Akif Bedir
Akif Bedir
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Mankurtlar

GİRİŞ 29.07.2020 GÜNCELLEME 29.07.2020 YAZARLAR

Ayasofya Camii’nin 86 yıl sonra yeniden milletin ibadetine açılması Yunanistan ve Avrupa’da tepkiyle karşılanırken Kemalistler de çılgına döndü. 

İstanbul’da duvarlara “Zulüm 1453’te başladı” diye yazanları alkışlayan siyasiler şimdi de uydurma bahanelerle Ayasofya’yı yeniden ibadete açanlara hakaret yarışına girdiler.  

Ayasofya’nın ibadete açılmasını hazmedemeyenler ve tepkilerden korktuğu için ses çıkaramayanlar bu sefer Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Cuma hutbesini elinde kılıçla okumasına öfkelenip Atatürk ile hesaplaşmaya dönüştürdüler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ayasofya’daki Cuma namazında Kur’an okuması canlarını acıttı, ‘laiklik elden gidiyor’ hezeyanları ile çığırtkanlık yapar oldular.

Ali Erbaş’ı, okuduğu hutbeden dolayı “Atatürk düşmanlığı” ile itham edecek kadar zavallılaştılar.

Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasına tepki veremeyen ama büyük karın ağrısı içinde olan içimizdeki Yunanlılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kin kusar oldular. 

Ayasofya’da düğüm düğüm duaların haçlı hevesini tarumar etmesi canlarını çok acıttığı için saldıracak yer arıyorlar. Hayallerindeki olmadı diye gerçeğin namusunu boğazlama hırsıyla kendilerini heba ediyorlar. 

Bugün Türkiye küresel dönemin ruhuna uygun, prangalarından kurtularak kendi kimliği ve iradesiyle yeni bir siyasi yolculuğa çıkarken devletinin “egemenliğinin ve bağımsızlığının” altının çizildiği hem İslam dünyasına hem Batı’ya mesaj verilen politik bir hamleyi kirli siyasi emellerine alet etmeye kalkıyorlar.

Lozan ve laiklik paravanının arkasına sığınarak Ayasofya’nın minaresinden duyulan ezandan rahatsız olan Batı’nın İslam düşmanlığı zehrini içimize zerk etmeye çalışan bu mankurtların derdi başka...

“Ayasofya’nın açılmasına ihtiyaç yok” diyenlerin, “hutbede kılıç ne demek?” diye soranların ve dahi Ayasofya’nın minarelerinin kıyama kalkmasından rahatsız olanların derdi farklı...

“Atatürkçülük” maskesi altına gizlenerek yıllardır milli ve manevi değerlerini tezyif eden şu gizli millet düşmanlığı yapanlar kinlerini bu isimler üzerinde boşaltıyorlar. 

Her türlü yabancı fikri sapık düşünceleri gayri milli anlayışı çağdaşlık diye takdim eden içimizdeki bu Yunanların  asıl dertleri İslam, milletin milli ve manevi değerleri, dertleri Fetih, garezleri Fatih.  

İçimizdeki devşirmeler Batı adına Batı’nın kavramlarıyla bu millete ve milletin değerlerine laiklik adı altında saldırırken Atatürkçülük, Kemalizm ve Laiklik maskesi arkasına sığınmaktalar.

Atatürkçülük, Kemalizm ve Laiklik Türk milletine ve onun dini ve milli değerlerine tepeden bakan, Atatürk’ü istismar eden truva atı olmuştur.

Bu kavramlar ülkede Atatürk’le alakası olmayan, Atatürk’ü kafalarındaki hayal hezeyan ve sapık fikirlere alet eden, onunla maskeleyenlerin adeta oyuncağı haline getirildi. 

Bu siyasi yapı bugün halk nezdinde İslam ve Osmanlı düşmanlığını prensip edinmiş birtakım gizli açık örgütlerin şemsiyesi haline geldi. 

Fakat bugüne kadar pişkinlik ve yüzsüzlük ruh aksesuarı olmuş tiplerin, laikçi zorbaların, darbeci despotların, millet iradesini hiçe sayan cuntacıların altına sığındıkları bu sığınak artık milletin estirdiği fırtınaya dayanabilme özelliğini yitirmiş durumdadır. 

Gasp edilen bir hakkın, bu milletten çalınmış olan bir hediyenin tekrar bu millete tevdi edilmesi, bu milletin diniyle, imanıyla, tarihiyle yeniden buluşması, 21. yüzyılın mukadderatını değiştireceği gerçeğini bütün dünya gibi bu mankurtlar da görüp biliyor.

Hazırlanışı ve millete zorla dayatılması da hesap edilirse, 150 yıldan bu yana devam edegelen bir kavganın kaybedeni belli olan son hesaplaşmalarıdır yaşananlar.  

Tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak sloganıyla bu topraklarda ezanların sonsuza kadar okunmasının mücadelesini veren, ay yıldızlı al bayrağı ülke semalarının tek simgesi yapan ve millet adına bu mücadelenin liderliğini üstlenip bu hesaplaşmayı, bu kavgayı yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu millet dün sahip çıktığı gibi bugün de, yarın da sahip çıkacaktır. 

Bu alçak saldırılara karşı Truva atlarını da sinsi beşinci kol görevi yapan müfteri şebekelerini de, siyasi hesapları vicdanlarını körelten, İslam düşmanlığını polit şile ika haline getiren, her daraldıklarında Kemalizm maskesine sığınan Gardırop Atatürkçülerini de alt etmeyi başaracak birikim olgunluk ve feraset bu millette vardır ve bunu başaracaktır. 

Her defasında Atatürk’ü siper ederek, siyasi tartışmaları çirkinleştiren bir yöntem izleyerek gerilimden beslenen bu azgın azınlığa yüreği özgürlük ateşiyle atan, kalbi, zihni ve ruhu hakikat aşkıyla çarpan, tarihe çağ açıp çağ kapatmak idrakiyle bakabilen Anadolu insanı dört minareden haykıran Ayasofya’nın kıyamına koşarak cevap veriyor, verecektir. 

YENİ AKİT GAZETES,

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL