Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

‘AB’de meydan savaşları başladı!

GİRİŞ 21.05.2019 GÜNCELLEME 21.05.2019 YAZARLAR

Avrupa’da aşırı sağ ve popülist partilerin giderek yükselmesi “Avrupa Birliği”ni zayıflatıyor. Hatta bu hareketlerin büyük kısmı siyaset sahnesinde “Avrupa Birliği karşıtlığı” temelinde kendisine yer açıyor. Avrupa aşırı sağı ve popülist partileri İslam ve göçmen karşıtlığında mutabıklar. ABD’de “alternatif sağ” olarak nitelenen yeni popülist hareketin ideologları arasında yer alan Steve Bannon’ın Avrupa aşırı sağı ile bütünleşme çabalarıysa dikkat çekici.

Trump’a seçim kazandıran popülist seçim kampanyasının mimarı olarak bilinen Bannon, ‘alternatif sağ’ın yayın organı “Breitbart News”in de yöneticisiydi. Bannon bir süre Trump’ın Beyaz Saray Baş Stratejisti olarak çalıştı. Bannon Beyaz Saray ve Breitbart’tan kovulduktan sonra bütün mesaisini Avrupa aşırı sağ partilerini bir cephe halinde birleştirmek için harcıyor.

Bannon, Batı uygarlığını “Beyaz, Hıristiyan-Yahudi” olarak temellendiriyor. Bannon’ın söylemlerinin Avrupa’nın göçmen karşıtı ve İslam karşıtı hareketlerde karşılığı var. İtalya’dan İspanya’ya, Fransa’dan İngiltere’ye, Hollanda’dan Macaristan’a, kadar Avrupa’nın popülist liderleriyle ilişki kurmayı başaran Bannon bazı partilere danışmanlık hizmeti bile veriyor. Bannon’un yakın hedefi popülist sağ partilerin bu hafta yapılacak “Avrupa Parlamentosu” seçimlerinden başarıyla çıkmaları. 751 üyeli parlamentoda merkez sağ ve sol partiler iki en büyük bloku temsil ediyorlar. Bannon popülistleri üçüncü büyük grup olarak görmek istiyor.

Bannon’ın temellerini attığı popülist sağ ittifak Cumartesi günü İtalya’nın Milano şehrinde gövde gösterisi yaptı. İtalyan “Lig Partisi”nin lideri ve Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini tarafından düzenlenen mitinge, Fransız “Ulusal Birlik” partisinden Marine Le Pen, “Almanya için Alternatif” partisinden Joerg Meuthen, “Hollanda Özgürlük Partisi”nden Geert Wilders ile “ Danimarka Halk Partisi”nden Anders Vistiseni başta olmak üzere birçok lider katıldı.

Salvini, İslam ve göçmen karşıtı söylemini tekrar ederken Türkiye’den de bahsetmeden geçemedi. Salvini Türkiye’nin hiçbir zaman Avrupa’nın bir parçası olmayacağını söyledi. Salvini’nin en önemli müttefiki, “Avusturya Özgürlük Partisi” lideri ve Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache ise mitinge katılmadı. Avusturya’da koalisyon hükümetinin ortağı olan Strache 2017’deki seçimler öncesinde bir Rus iş kadınıyla yaptığı özel görüşmenin videosunun yayınlanması üzerine hem başbakan yardımcılığından, hem de partisinin liderliğinden istifa etti. Strache’nin sözkonusu görüşmede partisine yardım yapılması durumunda bazı devlet ihalelerinin Rusya’ya verilebileceği yönünde ifadeler kullanmış.

‘Rus yardımı’ konusu “Ulusal Birlik” lideri Marine Le Pen’in de başını ağrıtıyor. Partisinin 2014’te Rus ortaklı bir bankadan aldığı kredi Le Pen’in sık sık yüzüne vuruluyor. Avrupa popülist sağ ittifakında ’Rusya’ en önemli çatlaklardan biri. Estonya ve Polonya başta olmak üzere birçok ülkede ‘Rusya alerjisi’ çok çok etkili. Bu ülkelerde milliyetçilik neredeyse Rus karşıtlığı anlamına geliyor. Salvini ve Le Pen ise Putin sempatisini her fırsatta sergiliyorlar.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ilginç yanlarından biri, İngiltere’nin de seçimlere katılacak olması. İngilizler “Brexit” referandumu ile AB’den ayrılma kararı aldılar ama boşanma henüz tamamlanamadı. Brexit kampanyasının öncüsü Nigel Farage “Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi”nden istifa etmiş ve daha sonra “Brexit Partisi”ni kurmuştu. Brexit Partisi anketlerde birinci çıkarken, “İşçi Partisi” ikinci, iktidardaki “Muhafazakar Parti” ise üçüncü sırada çıkıyor. Bu yüzden, “Brexit Partisi”nin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde alacağı ayrıca önemli.

Bu hafta yapılacak seçimler hem merkez partiler, hem popülist partiler için meydan savaşları niteliğinde geçecek. Kuşkusuz, “Avrupa Birliği”nin geleceğini de bu savaşlar belirleyecek.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL