Savunma sanayiinde yeni güç! Kara,hava ve deniz platformları tek bir merkezde birleşecek
Türkiye insansız ordunun altyapısını kuruyor. Yapılan çalışmalar sonucunda hava, kara ve deniz araçları tek bir sistem gibi hareket edecek. Böylece modern harp sahasına uygun maliyet etkin çözümler sahada olacak.
Türkiye, insansız hava araçlarında yakaladığı başarıyı kara ve deniz platformlarına da taşıyor. KIZILELMA,AKINCI, ANKA-3 ve insansız kara ve deniz araçlarının ortak bir harekât konsepti içerisinde görev yapması hedefleniyor. Savunma sanayii araştırmacısı Yusuf Emir Işık, Türkiye'nin artık yalnızca platform üretme aşamasını geride bırakarak, bu araçları birbiriyle konuşturan ve otonom kararlar alabilen yeni bir harp mimarisine geçeceğini söyledi.
TÜRKİYE PLATFORM ÜRETİMİNDEN HARP MİMARİSİNE GEÇİYOR
Savunma sanayii araştırmacısı Yusuf Emir Işık şunları söyledi:
Bugün genelde kamuoyunda veya medyada savunma sanayi ürünlerinin genelde platform ne kadar mühimmat taşıyor, kaç kilometre hıza ulaşıyor veyahut ne kadarlık menzile erişebiliyor ve genelde katalog verisi diyebileceğimiz şeyler tartışılıyor. Ancak biz yerli savunma sanayisine sahip olduğumuz için doğrudan bunun konseptini ve geleceğin harp mimarisine etkisini tartışabilecek durumdayız. Az önce dediğim gibi katalog verileri zaten çok fazla değişkene ve çok fazla parametreye bağlı.

Bu noktada Türkiye, sizin de belirttiğiniz gibi özellikle insansız hava araçları konusunda zaten ciddi bir atılım gerçekleştirdi. Ve buna baktığımızda da geleceğin ordusu dediğimiz şey de aslında bu insanlı veyahut insansız sistemlerin yan yana dizilmesiyle kurulmayacak. Yani asıl mesele, gelecekte bizim ürettiğimiz insansız hava, kara, deniz araçlarının nasıl savaş alanında ortak bir harekât konsepti içerisinde birleşeceği üzerine olacak.

Bu noktada zaten dediğim gibi biz artık platform geliştirme konusunda rüştümüzü ispat ettik ama daha kritik bir aşamaya geçiyoruz. Bu da platformları birbiriyle konuşturan, otonom kararlar aldırabilen bir askeri doktrin yaratan konsept inşa etme evresine geçeceğiz. Bu da artık bizi bir makine yapmaktan çıkarıp devasa bir mimari kurmaya mecbur bırakacak diyebiliriz aslında.
İNSANSIZ ARAÇLAR BİRBİRİYLE KONUŞACAK
Bugün insansız hava araçları, drone'lar, FPV drone'lar ve insansız deniz araçları herkesin kafa yorduğu bir konsept, bir yapı. Ama bizi öne çıkaracak unsur, az önce de belirttiğim gibi bunları birbiriyle haberleştiren,birbiriyle konuşturan bir mimari kurmak olacak. Bu bize nasıl bir avantaj getirecek? Bir örneğini bugün aslında güzel bir örneğini de gördük. Akıncı TİHA malumunuz, ROKETSAN'ın geliştirdiği Sungur füzesiyle bir hava atış testi gerçekleştirdi.
Bunu ileri süreç için şöyle kurgulayabiliriz. Örneğin bir Kızılelma havada devriye gerçekleştirdiği sırada bir düşman insansız hava aracını tespit edecek ve o sırada havada olan Akıncı'ya bunu iletecek. Akıncı da Sungur'la beraber bu düşman insansız hava aracını vuracak, imha edecek.

Bu bize ilerleyen süreçte çok ciddi bir çözüm, maliyet etkin bir önleme avantajı sunacak diyebiliriz. Bunu aynı şekilde yine KIZILELMA'nın AKINCI'nın veyahut bir insansız kara aracının tespit ettiği hedefi bir deniz unsuruna, insansız deniz aracına ilettiği senaryoyu da düşünebiliriz. Yani bu unsurları birbiriyle konuşturmak önemli bir avantaj sağlayacak. Ancak bu noktada da kamuoyunu doğru bilgilendirmek için bir şerh düşmek gerekiyor.
İNSANSIZ ORDUNUN ÖNÜNDE TEKNİK ZORLUKLAR VAR
Bu dediğimiz şey o kadar da kolay veyahut kısa vadede olmayacak. Bunun beraberinde getirdiği belli başlı teknik zorluklar var. Örneğin evet, bugün hava araçları havada olduğu için bunlara veri aktarımı veya bunlardan veri almak kolay. Ancak deniz araçları ve hatta kara araçlarında bu çok daha zor. Çünkü harp sahasının topografik yapısı veya deniz durumu, dalga durumu gibi şeyler insansız deniz araçlarının veya kara araçlarının bu kadar rahat hareket etmesini engelleyebilir. Tabii teknik zorlukların dışında bu bir askeri kültür de meselesi.

YERLİ UYDU VE HABERLEŞME AĞI KRİTİK ÖNEMDE
Bugün bu platformlarda belli bir otonomiyi konuşuyoruz. Ancak ilerleyen süreçte doğrudan yapay zekâyla veya otonomiyle bu platformların kendi kararlarını kendilerinin verdiği bir süreçte görebiliriz. Ancak geleneksel bir orduya doğrudan bunu kullandırmak veya harp sahasında bunu indirtmek o kadar da kolay olmayacaktır ve yıllarca gerekecek bir tecrübe birikimi ve kültür değişimi gerektirecektir diyebilirim.
Özellikle Fergani'nin öne çıkması burada önemli. Aynı şekilde gözlem uydularımız da var, yerli gözlem uydularımız. Yine TÜRKSAT da kendi haberleşme uydularını geliştiriyor, bunu da biliyoruz. Ve işin uzay boyutu, siz de belirttiğiniz gibi bambaşka bir nokta ve önemli bir düğümü sağlayacak bize diyebilirim. Bunun için de yine sadece uydu sistemini yapmanız yetmiyor. Bunun antenini de yapmanız gerekecek.