Sanki Vural Savaş'ın kitabı
Yargıtay Başsavcısı'nın iddianamesindeki delillerin büyük çoğunluğunun 2 ay önce piyasaya çıkan Vural Savaş’ın ‘AKP Çoktan Kapatılmalıydı’ kitabındaki iddialarla aynı olması dikkatlerden kaçmadı.
ABONE OL
Başsavcı Yalçınkaya’nın AK Parti’nin kapatılmasını isteyen iddianamesi tartışma yarattı. Mahkemelerin ‘yalan’ dediği haberler ve zaman aşımına uğrayan sözler delil sayıldı.
İddianamedeki delillerin büyük çoğunluğunun 2 ay önce piyasaya çıkan Vural Savaş’ın ‘AKP Çoktan Kapatılmalıydı’ kitabındaki iddialarla aynı olması dikkatlerden kaçmadı.
YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın 162 sayfadan oluşan ‘AK Parti laiklik karşıtı eylemlerin odağı oldu, kapatılmalı’ iddiasıyla hazırladığı iddianamedeki suça delil eylemlerin, Vural Savaş’ın yazdığı ve Şubat ayında yayınlanan ‘AKP çoktan kapatılmalıydı’ isimli kitabındaki eylemlerle aynı cümlelerden oluşması kafaları karıştırdı. Refah ve Fazilet partilerinin kapatılmasıyla ilgili davaları açan Yargıtay Eski Başsavcısı Savaş’ın kitabındaki suçlamaların aynı cümlelerle iddianamede aldığı görüldü.
NİYET OKUMA GİBİ
GÖREVİ esnasında hem Refah Partisi’nin hem de Fazilet Parti’sinin kapatılma iddianamelerini hazırlayan Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş kitabında, AİHM’nin RP’nin kapatılmasını doğru bulmasına yönelik kararı anımsatılırken, bu davada AİHM’nin ilgili partinin ‘amaçlarını gerçekleştirmeden önlem alınması’ gerektiği yönündeki vurgusuna dikkat çekiyor. Bu ifadelerin benzer şekilde Başsavcı Yalçınkaya tarafından AK Parti iddianamesine konduğu görüldü. İşte bazı benzerlikler:
VURAL SAVAŞ’IN KİTABI: AKP’li olan milletvekillerine egemenliğimizi Avrupa Birliği’ne devreden kuvvetler ayrımını ve dolayısıyla hukuk devletini yok eden yargı erkini iktidar partisine bir gümüş tepsi içinde sunarak tek parti diktatörlüğünün yolunu açan laik devletin başka değişle Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin sonunu getiren bir anayasayı da hayata geçirme olanağı yaratılmıştır.
BAŞSAVCININ İDDİANAMESİ: Davalı Partinin Genel Başkanı, yöneticileri ve milletvekilleri türban, eğitim, özelleştirme, kadrolaşma gibi konularda çoğulcu demokrasiyi ve onun gereği olan güçler ayrılığı prensibini, hukukun üstünlüğünü ve yargı kararlarını hedeflerine ulaşmada bir engel olarak görmüşler, yargı kararlarına yönelik söylemlerini eleştiriden öte, bir saldırı noktasına taşımışlardır.
REFERANSIMIZ İSLAMDIR
VURAL SAVAŞ’IN KİTABI: ... ‘Tuturmuşlar laiklik elden gidiyor. Bu millet istedikten sonra tabi elden gidecek. Bu ülkenin yüzde 99’u müslüman. Hem laik hem müslüman olunmaz. Ya laik olacaksın ya müslüman olacaksın. (...) Birbuçuk milyarlık islam alemi, Müslüman Türk milletinin ayağa kalmasını bekliyor. Kalkacağız.’
BAŞSAVCININ İDDİANAMESİ: RP İstanbul İl Başkanı olduğu 1994 yılında Refah Partisi’nin Ümraniye İlçe Örgütü’nün yeni hizmet binasının açılış töreninde: ‘Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki...’
ULEMA KILAVUZLUK YAPAMAZ
VURAL SAVAŞ’IN KİTABI: Türban yasağında Türkiye’yi haklı bulan AİHM’yi verdiği karar nedeniyle eleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Mahkemenin bu konuda söz söylemeye hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı ulemanındır’ dedi...
BAŞSAVCININ İDDİANAMESİ: 2005 yılı Kasım ayında Danimarka Avrupa Hareketi tarafından Kopenhag’da düzenlenen ‘Medeniyetler arası ittifak: Türkiye’nin rolü’ konulu toplantıya katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘(...) İnancı böyle olduğu için başını örtüyor, o halde saygı duymak lazım. Mahkemenin de bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır...’
Velev ki siyasi simge...
BAŞSAVCI YALÇINKAYA
Başbakan Erdoğan’ın 2008 yılı Ocak ayında Medeniyetler İttifakı forumu için gittiği İspanya’da .... ‘(...) Velev ki türbanı siyasi bir simge olardak takdığını düşünün. Simgelere sembollere bir yasak getirebilir misiniz?... ‘ demiştir...
VURAL SAVAŞ’IN KİTABI
‘Türban yasağının nedenleri’ başlıklı bölümde Recep Tayyip Erdoğan 14 Ocak 2008 tarihinde Madrid’de yaptığı basın toplantısında Türban siyasi simgede olsa yasaklamaz’ diyor. Anayasaya aykırı eylemleri olan bir parti veya akımın simgesi olduğu mahkeme kararları ile saptanmış tüm simge ve semboller yasaklanabilir.
Söz birliği etmiş gibi gerekçe
BAŞSAVCI YALÇINKAYA
DAVALI Partinin Genel Başkanı, yöneticileri ve milletvekilleri türban, eğitim, özelleştirme, kadrolaşma gibi konularda çoğulcu demokrasiyi ve onun gereği olan güçler ayrılığı prensibini, hukukun üstünlüğünü ve yargı kararlarını hedeflerine ulaşmada bir engel olarak görmüşler, yargı kararlarına yönelik söylemlerini eleştiriden öte, bir saldırı noktasına taşımışlardır.
VURAL SAVAŞ’IN KİTABI
ŞERİATA ulaşmada demokrasiyi bir araç gören bu zihniyet, ‘(...) küreselleşmenin merkez güçlerinin ülkemiz ve bölge için ürettiği ‘ılımlı islam’ ideolojisi ve onun siyasi hedefi ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanları sıfatıyla söylemlerini insan hakları, demokrasi, din ve vicdan özgürlüğü, öğrenim hakkı gibi şeriatla hiç bağdaşmayan kavramların arkasına gizlenerek’ göstermişlerdir.
-
mert dereli 17 yıl önce Şikayet Etal birini vur ötekine ! olmadı bi daha vur ! vur-al vur-al !!. yorumsuz...Beğen
-
fedai said 17 yıl önce Şikayet Ethadis herşeyi açıklar. el- kufru milletun vâhidunBeğen
-
ERDEM ESİN 17 yıl önce Şikayet EtPİŞMİŞ KELLE GİBİ SIRITIYOR. AİHM, Fazilet Partisinin kapatılmasını hukuka aykırı bulmuş ve o kapatmanın popstalsever ve kifayetsiz savcısı yargılanmamış ayıplanmamıştı. Sen misin bunu ciddiye alan? Buyur işte utanacak yerde, pişmiş kelle gibi gene ahkam kesiyor, sırıtıyor. Türkiye çapsızlara primvermemli, onları tasfiye etmelidir.Beğen
-
ALİ ÜNLÜER 17 yıl önce Şikayet EtAYNI KAFALAR AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE. Bunların vatandaşlıklarıda sorgulanmalıdır.Çünkü bu insanlar bu ülkeye gerçekten zarar veriyorBeğen