Felaket tellalları
Siyaset tellalları ülkede yaşanan yangınlar, seller, sığınmacı meselesi üzerinden kargaşa çıkarmak için var gücüyle çaba gösteriyor.
Kontrollü kaos oluşturma, gerilim stratejisi ile ülkemizi karıştırmaya, halkımızı yalan, manipülasyon haber mekanizmaları ile kaşımaya çalışıyorlar.
Seller, yangınlara paralel olarak Afgan ve Suriyeli göçmenler merkeze alınarak siyaset mühendisliği yapılıyor.
Sıkıntıların aşılmasına ramak kala, yükseliş arifesindeki Türkiye’ye yönelen saldırıların böylesine yoğunlaştığı bir dönemde iktidar alternatifi, gelecekte Türkiye’yi yönetmeye aday muhalefet felaketler üzerinden rant elde etmekten, Türkiye’yi gerilim içine sokmak için meseleleri kaşımaktan gocunmuyor.
Bu milleti ekonomik zorluklarla, fakirlikle, terörle, ilkellikle, içlerindeki kinle boynu bükük, gariban hale getiren zihniyet ülkedeki inşa edilen istikrarı, ortaya konulan vizyonu yok etmek için her türlü kirli oyuna başvuruyor sonra da kalkıp toplumsal kutuplaşmadan şikâyet ediyor.
Kuzu postuna bürünmüş kurtlar olarak dününü inkâr edip hamaset nutuklarıyla gelecek adına dinamizm arama telaşına kapılan, millete sıkıntıdan, gözyaşından, düşmanlıktan başka hiçbir şey veremeyen zihniyet millet iradesinin hükümete ve devlet hayatına yansımasını içine sindiremeyip çeşitli desiselerle milleti birbirine düşürmeye çalışıyor.
Gayri ahlaki şantaj, montaj kaset operasyonu ile lider yapılan, müstehcen bir kasetle CHP’ye ataması yapılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun üst üste gaflarını, yanlış bilgi aktarmalarını, yalanlarını millet umursamıyor fakat doğal felaketlerin istismarı affedilir değil.
CHP ve Kılıçdaroğlu’nun, popülizme ek olarak sövmeyi, iftirayı, hakareti, en çok da yalanı propaganda malzemesi olarak bolca kullanmasına millet alışık fakat toplumun milli hassasiyetlerinin ayaklar altına alınması yürek yaralayıcı.
15 Temmuz gecesi millet katledilirken tankların arasından sıvışan, ölümü göze alan insanları “kefen edebiyatı” yapmakla suçlayarak milletin aklıyla alay eden Kılıçdaroğlu gereken cevabı her seferinde sandıkta “milli irade tokadı” olarak yiyor fakat uslanmıyor.
Ülke menfaatlerinde milli duruş sergileyen Bahçeli’den rahatsız olan, kurultay oyunuyla Bahçeli’yi devirip MHP’yi ele geçirerek Akşener’i başa geçirmek için mahkeme oyunlarıyla tezgâhlar kuran FETÖ bunu başaramayınca bir proje partisi olarak Akşener’e parti kurdurttu.
Akşener de kendisine verilen emirleri özenle yerine getirmeye, çizilen rotadan dışarı çıkmamaya gayret ediyor.
Akşener, milliyetçi ve sağ tabandan beslenen ve “özgürlük ve çoğulculuk” maskesiyle, Türkiye’yi yeniden Batı’nın hegemonyasına teslim etmeye gayret eden siyasal yaklaşımın himmet ile hizmete atanmış sözde lideri, FETÖ’nün siyasi kanadıdır.
FETÖ’nün birçok gizli yüzü ile kimliksiz ve kişiliksiz “legal görünümlü illegal bir derin yapılanma” ile milleti ve devleti sırtından vuran Haşhaşi çetesinin siyasal sığınağıdır Akşener’in partisi.
Karamollaoğlu ise umutsuz vaka… Kendine ihtiyaç duyulan yerlerde sesi çıkmayan, millet lehine politika üretemeyen, sert ve keskin tepkilerle yetinen bir mirasyedi konumunda.
Barıştan, kardeşlikten korkan, siyasal varlığını Erdoğan düşmanlığına odaklayan bir siyaset adamının yaslandığı fanatik muhalefetten ne partisine ne ülkeye hayır gelir.
Muhalefet ülkede yaşanan FETÖ ve PKK tehdidine kayıtsız, aksine destek veriyor. Ülke etrafında kurgulanan düşmanlıklara karşı dış politika hamlelerini görmüyor doğrusu işine gelmediği için görmek istemiyor.
Muhalefet, sorunlara çözümün değil, sorunun parçası olmaya inatla devam ederek çözümsüzlük üzerinden ucuz siyaset yapıyor.
Muhalefet, bağıra çağıra, laf ebeliğiyle pozitif değil, negatif hava yayarak siyaseti geriyor. Kitlesel fay hatlarını tetiklemeye dönük sinsi oyunlar oynuyor.
Muhalefet, uzlaşma ve anlaşma, sağduyu ve soğukkanlı davranılması gereken hallerde gönül okşayacak görüşler açıklamak, somut çözüm yolları göstermek, toplumun dikkatini çekmek, yanlışlara karşı uyarmak ve kamuoyu oluşturmak yerine, cepheleştirici siyaset taktiklerini tercih etmekte.
Bu felaket tellalları, korku tacirliği yaparak bir yandan milletimizin gönlüne perde çekmeye çalışmakta, diğer yandan ise demokrasimizin olgunlaşması ve geleceğini tehlikeye atmaktadır.
Coşkulu “intikam” duyguları üzerinde sörf yapanlar çözüm için ne önerebilir? Sorunun tek bir cevabı var o da “hiçbir şey”.
Onların gönlünü düşmanlıklar kaplamış, çıkar hesapları, hırs ve kin zincirlemiş beyinlerini. Onlar, hayalleri çalınmış, yürekleri, beyinleri kirli, kan, kin, nefretle dolu olan “azap fırtınaları”dır bu millet için.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in, “Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur, bir katliam müessesesi” dediği CHP ve ortakları bu millete ne verebilir? Kocaman bir HİÇ…
Üzüntüde, kederde, taziyede, hicranda bile halkla bütünleşmek yerine sorun olmayı seçen muhalefetin millet nezdindeki değeri nedir? Her zamanki gibi MİLLİ İRADE TOKADI…
Yeni Akit