Ahmet Taşgetiren
Ahmet Taşgetiren
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Zor zamanda Müslümanlık

GİRİŞ 09.02.2014 GÜNCELLEME 09.02.2014 YAZARLAR

Gerçekten zor zamanlardı. “İslam'ı yaşamanın elde kor taşımak kadar zor olduğu” zamanlardı. Zorluk, kurulu düzenin baskılarından kaynaklanıyordu. Kurulu düzenin bir “İslam şablonu” vardı. Onu aşan her islami duruş, “tehdit” olarak algılanıyor ve üstüne gidiliyordu. O dönemde düşenlerimiz oldu, ayakta durabilenlerimiz oldu.

Müslümanlık için “Zor zaman” sadece böylesine baskı dönemlerinde oluşmuyor, bu yazıda ona dikkat çekmek istiyorum.

Yaz sıcağında oruç tutmuk, zor zamanda Müslümanlığını yaşamak demektir.

Dünya işlerinin sizi dört baştan kuşattığı bir ortamda, namazı unutmamak ve gönül huzuru içinde Rabbin divanına durmak, zor zamanda Müslüman olmak demektir.

“Dünya malı” tutkusunun evrensel bir salgın halini aldığı mevsimlerde, malın içindeki fukara hakkını, hatta daha keskin ifadesiyle “Allah hakkı”nı ayırabilmek, zorluğu göğüsleyebilmek demektir.

Mirac gecesi sabahı, Hazreti Ebubekir olmak demektir zor zamanda Müslüman olmak.

Taif'te ayak takımının taşlamasına, ayakları kan revan içinde kalmasına rağmen, Taif halkına bedduayı tercih etmeyen, aksine “Ya Rabbi, bu halkın çocuklarını tevhidle buluştur” diyen Allah Rasulü'nün tavrıdır “Zor zamanda Müslümanlık” kıvamı.

Peygamberimizin dar-ı bekaya irtihal ettiği gün, Asr-ı Saadet Müslümanlarının belki de en zor zamanıydı. O zaman “Allah bakidir” diyebilmekti imtihan.

Savaş ortamında, düşman askeri kelime-i şehadet getirdiğinde, ya da altınıza aldığınız düşman askeri yüzünüze tükürdüğünde kılıcı durdurabilmektedir “zorluk!”

Öfkelendiğin zaman öfkeni yutmak, diyor, Hazreti Peygamber, yiğitliğin en yiğitçesi... Hadi yut bakalım, yutabiliyor musun, ayağına basan bir Müslüman'a karşı gelip boğazına dayanan öfkeni.

Dünyanın kaç yerinde kaç Müslüman kişi ve grup, birbiriyle kanlı-bıçaklı hale gelmiş bulunuyor. Camilerini bombalıyor Müslümanlar birbirinin. Bir Müslüman grubun camiini bombalayabilmek için içinizde biriken öfke ne kadar güçlüdür ve onu aşabilmek ne kadar zordur, değil mi?

Ne dersiniz, mü'minler birbirinin kanına girerken, ahireti düşünürler mi acaba? Allah'ın huzuruna varmayı, orada birbirinin kanına girmiş ellerini savunmayı düşünürler mi?

Ama gelin de, içinizdeki kinleri sökün atın, deyin. Kaç kişiye duyurabilirsiniz ki?

Evlerde, eşlerimizle - çocuklarımızla ilişkimizde Müslümanlığımızın ölçülerini dikkate almakta başarılı mıyız?

Yazının devamı için tıklayın >>>>

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL