Başbakan'dan yatırım güvencesi

Başbakan Erdoğan YASED'in düzenlediği toplantıda küresel krize değinirken Türkiye'nin uluslararası sermayedeki beklentilerini açıkladı.

Bizi Takip Edin
GİRİŞ 19.11.2008 19:40 GÜNCELLEME 19.11.2008 19:40 SİYASET
Başbakan'dan yatırım güvencesi
Başbakan'dan yatırım güvencesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milliyetçiliğin, ''ayrım yapmak, dışlamak, karşı çıkmak'' olmadığını belirterek, ''Milliyetçilik istihdam oluşturmak, yatırım yapmaktır, yatırımların önünü açmaktır. Ülkemizi, milletimizi zenginleştirmektir'' dedi.

Uluslararası Yatırımcılar Derneğinin (YASED) Ankara Palas'taki resepsiyonuna katılan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 2003 yılında doğrudan yatırımlara ilişkin yasanın kabulüyle bir cazibe merkezi olmaya başladığını söyledi.

Cazibe merkezi olma sürecinin sadece hükümet eliyle değil kamu kuruluşlarıyla bir dayanışma halinde devam ettiğini anlatan Başbakan Erdoğan, böyle bir sinerjiyi oluşturabilmiş olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirtti.

Erdoğan, ''Gerçekten kamu kuruluşlarımız, özel sektörümüz, sivil toplum örgütlerimiz geçmişte Türkiye'de pek de örneği görülmemiş bir işbirliği sergilediler'' dedi.

Yatırım ortamını iyileştirmede, Yatırım Danışma Konseyi gibi çeşitli platformlarda tam bir uyum ve koordinasyon içinde çalıştıklarını belirten Erdoğan, bu süreçte YASED'in birikimlerinden ve katkılarından faydalandıklarına dikkati çekti.

YASED başkanları ve yöneticileri ile ''Acaba küresel sermayeyi Türkiye'ye daha fazlasıyla nasıl getirebiliriz?'' gayreti içerisinde olduklarını anlatan Erdoğan, ''Bu vesileyle katkılarınıza, desteğinize,çabalarınıza bir kez daha teşekkür ediyorum'' diye konuştu.

-''ZOR OLAN ZİRVEDE KALABİLMEK''

Zirveye tırmanmaktan daha zor olanın zirvede kalabilmek olduğunun altını çizen Erdoğan, ''Son 6 yılda uluslararası yatırımları çekme konusunda çok sevindirici başarılar elde ettik ancak bu başarı ivmesini muhafaza etmek için daha çok gayret sarf etmemiz gerekiyor. İnanıyorum ki YASED'le birlikte bu trendi korumak noktasında işbirliğimiz bundan sonra da aynı kararlılıkla aynı yoğunlukla devam edecektir'' dedi.

BM Ticaret ve Kalkınma Örgütü'nün 2008 yılı Dünya Yatırım Raporu'nu yayınladığını belirten Erdoğan, 1970'lı yıllarda dünyada yıllık ortalama uluslararası yatırım miktarının 24 milyar dolar civarında olduğunu kaydetti.

2007 yılında ise bu miktarın yüzde 30'luk bir artışla 1 trilyon 833 milyar dolara ulaştığını ifade eden Türkiye'nin bu pastadan aldığı payın 2007 yılında 22 milyar dolar olduğunu belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu küçük bir rakam olarak görülebilir ancak 1970'li yıllarda Türkiye'nin çekebildiği uluslararası yatırım yıllık ortalama 100 milyon dolardı. 80'lerde 200 milyon dolar ve 90'larda 800 milyon dolardı. Bir kaç istisna dışında yıllık yatırımın 1 milyar dolar civarında olduğunu yine hepimiz biliyoruz. 2002 yılında ilgili yasayı çıkardık, ardından gerekli çalışmaları yaptık, engelleri kaldırdık, yatırım ortamını iyileştirdik ve 2006'da 20 milyar dolar, 2007'de 22 milyar dolar rakamına ulaştık.''

Türkiye'nin 2002 yılında binde 2 olan dünyadaki toplam uluslararası yatırımları çekme oranının böylece binde 12'ye yükseldiğini söyledi.

Rapora göre, Türkiye'nin 2007 yılında en fazla doğrudan yatırım çeken ülkeler arasında 23. sırada, en fazla doğrudan yatırım stoku bulunan ülkeler arasında 21. sırada yer aldığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin 2006 yılında 25. sırada olduğunu belirtti.

Aynı kurum tarafından yapılan ankette 2008-2010 dönemi yatırım eğilimlerinde Türkiye'nin ilk 15'te yer aldığını anlatan Erdoğan, küresel krizin 2008 yılında uluslararası doğrudan yatırımlar üzerinde etkili olacağının da ifade edildiğini ve dünya genelinde yüzde 10'luk bir düşüş beklendiğini söyledi.

Erdoğan, ''Ancak Türkiye gibi pozitif büyümesini muhafaza eden ülkelerin, gelişmiş ülkelerin tersine yatırım çekme konusunda daha şanslı olacağını da tahmin ediyoruz'' dedi.

''Krizi fırsata dönüştürmek'' derken kastettikleri önemli noktalardan bir tanesinin de bu olduğunu belirten Erdoğan, ''Ülke mi krizi fırsata dönüştürecek, yoksa bazı kurumlar bu tür fırsatları mı krize dönüştürecek? İki trilyon dolara yaklaşan uluslararası doğrudan yatırımların bu yeni süreçte Türkiye'ye yönelmesi için açıkçası çok daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor ve bunu milletçe el ele dayanışma içerisinde yapmamız gerekiyor'' diye konuştu.

Yaşanan küresel krize rağmen Türkiye'nin bu yılın 10 ayında 12 milyar 311 milyon dolar yatırım çektiğini ifade eden Erdoğan, 2008'deki önemli gelişmelerden birinin de Türkiye'de artık daha büyük sermayeli şirketlerin yatırım yapmaya başlaması olduğunu vurguladı.

2007'nin 10 ayında yatırım yapan 200 bin, 500 bin dolar sermayeli şirket sayısınını 195 olduğunu dile getiren Erdoğan bu yıl bu rakamın 287 olarak gerçekleştiğini söyledi.

Erdoğan, ''Küresel krizi, Türkiye'deki iç gelişmeleri de hesaba katarak tahmin ettiğimiz rakam yıl sonu için 15 milyar dolardır. Ancak şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum ki yıl sonunda biz 15 milyar doları aşacağız. Bunun için çok yoğun girişimlerimiz oluyor. Özellikle körfez ülkelerindeki sermayeyi çekmek noktasında temaslarımız devam ediyor ve sevindirici sonuçlara ulaşacağımıza da inanıyorum. Bizim bu noktada hiçbir çekincemiz, hiçbir tereddütümüz bulunmuyor'' diye konuştu.

2003 yılında çıkardıkları yasayla getirdikleri en önemli değişikliklerden birinin yatırımlarda yerli yabancı ayrımını kaldırmak olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Hatta yabancı sermaye ifadesini kullanmıyoruz. Biz küresel dedik, YASED de bunu uluslararası yatırımcılar derneği olarak ifade etmeye başladı. Ben bunu çok anlamlı buluyorum'' dedi.

-''MİLLİYETÇİLİK, ÜLKEMİZİ, MİLLETİMİZİ ZENGİNLEŞTİRMEK''-

Dünyada 2 trilyon dolara yakın bir uluslararası sermaye bulunduğunu anlatan Erdoğan, bu sermayenin sığınacak, yatırıma, istihdama, ihracata dönüşecek güvenli limanlar aradığını kaydetti.

Dünyanın tüm ülkelerinin bu pastadan pay almak için yarıştığını, her ülkenin bu yatırımlardan daha fazlasını çekebilmek için kolaylıklar getirdiğini anlatan Erdoğan şunları söyledi:

''Ama bizde bakıyorsunuz, hemen 'bu yerlidir, bu yabancıdır, bu dost, bu düşman, bu yeşil, bu kırmızı.' Bu tür yorumlar maalesef hala yapılabiliyor. Milliyetçilik, ayrım yapmak, dışlamak, karşı çıkmak değil. Milliyetçilik işte istihdam oluşturmak, yatırım yapmaktır, yatırımların önünü açmaktır. Ülkemizi, milletimizi zenginleştirmektir. Ülkemizi bir cazibe merkezi haline getirmektir. Bu yatırımlar Türkiye'de istihdama, ihracata, fabrikalara, tesisleri, ticarete dönüşüyor. Bir sektöre yapılan yatırım onlarca yan sektör üretiyor, büyütüyor, canlandırıyor. Bizler bu tartışmalara asla kulak asmıyoruz. Yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz. Yatırım ortamını iyileştirmek için mümkün olan herşeyi devreye alıyoruz.

Zira, bütün değişmeleri, bizler de ülkemizde güncelleştirmek suretiyle devam ettiremezsek, bizler vagon olmaya devam eder hiçbir zaman da lokomotif olamayız. Hedef Türkiye'yi bu noktada lokomotif ülkelerden biri haline getirebilmektir. Türkiye bugün dünyanın yatırım yapılacak, yatırım yapmaya uygun en elverişli ülkelerinden birisidir. İlk 15'tedir, daha da iyileşmeye devam edecektir.

Sadece ekonomide değil demokratikleşme yolunda, hak ve özgürlükler alanında, özellikle eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, sosyal yapının değişiminde, kentsel değişim dönüşüm adımlarında şu anda ön almış ülkelerden biri durumundadır. Türkiye artık bu noktalara ulaştı. Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda attığımız tarihi adımlarla Türkiye artık bu seviyeleri yakaladı.''

Erdoğan, önümüzdeki hafta veya bir sonraki hafta Ticaret Kanunu'nu Meclis Genel Kurulu'nda tartışmaya, müzakere etmeye başlayacaklarını da ifade ederek, ''Avrupa Birliği perspektifini güçlendirerek yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz'' dedi.

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • ozkan ozkan 17 yıl önce Şikayet Et
    kriz nerde. arkadaşlar mantıklı olun. benzın yukseldımı? ekmek 2 katımı oldu? ne olduda krızı yaşıyoruz dıye ahkam kesıyorsunuz. akbank deli gibi kar acıklıyor ama krızdende faydalanmak ıcın adam cıkartıyor. krız cıksınkı elındekı nakıtle hısseler alıp karlarını 3e 5 e katlasın. akllı olalım arkadaşlar. başbakanın sertlıgıde bu yuzden.
    Cevapla
  • eyup cansu 17 yıl önce Şikayet Et
    sayın başbakan. gerçekten sneı hiç anlamıyorum yahu bu millet aç yatıyor sen ne diyosun sana ve senın partıne kim güvenıpte yatırım yapsın sen git doguanadolu bölgesinde benım aç yatan kardeşlerimin hakkını ver yahu sen gerçekten ne dediğini bilmiyorsun sayın başbakan kapanan işyerlerinin ne olacagını dahı bilmiyosun çıkmış zırvalıyosun
    Cevapla
  • sercan ulusoy 17 yıl önce Şikayet Et
    durma kardeş durma. başbakanın piyasadan haberi yok heralde.asgari ücretten,memurun maaşından,işçi ve emeklinin maaşından,esnafın ve çiftçinin durumundan hiç haberi yok. Türkiyeyi tanımayan bir başbakan işte karşımızda duruyor.
    Cevapla
  • fahrettin aslan 17 yıl önce Şikayet Et
    neler var neler. bu ülkenın ekmegını yıyen suyunu havasını haklarını kullanan ve üstelık ataturkçü dıye geçınen oyle insanlar varkı ülkenın insanları açlıktan ölse bayram ederler ortalıgı ververe edıp kenardan izler ve pıs pıs sırıtırlar bu zalımler bugday üretıcısıne üretım yapmaması için para yardımı bıle yapıyorlar yanii gerısını siz düşünün sebep ülkede bugday sıkıntısı olsun yaw bunlar nasıl insanlar birde meydanlarda cumhurıyet laiklık mıtınglerı yapıyorlar yaw ben bu ataturkcülügü bir türlü cözemedım dostmu düşmanmı
    Cevapla
  • murat murathan 17 yıl önce Şikayet Et
    nakit ama YTL olarak.. yüksek kur ile frenlenecek olan ithalat, artacak olan ihracat istihdamı artıracaktır. piyasalara verilecek olan YTL ise ekonomiye dönecek ve canlılık daha da artacaktır. yüksek döviz kuru ithalatı durduracağı için pisayada oluşacak nakit bolluğu iç üretime yönelecek bu da üretimin artmasına neden olacak. böylece istihdam artacak ve ülke krizden etkilenmeyecektir. ancak mevcut ekonomi kurmayları ile bu imkansız gibi görünüyor.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR