Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Cenevre’den Ortadoğu barışı çıkmaz

GİRİŞ 14.03.2016 GÜNCELLEME 14.03.2016 YAZARLAR

Rusya’nın da sözde terör örgütü DAEŞ bahanesiyle Suriye Savaşına dâhil olmasıyla batının istediği Suriye Savaşının uzamasının önü iyice açıldı. Evet, gelinen noktada Suriye savaşının uzamasını özellikle isteyen küresel güçler, Batının bölgede varlığını devam ettirebilmek için yıllardır sürdürdüğü işgal, savaş ve kaosların ana amacı, birincisi; batının İslam âlemine üstünlük sağlamaya çalışması. İkincisi; İslam dünyasının yeraltı ve üstü zenginliklerini sömürmek. Üçüncüsü; başta kendileri(batı) olmak üzere jandarma konumunda gördükleri Siyonist İsrail’i ve menfaatlerini güvenceye almak. Çünkü ABD’nin yanında İsrail’in ayrı bir önemi var.

ABD’nin İsrail’in güvenliğine yönelik taahhüdü Filistin’le sağlanacak iki devletli barış anlaşmasına dayanıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’de siyasi diyalog sürecinin başlaması kararıyla defalarca ertelenen Cenevre-3’ün toplanması için diplomatik ataklar sürüyor. İsrail terör devletinin 1967 Altı Gün Savaşı’nda ele geçirdiği Mısır’dan Sina, Suriye’den Golan Tepeleri, Ürdün’den Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te devam ettirdiği işgal ve merhametsiz tavrından rahatsız olmayan ülke var mı acaba? Bu kahrolası terör devleti İsrail’in Yahudi Devleti ilan edilmesi durumunda, azınlık gibi görülen Filistinlilerin durumu ne olur? Aynı şekilde Suriye üçe bölünüp; Rusya, Esed Rejimi ve Kürdistan projesi kapsamında pay edilirse, ülkelere sığınmış muhaliflerin durumu ne olur? Suriye’de kazanın altı yakılıp hızla kaynatılınca, kanlı bir küresel vekalet savaşı başladı.

 Gelinen süreçte, Suriye’de herhangi bir rejim değişikliğinin gerçekleşmesinin henüz mümkün olmadığı, Esad’ın iktidarını koruma konusunda, arkasında ciddi bir uluslar arası güce sahip olduğu görüldü. Buna göre Suriye İsrail’in azınlıklarına, İsrail de  Suriye’nin azınlıklarına müdahil olmayacaktı. Ancak ne var ki HAMAS’ın muhalif eylemlere destek vermesi, Esed rejimini şoka soktu. Gerçi Filistin için Suriye’nin düşmesi Filistin’in de düşmesi anlamına geliyordu. Bu durumun farkında olan FKÖ ve Mahmud Abbas, bu duruma duyarsız kalamazdı. Bu noktada başından beri İsrail’in Esad’ı devirmek gibi bir planı olmadı. Öte yandan İsrail, Suriye’de İsrail’in güvenliğini beklemeye alan El Nusra, Irak Şam İslam Devleti örgütü gibi grupların tasfiyesine destek verdi. Kaderin cilvesine bakınız ki, güya İslamcı (!) bu terör örgütlerine Suriye’de Esad rejimini Sünni Araplarla dengeleme misyonu yüklendi. Bunun sonucu tabi ki İsrail’e yarayacaktı. Amaç Yahudi Devletine  itiraz etmeyecek yeni bir Suriye ve Irak’ın neşet etmesini sağlamaktı, o kulvarda şimdi hızla ilerliyorlar.

Kafanızı daha fazla karıştırmadan, kimin neye hizmet ettiğini izah etmeye çalışayım. Geçen yıl M. Barzani’nin “Irak çöküyor, Kürdistan’ın geleceğini belirleme vakti gelmiştir” açıklamasından sonra ne oldu biliyor musunuz? Bu açıklamasının ardından İsrail tağutu Ş. Peres “Washington’da Başkan Obama’ya Irak’ın yoğun bir dış müdahale olmadan bir arada tutulamayacağını söyledi. Sonrasında ne oldu? Paris’te ABD Bakanı Avigdor Lieberman, ““Kürtlerin bağımsızlığı kaçınılmaz bir sonuç,” demek zorunda kaldı. PYD Eş Başkanı Salih Müslim, Suriye’de federalizm ile ilgili sorulan soruya; “Ne isim verdiğiniz önemli değil. Her zaman söylediğimiz gibi merkezi olmayan bir Suriye yönetimi istiyoruz. Buna isterseniz yerel yönetim deyin, isterseniz federalizm. Her şey mümkün.” şeklindeki açıklaması, meselenin hangi boyutlara taşındığını göstermiyor mu? Peki biz yani Türkiye, küresel güçlerin vekalet savaşıyla Arap saçına döndürdükleri Suriye ve Ortadoğu’da nerede duruyoruz, payımıza ne düşüyor? Yeni bir politika, söylem, ufuk açıcı bir açıklama beklemek hakkımız olsa gerek. Eğer Suriye’de Esed sonrası süreçte söyleyecek bir sözümüz, alacağımız bir payımız olamayacaksa, bunca gayretin sonucu fiyasko mu olacak?ABD’nin ipiyle kuyuya inilmeyeceğini bilmeyenimiz yoktur. PKK’lı Kürtlerin demokratik özerklik söylemi başlarına çalınsın. Güneydoğumuzda sürdürdükleri terör ve kazdıkları hendekte boğulsunlar. Payımıza düşen sadece, bu it sürüleriyle mücadele etmekse, yanarım da nerede yanlış yaptığımızı anlamadığımıza yanarım.

Cenevre görüşmelerinden Ortadoğu barışı çıkmaz. Çünkü ne Esed kafiri ve destekçileri gitmeyi, ne de muhalifler ve onları destekleyen ülkeler mevcut rejimi ya da sunulan alternatifleri kabul etmiyor. Aracı rolündeki küresel aktörler gerçek bir barışın sağlanamayacağını bildikleri için, bölgenin kanını emmeye devam ediyorlar.

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL