Sahte kahramanlar sirki
Sadece Müslüman oldukları için evlerinden yurtlarından edilen, buna karşı çıktıkları için zulmedilen mazlum Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı dramı hep birlikte izliyoruz.
Belaların belasını çekiyor, imtihanların imtihanını veriyoruz.
Dün Hitler, Yahudileri katlederken Hristiyan Batı seyrediyordu, bugün Yahudiler Filistinlileri hunharca katlediyor, Hristiyan Batı yine seyrediyor.
Pardon seyretmiyor, daha alçakçası destek veriyor.
Engel olmuyor…
“DUR...” demiyor…
Çünkü öldürülenler Müslüman...
Sürekli insan hakları ve evrensel değerlerden bahseden ruhları kurumuş, beyinleri çöp tenekesi liderleri Siyonist zulme sessiz kalıyor.
Terör devleti İsrail, dünyanın gözü önünde Filistin’deki katliamlarını sürdürürken bütün küresel güçler, Siyonist İsrail’in arkasına dizilmiş vaziyette Filistin halkına sadece pişkin bir eda ile nasihat veriyor: “İsrail’in kendini savunma hakkı.”
İlahi hakikatler önünde sefil, ruhlarını şeytana satmış haçlı dünyası ikiyüzlü, iğrenç pişkinlikle ifade edilmiş bu cümleyi bağnaz bir itikada dönüştürmüş durumda.
Alenen savaş ve insanlık suçu işleyerek sivil hedefleri bombalayan İsrail’e karşı taşlarla ve soba borusu roketlerle kahramanca mücadele veren Filistin halkının yaşadıklarını göz ardı edip İsrail’e itidal tavsiye edip, Hamas’ın roket atışlarını şiddetle kınayanların akıllarından da, vicdanlarından da, ruhlarından da zoru vardır.
Dünyadaki geçici saltanatlarına zarar geleceğinden endişe eden bazı İslam Ülkelerinin gaflet ve hıyanet içindeki liderleri, sahte kahramanları başlarını kumlara gömmüş, ilgisizlik zilletiyle sadece seyrediyor.
Tefrikaya ve dünya derdine düşerek hiçleşen Arap dünyasının siyasi varlığından, mücadele ruhundan bahsetmek abesle iştigal olur. Dostluk teraneleriyle kol kola girip dans etmeleri de ihanetin kahredici gerçeğidir.
Ateşin yarın kendisine dokunacağı gerçeğini aklına getiremeyecek kadar korkak ve aciz kartondan kaplanlardır bunlar.
İsrail için Batı için susmak gerekiyorsa susan, bağırmak gerekiyorsa bağıran, kendi kahramanlığına inanan yerli Don Kişotlar da siyaset de aynı tavrı sergiliyor.
Mazlumlar için seslerini yükseltenlere ses yükseltip, mazlumları savunanlara saldıran, Batı’nın tasmasını elinde tuttuğu yerli işbirlikçiler, gayri milli STK ve medya organları da benzer bir tavır sergiliyor.
İsrail’in Filistin’deki saldırılarına destekler mide bulandırıcı ve ahlak dışı. “İnsanoğlunun uygarlık ölçüsü başka insanların acılarına karşı duyarlılığıdır” diyor Rus ozanı Yevtuşenko. Sanırım başka yoruma gerek yok.
Sözün bittiği noktadayız.
AB’nin, BM’nin, İİT’nin ve dünya reel politiğinin çaresizlik sendromuyla açıklanabilecek halet-i ruhiyesi ve kulağımıza üflediği ninnilere sarılıp derin uykulara mı dalacağız yoksa bu derin uykulardan sıyrılıp insanlığımızı mı kuşanacağız?
Artık söylenecek sözler tükendi, artık tüm mazlumlar için ayağa kalkmanın, eyleme geçmenin zamanıdır.
Çünkü bu kavga bir hak-batıl mücadelesidir.
Yeryüzünde yağmalama, sömürü damarları kurutulmadıkça, vermeden alma anlayışı yok edilmedikçe bu zulüm sürecektir.
Mazlumlar ayağa kalkmadıkça, mücadele ruhu, azmi, inancı ve direnişi dalga dalga yayılmadıkça, emperyalizmin kukla yönetimlerinden kurtulmadıkça bu zulümler sürecektir.
Herkes imkânı dâhilince yaraları sarabilmek için elinden geleni yapmalıdır.
İmkânı olan direnişin finansı için yardım gönderir, olmayan sokağa çıkıp protesto ederek mazlumun yanında olduğunu gösterir, sözü olan konuşur, olmayan dualarıyla destek olmaya çalışır.
Kimileri elindeki taşların gerçek mi sanal mı olduğuna bakmadan destek verir. Kimileri de teknik becerisiyle İsrail’in siber ağlarına çomak sokarak ödevini yapar.
En kolay olanı da Yahudi mallarını boykot ederek verilecek destektir.
Çünkü yaşadığımız dünya zalimin karşısında, mazlumun yanında olma misyonunu Muhammed ümmetine yüklemektedir.
Müslüman, acıma duygusundan yoksun İsrail askerlerinin dünyanın gözleri önünde yaşlı, hasta, kadın ve çocuk demeden Filistinli Müslümanları öldürmelerine seyirci kalamaz, kalmamalıdır…
Siyonizm ve emperyalizm, sadece Kudüs’ü değil, Müslümanların beyinleri de işgal altında tutuyor. Bu işgal ve esaretten kurtulmak, kınamalar ile değil eylemle ile olur.
Dünyanın gözü önünde bebek katleden, ilk kıblemizi ateşe vermeye kalkan İsrail’in uyguladığı soykırıma sessiz, eylemsiz ve tepkisiz kalırsak hesabını veremeyiz.
Zalimler, kuru söz ve kınamalara aldırmazlar.
Onlar güçten, yaptırımdan anlar.
Dünyanın huzurunu bozan, bölgeyi kan gölüne çeviren İsrail bilmelidir ki, bu vahşetin, bu zulmün, bu saldırılarının karşılığı mutlaka olacaktır.
Filistinli Müslümanlara karşı kuduz köpek gibi saldıran İsrail bilmelidir ki, bu işkencelerin, tacizlerin, acıların, gözyaşlarının ve akan kanların hesabı mutlaka sorulacaktır.
Bu zulüm sürüdükçe yeryüzü ve gökyüzünün laneti üzerinizde dolaşacaktır.
Yeni Akit