'Türkiye tek bir ülküyü paylaşabilir'

"Alt kimliklerin yok sayılması ve tek tip insan tasarımında ısrar edilmesi bir çok farklı sıkıntıyı beraberinde getirir. Bizler tek tip değiliz, ama tek bir ülküyü paylaşabiliriz..."

Bizi Takip Edin
GİRİŞ 01.12.2008 08:04 GÜNCELLEME 01.12.2008 08:04 SİYASET
'Türkiye tek bir ülküyü paylaşabilir'
'Türkiye tek bir ülküyü paylaşabilir'

Süleyman Arıoğlu'nun röportajı

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ile Kürt sorununu tartıştık. Prof. Dr. Arıboğan kimlikler konusundaki uzlaşmanın anayasal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında olacağını söyledi.

Farklı çevrelerce terör, kimlik, demokrasi, eşit yurttaşlık, bölücülük, üniter devlet, sosyo-ekonomik açmazlar, vb. kavramlar temelinde ele alınan Kürt sorununu siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Kürt sorunu bütün bu bahsettiğiniz kavramları içerisinde barındıran geniş kapsamlı bir sorun. Bunların içerisine uluslararası sistemin etkisini, enerji politikalarını ve Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi projesini de koymalıyız. Taktik düzeyde bütün bu bahsettiğiniz konuların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir, ama stratejik düzeyde bakarsanız konu temelde “nasıl bir Türkiye?” sorusunun cevaplandırılması ile ilintilidir ve tartıştığımız da Kürt sorunu değil, Türkiye sorunudur.

TEK TİP DEĞİLİZ AMA TEK BİR ÜLKÜMÜZ OLABİLİR

Meselenin bugün aldığı boyut nedir, sıkça dikkat çekildiği gibi bir iç çatışma riski var mıdır? Bazı illerde başlayan linç girişimlerinin yayılacağını düşünüyor musunuz?

Türkiye ile ilgili tasarımımız konunun genel gidişatını da şekillendirecektir diye düşünüyorum. 20. yüzyılın değerleri ile şekillenen bir sistemde çatışma çıkması doğaldır. Alt kimliklerin yok sayılması ve tek tip insan tasarımında ısrar edilmesi bir çok farklı sıkıntıyı beraberinde getirir. Bizler tek tip değiliz, ama tek bir ülküyü paylaşabiliriz. Ortak umudumuzda birleşebiliriz.

Kimlik siyasetinin ne gibi sakıncaları var?

Kimlikler üzerinden yapılan insan tanımlamaları, kişileri ne yaptığı, ne istedikleri üzerinden değil ne oldukları üzerinden tarif ediyor. Yani kişilere “İyi biri misin? Verimli işler yapıyor musun? Yaşadığın toprakları seviyor musun? Barış içerisinde yaşamak istiyor musun?” gibi sorular yöneltmiyor. “Siyah mısın? Müslüman mısın? Alevi misin? Kürt müsün?” tarzında bir yaklaşımla insanları sınıflandırıyor, kategorize ediyor ve puanlıyor. Makbul vatandaşın kaç puanı olmalı gibi bir mantıkla hareket ediyor. Oysa hiçbir kimlik bir insanı tanımlamak için yeterli veriyi sunmuyor bize. İnsanlar hem o, hem de diğeri. Herşey hem siyah, hem beyaz, nasıl bir ışıkta baktığınıza bağlı; ya da nasıl görmek istediğinize. Loutfi Zadeh’in 1960’larda geliştirdiği ‘fuzzy logic’ yani ‘bulanık mantık’ teorisi son dönemlerde yeniden ilgi çekmeye başladı. Bu görüşe göre hiç bir şey mutlak değil her şey kısmi; her şey hem o, hem de bu; her zaman iki kutuptan fazlası var. Kısaca, bırakın sıradan şeyleri, insan gibi karmaşık bir varlığı bile fazlasıyla basitleştirilmiş sınıflandırmalara tabi tutuyoruz, ki bu çok yanlış ve tutarsız. Bizi birbirimizden farklılaştıran özellilerimizden çok daha fazla bizleri benzeştiren niteliklerimiz var. İnsan bir iken bile çoklu bir varlıktır; yani ‘unitas multiplex’tir. Bir çok şeyi, o “bir”in bünyesinde barındırır. Bu bakış, kimliklere yaklaşımda da yeni bir paradigma, yeni bir model gerektirir.

Partilerin yeni açılımları gecikti bile

Son dönemde AKP, CHP ve MHP’den farklı açılımlar geldi. Nasıl değerlendiriyorsunuz.?

Türkiye’de son dönemlerde yeni bir düşünce iklimi ortaya çıkmaya başladı. Kutuplaşma eğilimi aslında insanları rahatsız ediyor. Her kesimden insan, ortalarda bir yerlerde buluşmayı arzu ediyor. ‘Birlikte barış içerisinde yaşamayı başarabilmek için neler yapmalıyız?’ sorusu, ortak derdimiz. Bu üçüncü bir yol arayışı demek. Bu yolu inşa eden düşünsel hareket bana göre inanılmaz genişlikte bir kitleyi de arkasından sürükleyecek. Göründüğü kadarıyla halen faaliyette olan siyasi partiler de bu ihtiyaca göre kendi çerçevelerini yeniden belirlemeye hazırlanıyorlar. Dünya değişirken, dünya görüşünün değişmemesi, kör olduğunuza delalettir. Türkiye de değişiyor hem de inanılmaz bir hızla. Doğal olarak siyasi partiler de bu değişime ayak uydurmanın peşinde. Partilerden gelen yeni açılımlar sürpriz değil, gecikmiş bile. AKP devlete, CHP örtülülere, MHP Alevilere açılım yaptığında şaşırmak, genel gidişi iyi izlemediğinizi gösterir.

Sistemin DTP’nin yeri ne olacak?

Prof. Arıboğan, Kürt sorununun bir Türkiye sorunu olduğuna dikkat çekerek, yirminci yüzyılda şekillenen sistemle çatışma çıkmasını doğal buluyor.

Çözüm ise üçüncü kimliğin benimsenmesi. Arıboğan bu durumu şöyle açıklıyor:

Obama’da şekillenen ‘Ne zenci, ne Müslüman. Bunları yok sayan yeni bir kimlik

DTP’den de Türkiye’nin bütününe yönelen, Kürtlük konusunun dışında söylemler gelmesi beni şaşırtmayacak. Doğal ve dengeli olan budur. Kimlikler üzerinden yapılan siyasetin zemini ortadan kalktığı, yani semboller savaşından kurtulduğumuz anda, gerçek beklentiler üzerinden siyaset yapmak mümkün hale gelir. Aş, iş, gelecek, sağlık, eğitim gibi konular esas hedef olur. Obama’nın seçilmesi bu anlamda bildik kimlik siyasetlerinin dünya düzleminde de farklı bir yöne kayacağının göstergesi. Bundan sonra kimlik siyaseti değil, siyasetin kimliği üzerinden tartışacağız gibi.

Bugün trend yeniden toparlanmak

Bu değişikliğe sebep olan faktörler ne?

Her şeyden önce bu gelişme zamanın ruhu ile bağlantılı. Son 20 yılda daha da sert esen liberalleşme rüzgarları, insanların ulusal kimliklerini çözerken, onları alt kimlikleri ile tanıştırdı. Daha önce Fransız olan insanlar, kendilerini Bröton, Korsikalı ya da Flaman olarak tanımlamaya başladılar.Yani yeni kimlikler edindiler. Önce her şey çözüldü, dağıldı. Bugünün trendi ise yeniden toparlanmak. Liderler ve simgeledikleri kimlikler, eskisi gibi geniş kitleleri dışarıda bırakan içerikte sunulamazlar.

‘Yeni zamanlar’ın anlamı ne?

Yeni zamanlar iki aşamalı olacak diye düşünüyorum. Alt kimliklerin kabul edilmesi tamamına ermek üzere. Ancak bu bir süreç zira insanlar kendilerini tanımlamayı bitirmezler; bitiremezler. Bazen eskimiş, paketleyip rafa kaldırdığımız kimlikleri de yeniden kullanıma sunabilirsiniz. Şimdinin şartları dağıtıcı değil, bütünleştirici üst kimliklerin tanımlanmasını gerektiriyor. Bana göre neo-emperyal bir döneme giriyoruz ve emperyal bir modelin ideolojisi geniş kitleleri tanımlayacak bir kimliğin inşası ile başlar. Mesela sosyalizm çok geniş kitleleri altına alan bir ideolojik şemsiyedir.

Liberal rüzgarlar ulus devlet yapısını nasıl etkiledi?

Siyasi bir model olarak ulus-devlet, 20. yüzyılın etkin örneğiydi. Çok uluslu imparatorluklardan tek uluslu devletlere dönüşüm sancılıydı. Yüzmilyonlarca insan evini barkını terk edip başka topraklara göç etmek zorunda kaldı. Milyonlarcası hayatını kaybetti. Sayın Vecdi Gönül’ün biraz da ölçüsüz bir biçimde dile getirdiği ‘bugün eğer Ege’de Rumlar ve Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, acaba aynı milli devlet olabilir miydi?’ ifadesi aslında bir dönemin zihinsel arka planını anlatıyordu. Ulus-devletleşme fikriyatı bu toprakların ürünü değildi. Artık bu yüzyıl tamamlandı; rakamsal olarak da içerik olarak da. Şimdi yeni zamanlardayız.

Anayasal vatandaşlık çercevesinde birleşme

Türkiye’de neler olacak?

Bu bence tartışılması gereken bir konu. Kimlikler konusunda geniş bir uzlaşma zeminin sağlanacağına inanıyorum. Sular dalgalandı ve durulacak. İnsanların birbirlerini örtülü-örtüsüz, Kürt-Türk ya da Alevi-Sünni diye ayrıştırdıkları bir dönem yerine, herkesi kapsayan üçüncü kimliğin benimsenmesi sağlanacak. Bunun anayasal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramı çerçevesinde şekilleneceğini düşünüyorum. Bu kavramın içinin doldurulması esas.

Nasıl olacak?

Bence bugüne kadar yaptığımız en büyük hata ilk aşamada ulusumuzun ne olduğunu tanımlamaya çalışmamız oldu. ‘Bizim ulusumuz şunlardan oluşur, şöyle giyinir, şöyle konuşur’un üzerinde durduk. Oysa öncelikle devletimizi tarif etmeliydik. Bizim devletimiz nasıl bir devlet? Vizyonu ne ? Temel ilkesi, hedefi ne? Büyüyecek miyiz, küçük ölçekli mi bir yapıyla devam mı edeceğiz? Devletimizin genel çerçevesini tarif ettikten sonra, ona uygun bir ulus tasarımı yapmalıydık. Ulus sadece sosyolojik ve tarihsel değil, aynı zamanda kurgusal bir topluluktur da. Her bir ferdinin gururla ve arzuyla ‘ben bu ülkenin vatandaşıyım’ diyebileceği bir yapı oluşturmak esas konu.

- Peki Türkiye için bu gelişmeler olumlu mu olumsuz mu seyredecek?

Benim geleceğe ilişkin görüşlerim çok olumlu. Bana göre önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dış politikada önünü açacak biçimde hem kendi kendimizle hem de çevremizle uzlaşacağız. Bölgenin diğer Kürtleriyle Türkiye en sağlam müttefik olarak birbirlerine eklemlenecekler. Hep birlikte hem iktisadi olarak, hem siyasi güç olarak hem de kültürel zenginlik anlamında güçleneceğiz.

Çözüm üretmenin önündeki temel sorun nedir?

Türkiye’de toplumsal yaşam bana göre fikir yönünden çok verimli olmakla birlikte, maalesef düşünce açısından olağanüstü bir kısırlık var. Fazlaca düşünülmeden üretilmiş ve ardından da saplantılı bir biçimde doğruluğuna kanaat getirilmiş bir fikirler çorbasının içinde yüzüyoruz. Herkes en doğrusunu kendisinin bildiğine inanıyor ve bir başka sesin doğruyu söyleyebilme ihtimalini yok sayıyor. Dinlemiyor, sadece konuşuyoruz.

Obama kapsayan kimlik

Peki Obama’da bu yeni modelin simgesi mi? Onun seçilmesi bu anlamda nasıl bir değer taşıyor?

Obama her şeyden önce bugüne kadar alışageldiğimiz kimlik çerçevelerinin iflas ettiğini gösteren bir kimlik. Üstelik siyaseten çok güçlü. Dışlayıcı değil, kapsayıcı bir kimlik. Hem o, hem de bu’yu simgeliyor. O yalnızca zenci, ya da Müslüman veya başka bir şey olmak yerine, tüm bu kimliklerin yok sayılmasını sağlayan, yeni “üçüncü bir kimlik”. Bu yeni akım bana göre tüm dünyayı etkileyecek ve etkin liderlik kavramı çok daha güçlü bir biçimde gündeme oturacak. Mesela Putin’in ne olduğunu biliyor muyuz, ilgileniyor muyuz? Hangi etnik kökenden, neye inanıyor, teni ne renk? Kendisini Müslümanların bile lideri olarak görebiliyor. Ülkesinde yaşayan Müslümanların varlığını gerekçe gösteriyor ve ben dinler üstü bir liderim mesajı veriyor. Obama da bir başka alternatif model. Önümüzdeki dönem çok güçlü lider imajlarının, ülkelerin imajlarıyla özdeşleşerek uluslararası arenaya çıkacakları bir zaman dilimi olacak.

(Akşam)

Not: Gazetede sürmekte olan Aydınlar tartışıyor, Türkiye değişiyor yazı dizisinden alınmıştır..

YORUMLAR 12 TÜMÜ
  • ERSİN SAAT 17 yıl önce Şikayet Et
    devlet türkiye... Ne diyosunuz hanfendi yaptıgınız nedir böyle...bilmem ulus mu millet mi..Türk mü baska bişey mi..Kimlik Türklük mü yoksa TC vatandaslıgımı..bi durun bakalım siz kim oluyorsunuzda bu devletinin kimliğini tartısıyorsunuz..Kimlik Türklüktür..Dini İslamdır..Türklük agacın gövdesidir digerleri dallarıdır..Haddinizi bilin..
    Cevapla
  • Yıldız Öztürk 17 yıl önce Şikayet Et
    Tamda babasının kızı. hık demiş burnundan düşmüş.Hanfendi'maalesef düşünce açısından olağanüstü bir kısırlık var,herkes en doğrusunu kendisinin bildiğine inanıyor,dinlemiyor,sadece konuşuyoruz'derken,geneli anlatmakla beraber kendinide tarif etmiş.
    Cevapla
  • Ismail Yildiz 17 yıl önce Şikayet Et
    gündem böyle degismez. türkiyede anayasa geregi zaten hepsi cokdan teminat altinda.. her kesime firsat esitligi verilmisdir.. eger birileri bundan faydalanmayip devleti yikmaya kalkarsa ne olacak.. kimse tek tip kimlik istemiyor ancak resmi olarak devletin kimligi olmali.. bu kimlik icinde her kesim kendi kimligi ile yer alabilir. zaten devletde bunu bekliyor. ancak devletin tek sucu var o da basörtülü müslümanlara 80 yildir firsat esitligi vermeyisi.. bitdi baska sorun yook.. digerleri acizlik ve caresizlik yapilan sorunlardir..
    Cevapla
  • Soğuk Rüzgar 17 yıl önce Şikayet Et
    Rektör ve Demokrasi!. Hayatımda gördüğüm birbirine en uzak kavramlar! Stutükonun ve faşizmin sözcülüğü konumundaki rektörlük ve rektörler Türkiye'nin en can alıcı konusu olan Kürt Sorunu hakkında nasıl özgürlükçü olabilirlerki! Baksanıza böyle bir sorunun adını dahi koymaktan geri çekiliyor! Hem Haber7.com u anlamak gerçekten zor. Ben bu bayanı buradan başka hiçbir yerde göremiyorum. Çok mu önemli bişey, bir sistem rektörünün her zamanki resmi devlet görüşünü burada yansıtması! Gerçekten merak ediyorum.!
    Cevapla
  • mahmut ekinci 17 yıl önce Şikayet Et
    çok güzel konuşmuş. bu kadının nerdeyse tüm yazılarını takip ediyorum. çok mükemel bir insan dünya görüşü ve düşünceleri bide ve en önemlisi ilriyi görme ve analiz etme becerisi bir harika. keşek daha önemli bir pozsyonda olsaydı.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR