Tapınak şövalyelerinin yeni oyunu
Geçtiğimiz gün Taksim Camii’nin açılışını gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ayasofya-i Kebir Camii’ni ziyaretinde namazdan sonra yapılan dua, medyaya yerleşmiş olan azgın azınlığı kudurttu.
“Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Aslında bunların mescitlere korkarak girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır” [Bakara-114.] Ayet-i Kerimesinin okunması solcu çevrelerin yüreğine oturdu ve ezberini bozdu.
Fabrika ayarlarına dönerek sahte sevdalarını koro halinde, eski bağnazlıklarıyla sahiplenmeye soyundular. İslam’a karşı içlerinde gizledikleri karşıtlığı dışarıya vurdular.
Yıllardır sandıkta halktan bir destek alamadıklarının ezikliği ile yeniden hortladılar.
Bir asırlık geçmişleriyle, Anadolu’da inşa ettikleri kaçak gecekondularıyla kendilerini mülkün asıl sahibi zanneden bu azgın azınlık, yaşadığı topluma inat provokatörlük yapıyor.
Halka ve Hakk’a rağmen kaşımaya, karanlıkların namı hesabına oynamaya devam ediyorlar.
Bunlar, azınlık da olsa azımsanmayacak provokatif koordineli tapınak şövalyeleridir.
Halk iradesi ve sandıktan umudunu kesmiş bu şaklabanlar, 15 Temmuz’da Erdoğan’ı devirmek için yaptıkları darbede başarılı olamayan Gülenist teröristlerin merkezinden yönetilen kuklalardır.
Ülkem ne zaman silkinip ayağa kalkmaya, kendine gelmeye, kendisi olmaya çalışsa Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karıncayı yolundan alıkoymaya çalışan şeytan gibi kurulu düzenin ağaları olarak yolumuzun üstüne deli Dumrul gibi dikiliyorlar.
Bu ülkeye keyiflerince hükmetmeye alışık sistem ağaları ülkenin kültüründen, ruh köklerinden ne kadar nefret ettiğini, her fırsatta göstermekten korkmuyorlar.
İnsanlıktan nasibini alamamış, düşünce yapısını kin, nefret, fitne ve ahlaksızlık üzerine inşa eden bu gruplar saygıdan nasiplenemeyen bahtsızlardır.
Bunlar, kendi değerlerine düşman, Batı destekli, aydın yaftalı karanlık kafalıların dayatması ve ayartması ile bize deli gömleği giydirmeye çalışan, İslam’a, Kur’an’a, Peygambere, milli ve manevi değerlerimize, ecdada karşı çıkan ABD sempatizanı tiplerdir.
Bunlar, darbe planları yapan, topluma yabancı, halka tuzaklar kurup tepelemeye kalkan, yüzleşip zaman kaybetmek yerine yücelterek kazançlı çıkmayı alışkanlık haline getiren, kendi insanımıza, irfanımıza, tarihimize hasım sabıkalılardır.
Bunlar, kendilerini seçkin görüp ülkede halkla aralarında iktidar mücadelesi bulunan Cumhuriyet değerleri diye feveran edip, Cumhur’un reyine zerre kadar itibar etmeyen azgın azınlıktır.
Bunlar, halkı, halkın seçtiklerini aşağılayan ve siyasetin kaderinin milli irade ile değil türlü komplolarla, yasadışı eylemlerle, darbelerle belirlenmesinden yana olan, kendilerini ülkenin gerçek sahibi olarak gören Beyaz Türkler güruhudur.
Bunlar, halkın tepesinde dolaşan uğursuz kara bir bulut, vücuduna bulaşan virüs, tedavisiz derttir.
Bunlar, hayatımıza zorla girmeye çalışan darbeci bir yönetim…
Bunlar, yolumuzun üstünde dağ gibi dikilen bir eşkıya…
Bunlar, vatan düşmanlarını dost edinecek ve onların talimatlarıyla hareket edecek kadar küçülecek siyasi mevtalardır.
Bunlar, tüm kazanımlarının merkezine Atatürk’ü yerleştirmekte bonkör davranan, tabularla, kuruntularla, ilkel akıl yürütmelerle toplumu yönetmeyi, itiraz edenleri cezalandırmayı adet edinmiş Kemalizmin askercikleridir.
Bunlar, inkârın ve tuğyanın karargâhında bakar körler ordusu, varlık sebebi kendi halkını düşman gören sefil anlayış sahibi fukaralardır. Bunlar, Osmanlı çınarını içten kemirip bitiren İttihatçı kurtların zamanımızda Kemalizm olarak görünen yüzüdür.
Bunlar, sadece kendi kişisel çıkarlarını düşünen, o çıkarlar peşinde koşmaktan başka gayesi olmayan zavallılardır.
Bunlar, her şeyi kendi doğruları ile açıklayan, farklı düşüncelere saygısız, insanların yaşam tarzlarına, değerlerine istedikleri gibi karışmayı, onlarla alayı alışkanlık haline getirmiş, kendilerini toplumun sahipleri, kendileri gibi düşünmeyenleri de göbeğini kaşıyan olarak gören yobazlardır.
Bunlar, bir yandan özgürlük, demokrasi ve laiklik şarkıları söyleyen, diğer yandan sürekli kamplaşma, ayrışma ve çatışma söylemiyle toplumu geren paranoya tiplerdir.
Bunların asıl hedefi, özgür düşünce, bireysel eşitlik ve insan hakları sosuyla normalleştirmeye çalıştıkları batıl düşünce ve yaşam tarzlarıyla nesillerimizi ifsat etmektir.
Anadolu insanının İslam’a olan derin saygısını yok etmek ve İslam’ı toplum hayatından söküp atmak için her türlü kirli oyuna başvuran bu tosuncukların son feryatları, ne kadar acıklı ve gülünç duruma düştüklerini göremeyecek kadar çapsız, sığ ve acıklı durumda olduklarının göstergesidir.
Bu kitle, menfaatlerini Atatürkçülük kılıfına büründürülerek yutturma hokkabazlığını dava edindi ve bunun mücadelesini vermektedir. Çuvaldızı kendimize batırırsak, bizler de davasını unutup dünya zevkini ve rahatını elde etmenin yarışını yapanlar olduk.
Sorun burada…