Amerikalıların IŞİD'le takas arayışı
En şaşırtıcısıyla başlayalım: Amerikan yönetimi, IŞİD'in elindeki rehinelerimizin nasıl kurtarıldığına ciddi merak sarmış. Her görüştüklerine aynı şeyi soruyorlarmış: "Sahi nasıl başardınız, sırrını bize de verir misiniz?..."
Her bir rehinemizin kaç militana bedel geldiği gibi ayrıntıları kurcalıyorlarmış ısrarla. Sonunda baklayı ağızlarından çıkardıklarında da IŞİD'le takasa girmek için can attıkları anlaşılıyormuş. Sohbetlerde lafı döndürüp dolaştırıp şuna getiriyorlarmış:"Bizim de 3 rehinemiz var, elinizde takasa sokacak başka IŞİD militanı kaldıysa bize de yardımcı olur musunuz?..." MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın peşinden koşturuyorlar, çeşitli kanallarla dil döküyorlarmış.
Şöyle bir diplomatik fiskos da kulağıma çalındı. "Suriye ve Irak konusunda siz haklı çıktınız, biz yanıldık" diye nedamet getiriyor, mahcup mahcup konuşuyorlarmış muhataplarıyla. Diyorlarmış ki; "Vaktiyle sizi dinlemiş olsaydık Maliki Irak'ı mezhep savaşına sürükleyemez, Esad da bugünleri göremezdi. O zaman IŞİD diye bir baş ağrımız da olmazdı..." Basra harap olduktan sonra ne mi ehemmiyeti var? Söyleyeyim, Amerikalılarda birdenbire beliriveren bu hakşinaslığın bir sebebi de Türkiye'yi IŞİD'e karşı kurulan uluslararası koalisyonda aktif bir role çekme arzusu. Peki IŞİD'le mücadelede Türkiye ne rol oynayacak?
Gelelim, tüm fısıltılar içinde en sıcak fısıltıya... Washington, Ankara'yı koalisyonda aktif rol almaya zorluyor gibi görünürken bakın perde gerisinde ne oluyormuş meğer. Asıl Ankara, Washington'u şu üç argümanla çok fena köşeye sıkıştırıyormuş.
Bir: Göstermelik hava saldırılarıyla IŞİD bitirilemez. Samimiyseniz buyurun kara harekâtına girişelim...
İki: IŞİD'i bitirmek için etkili tedbirler mi almak istiyorsunuz? Hadi Suriye ve Irak'ta uçuşa yasak bölgeler oluşturalım. Kuş uçurtmayalım... Hem savaştan kaçanlar için Suriye içinde güvenli bölgeler kurabiliriz, böylece hem de IŞİD'le de, Esad'la da savaşan mutedil grupların rahat nefes alıp karada daha güçlü vuruşmasını sağlarız.
Üç: Amerikan medyasını üstümüze salmayı, hakkımızda asılsız dedikodular yaymayı, velhasıl ters manyalle bizi baskı altına almayı amaçlayan tezviratı da kesin artık. Siz kulaklarına üfürüyorsunuz, medyanız Türkiye'nin uluslararası itibarını karalama hücumuna geçiyor. Görmediğimizi sanmayın... IŞİD'den petrol mü alıyor muşuz, hodri meydan, elinizde ne varsa koyun ortaya. Yok, militan mı temin ediyormuşuz, mühimmat tedariki mi yapıyormuşuz? Ne bilgi, belgeniz varsa servis edin. Ama kuru gürültüye, çatapata papuç bırakacağımızı sanıyorsanız yanılırsınız...
yazının devamı için tıklayınız