Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

İttifak içerisinde ittifak

GİRİŞ 18.04.2022 GÜNCELLEME 18.04.2022 YAZARLAR

Bir çiftçi Macron’a “geçinemiyorum” demiş. Macron da o çiftçiye yüksek enerji maliyetlerini ve pandeminin etkilerini anlatmış. Çiftçinin ikna olup olmadığını bilemem. İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak da benzer açıklamayı yaptı. 

Anlaşılan dünya bir süre daha, belki bu yılın sonuna kadar enflasyonu hissedecek. . Pahalılıkla mücadele sürecek. Sonra düzelmeler başlayacak.  Hiç kimse kısa sürede düzelir diye beklemesin. Enerji maliyetleri, lojistik sıkıntıları, tedarik zincirinin kırılması bunda etkin... Pandemiden kurtuluyor gibiyiz. Üretim arttıkça, savaş da olmaz ise pahalılık yavaş yavaş bitecektir. Sabredelim, elimizdeki imkânları dikkatli kullanalım. Bugünler de geçer...

Ak Parti açısından, dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz, pahalılık ve her geçen gün ekmeğimizde yaşanan sıkıntılar önemli problemlerdir.. 

Ak Parti lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kurmayları istişare ve ortak akılla köklü çözümler üretip 20 yıldır oyunu Ak Parti’ye veren sosyolojik tabanı konsolide edebilmenin yolunu bulmalıdırlar. Anketlerin, muhalefet bloğunun da oy oranında kayda değer bir artış göstermediği gerçeği Ak Parti’nin yan gelip yatmasını ve rehavete kapılmasını gerektirmez. 

Seçmenin iradesine saygı duyulmalı, onun gelişmeleri tıpkı bir “izci” gibi takip ettiği unutulmamalıdır. Kararsızlar havzasını harekete geçirip oyların partilere akışı sağlanamaz ise Cumhur ittifakının da, muhalefet bloğunun da işi zor.

Gelelim makalemize başlık yaptığımız konuya.. Dedem rahmetlinin harmanda gem sürdüğü dönemlere yetiştim. Kadınların da katkısıyla harmana taşınan buğday başakları, belli aşamalardan geçirilerek hasat edilirdi. Aylarca gem sürülür, buğday taneleriyle saman birbirinden ayrıştırılırdı. Sonrasında traktörle patoz dönemi başladı. 

Bir gün dedem rahmetlik dedi ki, “evlat, kasnak boşa dönüyor” Çocuktum henüz, derin anlam içeren bu sözü anlamamıştım. Buğdayın patoz makinesinde işlev gören kayışı kopmuş, ana kumanda sayılan kasnak boşa dönüyordu. Muhalefetin şimdiki hali de ona benziyor. Her geçen gün kenetlenip daha güçlü olmaları gerekirken, harmandaki çiftçi gibi, kasnağı boşa döndürüp duruyorlar. 

Seçim sath-ı mailine  girildiği halde ortada henüz Cumhurbaşkanı adayları bile yok. Muhalefet cephesinde her gün yeni bir gedik açılıyor. 6’lı masanın aktörleri arada bir didişse de kamuoyu önünde birlik beraberlik pozu vermekten imtina etmiyorlar. Masanın küçük aktörleri de su kaynatmaya başladı. 6’lı masanın en küçük halkasını teşkil eden Demokrat Parti lideri Uysal, Deva ve Gelecek Parti’nin liderlerini kastederek, “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” söylemiyle, Ali Babacan ve Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olamayacaklarını deklare etti. Seçilebilirlik için üç şart ileri süren Gültekin Uysal, baltayı taşa vurdu. 

Babacan ve Davutoğlu, altılı masada bir sığıntı gibi duruyor. Doğrusu düştükleri duruma acıyorum. Görünen ve bilinen bir el, Davutoğlu’nu ve Babacan’ı, hatta Saadet Partisi’ni de Millet İttifakı’ndan uzaklaştırma operasyonu yapıyor. “DEVA ve Gelecek partilerinin katılımı muhalefeti küçülttü” analizinin yapıldığını ben görüyorum da Davutoğlu ile Babacan görmüyorlar mı? Suçları Cumhurbaşkanı adayı olamayacak kadar büyükse, altılı masada yer almaları çelişkili değil mi? Yok ama Erdoğan’ı devirinceye kadar her kesime ihtiyacımız var, sonrasına bakarız diye düşünüyorsanız, çok yanlış bir yolda ilerlediğinizi hatırlatırız. 

Daha önce de ifade ettim, henüz vakit geçmiş değil. Deva ve Gelecek partisinin altılı masada esamisi bile okunmaz, bir varlık gösterebilmelerinin imkanı yok. Saadet Partisi için de aynı durum söz konusu. İttifak içerisinde ittifak dahi kendilerini kurtaramayacaktır. 6 okun veya İyi Parti’nin amblemi altında erimeye mahkumdurlar. Yüzde 7 barajını geçmeye güçleri yok. Karamollaoğlu bir ara ağzından kaçırdı, lakin geri çark etti. Üçüncü bir ittifak modeli ancak kendilerini kurtarır. Millet İttifakı’ndan bağımsız; Deva, Gelecek ve Saadet Partisi’nin önderliğinde yeni bir oluşum siyasete renk ve canlılık katar.

Muhalefette profil yargılaması bitmez, seçime kadar devam eder bu durum. Dinle barışık olmayan ve geçmişi sıkıntılı CHP ideolojisini dönüştürmeye çalışan Kılıçdaroğlu, partisinin oy oranını yüzde 25’lerin ötesine taşıyamadı. Yenile yenile mecali de kalmadı ama, kasetle o koltuğa oturtanların neyi beklediklerini merak ediyorum. Çok başlılığın olduğu yerde istikrar olmaz. Bunlar şimdiden böyle yaparsa, mazallah iktidar olurlarsa neler yapmazlar.. Seçmen âriftir, gelişmeleri izliyor ve pratik okumalar yapıyor. Ekonomi ve pahalılık Ak Parti’nin halletmesi gereken en büyük sorun. Erdoğan’ın başaracağına inanırım da, şu muhalefetin dağınıklığının toparlanacağına zinhar inanmam. Herkesin evet diyebileceği ortak bir aday bulmak o kadar kolay değil. Hele bir de “seçilebilirlik” şartı var ki, evlere şenlik. Karşılarında Tayyip Erdoğan gibi dev bir karizmaya sahip lider varken, onu alt edebilecek, dengeleyecek bir ortak aday bulmak imkansız değilse de kolay da değil. Yüksek profilli, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği, seçmenin de gönlüne hitap edebilecek bir yiğit... Bu kafa, o profili bulabilir mi? Bu millet kolay kolay “koalisyonlu yönetime” sıcak bakmaz. Talih yine; Türkiye, Ortadoğu ve dünya siyasetini yakından takip eden, oyun kurucu, rol model Ak Parti’ye gülecek gibi duruyor.

Abdullah Şanlıdağ / Yeni Akit Gazetesi

YORUMLAR 1
  • Ali Kara 3 yıl önce Şikayet Et
    Güzel bir tespit..tebrikler. inşallah Ak Parti bir dönem daha iktidar olur
    Cevapla