'Millet'in içini doldurmak
Bu tespit yerinde.
Sayın Karakaş bu değerlendirmeyi, Genelkurmay Başkanı'nın "Türkiye halkı - Türk Milleti" çıkışı ile bağlantılı olarak yapıyor.
O, bu değerlendirme ile "Osmanlı kaynaklı Millet tanımlaması" ile "Laikliği, üstelik Fransız tipi laikliği benimseyen bir cumhuriyet" anlayışı arasındaki çelişkiye işaret etmek istiyor. Yani "Böyle bir laiklik anlayışı ile o millet oluşmaz", demeye getiriyor.
Ancak bundan sonra sayın Karakaş, "Cumhuriyet'in önce gerçek bir Cumhuriyet'e yani devletin vatandaşa etnik kimliği ve inancı ne olur ise olsun eşit mesafede durduğu bir devlete dönüşmesi gerek" noktasına varıyor. Yani Sayın Karakaş, devletin gündemindeki "millet" sorununu önemsemek yerine, vatandaş eksenli bir çözümü öne çıkarıyor.
Oysa, Osmanlı'nın son dönemi dahil, yönetim kadrolarının gündeminde bir "millet" sorunu vardır.
İslamcılık, Osmanlıcılık, Türkçülük gibi kimlik eksenli akımlar, büyük ölçüde ayrışmalara karşı çare arayışıdır.
Ayrışma süreci başlamıştır.
Gayrimüslim unsurlar, Osmanlı mülkü üzerinde hesap yapanlar tarafından kışkırtılmakta, organize edilmekte ve başkaldırmaya yöneltilmektedir.
Kopuşlar vardır.
Ardından Müslüman unsurlar üzerinde oynanmıştır.
Toprak bütünlüğü, insan bütünlüğü ile birlikte düşünülmektedir.
Gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketleri ile Osmanlıcılığın, Müslüman Arnavut ve Arapların isyanı ile İslamcılığın "çare" olma hüviyeti ciddi yara almıştır.
Peki çare Türkçülük müdür?
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı bitip, Anadolu'ya sıkışıldığında, hâlâ sorun çözülmüş değildir.
Çünkü Anadolu toprağında bile etnik ve dini farklılık söz konusudur.
Lozan, mübadele kararı ile, dini farklılığı bir ölçüde homojen hale getirmiştir.
Ama Müslüman nüfus için etnik farklılık hala söz konusudur.
Lozan'da Türk tezi, Müslüman unsurların tek bir millet gibi değerlendirilmesi, yani azınlık tayininde Müslümanlar arasında etnisite farkının dikkate alınmaması şeklindedir.
Oradaki "millet" tanımı, "ümmet" tanımına eş değerdedir.
Sanki Cumhuriyeti kuran kadro, İslam ortak paydasında harman olmuş bir toplum tasarlamıştır. Bu, bir yerde Osmanlı dönemindeki "İslamcılık"a tekabül etmektedir.
Ancak, bunun çok net olduğunu söylemek de mümkün değildir.
Çünkü Cumhuriyeti kuran kadronun zihninde, İslamcılık ve Türkçülük çok net ideolojik boyutlar halinde yer etmiş değildir.
Hatta belki o kadro, dönemin güç odaklarının Kürtler üzerinde de oynadığını dikkate alarak, nihai planda Türklüğü ana mecra gibi görmüşlerdir.
Ama, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Gürcü vs. Müslüman unsurların, ortaklaşa verdiği bir milli mücadele vardır ve vatan kurtarılmıştır.
O zaman, burada bir harmanlanma ümidi söz konusudur.
Ama kurucu kadrolar, bir ulus - devlet kurmayı da tasarlamışlardır.
Aradaki fark nasıl kapatılacaktır?
Mustafa Kemal Paşa'nın "Ne mutlu Türküm diyene", sözünden başlayarak, bugün Başbuğ'un, yine Atatürk'e atfen seslendirdiği "Cumhuriyeti kuran 'Türkiye Halkı'na Türk milleti denir" sözüne kadar, "Buradaki 'Türk' sözcükleri etnik aidiyeti ifade etmiyor" yaklaşımları, hep "Türk"ün içini, etnisiteden başka bir şeyle doldurma niyeti taşıyor.
Bunun İslam'dan başka bir şey olmadığı açıktır.
Ama gelin görün ki, bunun ifade edilmesi de benimsenmiyor.
Sayın Karakaş'ın işaret ettiği laik anlayış, İslam'ın bu anlamda belirleyici bir rol üstlenmesine imkan vermiyor.
O zaman, "Türk milleti"nin içini, "üst kimlik" olarak başka bir şeyle doldurmanız ve onu, farklı etnisitelere kabul ettirmeniz gerekiyor.
Türkiye, 80 küsur yıldır buna uğraşıyor ve maalesef, etnisite etrafında siyasi bilinçlenmenin önüne geçemiyor.
Laiklik uygulaması ile İslam, toplumsal planda azaltıldıkça, harmanlanmadaki bağlar zayıflamaya ve etnisite başta olmak üzere başka duyarlılıklar öne çıkmaya başlıyor.
"Demokratik özerklik" talepleri, "Din" yerine laik bakışla ikame edilmek istenen vatandaşlık ortak paydasının da aşılması amacını taşıdığını gösteriyor.
Son söz: Bence sayın Başbuğ dahil, konu üzerinde düşünenler, laik ön kabul ile, İslam'ın dar bir alana sıkıştırılması sonucu ortaya çıkan durumu değerlendirirken bazı şeyleri ıskalamamaya itina etmeliler. Yoksa ülke her gün daha ağır bir bedel ödüyor.
-
Aziz Tekin 16 yıl önce Şikayet Ettsk. tsk göz göre göre çimentonun ne olduğunu bile bile bu binanın yıkılmasına göz yumuyor..millet tabirini eğe büke etnisiteye sığmıyor işte..ama be sıuğdırdım deniyor..tek bir millet demek şu:ibrahim milletindeniz. hz.muhammed ümmetindeniz. türkiyenin %90'ı buna gönülden evet diyecektir.sadece tsk'nın üst yönetimi ve azınlık hayır diyecektir.neden?buyrun araştırın neden diye?böyle göz göre göre türkiye uçurumdan atılıyorsa?!...Beğen
-
ilyas fermani 16 yıl önce Şikayet EtÜMMET...... TARİHİMİZ islamlan başlar onun ötesi savaş talan yağma kulun kula tapması zulum wahşet tir MEDENİYET bu keşmekeşliğe son veren BÜYÜK ÖNDER KUTLU REHBER HZ MUHAMMED TİR biz ozaman dan beri tarih sahnesine çıkmışız .MEZOPOTAMYA ve ANATOLA islama girdikten sonra tarih sahnesine çıktı şimdi dostlar BİZ türkü kürdü çerkezi lazı arabı pomaşı boşnağı abazası çeçeni terekemesi alevisi şafisi hanifisiylen TÜRKİYELİYE HALKIYIZBeğen