Ahmet Taşgetiren
Ahmet Taşgetiren
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

E-muhtıranın trajik hikayesi üzerine...

GİRİŞ 14.05.2009 GÜNCELLEME 14.05.2009 YAZARLAR

Büyükelçi "Ben, diyordu, Evren'in yanına girdiğimde söze Atatürk'ten başlardım. O zaman diğer konulara girmek daha kolay olurdu."

Bu sözlerin arkasındaki imayı anlamak zor değil.

Askerin Atatürk'le ilgili hassasiyeti, bir başka ülkenin diplomatı için, iletişim fırsatı olarak kullanılıyor.

Bir ülke ile yürüttüğünüz diplomatik ilişkilerde, söz konusu ülkenin devlet adamlarının psikolojik durumlarını tespit ve tahlil etmek kullanılagelen bir yöntemdir.

Buna karşılık, sizin devlet adamlarınızın da, sevgilerini - nefretlerini, başkaları tarafından kullanılacak bir yumuşak karın haline getirmemesi gerekir.

Hupe ile Evren ilişkisini böyle bir boyutu ile neden hatırladım?

Bir Genelkurmay Başkanı olarak Em. Org. Yaşar Büyükanıt'ın medyaya yansıyan sözlerinin sergilediği kişilik boyutunu değerlendirirken ortaya açık bir benzerlik çıktığı için hatırladım.

Büyükanıt'ın 32'nci Gün'de, kamuoyunda, "E- Muhtıra" olarak nitelenen 27 Nisan bildirisi üzerine  yaptığı açıklamalardan söz ediyorum.

Büyükanıt, o bildiriyi bizzat kendisinin kaleme aldığını açıklamıştı 32'nci Gün'de....

Bildirinin hangi halet-i ruhiye içinde kaleme alındığını da, dün, Hürriyet'teki haberinde Metehan Demir yazıyor. Onu okuyalım:

"....Kendisini aslında bir kaç gündür endişelendiren, hatta kızdıran başka bir nokta vardı. O da Kutlu Doğum Haftası nedeni ile Türkiye'nin çeşitli yerlerinde o günlerde özellikle ilkokul çocuklarının kullanıldığı dini içerikli törenler. .... 27 Nisan akşamüstü saatlerinde karargáhtan ayrılıp makam aracı ile konutuna ulaştı. Yardımcıları da onu bırakıp kendi evlerine döndüler.

"....Yaklaşık 1.5 saat sonra, en yakınındaki yardımcılarından birinin telefonu çaldı. Arayan Yaşar Paşa idi. .... duyduklarına o da şaşırdı: "Bir metin yazdım. Gelip bunu alın, sonra da Genelkurmay'ın internet sitesinden duyursunlar.

"...Metinde, hiçbir cümle veya temel anlam değişikliği yapılmadı. Sadece ufak tefek noktalama ve harf hataları düzeltildi. Saatler 22.00'yi gösterdiğinde, artık metin hazırdı. O günlere tanık olan isimlere göre, Büyükanıt Paşa'nın o yazıyı yazmasında en büyük etken Kutlu Doğum haftasındaki küçük çocukların kullanıldığı görüntüler, siyasi otoritenin buna göz yumması ile bunun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı gölgelemeye yönelik etkileri idi."

Evet, işte bu...

Paşa, Kutlu Doğum Programlarında çocukların sahneye çıkmasına kızmış, oturmuş, bildiri kaleme almış ve Genelkurmay internet sitesine koydurtmuş.

Ona sorarsanız bu kadar basit!

Oysa o bildiri, e-muhtıra diye nitelenecek, gece yarısı Türkiye ayağa kalkacak, sabah hükümet sert bir açıklama yapacak ve ardından Anayasa Mahkemesi 367 ile ilgili hukuk tarihine geçecek bir problemli karara imza atacak, ardından Cumhurbaşkanlığı oylaması vs gelecek...

Bugün, o Paşamız çıkacak ve "Yazdığım bildiri muhtıra değildi" diye, sakin sakin açıklama yapacak. Bu arada bir de "Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti ile ilgili olarak verdiği karar, bildirimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor" diyeceksiniz.

Ne denir?

Çok şey denir.

Bir kere "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" denir. Hem bildiriniz muhtıra olmayacak hem de bildiriden sonra AYM'nin verdiği kararla, Ak Parti'nin boynuna, laiklik karşıtı eylemlerin odağı yaftası yapıştırılacak.

Ama başka şeyler de denir.

Bir Genelkurmay Başkanısınız, çocukların okuduğu ilahiye öfkeleniyor ve memleketi ayağa kaldıracak bir bildiri yazıyorsunuz.

O bildiri, toplum tarafından nasıl karşılanır, ona bakmıyorsunuz.

O bildiri, "Asker Kutlu Doğum'a karşı" şeklinde okunursa, "Peygamber ocağı tanımlamaları nereye gider, bunun TSK'ya bedeli ne olur"a bakmıyorsunuz.

Bunun hükümet tarafından nasıl algılanacağına bakmıyorsunuz.

Bu mudur?

Genelkurmay Başkanlığı'nın raconu bu mudur?

Bir Genelkurmay Başkanı kafasına eserse, sistemi - ülkedeki tüm dengeleri allak bullak edecek bir işe tek başına karar verebilir mi?

Böyle bir bildiriyi yayınladıktan sonra, "Gittim yattım" diyerek, Başbakan'ın ulaşamayacağı bir mesafeye kaçmak caiz midir?

Ya Başbakan, tam da o saatte ülke güvenliği ile ilgili bir şeyi istişare edecek olsa, siz "Uykudaydım" mazeretine sığınabilir misiniz?

Yoksa biz mi çok büyütüyoruz insanları?

Bir TV görüntüsünden yola çıkıp bildiri yazan bir genelkurmay başkanı?

4 yıldızlı.

Orgeneral.

Nasıl oluyor bu böyle?

Acaba o kızgınlıkla, muhtıradan başka şeyler de yapabilir miydi Büyükanıt Paşa?

Yapmak istese, kimin mani olacağını düşünmüş olabilir?

Neresinden baksanız, trajik bir durum.

Bazı emekli paşalar konuştukça, ben, ülkemin insan kalitesi adına bir garip oluyorum vesselam...

Ahmet TAŞGETİREN - BUGÜN
atasgetiren@bugun.com.tr  

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • Cafer UÇA 16 yıl önce Şikayet Et
    Komutanlar haklıdır. Harp okullarında subay yetiştirilmek üzere verilen eğitimin temeli,seküler laiklik üzerine kurulmuş(dini hurefe sayan,kabul etmeyen) zihniyetle,Seküler laik rejimi korumak için ne gerekiyorsa yapmaları öğretiliyor.Şimdi buradan mezunolan subaylarımızda aldıkları bu eğitimin gereğini yapıyorlar.Tabiki kutlu dogum haftasına karşı olacaklar.Bakın 28 Şubat sürecini ve verilen demeçleri,kendilerine göre haklılar.Bizler sistemi tartışmak yerine sonuçlarını tartışıyoruz.Laiklik bütün inaçları koruyan sistemdir.
    Cevapla
  • sündüz uğuz 16 yıl önce Şikayet Et
    cücelik... Makam. mevki, rütbe kişiyi büyütmüyor demekki..Bulunduğu makamı şahsi ihtirasları için kullanlar rütbesi ne olursa olsun "çukur adam"dır, "cüce adamdır. Bu çukur adamlar şunu iyi bilsinlerki biz müslümanlar için "Hz. muhammed (sav) sevgisi her sevginin üstündedir. Çatlasanız, patlasanızda bu böyle...
    Cevapla
  • Ali Saygin 16 yıl önce Şikayet Et
    Generaller konustukca batiyor. Hilmi Ozkoku ve bir kisim generali kapsam disina alarak soyluyorum ki o generaller zaten gerekmedikce konusmuyor.TSK da bu seviyelere bu kisilerin nasil geldikleri asil sorgulanmasi gereken.Kendi konusmasi icinde kendisiyle celisen generaller.Generallerin atamalari siviller tarafindan yapilmali tabi bu kagit uzerinde degil gercek manada olmali.
    Cevapla
  • turgut yasin gökay 16 yıl önce Şikayet Et
    27 Nisan Muhtırası. Bence o yazıyı yaşar büyükanıt paşa yazmadı gibi geliyor. birileri (ergenekon terör örgütü olma ihtimali büyük) o bildiriyi genelkurmayın sitesine koydular. O bildiriyi Yaşar Paşa üstlenmek zorunda kaldı. üstlenmese başka bir konu.
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 16 yıl önce Şikayet Et
    EVET SİZ BÜYÜTÜYORSUNUZ BU İNSANLARI GÖZÜNÜZDE. Ahmet Bey sorunuza cevap veriyorum; evet siz yani gazeteciler büyütüyorsunuz bu insanları. Çağırdıkları zaman hemen koşuyorsunuz, naklen yayınlar yapıyorsunuz vs. vs. Orduda akıllı olanlar ya atılıyor ya da pasifize oluyor. Bunlar geriye kalanlar. Kapasiteleri yazdıkları metinlerden ve internete düşen konuşmalardan (doğru dürüst Türkçe bile konuşamıyorlar) belli. Orduda reform yapma zamanı geldi artık. Ben şanlı ordumu geri istiyorum.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle