Rol kaymaları
GİRİŞ 05.07.2008
GÜNCELLEME 05.07.2008
YAZARLAR
Önerge müthiş, okuyalım: "Son 30 yılda üç askeri müdahale yaşayan, terör olayları ile istikrarsızlığa sürüklenen ülkemizde, geçmişin karanlığını aydınlatma, demokrasimizin geleceği açısından kaçınılmaz bir görevdir. Olayın ciddiyeti, konuya Meclis'in el koymasını gerekli kılmaktadır.
Bu amaçla kurulacak araştırma komisyonu, Özel Harp Dairesi'nin formel biçimini, geçmiş faaliyetlerini incelemeli, kontr-gerilla örgütü tartışmalarına açıklık getirmeli, ilgili herkesin bilgisine başvurarak, gerekli bütün belgeleri ve gizli arşiv bilgilerini araştırmalıdır.
TBMM egemenliğin halkımıza ait olduğunu, demokrasinin işlerliğini, açıklığın demokrasimiz için yegane yol olduğunu ortaya koymalıdır." Kim, bu müthiş demokratik ifadeler ihtiva eden önergenin sahibi? Hayır, Ufuk Uras değil. Ona destek veren DTP'lilerden herhangi birisi de değil. Bu önergenin altındaki imza, dönemin SHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal. Dünkü yazımın sonunda Baykal'a Ecevit'in kontr-gerilla konusundaki duyarlılığını hatırlatmıştım. Yukarıdaki bilgiye sahip değildim.
Bu bilgi, dünkü Zaman gazetesinde Ömer Şahin imzasıyla manşetten yer aldı. Zaman'ı ve Ömer Şahin'i kutluyorum. Tabii bize, o zaman "TBMM egemenliğin halkımıza ait olduğunu, demokrasinin işlerliğini, açıklığın demokrasimiz için yegane yol olduğunu ortaya koymalıdır" diyen Baykal'ın bugün tam da kontr-gerillanın benzeri, uzantısı, yol arkadaşı, türevi vs...
Ne derseniz deyin, bir olgunun, yargı alanına çekilmesi karşısında üstlendiği roldeki acayipliğe ya da tam anlamıyla rol kaymasına şaşırmak düşüyor? Ne oldu Sayın Baykal'a ki, bugün egemenliğin kime ait olduğunu unutma rollerine soyunuyor? Aslında rol kayması onunla sınırlı değil. Türkiye'de derinlerde bir veya daha çok sakat oluşum bulunduğunu bilmeyen yok ama iş, Ak Parti iktidarı dönemine rast gelince ve bir yandan Ak Parti'yi devirme operasyonu devreye girince kafalar karışıyor. Baykal ne umar bu derinliklerden anlaşılamıyor?
Şu anda Baykal'ın sergilediği imaj, kendisi farkında mı bilinmez ama bir boyutunda darbeleri içeren ve kimsenin tamı tamına çerçeveleyemediği bir yapıya kol kanat germekten ibaret. Baykal ve partisi bu oluşumun Cumhuriyet mitinglerine eklemlendi. Tuncay Özkan'a eklemlendi.
Ama o iş Cumhuriyet mitinglerinden ibaret değildi. O işin Cumhuriyet mitinglerinden ibaret olmadığını görmesi için, "iktidar yandaşı" medyanın değil, "Baykal yandaşı" medyanın tanıklığı vardı. Radikal Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni İsmet Berkan, beni çok şaşırtacak biçimde, 7 gün süren yazı dizisinde Ergenekon'un hemen bütün serencamını ortaya koydu.
Yine Radikal'in Ankara temsilcisi Murat Yetkin bile, Eruygur'un bir generalden öte işler içinde olduğunu, o generalin Genelkurmay Başkanı'nı yargılayan tavırlar içinde olduğunu görmekteydi. Aslında bir ana muhalefet liderinin, gözlerini hepten kapamaması ya da bu gelişmelerle kendi siyasi ikbali arasında bağlantılar kurmaması halinde, bunları görmemesi ihtimali de yoktu.
Kaldı ki Murat Yetkin ve Fikret Bila'nın, CNN Türk'te sık sık yaptıkları Ankara kulislerinin birinde sayın Baykal'a bu işlerin nereye doğru gittiğini söylemeleri mümkündü. Ama olmadı. Baykal, 28 Şubat'ı, TSK'nın en büyük sivil eylemi gibi görmüştü. Anlaşılan, Ergenekon işi de onun zihninde 18 yıl içinde Cumhuriyet mitingleri ve Tuncay Özkan'ın Kanaltürk'ü ile sınırlı bir basit eylemler yumağına dönüşmüştü.
İş yargı safhasında. Baykal rahatsız. Baykal kükrüyor. Dur bir, bekle, iddianame açıklansın, belgeler ortaya çıksın. Evet, her suçlanan suçlu olmayabilir. Nice idam zanlıları ipten dönmüştür. Savcı iddia eder, delillerini ortaya koyar, davalılar kendilerini savunur ve gerçek ortaya çıkar. Ya ortaya konacak belgelerde kimsenin inkar edemeyeceği gerçekler ortaya çıkarsa...
Yani Sayın Baykal, bugünkü duruşu ile mahkeme sonucuna etki yapmayı mı hesaplıyor? Belgeler mi değişecek Sayın Baykal'ın öfkesine bakarak? Yoksa, başka gözaltı ihtimalleri var da, onların davaya dahil edilmesinin önü mü kesilmek isteniyor? Bu dava, bir "örgüt" ve "eylem" davası. Somutlaşmak zorunda. Ak Parti davası gibi, "şunu söyledin, bundan şu çıkar" gibi bir söylemin yorumlanması işi değil.
Onun için, bu davada kimseyi peşinen suçlamak doğru olmadığı gibi, sanıklara angaje olmak, çok riskli. Dünkü yazımda da söyledim: Asker işi hukuka bırakmış durumda. Diğer muhalefet partileri "gerilim"den şikayet dışında davaya taraf olmuyor.
Bir tek CHP lideri Baykal farklı. İnsan, acaba bu durum, hani şu meşhur "artı"lar hesabı ile mi ilgili diye sormaktan kendisini alamıyor. Bir siyasetçi demokrasi içinde kalmaya özen göstermeli. Ondan ötesinin tamamı bana göre rol kaymasından ibaret.
Bu amaçla kurulacak araştırma komisyonu, Özel Harp Dairesi'nin formel biçimini, geçmiş faaliyetlerini incelemeli, kontr-gerilla örgütü tartışmalarına açıklık getirmeli, ilgili herkesin bilgisine başvurarak, gerekli bütün belgeleri ve gizli arşiv bilgilerini araştırmalıdır.
TBMM egemenliğin halkımıza ait olduğunu, demokrasinin işlerliğini, açıklığın demokrasimiz için yegane yol olduğunu ortaya koymalıdır." Kim, bu müthiş demokratik ifadeler ihtiva eden önergenin sahibi? Hayır, Ufuk Uras değil. Ona destek veren DTP'lilerden herhangi birisi de değil. Bu önergenin altındaki imza, dönemin SHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal. Dünkü yazımın sonunda Baykal'a Ecevit'in kontr-gerilla konusundaki duyarlılığını hatırlatmıştım. Yukarıdaki bilgiye sahip değildim.
Bu bilgi, dünkü Zaman gazetesinde Ömer Şahin imzasıyla manşetten yer aldı. Zaman'ı ve Ömer Şahin'i kutluyorum. Tabii bize, o zaman "TBMM egemenliğin halkımıza ait olduğunu, demokrasinin işlerliğini, açıklığın demokrasimiz için yegane yol olduğunu ortaya koymalıdır" diyen Baykal'ın bugün tam da kontr-gerillanın benzeri, uzantısı, yol arkadaşı, türevi vs...
Ne derseniz deyin, bir olgunun, yargı alanına çekilmesi karşısında üstlendiği roldeki acayipliğe ya da tam anlamıyla rol kaymasına şaşırmak düşüyor? Ne oldu Sayın Baykal'a ki, bugün egemenliğin kime ait olduğunu unutma rollerine soyunuyor? Aslında rol kayması onunla sınırlı değil. Türkiye'de derinlerde bir veya daha çok sakat oluşum bulunduğunu bilmeyen yok ama iş, Ak Parti iktidarı dönemine rast gelince ve bir yandan Ak Parti'yi devirme operasyonu devreye girince kafalar karışıyor. Baykal ne umar bu derinliklerden anlaşılamıyor?
Şu anda Baykal'ın sergilediği imaj, kendisi farkında mı bilinmez ama bir boyutunda darbeleri içeren ve kimsenin tamı tamına çerçeveleyemediği bir yapıya kol kanat germekten ibaret. Baykal ve partisi bu oluşumun Cumhuriyet mitinglerine eklemlendi. Tuncay Özkan'a eklemlendi.
Ama o iş Cumhuriyet mitinglerinden ibaret değildi. O işin Cumhuriyet mitinglerinden ibaret olmadığını görmesi için, "iktidar yandaşı" medyanın değil, "Baykal yandaşı" medyanın tanıklığı vardı. Radikal Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni İsmet Berkan, beni çok şaşırtacak biçimde, 7 gün süren yazı dizisinde Ergenekon'un hemen bütün serencamını ortaya koydu.
Yine Radikal'in Ankara temsilcisi Murat Yetkin bile, Eruygur'un bir generalden öte işler içinde olduğunu, o generalin Genelkurmay Başkanı'nı yargılayan tavırlar içinde olduğunu görmekteydi. Aslında bir ana muhalefet liderinin, gözlerini hepten kapamaması ya da bu gelişmelerle kendi siyasi ikbali arasında bağlantılar kurmaması halinde, bunları görmemesi ihtimali de yoktu.
Kaldı ki Murat Yetkin ve Fikret Bila'nın, CNN Türk'te sık sık yaptıkları Ankara kulislerinin birinde sayın Baykal'a bu işlerin nereye doğru gittiğini söylemeleri mümkündü. Ama olmadı. Baykal, 28 Şubat'ı, TSK'nın en büyük sivil eylemi gibi görmüştü. Anlaşılan, Ergenekon işi de onun zihninde 18 yıl içinde Cumhuriyet mitingleri ve Tuncay Özkan'ın Kanaltürk'ü ile sınırlı bir basit eylemler yumağına dönüşmüştü.
İş yargı safhasında. Baykal rahatsız. Baykal kükrüyor. Dur bir, bekle, iddianame açıklansın, belgeler ortaya çıksın. Evet, her suçlanan suçlu olmayabilir. Nice idam zanlıları ipten dönmüştür. Savcı iddia eder, delillerini ortaya koyar, davalılar kendilerini savunur ve gerçek ortaya çıkar. Ya ortaya konacak belgelerde kimsenin inkar edemeyeceği gerçekler ortaya çıkarsa...
Yani Sayın Baykal, bugünkü duruşu ile mahkeme sonucuna etki yapmayı mı hesaplıyor? Belgeler mi değişecek Sayın Baykal'ın öfkesine bakarak? Yoksa, başka gözaltı ihtimalleri var da, onların davaya dahil edilmesinin önü mü kesilmek isteniyor? Bu dava, bir "örgüt" ve "eylem" davası. Somutlaşmak zorunda. Ak Parti davası gibi, "şunu söyledin, bundan şu çıkar" gibi bir söylemin yorumlanması işi değil.
Onun için, bu davada kimseyi peşinen suçlamak doğru olmadığı gibi, sanıklara angaje olmak, çok riskli. Dünkü yazımda da söyledim: Asker işi hukuka bırakmış durumda. Diğer muhalefet partileri "gerilim"den şikayet dışında davaya taraf olmuyor.
Bir tek CHP lideri Baykal farklı. İnsan, acaba bu durum, hani şu meşhur "artı"lar hesabı ile mi ilgili diye sormaktan kendisini alamıyor. Bir siyasetçi demokrasi içinde kalmaya özen göstermeli. Ondan ötesinin tamamı bana göre rol kaymasından ibaret.
YORUMLAR 3
-
ismail arslan 17 yıl önce Şikayet EtSIRA KİME GELECEK? MESELE BU. Bence mesele rol kaymasının çok ötesinde. Panik atak bir durum söz konusu. Avamın bildiğini herhalde alimler daha iyi bilir. Avam bilir ki baykalın endişesi var. İpin ucu meselesi var. Dokunacak belli. Ama kime dokunacak. Sıra kime gelecek. Olurya ip baykala uzanıverirde. Uykuların kaçtığı belli. Milletin çook uykuları kaçtı. Biraz da baykal efendinin uykusu kaçsın. İyi geceyarısı programı seyretmeler. Ne diyelim.Beğen
-
orhan sahun 17 yıl önce Şikayet EtBaykal. Bayakal nevi şahsına münahasır bir lider! Onu kale almasanız da olur. Adama boşuna mı teflon diyorlar...Beğen
-
Zeynep Şakar 17 yıl önce Şikayet Et.... Deniz Baykal bir secim öncesi programda İskele Sancak'ta sorulan bir soru üzerineşu cevabı vermişti: "Halk kitlesel olarak yanılabilir." Böylesi dehşet verici bir cümle olabilir mi? Halk kitlesel olarak yanılabilir; ancak Baykal kişisel olarak yanılamaz. O'nun sadece bu cümlesi bile yaşanan her olaya verdiği tepkiyi açıklıyor. O zaten kişisel olarak halk iradesi üzeinde darbe yapmış aklınca...Beğen