Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Geldiğimiz nokta

GİRİŞ 20.12.2021 GÜNCELLEME 20.12.2021 YAZARLAR

Türkiye’de siyasi bilincin oluşması ve iktidara taşınması noktasında merhum Erbakan’ın payı büyüktür. Özal’ın partisini istisna tutarsak, çok partili hayatta MNP, MSP, RP sadece dindar muhafazakarlara değil, ülkenin tüm katmanlarına özgürlük ve insanca yaşayacak bir düzenin kapısını araladı. Bir makine mühendisinin “ağır sanayi hamlesi” diyerek yola çıktığı demokratik mücadelede çok bedeller ödendi, büyük kazanımlar elde edildi. Bizim her mitingimiz şenlik havasında ve kalabalık kitleleri kucaklayıcı tondaydı. O harekette her kesimden insana kucak açılırdı. Lastik ayakkabılı, şalvarlı, belki de evine ekmek götüremeyecek durumda olan gariplerin RP mitinginde afiş astıklarına, sokakları süslediklerine çok şahit oldum. 

Aslında Erbakan’ın felsefesinde “çevrenin merkeze başkaldırısı” veya “yoksul sınıfın metropolü kuşatması” diye bir düşüncesi yoktu. Hareketin seyri bazen o noktaya evrilmişse de, ömrünü Türkiye’nin bağımsızlaşmasına, sanayileşmesine ve kalkınmasına adayan Erbakan, kelimenin tam manasıyla bir devlet adamıydı. Şiddetin, zorbalığın ve kitleleri sokağa dökmenin karşısındaydı. 

Benim tanıdığım Erbakan’ın, hayatı boyunca yıldızının barışmadığı iki kesim vardı. Birisi Siyonizm, diğeri de onun “patates dini” diye tanımladığı ve layt (ılımlı) İslam’ın temsilciliğini yapmakta olan Gülen cemaatiydi. 

O tarihte henüz FETÖ olarak tanımlanmayan Fetullah Gülen’in asla samimiyetine inanmazdı. Erbakan, Fetullah’ın sistemle iyi geçinerek yükselmesinden çok rahatsızdı. 

Erbakan’ın,  Kasım 1974’te Ecevit’in CHP’siyle, 28 Nisan 1996’da da DYP ile kurduğu  koalisyon hükümetlerindeki başarısını ve hizmetlerini takdir etmeyen yoktur. Ne var ki vatan haini darbeciler, 28 Şubat 1997’de başlayan süreçle birlikte Erbakan’ı siyasetten uzaklaştırdılar. Ilımlı İslam’a hizmetle görevlendirilen Fetullah iblisinin, 28 Şubatçılarla birlikte olup Erbakan’ın tasfiye edilmesindeki payı büyüktür. 

Bu iblis,  28 Şubat sonrasında Necmettin Erbakan’ı sert şekilde eleştirenler arasında yer almış ve vesayetçilerin müdahalesini demokratik bulduğunu ifade etmişti.. 

Darbeyi meşru gören Gülen, Ak Parti iktidarında da gerçek yüzünü kamufle etmeyi başarmış ve devletin kılcal damarlarına kadar sızarak palazlanmıştır. 

Darbecileri saf dışı edebilmek için Fetullah’ın devlet içerisindeki adamlarıyla birlikte hareket eden Ak Parti, en büyük zararı sırtından hançerlenerek görmüştür. 15 Temmuz’da ABD’nin tetikçiliğini üstlenen FETÖ, Ak Parti ve Erdoğan’ı devirebilmek için küresel keferelerle işbirliği yapmıştır. 

28 Şubat sürecinde, bizler ideolojik ve politik olarak da yenildik. Bu yenilgi kaçınılmaz bir şekilde çözülmeyi de beraberinde getirdi. 

Özellikle dindar orta sınıflar, mevcut sistemin kendilerine çizdiği yeni sınırları uysal bir şekilde kabul edip ellerindeki mevzileri tek tek bırakmaya başladılar. Sonra Recep Tayyip Erdoğan sahneye çıktı ve bizlerin terk ettiği mevzileri yeniden ihya etti. 

20 yıl huzur içerisinde yaşadık. Türkiye, çok büyük hizmetler gördü. Hâlâ da Ak Parti sayesinde dev projelere imza atılıyor. Devrim niteliğindeki projelerin gölgesinde bir de sancılı dönemden geçiyoruz. Vatandaşı tedirgin eden bir pahalılık ve freni patlayan bir kur meselesi var. 

Anlaşılan Ak Parti ve Reis, büyük bir sınav veriyor. Onu alt edemeyen güçler, ekonomi silahıyla devirmeyi planlıyorlar. Erdoğan, bu girdaptan ya alnının akıyla çıkıp ülkesini düze çıkaracak, ya da onunla birlikte kaybeden Türkiye olacak. 

“Erdoğan gitsin de ne olursa olsun” diyenler, bu ülkeye iyilik yapmıyorlar. Geldiğimiz noktayı ben de tasvip etmiyorum. Ama küresel şer güçlerin ve içerdeki aparatlarının ayak oyunlarını da göz ardı etmeyelim. 

Bu pahalılık ve enflasyon da biter. Gün gelir, tekrar ceplerimiz para ile dolar. Lakin bu demde ihmal ettiğimiz ve sürecin sonunda toparlanmakta güçlük çekeceğimiz bir hasletle karşı karşıyayız. 

İnsanlığımızı, sabrımızı, kimliğimizi, dik duruşumuzu kaybediyoruz. Para bulunur ama, kaybettiğimiz kimliğimizi bulmamız o kadar kolay olmayacak. 

Siperleri terk etmeyelim. Bugün 28 Şubat günlerindeki ahvalimizden daha kötü durumda değiliz. 

Kucağımızda beleyerek büyüttüğümüz Ak Parti, hoyrat ellerce bitirilmeye çalışılıyor. 

Acı olan da, daha düne kadar Reisi alkışlayanların, bugün karşısına geçip düşmanın değirmenine su taşıyor olmalarıdır. 

Geldiğimiz nokta yine de beni ürkütmüyor. Hep birlikte başaracağımıza inanıyorum.

Yeni Akit

YORUMLAR 4
  • Talha Ubeydullah 4 yıl önce Şikayet Et
    Bu yazı güzel..Ellerine sağlık,tespitler güzel
    Cevapla
  • yalçın 4 yıl önce Şikayet Et
    RABBİM küfür topluluğundan şer güçlerden şerrinden muhafaza eylesin...AMİN... ..
    Cevapla
  • Ali 4 yıl önce Şikayet Et
    15 temmuzda sokağa çıkmış biri olarak kınuşuyorum. Bu açılım politikasından daha yanlış bir tutum. Artık savunamaz olduk toplum içinde. Bende göremiyorum ufukta bir şey. Son bir yılda yüzde 130 yükselmiş kur. Dayak yemişiz başarısız olmuşuz işte. Neyi başaracağuz.
    Cevapla
  • ylç 4 yıl önce Şikayet Et
    Yazınız kıymetlidir .Allah sizden razı olsun.
    Cevapla