Muhalefet neye hazırlanıyor?
Millet İttifakı ismi verilen muhalefet partisi ve bileşenleri, parlamenter sisteme geçme yönünde azimli. Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “asla vazgeçmeyeceğiz” dedikleri Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemine; muhalefet cephesi, parlamenter sisteme tekrar geçiş için hazırlıklarını yürütüyor. Acizane bendeniz seçimlerin zamanında yapılacağına ve en azından bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminin de devam edeceğine inanıyorum. Yamalı bohçayı andıran Millet İttifakı’nın İyi Parti cephesi, Başbakanlığa talip olduklarını deklare ettiler. Peki, bu nasıl olacak? İktidar partisi ile muhalefet 2023’te yapılacak seçimde, Cumhurbaşkanı ve milletvekillerini seçecekler. Şimdiden ‘Güçlendirilmiş parlamenter sistemi getireceğiz’ diyen muhalefet, nasıl bir formül üzerinde anlaşacaklar, işte orası meçhul. Diyelim ki muhalefet kanadı Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı. Başbakanı kim ve nasıl belirleyecek? Meclis mi seçecek, ayrı bir seçim kararı mı alacaklar? Millet ittifakı ve bileşenleri, mevcut sistemin “otoriterliği/tek adam sistemini doğurduğunu ve kutuplaşmayı” artırdığını, “denge denetleme mekanizmalarının işlemediğini ve TBMM’nin işlevsizleştirildiğini” savunarak yeni bir sistemin kurulması için kolları sıvadı. Blöf yapmayı da ihmal etmiyorlar. Cumhurbaşkanı adayınız kim? Dediğinizde, “Hele siz bir seçim kararı alın, ondan sonra biz adayımızı açıklarız” diyorlar.
Muhalefetin yeni sistem modelinin parametresi nasıl öngörülüyor? Anladığım kadarıyla tarafsız, partiler üstü bir Cumhurbaşkanı olacak. Cumhurbaşkanı’nın varsa siyasi partisiyle bağı kesilecek ve yetkileri sembolik (NOTER gibi) olacak. Yasama, yürütme ve yargı birbirinden kesin biçimde ayrılacak. Üç erkin birbirleri üstünde vesayetleri olmayacak. Yargı güçlü ve bağımsız olacak. Cak, cuk, başka bir şey yok..
Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu, “Tarafsız cumhurbaşkanı seçeceğiz. Cumhurbaşkanının görevi, devleti milleti temsil olacak” diyorlar ya, ben de gülüp geçiyorum. Milleti aptal yerine koyuyorlar. Milletin seçtiği Recep Tayyip Erdoğan, bu Gezi zekâlılara göre taraflı oluyor, kendilerinin seçeceği ise tarafsız olacakmış. Parlamenter sistemde de cumhurun başı tarafsız değildi. Davul Cumhurbaşkanında, tokmak Başbakandaydı. Cumhuriyet döneminin seçilmiş veya kendisini seçtirmiş tüm Cumhurbaşkanları, aynı zamanda iktidarın adamıydı. Tek parti döneminde valiler, illerde hem devleti hem de CHP’yi temsil ediyorlardı. “Tek adam” dedikleri Erdoğan, bu milletin 20 yıldır destek verdiği dünya lideridir. Ondan öncekilerin esamisi mi okunurdu?
Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı, Çankaya’da oturan bir noterdi. Millet değil, Meclis seçerdi Cumhurbaşkanını. İktidar başka, Cumhur reisi başka telden çalamazdı. Çankaya zaten NOTER konumundaydı, Cumhur reisi en fazla bir iki veto hakkı kullanır, sonra tüm kanunları imzalardı. Şimdi bu bağımsız oluyor, halkın seçtiği Recep Tayyip Erdoğan taraflı oluyor. Neden? Nedeni şu: Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı sıfatının yanında bir de Ak Parti Genel Başkanı ya, itirazları buna. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi, eski Türkiye’nin parlamenter sisteminden iyi olmakla birlikte yeterli değil elbet. Eksikleri çok. Başkanlık sistemine giden yolun henüz giriş kapısı. Kuvvetler ayrılığı noktasında muhalefetin itirazı var. Mesela Reis Noterlik yapsa kimsenin gıkı çıkmaz. Ya da Suriye’den, Libya’dan çıksa, S-400’lerden vazgeçse, Kanal İstanbul, otoyollar yapmasa, teknolojiye yönelmese, ne Batı ve Biden’le birlikte Doğu cenahı, ne de bizdeki Biden ruhlular rahatsız olmaz. Türkiye, eski sistemle yönetilmiş olsaydı 10 seçim, en az 2 darbe, 5 muhtıra olurdu. Erdoğan, her 10 yılda bir demokrasiye balans ayarı veren vesayet sistemine son verdi. Atanmış kişilerin seçilmiş kişilere racon kesmelerine geçit vermedi. Sınırlarımızda konuşlandırılan terör örgütlerinin nefes borusunu kesti. Savunma sanayiine ağırlık verdi, denizlerde hakkımız olan enerjiye yöneldi. Teknolojide çığır açtı, devrim niteliğinde hizmetler yaptı. Özgürlükler noktasında tüm prangaları kırdı.
Parlamenter sisteme geri dönmek, Türkiye’yi ilkel döneme sürükler. Biz böyle söylüyoruz ya, muhalefetin trolleri parlamenter sistemi aynı şekilde geri getirmek niyetinde olmadıklarını deklare ediyorlar.
Türkiye’nin geldiği noktayı şöyle özetliyorum: Bundan sonrasında parlamenter sisteme dönüş olmaz. Muhalefet bileşenlerinin gelecek genel seçimlerde en az 360 vekillik kazanması ve yapılacak anayasa değişikliğinin referandumda seçmen onayı alması gerekiyor. Siz, muhalefet kanadında böyle bir güç görüyor musunuz? Bundan sonrasında Ak Parti’nin atacağı ilk adım, anayasa değişikliği ve tam Başkanlık sistemi olmalıdır. Türkiye tarihinin demokratik yollarla gerçekleşmiş ilk siyasal sistem değişikliği Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’dir ve doğrudan seçmen onayıyla hayata geçmiştir. Henüz kurumsallaşma aşamasında olan bu sistemin eksi ve artılarını eleştirebiliriz, ama değiştirmeye yönelenlere fırsat vermemeliyiz. Bu sistemin önündeki en büyük engel, darbe ürünü olan 82 Anayasasıdır.
YENİAKİT