Bu kibri, ne zaman geliştirdin Bülent Bey?

Yeniakit Gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu bugünkü köşe yazısında, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç'ın; 'Ben duygusal bir insanım. Dünkü konuşma beni çok rencide etti. Sayın Cumhurbaşkanı çok ağır bir konuşma yaptı. Ben başkaları gibi Twitter’dan, Instagram’dan istifa etmem' ifadelerine çok sert tepki gösterdi.

ABONE OL
GİRİŞ 24.11.2020 12:09 GÜNCELLEME 24.11.2020 12:14 SİYASET
Bu kibri, ne zaman geliştirdin Bülent Bey?
Bu kibri, ne zaman geliştirdin Bülent Bey?

Ali Karahasanoğlu'nun bugünkü köşe yazısı şöyle;

Diyelim eski TBMM Başkanı, eski Başbakan Yardımcısı ve şu an Yüksek İstişare Kurulu üyesi olarak bir açıklama yaptınız.

 

Ona karşı da, Cumhurbaşkanı bir cevap verdi..

Hem “Ben duygusal bir insanım. Dünkü konuşma beni çok rencide etti. Sayın Cumhurbaşkanı çok ağır bir konuşma yaptı” deyip..

 

Hem de..

Devamında “Ben başkaları gibi Twitter’dan, Instagram’dan istifa etmem” ne demek?

Kimsin sen?

Twitter’dan istifa edenler kim?

Instagram’dan istifa edenler kim?

Ne üstünlüğün var senin?

Başkaları gibi Twitter’dan istifa etmezsin de ne yaparsın? 

Adam mı döversin?

İstifa edince, dünyanın sallanacağını, kıyamet kopacağını falan mı sanıyorsun?

Ne kibirdir bu?

Daha düne kadar ağlayan, tevazu dolu gözler, ne zaman, böyle büyük bir kibirle doldu?

Kibir bir yana..

O kadar eleştiri aldın..

Kimisi sert, kimisi yumuşak..

Bizim gibi kimileri de tatlı sert eleştirilerini yaptı sana..

“Bülent Abi’miz” dedik..

Yine de saygı sözcüklerini eksik etmedik..

Ama bu büyüklenme ne?

O kadar yapılmış eleştiriye karşı, bir tanesine bile bir cevap vermeden..

“Oluşan durumla ilgili, Sn. Cumhurbaşkanı ile bizzat görüşmeyi bekliyorum. Sayın Cumhurbaşkanı bugün İstanbul’daymış. Programı yoğun. Dolayısıyla bugün görüşemedim. Sanırım yarın Ankara’da olacak ve görüşebiliriz diye düşünüyorum.” diyerek neyi amaçlıyorsun?

Kemalist Cumhuriyet gazetesine manşet mi olacaksın?

Ulusalcı Sözcü gazetesinin masasına meze  mi olmayı arzuluyorsun?

“Tayyip Erdoğan çok ağır bir konuşma yaptı” diyor..

Kendi yaptığı konuşmaya bakmadan..

Bu ülkenin hakimlerini, savcılarını tehdit ettiğini görmezden gelerek..

Cumhurbaşkanı’na laf yetiştirmeye kalkıyor..

Afedersiniz, ne demektir, “Hakimler yanlış yapıyor. Uyarıyorum, yakın gelecekte onlar zarar görür.” 

Ne demektir, “Bu kararı veren insanlar sorumluluk alsınlar. Bu sorumluğun dışında hareket ederlerse ben onlara çok uzak olmayan bir geçmişte yaşananları söylerim. Ergenekon davaları da böyleydi. Ama şimdi o Ergenekon’da karar veren hakim ve savcıların nerede, hangi durumda olduklarında bakın lütfen.”

Benzettiğin FETÖ’cü hakimlerle, bugünkü hakimleri aynı görüyorsan, sen zaten bitmişsin..

Ergenekon’un savcıları, hakimleri..

Bir tane davada, iki tane davada verdikleri kararlarla değil..

Üniversite imtihanına girdiği yaştan başlayarak..

Kaldıkları yurtlarda, kaldıkları evlerde..

Dersanedeki yönlendirmeleri ile..

Fakültedeki birliktelikleri.. Hakimliğe girişteki bağlantıları.. İstanbul’daki özel yetkili mahkemelerde görevlendirilmeleri..

Bir tane değil, iki tane değil, onlarca, yüzlerce davada..

FETÖ’nün talimatı çerçevesinde verdikleri kararlar sebebi ile bugün cezaevindeler..

Defalarca söyledik.. Bir defa daha söyleyelim..

Ergenekon, Balyoz hepten palavra değil.

Bu ülkede darbeler yapıldı.

Bu ülkede seçilmiş insanlara tehditlerde bulunuldu.

Ama FETÖ’nün hakim ve savcıları, bu suçları istismar ederek, bir suçlunun yanına 10 tane de masum insan ekleyerek, kendisi de suç işledi.

Onun için bugün, Pensilvanya’dan aldıkları talimatla iş kotaran hakim ve savcılar cezaevinde.

Peki, o hakimlerin benzetildiği bugünkü hakimler ne yapmışlar?

Göstersin Bülent Bey, arka planda bir derin yapılanmayı..

“Bu hakimler, öğrencilik hayatından itibaren, birlikte yetiştirilmişler” diyebiliyorsa, buyursun ispat etsin.

O hakimlerin, “dışarılardan bir yerlerden aldıkları emirle hareket ettikleri”ni iddia edebiliyorsa Bülent Bey, buyursun söylesin. Kimden talimat alıyorlar, açıklasın.

FETÖ’cü hakimler gibi, üç ayda bir Pensilvanya ziyaretlerine benzer, bugünkü hakimlerin de bir yerleri ziyaret ettiğine dair elinde bir delil varsa, çıkıp  göstersin, Bülent Bey.

Kaldı ki..

Söylediğin, söyleyeceğin üç tane dosya..

Ben o dosyalarda da sıkıntı olduğuna inanmıyorum. Ben o dosyalarda da hukuka aykırılık olduğu inancında değilim ama..

Ben, devletin acizliğinden dolayı, çok daha güçlü delillerle tutuklanmış olması gereken isimlerin, düne kadar yargıyı FETÖ’cülerin elinde tutmaları sebebi ile o delillerin toplanmamış olmasından istifade ile, olması gerekenden az delille tutuklandıkları inancındayım ama..

Bülent Bey’in söyleyebildiği dosya, topu topu iki tane..

Biri Osman Kavala..

Diğeri de Selahattin Demirtaş..

Bu iki isme de isnat edilen olayların tarihleri, 2013 ve 2014 yılları..

Osman Kavala için Gezi isyanının tarihi 2013..

Selahattin Demirtaş için Kobani olaylarını tarihi 2014..

2013 ve 2014 yıllarında,  Kavala’nın ve Demirtaş’ın işlediği suçlarla ilgili delilleri toplaması gereken emniyet kadrosunun tümü ile FETÖ’nün emrinde olduğu..

Delilleri zapta bağlayacak olan savcıların, o tarihte FETÖ’den emir aldıkları..

O delillerin devamını getirecek olan ileriki araştırmaların emrini verecek hakimlerin üçte biri, Pensilvanya’dan gelecek talimatlarla iş yaptıkları için, o delillerin hakkı ile toplanmadığı kanaatindeyim ama..

Her şeye rağmen..

Bülent Arınç çıkar, bugün itibari ile kendisinin yaptığı çağrıya cevaben..

Kendisine yapılan hatırlatmalara iki cümle ile karşılık verir..

“Bakın, Osman Kavala için, ‘Gezi isyanının aktörlerinden birisi’ diyorsunuz ama.. Bakın, söylediğinizin doğru olmadığı, şu delillerle ispatlı” der..

“Bakın Selahattin Demirtaş’ın, halkı sokağa davet ettiğini söylüyorsunuz ama, işin gerçeği şu şekilde” der..

Ben de, “Bülent Bey, çırpınıyor. Hakka, adalete ulaşmak için, dertleniyor” derim.

Ama kibirden midir..

Hedeflediği istifaya, deliler gibi koştuğundan, gözleri hiçbir şeyi görmediğinden midir..

Eleştirilere tek cevap vermeden..

Yıllarca AK Parti’yi yerden yere vurmuş Habertürk’te salvolarını yapıyor.

Sonra eleştirilere cevap vermediği gibi..

Yine AK Parti’ye mesafeli durduğu bilinen Murat Çelik isimli bir gazeteciye konuşarak, yeniden kimlerle iş kotardığını ispatlıyor..

Gideceksen Bülent Bey, kimse sana “Aman kal, n’olursun” diyecek değil..

Ama lütfen, ilkesizliklere imza atarak değil.. Tüy dikerek değil..

Makul bir gerekçe ile.. Ama mutlaka, eleştirilere de cevap vererek git..

“Şu şu konularda farklı düşünüyoruz” de..

De ama..

Kalkıp da, her konuda farklı düşündüğün adamlarla da birliktelik planları yapma..

Yeniakit

ETİKETLER

YORUMLAR 110 TÜMÜ
  • mustafa 1 ay önce Şikayet Et
    azıcık bir farklı düşünene hemen kapıyı gösteren akepe yolda bulduklarıyla devam... bakalım nereye kadar gidebilecek...
    Cevapla
  • Durmuş 1 ay önce Şikayet Et
    2-3 gün konuşur sonra seni de unuturuz bülent bey
    Cevapla
  • Cihangir 1 ay önce Şikayet Et
    Hadi bas git unutulmuslarin çöplüğüne. Senin gibi kimler vardı şimdi adı bile hatırlanmayan..
    Cevapla
  • xray 1 ay önce Şikayet Et
    Arınç meselesi kabak tadı verdi.
    Cevapla
  • Yıksel 1 ay önce Şikayet Et
    Davanın onursuz adamıı
    Cevapla

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR