Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

İran saldırısı ve küresel elitler

GİRİŞ 16.03.2026 GÜNCELLEME 16.03.2026 YAZARLAR

Küresel elitler, bir skandalın izinden yürüyerek, hem o skandalı ve ilgili elitleri örtbas etmek, hem de lağım çukurunda debelenen kişileri aklamak adına kimi zaman savaş bile başlatabilirler.

Ama kamuoyu her zaman şu soruyu sorar: “Zamanlama gerçekten tesadüf mü?” “Zamanlaması manidar olan bu operasyonun gerçekte amacı nedir?

Bugün dünya gündeminde iki farklı başlık var. Birincisi, yıllardır uluslararası elitleri sarsan Jeffrey Epstein skandalı. Lise mezunu milyarder Epstein, pedofili sapkını bir iş insanı.

İkincisi ise ABD’nin ve Siyonist İsrail’in İran’a yönelik askeri hamleleri ve Orta Doğu’daki yeni gerilim hattı.

Bu iki başlık arasında doğrudan bir bağ olduğuna dair, elimde kanıtlanmış bir veri yok. Ancak siyasi analizde bazen olayların kendisi kadar zamanlaması da tartışma konusu olur. İşte Epstein dosyasında ismi geçen Trump ve İran saldırısı da bunlardan birisidir. 

2019’da cezaevinde hayatını kaybeden Epstein, modern tarihin en büyük elit skandallarından birinin merkezindeydi. Çocuk istismarı ve insan ticareti suçlarından hüküm giymiş bir finansçı olarak, yıllarca dünyanın en güçlü isimleriyle ilişkiler kurmuştu. Onun ağına takılmayan yoktu. Tıpkı bizdeki FETÖ gibi.

Epstein’ın çevresinde; siyasetçiler, milyarderler, akademisyenler ve devlet görevlileri vardı. Mesela eski ABD başkanı Bill Clinton, Britanya Kraliyet ailesinden Prince Andrew ve ABD siyasetinin en tartışmalı isimlerinden biri olan Donald Trump geçmişte Epstein ile aynı sosyal çevrede bulunmuş kişiler arasında sayıldı.

Ancak bu isimler hakkında ortaya atılan iddiaların önemli bir kısmı hukuki olarak kanıtlanmış değildir. Bu nedenle Epstein dosyaları bugün hâlâ bir gölge alan olarak varlığını sürdürüyor. Çünkü Epstein’in ağına takılan küresel elitler, bu dosyaların açıklanmasının önündeki en büyük engel.

Buna rağmen skandalın ortaya çıkardığı gerçek şu: Küresel elitler arasındaki kapalı ağlar, yıllarca kamuoyundan gizlenen ilişkiler ve güç bağlantıları.

Skandalın siyasi etkisi

Epstein dosyası; aynı zamanda siyasi meşruiyet krizine dönüşen bir olaydır.

Amerikan toplumunda birçok kişi bu skandalı, zengin ve güçlülerin hukukun üstünde olduğu yönündeki inancın sembolü olarak görüyor. Bu nedenle Epstein dosyaları, sağdan sola farklı siyasi kesimlerin ortak öfke noktalarından biri haline geldi. Tam da bu tartışmalar sürerken Orta Doğu yeniden gerildi. ABD ve İran arasındaki çatışma ihtimali uluslararası gündemin merkezine oturdu.

Orta Doğu siyaseti uzun yıllardır ABD iç politikasından bağımsız düşünülemez. Bu nedenle bazı yorumcular şu soruyu gündeme getiriyor: Bir dış kriz, iç politik skandalların gölgesini azaltabilir mi? Yani Trump gibi sapkın bir siyasetçi ve Siyonist kasap Netanyahu, kendi skandallarını örtbas etmek için İran’a bilinçli olarak saldırmış olabilirler mi? 

Dış tehdit dönemlerinde toplumun hükümet etrafında kenetlenmesi kaçınılmazdır. Siyasi liderler, isimleri etrafında oluşturulan yıpratılma politikasına ilişkin, kendileri suni bir dış tehdit oluşturabilirler. Ancak burada önemli bir nokta var. İran’a yönelik politikaların arkasında; nükleer program, bölgesel güç dengesi, İsrail güvenliği ve enerji hatları gibi çok daha geniş jeopolitik nedenler bulunduğunu söyleyebiliriz. 

Dolayısıyla bu tür askeri gerilimleri tek bir iç politika krizine bağlamak analitik olarak eksik bir yorum olur. Gazeteciliğe 35 yılını vermiş bir yazar olarak böyle bir duruma düşmek istemem. 

Komplo mu, güç siyaseti mi?

Bugünün dünyasında bilgi kirliliği hızla yayılıyor. Bu nedenle analiz yaparken iki aşırı uçtan kaçınmak gerekir:

1-Her şeyi komploya bağlamak.

2- Hiçbir güç ilişkisinin varlığını sorgulamamak. Yazarlık hayatımda her zaman için komplo teorisinden uzak durmaya çalıştım. Lakin, ismi skandal olaylara karışmış güç ilişkilerini de sorgulamaktan geri durmamamız gerekiyor. Gazetecilik böyle bir şey.

Gerçek çoğu zaman bu iki uç arasında yer alır.

Epstein skandalı gerçekten de küresel elitlerin karanlık ilişkilerine dair ciddi sorular doğurdu. Fakat İran gerilimi gibi büyük jeopolitik hamlelerin yalnızca bu skandalı örtmek için yapıldığına dair kanıtlanmış bir veri bulunmamaktadır.

Epstein olayının en büyük etkisi belki de şu oldu: Toplumların, kendi elitlerine olan güvenini sarstı. Bugün ABD’de de Avrupa’da da insanlar şu soruyu soruyor:

Güçlüler gerçekten aynı hukuk düzenine tabi mi? Sıradan bir kişi suç işlediğinde yargılanırken, neden güçlüler yargılanmaz?

Bu soru cevapsız kaldığı sürece, her kriz, her savaş ve her siyasi karar arkasında başka hesaplar aranmaya devam edilecektir. Adalet ve hukuk herkese şamil olmalıdır. 

Belki de Epstein dosyalarının dünyaya bıraktığı en büyük miras, küresel elitlere yönelik derin bir güvensizliktir. 

Belki de bizler, Jeffrey Epstein ve küresel elitlerin pedofili öykülerinin dışında herhangi bir şey öğrenemeyeceğiz. 

Ama şunu biliyoruz ki, bu işin perde arkasında siyaset, para ve güç üçgeninde kurulan karanlık ilişkiler var. 

Yeni Akit

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL