Suriye’de kazanmak durumundayız
Türkiye, Suriye iç savaşını sonlandırma, sınırlarındaki terörün nefes borusunu kesme ve mülteci göçünü engelleme girişimlerini, operasyonların ardından diplomasi yolu ile sürdürmeye çalışıyor. Türkiye, müttefikleriyle olan ilişkilerini devam ettirebilmek için, ticari ortaklıkları zedeleyici eylemlerde bulunmamalı. Hatırlarsanız daha evvel bir Rus uçağı düşürülmüştü. Sonrasında Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi öldürüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmeleriyle normalleşme sağlandı. Bu iki büyük kriz sonrası Türkiye, Rusya’da önemli adımlar attı. Tabii Rusya da bu adımlara olumlu cevap verdi. Önce ABD ve NATO›nun karşı çıkmasına rağmen S-400’leri aldık.
Akkuyu nükleer santralinin yapımı devam ediyor. Doğalgaz alımı konusunda da Türkiye büyük oranda Rusya’ya bağımlı durumda. Rusya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı 7 milyon. Bu rakam, Türkiye turizmi açısından önemli. Bir de vizelerin kaldırılması yönünde girişimler başlatıldı ki, bu adımları sekteye düşürmemek gerekiyor.
Suriye’de krizi tırmandıran Türkiye değil Rusya’dır. PYD’ye destek veren Rusya, ASTANA ve SOÇİ mutabakatlarına da sadık değil. Libya meselesinde, Suriye müttefikimiz Rusya, ne yazık ki karşımızda. Suriye’de bizim, açıktan işgalci olduğumuzu dillendirmese de Rusya, Türkiye’in İdlib›teki gözlem noktalarını vurdurup Şam rejimine destek vermekten geri durmuyor. Bizim kırmızı çizgimiz olan
PKK/PYD konusunda Rusya, PKK-YPG’yi terör örgütü olarak görmüyor ve bu terör örgütlerinden kendisi faydalanıyor. Biz Esed’i kendi halkını katleden bir câni ve teröre destek veren bir katil olarak görürken, Rusya ve İran karşımıza Esed’siz bir formülle çıkmıyor. Türkiye terör sarmalı ve göç sorunuyla boğuşuyor. Sünni İdlib nüfusunu Türkiye sınırına yığmayı planlayan Suriye ve Rusya›nın planı, yapılacak Anayasa ve seçimlerde Sünni nüfusun etkinliğini kırmak. Her şeye rağmen elbet de Rusya ile olan ilişkilerimiz sadece Suriye ile sınırlı değil. Tarımdan enerjiye varıncaya kadar birçok konuda işbirliğimiz var. Kurt, dumanlı havayı sever. Amerika’nın pusuda beklediği bir ortamda Rusya’nın olumlu adımlar atması, aramızdaki sorunların diplomasi ile çözülmesi hayati bir meseledir. Türkiye bu konuda oldukça esnek ve müttefiklerinden olumlu adımlar atmasını bekliyor. Umarız Rusya da aynı kararlılığı gösterir. Hiç bir ülkenin Vietnam’a dönüşen Suriye’den bir kazanımı olmaz.
MASADA ÜSTÜNLÜK SAĞLANAMAZ İSE...
Sınır güvenliğini tehlikede gören Ankara, SOÇİ ve ASTANA mutabakatları çerçevesinde birçok kez Rusya ve İran’la masaya oturmuşsa da Rusya ve İran’ın Esedsiz bir formüle sıcak bakmadıkları için bir sonuç alınamamıştır. Şam rejiminin M4 ve M5 karayollarını ele geçirerek Türkiye’nin Suriye’deki gözlem noktalarına dahil olması, yeni bir göç dalgasını tetikledi. M4 ve M5 otobanlarının kontrolü Ankara’daydı lakin Rusya Türkiye’nin radikal gruplarla hareket ettiğini söyleyerek Şam rejiminin krizi derinleştirmesinin önüne geçmiyor. Bizim amacımız, sınır güvenliğimizi sağlamak ve topraklarımızdaki 4 milyon mülteciyi güvenli bölgelere iskan etmek. Siyasi açıdan da; özelde Ak Parti iktidarının 2023›teki sınavı kazanmasının (siz buna varoluş-yokoluş da diyebilirsiniz) yolu, İdlib›te göstereceği güce bağlı. Suriye›den alnının akı ile çıkabilen, terörün nefes borusunu kesen ve mülteci sorununu çözen bir iktidarın karşısında kimse duramaz. Suriye kazanımının uzun vadeli ve uluslararası başarısı ise Ortadoğu gibi önemli bir coğrafyada söz sahibi olmaktır. Türkiye şu anda Suriye’den çekilirse Libya’dan da çekilmek durumunda kalır. Taviz tavizi getirir. Akdeniz ve Kıbrıs meselesindeki başarmamızın kilit noktası da İdlib›tir. Bu yüzden Ankara Suriye’den çıkmaz/çıkmamalı. Peki Türkiye neyi öngörüyor?
İdlib konusunda eğer taraflarla (dörtlü bir zirve düşünülüyor) masada anlaşma sağlanamaz ise Türkiye, MONTRÖ’nün 21. maddesi gündeme taşıyabilir. Bu maddeye göre “Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayarsa, iş bu Sözleşme’nin 20. maddesi hükümlerini uygulamaya hakkı olacaktır...”demektedir.
Nedir 20. madde?
“Türk hükümeti tümüyle dilediği gibi davranabilir…”
Bu durumda Rusya ve Amerika’nın tavrı ne olur?
Umarız bu aşamaya gelinmez. Masada diplomasi ile çözüm mümkün olursa ne âla. Yoksa da kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumundayız.
Dipnot: İran’da meydana gelen 5.9’luk deprem Van’da can kaybına neden oldu. Depremin merkez üssünün İran olmasına rağmen Türkiye etkilenebiliyor. Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifalar diliyoruz. Temennimiz, ölü sayısının artmaması..
YENİ AKİT GAZETESİ