Ahmet Varol
Ahmet Varol
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Barış mı dayatma mı?

GİRİŞ 31.01.2020 GÜNCELLEME 31.01.2020 YAZARLAR

Trump’ın takdim ettiği plana resmiyette “Ortadoğu Barış Planı” adı veriliyor. Tabii çok büyük bir şey gibi gösterilmesi için “Yüzyılın Anlaşması Planı” adıyla da öne çıkarıldı. Ancak planı incelediğimizde kesinlikle bir barış planı olmadığını, sırf siyonist işgal rejiminin isteklerini, şartlarını Filistin tarafına dayatmak ve Filistin halkını bütün meşru haklarından vazgeçerek toprakları üzerindeki gayrimeşru işgali meşru kabul etmeye zorlamak amacıyla hazırlanmış bir plan olduğunu görüyoruz. 

Planın birinci ve öncelikli hedefi Kudüs üzerindeki siyonist işgali meşrulaştırmak ve buranın İsrail işgal devletinin başkenti olarak kabul edilmesini sağlamaktır. Trump, bu planda Kudüs’ün İsrail’in “bölünmeyen” bir başkenti olarak kabul edildiğini vurguladı. Bir yandan Kudüs hakkında “İsrail’in bölünmeyen başkenti olacak” derken, diğer yandan Doğu Kudüs’te de Filistin’in başkentinin olacağını söylemek bir aldatmaca ve kelime oyunudur. Çünkü “bölünmeyen” ifadesi ile kastedilen doğusuyla batısıyla bütün Kudüs’tür. Bu durumda Doğu Kudüs’te Filistin’in başkentinin olması sadece şehrin kenar semtlerinden birine böyle bir vasfın verilmesi anlamına gelir. Gerçekte ise Kudüs bütün olarak Filistin toprağıdır ve buradaki İsrail hakimiyeti tamamen işgaldir, gayrimeşrudur. Filistin halkının talebi de buradaki işgalin son bulması ve buranın bütün olarak, kurulacak Filistin devletinin başkenti olmasıdır. 

İkinci önemli husus Batı Yaka bölgesinde, tamamen Filistinlilerin arazilerinin zorla gasp edilmesi suretiyle inşa edilen yahudi yerleşim merkezlerinin ve kibbutzların yani işgalcilerin hesabına kurulan tarım çiftliklerinin durumuyla ilgilidir. Trump yönetimi Yüzyılın Anlaşması planını açıklamadan önce söz konusu yerleşim merkezlerinin yasal olduğu iddiasında bulundu. Oysa bütün BM kararlarında buraların uluslararası yasalara aykırı bir şekilde kurulduğu ve işgal olduğu tasdik edilmiştir. Trump’ın planında buralardaki işgallerin meşrulaştırılması ve söz konusu yerleşim merkezlerinin, kibbutzların ve bilhassa Ürdün Irmağı boyunca uzanan El-Ağvar yani Ürdün Vadisi bölgesinin tamamen İsrail’e terk edilmesi isteniyor. Buraların İsrail’e terk edilmesi durumunda zaten Filistin’in Batı Yaka bölgesinde sahip olacağı alan iyice daralmaktadır. Aynı zamanda El-Ağvar bölgesinin İsrail’e terk edilmesi, Filistin’in Ürdün’le irtibatının kesilmesi, sınırların tamamen İsrail’e terk edilmesi, her taraftan İsrail kuşatmasına alınması anlamına geliyor. Trump planında bir harita da oluşturulmuş ve Batı Yaka bölgesinde Filistin olarak gösterilen alanın nasıl daraltıldığı ve her tarafından İsrail kuşatmasına alındığı görülüyor. ABD’nin böyle bir plan hazırlayabilmesi ne yazık ki işgalci siyonist rejimin, Batı Yaka bölgesinde gasp edilmiş alanların İsrail’e ilhakı siyasetini uygulamaya geçirmesinin önünü açacaktır. O yüzden plan bir anlaşmaya dönüşmeden bile tehlike arz etmektedir ve işgal rejimi, planı herhangi bir ittifak söz konusu olmadan dayatma siyasetini uygulamak için ABD’nin sergilediği tutumdan yararlanacaktır. Dolayısıyla böyle bir planın öne sürülmesi Filistin davası açısından daha işin başında tehlike oluşturmaktadır. Çünkü işgal rejimine bir bakıma “Filistinliler onaylasa da onaylamasa da siz bu planı geçerli sayarak ona göre strateji belirleyebilirsiniz” mesajı verilmek istenmektedir. Bu yönüyle de plan gerçekte bir barış girişimi değil tam anlamıyla bir dayatmadır. 

Planda, işgal rejiminin tehcir politikaları sonucu yurtlarını terk etmek zorunda bırakılan ve Filistin içindeki özel mülkleri tamamen uluslararası hukuka aykırı bir şekilde gasp edilen mülteciler konusunun İsrail’in politikasına terk edildiği görülüyor. İşgal rejiminin başbakanı Netanyahu, planın açıklandığı basın toplantısında bu konuya değindi ve “mülteciler sorunu sınırlarımızın dışında çözülmelidir” dedi. Yani işgal rejimi mültecilerin yurda dönüş haklarının tamamen ellerinden alınmasını istiyor. Plan işgal rejiminin politikasının uygulanmasına imkan vermeyi amaçlamıştır ve bu yönüyle de bir dayatmadır. 

Ahmet Varol / Yeni Akit Gazetesi

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL