Bakan Tekin'den 15 Temmuz mesajı
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü" dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
Bakan Tekin, mesajında şunları kaydetti:
“Aziz Milletim,
15 Temmuz 2016 gecesi, tarihimizin en karanlık ihanetlerinden biriyle karşı karşıya kaldık. Milletimizin inancını, vicdanını ve güvenini istismar ederek devletimizin kılcal damarlarına kadar sızan FETÖ, o gece millet iradesini, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi hedef aldı ancak hesap edemedikleri bir hakikat vardı: Bu millet, söz konusu vatan olduğunda iradesini hiçbir güce teslim etmez.
Tarihimizin acı imtihanları, milletimize büyük bedeller ödetmiş fakat her imtihan, demokrasi şuurumuzu daha da güçlendirmiştir. Bu sebeple 15 Temmuz gecesi aziz milletimiz, millî iradesine yönelen saldırıya karşı tereddütsüz ayağa kalkmış; FETÖ'nün ihaneti karşısında darbeci anlayışa bir daha asla hayat hakkı tanımayacağını bütün dünyaya göstermiştir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 15 Temmuz gecesi vatanına, bayrağına ve devletine sahip çıkmak için canını ortaya koyan aziz milletimiz; millî iradeyi her türlü vesayetin üzerinde gören köklü bir hürriyet idrakine sahiptir. Milletin emanet ettiği silahları yine millete çeviren hainlere karşı gösterdiği vakur direniş, bu idrakin tarihe düşülmüş en güçlü notlarından biri olmuştur. O gece meydanları dolduran her bir yürek, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde istiklalimizi yeniden mühürlemiş; milletimizin cesareti, tarihimizin unutulmayacak sayfalarında ebedî yerini almıştır.
Milletimiz kara bir geceden demokrasinin şafağına bir kez daha adım atarken o gece evine dönemeyen her bir şehidimiz, ardında büyük bir acı, bir ömür boyu dinmeyecek özlem, yarım kalmış nice hayal ve milletimizin ortak hafızasına emanet edilmiş büyük bir fedakârlık bıraktı. Aradan geçen yıllar takvimlerden eksildi fakat bazı bekleyişlerin, bazı hasretlerin ve bazı duaların zamanı hiç değişmedi.
Bugün biliyoruz ki 15 Temmuz, millet ile devlet arasındaki sarsılmaz bağın yeniden bütün açıklığıyla tecelli ettiği tarihî bir dönüm noktasıdır. Muhannetlere karşı o gece ortaya çıkan irade, Türkiye Yüzyılı'nı inşa edecek ilham kaynaklarından biri olmayı sürdürmektedir.
15 Temmuz'un üzerinden on yıl geçti. O gece nice anne sabaha kadar dua etti, nice çocuk pencereden babasının yolunu gözledi, nice aile bir telefonun çalmasını ömür boyu unutamayacağı bir sessizlik içinde bekledi. O çocukların bir kısmı bugün üniversite sıralarında, bir kısmı çalışma hayatında fakat bazı çocuklar büyürken babalarının sesini hatıralardan öğrendi. Bazı anneler evlatlarının adını her sabah aynı sükûnet, aynı özlem ve aynı gururla anmaya devam etti. Nice evde aynı fotoğrafa bakıldı, aynı isim hürmetle anıldı, aynı dua gözyaşıyla edildi. Millet olmanın anlamı, işte o hasreti paylaşabilmektir. Milletleri ayakta tutan, ortak acılarını hatırlarken birbirlerine daha sıkı sarılabilmeleridir.
Her 15 Temmuz’un yıl dönümünde aynı soruyu yeniden kendimize soruyoruz: O gece milletimizin gösterdiği fedakârlığa layık bir gelecek inşa edebiliyor muyuz? Eğitimden kültüre, hukuktan bilime kadar attığımız her adımda bu sorumluluğun ağırlığını omuzlarımızda hissediyoruz, adımlarımızı bu emanete layık biçimde atmaya ant içiyoruz.
15 Temmuz'un bize bıraktığı en büyük sorumluluk, benzeri ihanetlerin yeniden hayat alanı bulmasına imkân vermeyecek güçlü bir toplumsal bilinç oluşturmaktır. Bu bilinç; hukuku, demokrasiyi, millî iradeyi ve ortak değerlerimizi kararlılıkla koruyabilen nesiller yetiştirmekle güçlenecektir. Eğitim, bu bakımdan en stratejik alanlarımızdan biridir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de bu tarihî tecrübeden süzülen idrakin eğitim alanındaki en somut tezahürüdür. Modelimiz bilgiyi erdemle, aklı vicdanla, yetkinliği karakterle buluşturan; millî ve manevi değerlerini özümsemiş, muhakeme kabiliyeti yüksek, iradesini başkasına teslim etmeyen nesiller yetiştirmeyi esas almaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı olarak hedefimiz, iyi insan yetiştirmek; hakikati ayırt etme basiretine sahip, sorgulayan ve anlamlandıran, öz güveni yüksek, iradesini ve vicdanını hür tutan nesillerle ülkemizin geleceğini daha sağlam temeller üzerinde yükseltmektir.
15 Temmuz'da tecessüm eden direniş ruhu bugün dünyanın farklı coğrafyalarında zulme, işgale ve haksızlığa karşı onurunu korumaya çalışan bütün mazlum halkların mücadelesini anlamamıza da ışık tutmaktadır. Gazze başta olmak üzere Filistin'de ve daha birçok bölgede insanlık onurunu savunanların ortaya koyduğu vakur duruş; adaletin, haysiyetin ve özgürlüğün evrensel değerler olduğunu bir kez daha göstermektedir. Nerede bir mazlum varsa onun hukukunu gözetmeyi, nerede bir zulüm varsa ona karşı hakkın ve adaletin yanında durmayı medeniyetimizin bize yüklediği ahlaki bir mesuliyet olarak görüyoruz.
Türkiye Yüzyılı; güçlü kurumların, güçlü toplumun ve güçlü insan kaynağının omuzlarında yükselecektir. Bu topraklarda asırlardır sarsılmadan taşınan istiklal emanetini aynı kararlılıkla geleceğe ulaştıracak; çocuklarımıza huzurun, güvenin ve güçlü bir devlet geleneğinin hâkim olduğu bir Türkiye bırakmak için var gücümüzle çalışacağız. Bizlere emanet edilen vatanı, uğruna can verenlerin hatırasına layık bir bilinçle korumak ve yüceltmek boynumuzun borcudur.
15 Temmuz gecesi canını ortaya koyarak sokaklara ve meydanlara koşan, vatanına, bayrağına, hürriyetine ve evlatlarının geleceğine sahip çıkan aziz milletimizin her bir ferdine gönülden teşekkür ediyorum. Şühedamızı rahmet, minnet ve şükranla anarken muhterem ailelerine sabır ve metanet; gazilerimize sağlık, afiyet ve bereketli ömürler niyaz ediyorum.
Rabb’im bizlere 15 Temmuz gecesi uğruna can verilen bu aziz vatanın emanetini hakkıyla taşımayı, şehitlerimizin fedakârlığına layık olmayı ve gazilerimizi daima hayırla yâd etmeyi nasip eylesin. Birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi daim kılsın. İnanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti, köklü devlet geleneği ve sarsılmaz istiklal iradesiyle yarınlara aynı inanç ve aynı kararlılıkla yürümeyi sürdürecektir.”