...Ve Başbuğ
GİRİŞ 30.08.2008
GÜNCELLEME 30.08.2008
YAZARLAR
Önce bir izlenimi not etmeliyim:
Görüldüğü kadarıyla, hem bu törenlerde konuşma yapan komutanlar hem de, kamuoyu, söylenen sözlerin ülke için çok belirleyici olduğunu düşünüyorlar. Onun için de, yapılan değerlendirme ve ortaya konan yargılara “kesin, tartışılmaz” görüşler gibi bakıyorlar.
Böyle bir bakışın arkasında, söz konusu kişilerin “Ordu adına” konuşuyor olmaları ve Ordunun da, “Türkiye'nin siyaseti bile belirleyen bir güç” gibi görülüyor olmasının etkisi bulunduğunu sanıyorum.
“-Ordunun silahı var, bu silah zaman zaman siyaseti bile devre dışı bırakabiliyor, o zaman, oradan gelen söz, arkasında silah bulunan bir söz hüviyetindedir ve o ölçüde önemsenmelidir.”
Sanki herkesin içindeki bir ses, bunu toplum hayatına sürekli sufle ediyor.
Oysa, isimlerinin başında “Orgeneral” sıfatı bulunsa da Başbuğ da, Koşaner de birer insan ve görüşleri tartışmaya açık. “Tek gerçeği onlar buldu” demek mümkün değil. Onların “Atatürkçü düşünce sistemi” klişesi altında toplum önüne koydukları çerçeve bile, hem ilahi bir buyruk değil hem de, yine, “Çağdaş insan”ın yorumu ile biçimlenecek olan bir düşünce silsilesi. Türkiye, “Askerin en başat eğitimi aldığı, dolayısıyla en başat fikirleri seslendireceği” bir ülke de değil. İnsanlar felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih, ekonomi gibi bilimler yanında uluslar arası ilişkiler de okuyor, dünyadaki stratejik gelişmeleri de takip ediyorlar. Yani “Asker mi sivil mi daha derin bilgilere sahip?” sorusunun cevabı mutlak anlamda “Asker” değil.
Bu genel tespitten sonra gelelim bazı somut değerlendirmelerin irdelenmesine.
Sayın Başbuğ şunu söylüyor mesela:
“-Bugün toplumun bir kesimi, yeni bir kültürel kimliğin, yaşam tarzının oluşumunda dini düşüncelere büyük bir ağırlık verildiğini düşünmekte ve gelişmelerden büyük bir endişe duymaktadır. Bu endişe ciddiye alınmalıdır.”
Bu, Ak Parti iktidarı döneminde çok tüketilen bir yargı. “Dini düşüncelere ağırlık verildiği”nden yola çıkarak üretilen “Korku” tema'sı...
Bu tema gide gide ülkeyi iktidardaki bir partinin kapatılma davasına getirdi. Rahatlıkla “Türkiye'nin tabii sosyo kültürel yapısı” diye nitelenebilecek bir olgu, “dini düşünceye ağırlık” tarzında sunuldu ve tehlike konsepti oluşturuldu.
Bu görüşün, başka toplum kesimlerindeki, başka kaygıları ve talepleri, mesela inanç özgürlüğü taleplerini, hiç dikkate almadan Genelkurmay Başkanı'nın nutkuna girmesini ben, sağlıksız, hatta kaygı verici buluyorum.
Bu dilin ve üslubun çok kullanışlı bir mahiyet arz etmediğini anlatmak için aklıma şöyle bir cümle kurmak geliyor mesela:
“-Bugün toplumun çok büyük bir kesimi, askerin yıllar boyunca siyasi hayatı vesayet altında tutmasından ve bugün - yarın bir müdahalede bulunacakmış gibi bir intiba vermesinden tedirgin. Komutanların amirane nutukları da toplumu endişeye sevk ediyor.”
Bu cümlenin Türkiye'de, sayın Başbuğ'un endişelerine sahip çıktığı toplum yüzdesinden birkaç kat büyük bir toplum kesiminin kaygılarını dile getirdiği sanırım tartışılmaz. Ama bunlar, hiçbir komutanın nutkuna girmiyor. Niye? Askerlerimiz, neden bir toplum kesiminin kaygılarını önemser de ötekilerinkini önemsemez?
Hatta sayın Başbuğ, Esposito'dan da alıntı yaparak, “Demokrasinin aşırısı, ya da popülist yaklaşımlar laikliği tehlikeye düşürür” diyerek, ya da “Çoğunlukçu zihniyeti” mahkum ederek, toplumun çok büyük kesiminin taleplerini bir kalemde saf dışı bırakabiliyor.
Sayın Başbuğ'un konuşmasında bir de “Cemaatlere karşı uyarı” var. Genelkurmay Başkanı “Sosyal devlet niteliğinin zayıflamasının toplumları cemaatleşmeye ittiği”ni bir gerçek olarak niteliyor ve “Bu kapsamda giderek güçlenen bazı cemaatlerin, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyo - politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalıştıkları”nı söylüyor, buna karşı tedbir alınmasını istiyor.
Maalesef bu da, çok tüketilen bir söylem. Çok tüketilen, ama hem gerçeklik payı az hem de Türkiye gerçeğine karşı duruş niteliği taşıyan bir söylem.
Cemaatler bir Türkiye gerçeği evet, ben, bunun Ahmet Yesevi dervişlerinin Türkiye'yi Türkiye yaptıkları zamandan beri böyle olduğunu ifade ediyorum ve buna karşı mücadelenin, yürütenler farkında olsun olmasın, “Türkiye'ye karşı bir mücadele” niteliği taşıdığını düşünüyorum.
“Gerçeklik payı az” sözüm de, şuradan kaynaklanıyor:
“Cemaatlerin sosyo politik hayatı biçimlendirme ve dine bağlı bir yaşam tarzı oluşturma” noktasında etkilerinin bulunduğu kabul edilebilir. Ama bunu neden tabii bir “Türkiye gerçeği” olarak kabul etmeyip, tehlike konsepti içinde bakmak gerekiyor ki...
“Cemaatlerin ekonomiyi yönlendirdikleri” iddiası ise gerçeği yansıtmıyor. Bunu ekonominin içindeki herkes bilir. Hangi sıralamayı yaparsanız yapın, ilkler içinde bir “Cemaat ekonomisi” göremezsiniz. Koçlar, Sabancılar, Doğanlar, Şahenkler hep ön sıralardadır. Bir de çok uluslu şirketler...
Sayın Başbuğ, yurt dışında açılan Türk okullarına bakıp, bunların arkasında büyük sermaye arıyorsa, gerçekten çok yüzeysel bir bilgiye sahip demektir. Şunu söyleyebilirim. Cemaatlerin “Hizmet ekonomileri” diyebileceğimiz sarfiyatları, hâlâ, “imece üsulü”nün bereketi iledir
Son söz: Evet, TSK'nın elinde silahı var, ama silah düşünceye güç kazandırmıyor. Bence bundan böyle askerler de meseleyi böyle düşünmeli.
HAKKARİ İÇİN: Hakkari'de yeni kurulan üniversite için daha önce, rektör adayı olarak başvuran İbrahim Belenli'den bahsetmiştim. Hakkari ve Van çevresinden aldığım bilgiler, yine rektör adayı olarak başvuran ve YÖK'ün üçüncü sıraya yerleştirdiği Prof. Dr. İlhan Yıldız'ın, yıllardan Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim üyesi olduğu, eğitim bilimlerinde uzmanlaştığı, hem Van'da hem Hakkari'de idareci olarak da çalıştığı ve bölge halkı ile çok iyi iletişim kurduğu yönünde. Edindiğim izlenim o ki, İlhan Yıldız'ın rektörlüğü de, hele bu kuruluş safhasında Hakkari için bir kazanç olacaktır.
AHMET TAŞGETİREN - BUGÜN
YORUMLAR 7
TÜMÜ
-
UMUT UYGAR 17 yıl önce Şikayet EtSOVYET MANTIĞI VE TEK ADAM İDEOLOJİSİ. Bir zamanlar Beşiktaşın Teknik adamı vardı BENJAMİN TOSCHAK.Futbolcuları ordu milli takıma çağrılınca Ben Sovyetler Birliğinin Dağıldığını sanmıştım dedi.Çok isabetli bir tesbitti bu.Askeriyenin böyle törenlerde konuşması da bana Benjamin Toschakın sözlerini aklıma getiriyor.Birde Tansu ÇİLLERİN Bürokrasiden şikayetini dile getirdiği son kominist devlet TÜRKİYE.Galiba ömrümüz bu söylemlerle geçip gidecek,dünya değişecek türkye hiçbirzaman değişmeyecek.Böyle ülkeler kaldı mı yeryüzündeBeğen
-
Metin Yazar 17 yıl önce Şikayet EtDemokrasinin aşırısı ne demektir?. Bu aşırılığın ölçüsü nedir? Ne kadar aşıp aşmadığını kim belirler? Demokrasinin aşırısı olursa Atatürkçü düşüncenin de aşırısı olur mu? Olursa bunlar kimlerdir?İnsanlar hayat tarzlarında dini düşünceye ağırlık verirlerse buna karışma hakkı kimdedir?Böyle bir hakları var mıdır? Dini veya farklı düşüncelerin ağırlık kazanması tehlikeyse kendilerine Atatürkçü diyen Ergenekon Terör Örgütü zihniyetliler de tehlike midir? Tehlikeyse neden bundan bahsedilmez? Değilse TSK'nın el bombaları onlarda ne arıyor?Beğen
-
baybars can 17 yıl önce Şikayet Etciddiye alan varmı acaba.. tsk sanki bir sınıfın sözcüsüymüş gibi gösterilmesihemde bunu g.kurmay başkanı olan birinin yapması çok yanlış bir sınıfın kaygıları toplumu ilgilendirmez,bir sınıfın şzofrenik kaygıları ne tsk nın sorunuymuş gibi göstermesi çok yanlış,gerçi halkımız ve mehmetçik herşeyin farkında bu yüzden ciddiye almıyor c.başkanlığı seçimindede anayasa mah.halkın tavrı belirleyiciolmuştur,sakın makam ve mevkinize bakarak kendinizi bir şey zan etmeyin bu halk hepinizden büyüktür,vatan için kemalizimden vazgeçilmeli.Beğen
-
yarinden gecti 17 yıl önce Şikayet Etdevamı. ama, toplumda farklı ideolojik görüşler olabilir ve vardır. ordu bunlardan biri bizden, diğeri değil, tehlike arzediyor diyemez. hele din ise ve bu toplum 1000 yılı aşkın dindar ise hatta bu dinin dünyada mümessilliğini yapmış ise. türklerin islamı seçmekle yanlış yaptığını mı düşüneceğiz. asla.Beğen
-
yarinden gecti 17 yıl önce Şikayet Etyazık. bu paşalar nasıl bir eğitimden geçmiş böyle. ilk insandan beri var olan ve insana rahmetten başka bir şey vaad etmeyen dine, ve dini hayat tarzı olarak tercih eden insanlara tehlikeli, geri düşünceli, yobaz olarak bakabiliyor. bence askerler; askeri, iletişim, sosyoloji,psikoloji, uluslar arası ilişkiler, halkla ilişkiler, ekonomi, politika, felsefe, fen-matematik gibi müspet bilimleri tahsil etmeli ancak; asla ideolojik eğitim almamalıdır. çünkü; tek devlet, tek vatan ve tek ordu var.Beğen