Kobay farelerinin de bir öyküsü var
2001’de insanın genetik haritasının çıkarılmasından sonra, fareyle insan arasındaki şaşırtıcı benzerliğin farkedilmesi, minik hayvanları yeniden ideal kobay haline getirdi. Kobay farelerinin bilinmeyen dünyasından ilginç kesitler:
ABONE OL
Fareler şimdiye dek şeker, Alzheimer, şişmanlık, kanser ve diğer hastalıkları insanlar yerine taşıdılar; üzerlerinde yüzlerce ilaç denendi. Dünyada 25 milyon kobay faresinin deneylerde kullanıldığı tahmin ediliyor.
KOBAY FARESİ ‘SEKTÖRÜ’
Dünyada kullanılan kobay farelerini araştırma kurumlarına tedarik eden sadece birkaç kobay faresi laboratuvarları bulunuyor. Bunlardan Jackson Laboratory, örneğin, yılda 2 milyon fare satıyor. Charles River Laboratories’in kobay faresinden elde ettiği yıllık gelir 500 milyon doları aşıyor.
Kobay faresi yetiştirmek sanıldığı kadar da kolay bir iş değil. Karmaşık ilaç araştırmaları için artık çok daha karmaşık hastalık yapısında farelere ihtiyaç var. Ayrıca bu farelerin müşterilere ulaştırılması da başlıbaşına bir sorumluluk.
GEN HARİTASI FARELERE TALEBİ ARTIRDI
Bilim insanları, bundan 100 yıl önce fareler üzerinde çalışmaya başladığında, genetik benzerlik o zaman için bir öncelik taşımıyordu. Daha çok, farenin küçüklüğü, saklanmasının kolay oluşu, evcilliği ve hızlı üremesi onu bilim insanlarının gözdesi yapmıştı. Bugünse genetik benzerlikleri onlara talebi yeniden antırdı.
2001’de insanın genetik haritasının çıkarılmasından sonra, fareyle insan arasındaki şaşırtıcı benzerliğin farkedilmesi, fareyi yeniden ideal kobay haline getirdi.
ÇİFTLEŞTİRMENİN YERİNE GENETİK MANİPULASYON
Eskiden araştırmacılar fareleri sürekli birbirleriyle çiftleştirerek sonraki jenerasyonlarda genetik yapılarının özdeş hale gelmesini sağlamaya çalışırdı. Bu sayede, ulaşılan son jenerasyon genetik olarak diğerlerine öylesine benzerdi ki, bir Japon bilim insanının yaptığı deneyle Kanadalı bir bilimi insanının yaptığı deney arasında uyum sağlanmış oluyordu. Çünkü farelerin genetik yapıları standartize edilmiş ve genetik farklara dayalı çeşitlenmeler önlenmiş oluyordu.
20’inci yüzyılın genelinde, farelerin genetiği çiftleştirme yoluyla standartize edilmesine karşılık, şimdi biyoteknoloji laboratuvarları genetik mutasyonu dışardan tetikleyerek istedikleri genetik yapıyı oluşturabiliyorlar.
GENETİK MODİFİKASYONDA SINIR YOK
Örneğin, Deltagen firması özellikle bir geni eksik olan fareler üretiyor; Alman Artemis Pharmaceuticals şirketi fare genlerinin arasına insan geni ekliyor. İsviçreli PolyGene Transgenetics, fare genetiğini müşteri isteklerine göre ayarlayabiliyor. Xenogen şirketi proteinlerin kendi kendine ışık yaymasını sağlayarak, üzerinde çalışılan genleri yanıp sönerek aydınlanan fareler üretiyor.
GENETİK MODİFİKASYONA GÖRE FİYAT
Müşterinin istediği genetik manipulasyona göre, üretilen esas farenin maliyeti onbinlerce doları bulabiliyor. Seri üretime geçtikçe sonraki siparişler ucuzlayabiliyor. Örneğin, bir ilaç şirketi bir ilacın denenmesinde kullanılacak fareler için 10 milyon dolar harcayabiliyor.
Hastalıkların tedavisinde bilim insanları, hedef olarak hastalığın biyolojik gelişiminde rol oynayan kilit molekülleri tespit ederek, bunun bloke edilmesine odaklanıyor. Bu hedef moleküllerin, bilim insanları tarafından bulunabilmesi için, her bir fare ‘fabrikada’ tek bir geni eksik olarak üretiliyor. Kabaca açıklamak gerekirse, örneğin, ne yersin yesin şişmanlamayan bir farede hangi gen eksikse, o eksik gen aşırı şişmanlığa neden olarak düşünülebiliyor.
Bir genin eksik bırakılması, o genin insan fizyolojisindeki işlevinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. Farelerde bu amaçla eksik bırakılabilecek binlerce gen bulunuyor.
(NTV)
-
elbis_tan_lı 17 yıl önce Şikayet Etelbistanlı. öncelikle şunu acıkca söylemek istiyorum ben aşırı dereceden daha cok yani hastalık derecesinde bir mhp liydim şimdi kendimden utanmaya başladım bakıyorum mhp chp aynı söylemde unutmuşlar başbug gumuzun hedeflerini nerde baş örtüsü sorunu nerde kominizle mucadele bizim polisimizi eleştiren bir başkan var tepede hele bir mehmet yılmazmı neyse millet vekili var chp önder savdan bile ucuk İNŞALLAH bunlardan temizlenmiş gercek bi mhp olur tıpkı başbugmuzun istedigi gibi haklıya haklı haksıza haksız diye bilecekBeğen
-
Ekrem Erol 17 yıl önce Şikayet Etİktidar olmanın nimetleri!. Kavga, olur da bir gün iktidara gelirsek bu yemliklere bir yandaş atamanın mümkün olmayacaağını bilmekten çıkıyor. Onlara göre devlet hala demircilik, sütçülük, hayvancılık, halıcılık, dokumacılık, kunduracılık yapsın. Bu arkadaşlar da oralardan yemlensin, seçilemeyen M.Vekillerini herbirinin Yönt.Kurullarına atasınlar. Her yıl bütçeden kamu açıklarını sübvanse edilsin. Laikliğin odağı olmakla suçladıkları bu iktidar Cumhuriyet tarihinde yapılmayan kadar okul/derslik açtı. Bu mu işlerine gelmiyor? SelamlarBeğen
-
Suphi UÇAK 17 yıl önce Şikayet EtYARGI DİNİ. Ne yazıkki,yargımızda hukuk normları değil de yeni YARGI DİNİ hakim olmuştur.Yargıçlarımız,özellikle de Yüksek Yargıdakiler ideolojileri (ki bu bir din şeklinde tezahur ediyor) doğrultusunda karar vermekten asla çekinmez olmuşlardır.Bu da bizde YARGI DİNİ olgusunu düşündürmektedir.Beğen
-
Bozoklu 17 yıl önce Şikayet EtKadrolaşmanınne olduğunu görün!. Mehmet Moğultay Seyfi Oktay ne kadar övünse azdır. Şimdi eserlerine bakıp bakıp mutlu oluyorlardır.Beğen