Etkileşimli TV ve radyo yayıncılığı 5G ile daha da yükselecek

Sayısallaşma ile birlikte telekomünikasyon ve bilgisayar teknolojilerinin televizyon yayın sistemleri ve televizyon setleri ile yakınsaması, internet bant genişliğinin artması sonucu internet üzerinden televizyon yayınlarının iletilebilmesi olanaklı hale geldi. Bunu etkileşimli TV ve radyo yayıncılığının ayak sesleri olarak değerlendirebilir ve bunun 5 G ile birlikte daha da yükseleceğini söyleyebiliriz.

ABONE OL
GİRİŞ 12.12.2019 11:04 GÜNCELLEME 12.12.2019 11:04 TEKNOLOJİ
Etkileşimli TV ve radyo yayıncılığı 5G ile daha da yükselecek
Etkileşimli TV ve radyo yayıncılığı 5G ile daha da yükselecek

1992 yılında başlayan özel TV ve Radyo yayıncılığı uydu iletiminin yeni başlaması nedeniyle yayınlarını merkezden karasal linklerle bölgelerdeki vericilerine iletmeye başladı. Bu teknikle iletilen yayınlar masraflı olmasının yanı sıra  işletme sorunlarını da beraberinde taşıyordu.

 

Kısa süre sonra uydu iletimi yaygınlaşmış ve Türksat uyduları da hizmete girmesiyle kapasite fiyatları düşmüş, çanak anten çapları azalmış ve ekonomik ve kolay iletim başlamıştı.

2000 yıllardan sonra teknolojideki imkanlar, yeni iletim mecraları ve yayın formatlarının kaliteli iletimini sağlayacak tekniklerin artmasıyla ve izleyiciden gelen talepler nedeniyle TV kuruluşları HD formata geçildi .

 

Bunu hızlandıran Televizyon alıcılarının ekran boyutlarının büyümesi  ve fiyatların azalması olmuştur.

Günümüzde ise  bir çok TV kanalı HD yayınlarını 4K formata çevirmek için yatırımlarına hız vermeye başlamıştır. Sanıyoruz birkaç yıl içinde bu yayınları izlemeye başlayacağız.

Bu gelişmeler olurken ulusal TV kanallarının bir çoğu özellikle reklam kayıplarının olabileceği düşüncesiyle HD yayınlarla birlikte SD yayınlarını da eş zamanlı olarak devam etmektedir.

Bilindiği gibi mevcut analog vericilerden HD yayınları iletmek mümkün olmadığı için izleyici özellikle büyük ekran TV alıcılarının fiyatlarının makul seviyeye gelmesiyle yayınları  ( SD ) izlemek yerine uydu veya diğer uydu platformlarından iletilen HD yayınları izlemeyi yeğlemektedir.

SD yayın ileten vericilerin yayınları  ise  2. Yada 3. TV diye adlandırdığımız  diğer odalardaki alıcılardan izlenebilmektedir. SD yayınların izlenebildiği Tüplü CTR TV alıcıları ise artık kullanılmamaktadır.

Yayıncılar  yıllar önce bir vericinin arızalanmasından sonra izleyicilerden  yüzlerce şikayet telefonu alırken,  günümüzde  yayının kesilmesine rağmen aylarca  arayan izleyici bile olmamaktadır.

Bu durum izlemenin analog karasal  vericiler yerine uydu ve diğer iletim mecralarının tercih edildiğine işaret etmektedir.

Halihazırda uydu penetrasyonunun %96 az olmaması bu bilgiyi pekiştirmektedir.

Peki yayıncılar SD formattaki yayınlarını hala devam ettirmesi gerekli midir ? sorusu artık gündemdedir.

2014 yılından itibaren eş zamanlı bu yayınlar devam etmektedir. Bilindiği gibi SD yayınlar hem uydudan hem de vericilerden iletilmektedir. Vericilerdeki izlenmenin gelmeyen şikayetler nedeniyle etkisini anlayabilmekteyiz.

Ancak, uydudan iletilen SD yayınların izlenme oranları ise tam net olmadığını düşünülmektedir.

2018 yılı kestirimi yaklaşık % 35 olan bu izlenme günümüzde %21 altına doğru düşmektedir. Sanıyoruz birkaç yıl içinde bu  oran daha da azalacaktır.

Bunu hızlandıran SD yayınların büyük ekrandaki kalitesinin iyi olmadığıdır.

Bu nedenle izleyici hızla HD geçmeye başlamıştır.

Tüm bunlar olurken 4K Televizyon alıcılarının ekran boyutlarının büyümesi ve fiyatlarının düşmesiyle izleyici bu alıcıları tercih etmeye başlamıştır.

İzleyicilerin bu tercihleri nedeniyle  TV kuruluşları yatırımlarını 4K yapmaya başlamıştır. Yakın gelecekte  çok sayıda 4K yayınların  başlaması mümkün olacaktır.

Diğer yandan mevcut HD yayınların analog vericilerden iletilememesi nedeniyle  DVB-T2  sayısal karasal yayınların başlaması gündeme gelebilecektir.

Bu konuda tek sorun izleyicilerin bu yayınları ( HD ) zaten bir şekilde alıyor olması,  DVB-T2 ile ile iletilecek HD yayınların izlenebilmesi için  entegre edilmemiş alıcısı olmayan televizyolara ilave serüstü alıcı cihazının satın alınması gerekecektir. İzleyici bu kutuları almak ister mi ? önümüzdeki tek sorun bu olacaktır.

Türkiye’de  sayısı diğer Avrupa ülkelerinden fazla olan genç kuşak,  birlikte TV izlemek yerine bireysel  olarak  içerik seçimini  ve zaman tercihlerini kendi yapmaktadır. Bunu sağlayacak tek mecranın da internet üzerinden iletilen yayınlar olmaktadır. Bu nedenle yayın kuruluşları bu  değişimi görmekte  içerikleri ve reklamları buna göre dizayn etmektedir. İzleyici  tercihlerini daha çok eğlence belgesel oyun  film ve spor olarak bunlar içinde tek spor etkinliklerini beraber izlediği düşünülebilir. Diğerlerini ise internet ve benzeri mecralardan karşılaması mümkün hale gelmiştir.

Teknoloji ise her geçen gün ivmesinin artması ile özellikle internet hızlarının artması erişim maliyetlerinin düşmesi ile interaktif yayıncılığı da desteklemesi nedeniyle yayın kuruluşları bu mecraları değerlendirmeye başlamıştır.

Özellikle 5G ile yapılacak iletimin hızı da düşünürsek TV ve Radyo yayıncılığının işletme ve iletim maliyetlerinin diğerlerine göre daha düşük ve ölçümlemenin sınırlı sayıdaki denek yerine tüm izleyicilerden elde edilmesiyle daha dinamik bir iletim mecrasının  hayata geçeceği öngörülmelidir.

Bu talep yayın kuruluşlarından ziyade izleyicinin talepleri olmaktadır. İzleyici seçenekleri kendi belirlemek istemektedir.

Bunu doğrulayan ve tekrar edebileceğimiz değerler ise şöyle; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu  BTK,  2018 yılı  Pazar veri raporunda, veri tüketimlerine göre ;  2008 de 6 milyon olan geniş bant abone sayısının 2018 yılı ilk çeyreğinde 70 milyona ulaştığı, bu sayının bir önceki çeyreğe göre % 1.7 olarak hızla yükseldiği görülmektedir.

Bu artışın mobil ve sabit hatlardaki oranı ise,  sabit hatlarda %  12.3, mobilde  %57.2 olduğu , Data kullanım miktarları da ; 2018 yılı birinci çeyreğinde kablo dahil  internet kullanımı 3.156.234  TByt.   Bu kullanımın    %91 veri indirme  % 9 veri yükleme olarak gerçekleşmesi, veri tüketiminin % 57.2 olması ve her geçen gün artmasının  önemli olduğu anlaşılmaktadır. 

Bu bilgiye ilave olarak geniş band sabit internet data trafiğinin  % 22,  mobil data trafiğinin % 57  olarak gerçekleşerek 534.778 Tbyt tan 842.208 Tbyt  çıkması , bu payın  içinde TV ve Radyo yayın izlemenin  azımsanmayacak oranda  olduğu düşünülebilir.

Bu bilgileri destekler nitelikte, 2017 yılı  Consumerlab TV ve Medya Raporuna göre;

- Dünyada mobil cihazlar üzerinden TV ve video izleme oranı son altı yılda yüzde 85 artması,

-Türkiye’de 16-24 yaş arası kullanıcılar TV ve video izlemek için en çok akıllı telefonlarını tercih etmesi,

-2014’den günümüze mobil cihazlar üzerinden içerik izleme yılda kişi başına 250 saat artması,

-Mobilden izleme, TV ve video izleme toplam zamanına haftalık 5,3 saatlik bir dilim eklerken,   sabit TV’den içerik izleme haftalık 0,2 saat kısalması,

 -TV gibi sabit ekrandan izleme oranı ise aynı dönemde yüzde 14 azaldı.

-Türkiye’de özellikle 16-19 ve 20-24 yaş arası gruplar TV ve video izlemek için en çok akıllı telefonu tercih ediyor.

Bu verilerde öngörülerimizi güçlendirmektedir.

Bu konuda  karar vermenin kolay olmadığı  düşünülebilir.

Yayın kuruluşlarının amacı yayınlarının en ekonomik ve kaliteli olarak izleyici ulaştırmak olacaktır. Seçilmesi gereken teknoloji ve işletme şekli öncelikle ileride değişebilecek yayın formatlarını  destekleyecek genişlemeye müsait mecra olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra transmisyon maliyetlerinin de o ölçüde düşük olması tercih edilecektir.

Karasal yayınlardan iletim ise  çok sayıda vericili networkü gerektirdiği için masraflı olabileceği düşünülebilir. Diğer bir endişe ise bu yayınları alamayacak TV lere setüstü kutuların alınması da olumsuzluk gibi değerlendirilebilmektedir.

Özetle bu konudaki son kararı yayıncılardan çok konuyla ilgili regülasyon kurumlarının vermesi daha isabetli olabilir.

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR