklarda, isimlerini duyup da yüreği yanmayan kimse yoktur. Beni, bizi, hepimizi aşabilecek bir ileri yorumdan burada özenle sakınmak isterim, ama galiba dünyevi iktidar hırsı, görmesi gereken gözlere mil çektiği için Hazreti Fatıma anamızın ciğerparesi Hazreti Hüseyin bile hunharca şehit edilmiştir.
Hazreti Hasan ve Hüseyin, Peygamber Efendimiz'in, 'Cennet çocuklarının efendileri' diye övdüğü ve haklarında da, 'Allah'ım, ben onları seviyorum, sen de sev' diye dua ettiği, adlarını bizzat kendisinin koyduğu çok sevgili torunlarıdır. Kerbela'da yaşanan şahadet, Ehl-i Beyti seven bütün müminleri derinden yaralamış, kalplerini incitmiştir. Ehl-i Beyt, Peygamberimizin mutlu yuvasında yetişmiş, O'nun sevgi dolu gönlünden feyz almış örnek, model şahsiyetlerdir.
Her biri bir yıldızdır. İşte, onların muazzez ruhlarına birer fatiha göndermek, manevi huzurlarında kendi muhasebemizi yapmak üzere buradayız, bir aradayız. Bu birlikteliğimizin hayra vesile olması şüphesiz ki en büyük arzumuzdur. Evet, bundan sonra, sözün ne kadar zor olduğunu, konuşabilmenin ne kadar güç olduğunu çok iyi biliyorum. Aynı kaynaktan su içen, aynı kıbleye yönelen, aynı vahdet iklimini soluyan insanlar olarak bize düşen, şüphesiz tarihin vebalini birbirimizin üzerine yıkmak değildir.
Burada, bütün yüreğimle, bütün samimiyetimle söylüyorum ki bu yanlışa düşersek, kendimize de inancımıza da birlikten, vahdetten başka kurtuluş yolu olmayan aziz milletimize de devletimize de gelecek nesillerimize de büyük bir haksızlık etmiş oluruz. Bütün mesele; birbirimize kendi doğrularımızı dayatmadan, medeni bir ülkenin vatandaşları olarak birbirimizin hukukunu korumaktır. Bütün mesele; Cumhuriyetimizin şimdiye kadarki bütün kazanımlarını koruyarak, birlikte medeniyet yolunda yürümektir. Bunun yolu da sevgiyle, samimiyetle gönüllerimizi, kalplerimizi birbirimize açmak, diyalog ve irtibat kapılarını kapatmamaktır."
-"KARDEŞLİK HUKUKU"
Duvardan bir tuğla düşürmenin kolay olduğunu ancak duvarı örmenin zor olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Nifak kolaydır, ayrılık-gayrılık kolaydır, ama yürekleri birleştirmek zordur, büyük emek ister, sürekli alın teri ister" dedi.
Milletin huzuru, selameti, birlik ve beraberliği için azami bir çaba içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, kusursuz ve mükemmel oldukları iddiasında bulunmadıklarını söyledi. Türkiye'de, bütün vatandaşların mutlu yaşamasının en büyük dilekleri olduğunu kaydeden Erdoğan, bütün çabalarının bunun için olduğunu ve bütün adımları buna göre attıklarını ifade etti. Erdoğan, şunları söyledi: "Bizim birliğimiz, beraberliğimiz siyaset üstü bir meseledir. İnsanlarımızın hak ve hürriyetleri, her şeyin temelidir. Bizler; uzak tarihte, yakın tarihte acılar, sıkıntılar çektik.
Dünyanın bu bölgesinde, bu duygu coğrafyasında yaşamanın ne dün ne de bugün öyle kolay olmadığını, mücadele gerektirdiğini, bedel ödemeyi gerektirdiğini biliyoruz. Son büyük mücadelemiz; hepinizin çok iyi bildiği gibi bütün dünyanın üstümüze geldiği, üç kıtada ölüm-kalım mücadelesi verdiğimiz İstiklal mücadelemizdir. Hani İstiklal Şairimiz Mehmet Akif o zor günleri şöyle tasvir ediyordu; 'Yıllar geçiyor ki ya Muhammed, Aylar bize hep Muharrem oldu. Akşam, ne güneşli bir geceydi. Eyvah o da bize leyli matem oldu.' Ama Allah'a şükürler olsun ki o zifiri karanlıktan da çıktık.
O leyl-i matemden, o matem gecelerinden sonra bahtımız açıldı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere o şanlı mücadelenin önderlerini, İstiklal Harbimizin bütün kahramanlarını bir kez daha rahmetle, şükranla anıyorum. Bugün de yarın da millet olma bilincimizi güçlü ve yüksek tutmak zorundayız. Bu irade, kardeşlik hukukumuzu derinleştirmemizi gerektiriyor. Aramızdaki hukuk ebedi olduğuna göre, biz bu hukuka sahip çıktıkça kimse aramıza 'Tefrika' sokamaz, sokamayacaktır.
Evet, acıyı bal eylemek, 'senlik-benlik' davasından vazgeçmek, nefsini dara çekmek, meydan yerine gelmek kolay değildir. Bütün zorlukları birlik iradesiyle beraberce aşacağız. Bu hayırlı başlangıçlar inşallah bizim tahminlerimizin ötesinde yeni hayırlara vesile olacaktır. Duygu birliğimiz, yakın zamanda çözümünü zor zannettiğimiz sorunlarımızın ne kadar kolay olduğunu gösterecektir. Yeter ki hepimiz birlik içinde yüz yüze olalım. Yeter ki bu ülkenin hiçbir evladı, yekdiğerine karşı ön yargılı olmasın.
Nesillerimizin emniyet ve güven içinde yaşaması için, ülkemizin, milletimizin bekası için muhabbetimizi, sevdamızı daha çok artıralım. Büyük şair, büyük ozan Aşık Veysel yıllar önce bize bir reçete bırakmıştı. Gözleri görmeyen, ama gönül gözü açık olan Veysel ne diyordu; 'Değil miyiz, hep bir kardaş, Bizi yakar bizim ataş, Söndürmektir tek çaresi." Konuşmasının sonunda "Can kardeşlerini yürekten selamladığını" belirten Başbakan Erdoğan, "Allah'ın, Türk milletinin sabır ve metanetini arttırarak birlik, beraberlik ve kardeşliği ebedî kılması" temennisinde bulundu. Erdoğan, sözlerini, "Gelin canlar, bir olalım, diri olalım, iri olalım" sözleriyle tamamladı.
-
erdem çelik 18 yıl önce Şikayet Et:))))))). allahıma peygamberime aliye kurban olurum ama hadi ordan san yağmurlu günde bir damla su yok anamızı ağlattın artık duygusallığa yer yokBeğen
-
erdem çelik 18 yıl önce Şikayet Et:))))))). oy oyyyyyyyyyBeğen
-
MUSTAFA KARATAŞ 18 yıl önce Şikayet Et. yaradana kurbanBeğen
-
murat keleş 18 yıl önce Şikayet Etbirlik ruhu. akp ve tayyip beyi gerçekten bu güzel davranışlarından dolayı kutluyorum.islamın hoşgörü özelliğini çok iyi uyguluyor.diyecek bir şey yok.fakat insan yine de bazı gerçekleri hazmedemiyor.şöyle ki yıllardır sol cenaha giden alevi oyları ve solun bu ülkeye şimdiye kadar verdiği tahribat.hatırlayın çok eski değil.11.cumhur başkanı seçimi öncesi yaşanan siyasi kaos,azınlığın çoğunluğa her şeye rağmen hükmetmek istemesi.anlamadığım şey şu:alevilerin sol partilerle ne gibi bir ortak noktası olabilir.Beğen
-
Mumin COŞKUNSU 18 yıl önce Şikayet EtTebrikler Başbakanım. Celil Yılmaz,a katılıyorum benimde çok alevi arkadaşlarım dostlarım oldu arkadaşlıkları dostlukları çok sağlam ve sıkı vatan severdirler emperyalizmin oyunlarına gelmeyelim biz Türk milletiyiz kenetlenelim kinden,bencillikten,bir fayda gelmez aksine zarar gelir aynı Bayrak altında mezheplerimiz farklı olabilir aynı dinin mensuplarıyız ayrıca imanın kimde olduğu belli olmaz onu ALLH bilir ön yargılı olmayalım.Gelin Canlar Bir olalım. Kürdü,lazı,Çerkezi,hepsi vatan merkezi uyanık olalım bölmek isterler bizi.Beğen